Şanghay’da Avustralya Vizesi Almak

Geçtiğimiz sene yaptığımız ziyaretten sonra bir anda favori ülkelerimiz sıralamasında bir numaraya yerleşen (ve hala yerini koruyan) Avustralya ile ilgili bir yazı daha yazmak istedim. Bu yazıda, eğer Çin’de yaşıyor ve Avustralyayı turistik amaçlı ziyaret etmek istiyorsanız, ilgili vizeyi almak için neler yapmanız gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Avustralya için turist vizesi almayı düşünüyorsanız başvurmanız gereken vize tipi “Visitor visa (subclass 600)” olarak geçiyor. Başvurunuz ile ilgili olarak öncelikle yetkili aracı kurum olan VFS Global’ın web sitesine girmeniz gerekiyor. Vize için toplamanız gereken belgeleri bu siteden öğrenebilir ve bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Burada madde madde belirtmek gerekirse:

  • İsmi “Form 1419” olarak geçen turistik vize başvuru formunu indirip dolduruyoruz.
  • İsmi “Form 54” olarak aile düzeni formunu indirip dolduruyoruz.
  • Pasaportumuzun bio-data sayfasının (fotoğrafın olduğu sayfa) biri renki, biri siyah-beyaz iki kopyasını çıkarıyoruz.
  • Eğer ilk Avustralya vizesi başvurumuzsa, pasaportun vize/mühür/imza olan tüm sayfalarının renkli kopyalarını çıkarıyoruz.
  • Nüfus cüzdanımızın önlü/arkalı renkli fotokopisini çıkarıyoruz.
  • Bir adet beyaz arka planlı vesikalık fotoğrafı da ekliyoruz başvurumuza.
  • Eğer ilk Avustralya vizesi başvurumuzsa, aşağıdaki finansal durumumuzu gösteren belgeleri
    • Banka hesabındaki bakiyeyi ve hesap hareketlerini gösteren hesap cüzdanı kopyası
    • Belli bir zaman periyodundaki maaş dekontlarının kopyaları
    • Diğer sahip olduklarınızı gösteren finansal gösteren kanıtlar
  • İşyerimizden alacağımız antetli kağıda basılmış, mühürlenip imzalanmış bir belge. Bu belgede yer alacak metin aşağıdaki bilgileri içeriyor olmalı:
    • İş yerindeki pozisyonunuz
    • Ne zamandan beri orada çalıştığınız
    • Maaşınız
    • Avustralya seyahati için izninizin onaylandığı
    • Belgeyi hazırlayan kişinin (genelde İK departmanı) ismi ve iletişim bilgileri

Gördüğünüz gibi ilk başvuruda, özelikle finansal durumunuz ile ilgili, biraz fazla belge isteniyor ama ikinci vizeden itibaren başvuru süreci epey basitleşiyor 🙂 Bu arada Avustralya vizesi başvuru sürecinin en güzel tarafını söyleyeyim. Vizeniz elektronik vize (e-vize) olarak hazırlandığından pasaportunuzu bırakmanıza gerek kalmıyor. 

Belgelerimizi hazırladıktan sonra gene VFS Global web sitesinden randevumuzu almamız gerekiyor. Randevumuzu aldıktan sonra seçtiğimiz gün ve saatte VFS Global’ın Avustralya Vize Acentesi’nin yolunu tutuyoruz. Şanghay’da oturanlar için acentenin adresi “No. 213, Middle Sichuan Rd”. Burada bulunan Jiushi Commercial Building içerisinde zaten epeyce ülkenin vize acentesi mevcut, Avustralya için ikinci kata çıkmanız gerekiyor. Kapıda sıra numarası almadan önce ordaki kızlara aldığınız randevunun çıktısını vermeyi unutmayın, yoksa sizi randevu almadan gelenlerle aynı sıraya sokuyorlar ve epey beklemeniz gerekiyor. Randevu numaranız ile alacağınız sıra no size epeyce zaman kazandırıyor 🙂

