Şanghay’dan Kamboçya’ya Kültür Turu

Çin’de her sene Nisan ayının başında QingMing adı verilen özel gün nedeniyle bir kaç günlük bir resmi tatil