Sıra size gelince görevli memur belgelerinizi kontrol ediyor ve herşeyin eksiksiz olduğundan (örneğin fotoğrafınızda bir sorun varsa sizi aynı katta bulunan fotoğrafçıya yeni vesikalık fotoğraf çekimi için yönlendiriyor vs.) emin oluyor. Eğer herhangi bir sorun yoksa sizden vize başvuru ücreti olarak 700RMB alıyor, başvurunuzun girişini yapıyor ve size başvuru takibi yapabileceğiniz minik bir belge veriyor. Sonuç olarak, tüm hazırladığınız belgeleri teslim ediyor, pasaportunuzu geri alıyor, parayı ödüyor ve mekanı terk ediyor, yan taraftaki Starbucks’ta kahvenizi içmeye gidiyorsunuz 🙂

Vizeniz e-vize olduğu için olumlu veya olumsuz cevap size en geç 2-3 hafta içerisinde email ile gönderilecek. Bu bağlamda email adresinizin doğru olarak sisteme girildiğinden emin olmanız gerekiyor. Belgelerinizde herhangi bir sıkıntı yoksa vizeniz büyük ihtimalle onaylanacaktır. Her ihtimale karşı onay mailinde gönderilen belgenin çıktısını alıp Avustralya seyahatiniz boyunca yanınızda taşımanızı da tavsiye ederim.

Avustralya Vizesi için Çin’den başvuru sürecini anlaşılır bir şekilde açıkladığımı umuyorum. Burda yazanların dışında atladığım noktalar varsa yorum girip sorarsanız elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Tüm vize başvurularınız için kolaylıklar diliyorum 🙂


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Melbourne)

Uluru’dan 11:45’te kalkan uçağımız öğleden sonra saat 4 gibi Melbourn’e vardı. Melbourne yakınlarında çıkan büyük orman yangınını uçaktan gözlemleme şansı yakaladık, hatta büyük dumanın içinden geçmek durumunda kaldı uçağımız. Sonrasında bir de hafif şiddetli türbülansa girince adrenalin yüklü bir şekilde Melbourne’e iniverdik 🙂 Melbourne Havaalanından (Tullamarine Airport) kalacağımız otele gitmek için SkyBus servisini kullanmaya karar verdik..

SkyBus’ın 10 dakikada bir kalkan, içinde wifi bile olan konforlu otobüsleriyle kişibaşı 18AUD karşılığında havaalanından şehir merkezine (Southern Cross İstasyonu) yaklaşık yarım saat içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Ulaştığınız noktadan otelinize gitmek için de gene Skybus’ın ücretsiz servis hizmetinden faydalanabilirsiniz. Biz bu şekilde yaptık ve bir saat içerisinde otelimize vardık..

Sydney’de sahile yakın bir evde kalmayı planladıktan sonra, Melbourne için ise merkezde bir otelde kalmayı kararlaştırmıştık.. Bu bağlamda seçimimizi Travelodge Southbank olarak yaptık.. Southbank denen yer kentin en merkezi bölgesi, eğer merkezi bir lokasyon istiyorsanız bu bölgedeki otelleri araştırın derim.. Travelodge güzel bir otel aslında ama tavsiye etmiyorum, çünkü ücretsiz wifi vermiyorlar.. Daha doğrusu azcık veriyorlar 🙂 Günlük 100MB limitini aştığınızda bağlantınız kesiliyor ve gene günlük 10AUD istiyorlar sizden wifi kullanımı için.. Sene olmuş 2015, adamlar 100MB limit kouyorlar.. Neyse, gerekli mercilere yorumlarımı yaptım zaten konaklama sonrası 🙂

Melbourne’e vardığımız günün öğlen saatlerinde 30-35 civarında seyreden hava sıcaklığı biz otele varıp hazırlanıp dışarı çıkıncaya kadar 15-20’lere düşüverdi.. Tam olarak bir mevsim kırılma anında vardık kente; bu nedenle de otelden çıkıp rüzgarı yiyince hemen geri dönüp montlarımızı aldık 🙂 Yarra Nehri‘nin hemen kıyısında olan otelin lokasyonu gerçekten de çok iyiydi, çıkar çıkmaz nehir kenarında yürüyüşümüzü yapmaya başladık.. Bizim gibi turistik yürüyenlerin dışında nehir kenarında tempolu yürüyenlere, koşanlara, bisiklete binenlere rastlamak mümkün..

Yarra Nehri’nin karşısına geçtiğinizde önce Flinders Street tren istasyonunun altından geçip sonrasında Flinders Caddesine ulaşıyorsunuz. Nehre paralel giden bu caddeyi dik kesen caddeler üzerinde irili ufaklı bir çok mağaza mevcut.. Restoranlar, cafeler, acenteler, hediyelik eşyacılar, UGG botçular, hepsi var 🙂 Biz de ilk akşamımızda buraları üstün körü dolaştık ve akşam yemeği için Türk damak tadına uygun bir seçim yaptık, Maha Restoran‘a gittik.. Mekan araştırma ve bulma konusunda Optus kartımızın sağladığı Internet paketi halen işimizi görmekteydi 🙂 Bir sonraki gün erken başlayacak ve uzun sürecekti, bu nedenle çok geçe kalmadan otele döndük..

Melbourne’ün olmazsa olmazlarından olan Great Ocean Road, nam-ı diğer, Büyük Okyanus Yolu turu için sabah erkenden kalktık.. Bir çok farklı şirket tarafından düzenlenen bu tur için bizim tercihimiz küçük grup turları yapan Melbourne Coastal Tours şirketi oldu.. 11 kişilik minibüslerle yapılan bu turu sizlere de kesinlikle tavsiye ederiz, gerek gezilen görülen yerler, gerek rehber/şoförümüzün pozitif ve esprili yapısı, erken saatlerde başlayıp gün batana kadar süren bu turu bizim için çok özel kıldı.. 12 Apostles’da yapılan helikopter turlarından da bu tura özel indirimli fiyatla yararlanabiliyorsunuz, hayatımızda ilk kez helikoptere de binmiş olduk 🙂 Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Cairns)

1 Ekim Perşembe sabahı Sydney Havaalanına vardığımızda Jetstar Havayollarının önünde epey uzun bir kuyruk olduğunu gördük ve hemen sıraya girdik. İşin güzel tarafı kuyruk hızlı bir şekilde ilerliyordu. Jetstar personeli yolcuların checkin işlemlerini gayet seri bir şekilde yapıyor ve sıra hızla bize geliyordu. Bizim işlemlerimiz de hemen bitti, bavullarımızı verip biletlerimizi aldık. Hemen arka tarafta bulunan cafede hızlıca kahvaltımızı yaptıktan sonra güvenlik kontrol noktasından geçip uçağımızı beklemeye başladık.

Saat 12:05 itibariyle havalanan uçağımız bizi öğleden sonra saat 3 gibi Cairns Havaalanına indirdi. Uçaktan iniş, bagaj alım bölümüne gidiş, bavulların gelmeye başlaması… Hemen herşey gayet hızlı bir şekilde ilerliyordu burada da.. Ta ki bizim bavullardan birinin uçaktan çıkmadığını farkedene kadar 🙂 İki büyük bavulumuzdan biri gelmiş, diğeri ise ortalıkta yoktu. Tüm bavulların çıkmasını bekleyip durumdan emin olduktan sonra hemen yakındaki Jetstar masasına başvurduk.

Masada ilgili kimse olmadığı için ordaki telefondan içeriyi aradık ve en kısa zamanda bir görevlinin geleceğini söylediler. Gelen görevliye durumu anlattık, kendisi önce bavul ile ilgili bilgileri ve bizim iletişim bilgilerimizi aldı. Normalde, bavulun Sydney’de hemen bulunması durumunda ilk uçakla gönderileceğini, ve otelimize kadar getireceklerini söyledi. Bize günün keyfini çıkarmamızı, endişe etmememizi söyledi.. Tabii benim bütün kıyafetlerim o bavul içinde olduğu için endişe etmemem biraz zordu 🙂

Tek bavulumuz ile birlikte havaalanından çıktık ve bir taksiye atlayarak otelimizin yolunu tuttuk. Cairns sahiline yakın Ibis Styles adlı oteli tercih etmiştik, yaklaşık 22AUD tutan kısa bir taksi yolculuğu sonrası otele vardık. Oteldeki checkin işlemlerinin hemen ardından kalacağımız iki gün boyunca yapmayı planladığımız turlar için resepsiyondan yardım istedik. Biraz stresliydik çünkü Sydney’deyken Great Barrier Reef turu için mail attığım 4-5 tur şirketinin hiçbirinde yer bulamamıştık.

Lafı gelmişken Great Barrier Reef ile ilgili de kısa bir bilgi vermeye çalışayım. Türkçeye “Büyük Bariyer Resifi” şeklinde çevirebileceğimiz bu yapı aslında Avustralya’nın doğu kıyılarında yer alan devasa mercan kayalıklarına verilen isim.. 2300 km boyunca uzanan bu mercanlar dünyanın yaşayan en büyük organizması olarak nitelendiriliyor ve uzaydan bile göründüğü söyleniyor. Bizim de tabii Cairns’e gelme nedenlerimizden en önemlisiydi 🙂

Resepsiyondaki görevli bir kaç yeri aradıktan sonra bize Cumartesi günü için müsait olan bir tur buldu. Quicksilver adlı tur şirketinden Port Douglas limanından kalkacak turu için iki kişilik yeri ayırttık, ödememizi yaptık ve içimizi rahatlattık. Buraya kadar gelip de bu tura çıkamamak epey moral bozucu olabilirdi 🙂 Gerçi akşam ilerleyen saatlerde Cairns sahiline indiğimizde bir çok tur şirketinin ofisi olduğunu görecektik. Genelde 100AUD ile 200AUD arasında değişen fiyatlarla günlük tekne turunuzu almanız mümkün. Ama son güne kalmamanızı öneririm tabii, ne olur ne olmaz 🙂 Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Sydney)

Çin’de her sene Ekim başında ülkenin milli bayramı sebebiyle bir haftalık resmi tatil uygulanıyor. Bu bağlamda Çinliler genelde memleketlerine, yabancılar da tatil mekanlarına gidiş için bir fırsat olarak kullanıyorlar bu tatili. Biz de aynı şekilde düşündük ve aldığımız ek izinlerle bu tatili iki haftaya çıkardık. İki haftalık bu uzun tatil için de hedef olarak Avustralya’yı seçtik. Hazırlıklara aylar önceden başladık çünkü Avustralya’nın pahalı bir ülke olduğunu biliyorduk ve erken alınan biletler ve yapılan rezervasyonlarla mümkün mertebe uygun fiyatlara ulaşmak istiyorduk. Planlamamızı yaparken iki haftada dört yer gezebileceğimizi düşündük ve rotamızı Şanghay –> Sydney –> Cairns –> Uluru (Ayers Rock) –> Melbourne –> Şanghay şeklinde çizdik. Öncelikle Şanghay-Sydney gidiş ve Melbourne-Şanghay dönüş biletlerimizi Air China’nın direk uçuşlarıyla ayırtttıktan sonra Avustralya vizesine başvurduk.

Vize başvuru süreci çok zor olmadı. Konsolosluğun ilgili web sayfasından ilgili dokümanları basıp, doldurup, gene aynı sayfadan alacağınız randevu ile yetkili vize acentesine gidiyorsunuz. Formları ve belgeleri teslim edip ödemeyi yapıyorsunuz. Sonrasında mail adresinize gelecek olan yanıtı/vizeyi bekliyorsunuz. Pasaportunuzu acenteye bırakmanıza gerek yok, göstermeniz yeterli, çünkü Avustralya vizesi elektronik bir vize, online olarak çıkıyor ve ilgili yerlerde (havaalanı, pasaport polisi vs.) de bu şekilde kontrol ediliyor. Vizelerimiz ile ilgili olumlu yanıt içeren emaili yaklaşık 10 iş günü içerisinde aldık ve kalan kısımları planlamaya başladık. Bu bağlamda önce Avustralya içerisinde ulaşımımızı sağlayacak uçuşlar için biletleri aldık. Öncelikli olarak Jetstar havayollarını kullandık çünkü en uygun fiyatlar buradaydı. Sadece Cairns-Uluru arasında çok seçeneğimiz olmadığı için Quantas Havayollarını kullanmak zorunda kaldık.

Uçak biletlerini hallettikten sonra sıra konaklama kısmına geldi. Konaklama için bugüne kadar hep otelleri tercih etmiştik ama bu sefer bir çılgınlık(!) yapalım dedik ve son zamanların popüler sitesi AirBnb aracılığıyla Sydney günlerimiz için bir ev kiraladık. Bilmeyenler için kısaca özetlemek gerekirse AirBnb dünyanın herhangi bir noktasında, insanların evlerini kısa süreli kiralamalarına aracılık yapan bir site. Bizim ilk tecrübemiz olacağı için seyahatimizin Sydney ayağında kullandık sadece, diğer şehirler için uygun fiyatlı otelleri tercih ettik. Sydney’deki tecrübemizden sonra AirBnb’yi sonraki seyahatlerimizde de kullanmaya karar verdik, herkese de tavsiye ederiz 🙂

Yolculuğumuz 26 Eylül Cumartesi akşamı, Air China’nın CA175 sefer sayılı uçağının Pudong Havaalanından hareket etmesiyle başladı. Yaklaşık 10 saatlik yolculuğun ardından Pazar sabah saat 8 gibi Sydney’e vardık. Şanghay ve Sydney arasında sadece iki saat fark olduğundan herhangi bir jetlag problemi yaşamadık. Pasaport kontrolden geçip bavullarımızı aldıktan sonra öncelikle havaalanındaki Optus şubesine gidip iki hafta boyunca kullanabileceğimiz telefon ve Internet paketini satın aldık. Günlük 2AUD ödeyerek alacağınız 15 günlük paket size her gün 500MB Internet ve sınırsız yurtiçi konuşma olanağı sağlıyor. Tabii ki bizim için önemli olan Internet idi 🙂 Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay Okyanus Akvaryumu

Şanghay gerçekten büyük bir şehir ve içerisinde bir çok turistik atraksiyon bulunduruyor. Site ziyaretçilerinden sık sık gelen sorulardan biri de Şanghay’da öncelikli olarak gezilecek turistik mekanlar konusunda tavsiye verip veremeyeceğim oluyor. Tabii ki bu konuda net bir şey söylemek yanlış olur çünkü herkesin ilgi alanları farklıdır. Kimisi tarihe meraklıdır, eski Şanghay’ı, eski Çin’i anlatacak mekanlardan hoşlanır, mesela Yu Garden‘a, Komünist Parti’nin doğduğu binaya gider.. Kimisi teknolojiye meraklıdır, üç adet imza gökdelene çıkar, Bilim ve Teknoloji Müzesi‘ne gider, Apple Store‘u ziyaret eder.. Kimisi alışveriş odaklıdır, fake market, elektronik market gezer.. Kimisi gece hayatını sever, gündüzlerini dinlenmeye, gecelerini ise Şanghay’ın gece hayatını keşfetmeye ayırır 🙂 Uzun lafın kısası, herkes kendi ilgi alanlarına göre gezecek görecek yerler bulabilir Şanghay’da, ve bu mekanların çoğu ile ilgili bilgiyi de Şangay Rehberi’nde bulabilir.. Reklamlar sona erdi 🙂

Bu kısa girizgahın ardından geçtiğimiz günlerde gezdiğimiz Şanghay’ın bir başka turistik atraksiyonundan, Şanghay Okyanus Akvaryumu’ndan bahsetmeye başlayabilirim.. Burası da, yukarıda bahsettiğim gibi, bazı kişiler için çok eğlenceli vakit geçirebilecekleri bir yer olabileceği gibi, kimileri içinse tam tersi olabilir.. Mesela biz Şanghay’da geçirdiğimiz o kadar zamanın ardından ilk kez ziyaret ettik burayı, o da Tuğçe çok istediği için 🙂 Gerçi sonuç olarak memnun kaldığımızı da söylemeliyim, Tuğçe bizi zorla sürükledi gibi bir anlam çıkmasın yani, herhangi bir pişmanlık yaşamadık 🙂

Dünyanın en büyük okyanus akvaryumlarından birisi olan Şanghay Okyanus Akvaryumu’na ulaşmak çok kolay.. Metro ile gidecekseniz 2 no’lu hattın Lujiazui istasyonunda inip yukarı çıkmanız yeterli.. İlk bakışta akvaryumu göremezseniz dert etmeyin, TV Kulesi’ni her halukarda göreceksiniz diye tahmin ediyorum 🙂 Akvaryum da hemen TV Kulesi’nin yan tarafında yer alıyor zaten.. Biz gerek havanın soğuk oluşu, gerek de Tuğçe’nin metro olayına pek ısınamaması nedeniyle taksiyi tercih ettik 🙂 Adresi taksi şoförüne “Shanghai HaiYang ShuiZuGuan” şeklinde söyledim, sanırım güzel telaffuz ettim, hemen anladı, “Pudong?” dedi, “Pudong.” dedim 🙂 Açık trafikten de faydalanarak kısa bir taksi yolculuğu sonrası Şanghay Okyanus Akvaryumu’na ulaştık.

Girişte hemen biletlerimizi alacağımız gişeye uğradık ve kişi başı 160RMB karşılığı biletlerimizi aldıktan sonra içeriye girdik.. Bu arada eğer içerideki özel besleme gösterilerini görmek istiyorsanız ya sabah 10 gibi, ya da öğleden sonra 2 gibi giriş yapmanızı öneririm.. Bu saatlerde köpek balıklarının, penguenlerin, fokların bakıcılar tarafından beslendikleri anlara tanıklık edebilirsiniz.. Biz mesela saat 14:30da başlayan penguenlerin beslenme aktivitesini izleme fırsatı yakaladık.. Hangi hayvanların beslenme aktiviteleri tam olarak saat kaçta diye merak ediyorsanız bunu hem gişedeki tabelalarda hem de içeride bulacağınız İngilizce broşürlerde görebilirsiniz..  Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Avustralya Kebabı (Origin Kebabs)

[Önemli Not: Geçen gün gene canım kebap çekip de buraya gitmek istediğimde mekanın kapanmış olduğunu gördüm 🙁 LinkedIn vasıtasıyla firmanın pazarlama müdürüne ulaştım ve bu durumun bir “kepenk kapama” mı yoksa “renovasyon” mu olduğu konusunda bilgi almaya çalıştım ama doyurucu bir yanıt alamadım. Detaylı bilgi aldığımda burayı da güncelleyeceğim.]

Biraz aşağıda bulunan “Şanghay Şehir Merkezinde Nike & Adidas Outlet” başlıklı yazımı okuduysanız orada bahsettiğim Channel 1 adlı alışveriş merkezini şu an biliyor olmalısınız.. Buraya gelirken asıl amacımız bu outlet’leri gezmekti, yemek olayını da her alışveriş merkezinde olduğu gibi bu alışveriş merkezinde de bulunacağını tahmin ettiğimiz yemek katındaki fast food’lardan halletmeyi planlamıştık.. Şansımıza farklı, farklı olduğu kadar da damak tadımıza yakın bir restoranla karşılaştık orada, daha doğrusu bir dönerciyle, hatta döner-kebapçıyla 🙂 Nam-ı diğer: Origin Kebabs..  E tabii bir anda böyle bir restoranla karşılaşınca ister istemez sevindirik olduk ve o akşamki yemek tercihimiz de belli olmuş oldu 🙂

Origin Kebabs isimli bu restoran aslen Avustralya kökenli bir restoranlar zinciriymiş.. Channel 1 alışveriş merkezinin (yol tarifi ihtiyacı olanları şu yazıya alalım..) 6. katında bulunan bu şubeleri de bildiğim kadarıyla Şanghay’da açtıkları ilk şube.. Kullandıkları tüm etlerin (tavuk ve dana eti mevcut, domuz eti bulunmuyor ürünlerinde gördüğüm kadarıyla) Avustralya’dan getirildiğini belirtiyorlar, ki lezzetleri de epeyce hoşumuza gitti.. Toplam iki kere gittik şu ana kadar, ikisinde de tavuk döneri Türkiye’den alışık olduğumuz şekilde döndürüyorlardı 🙂 Kesim işini ise Türkiye’den alışık olmadığımız şekilde otomatik bir makine ile yapıyorlardı, kılıç ile döner kesmiyorlar yani ama olsun 🙂 Dürüm olarak sundukları döner, patates ve içecekten oluşan menüleri 20-30RMB arasında değişiyor ki, bence gayet iyi bir fiyat.. Bence kesinlikle denemelisiniz, özellikle taze taze kesip hazırlayacakları dürüm tavuk dönerle başlayın derim 🙂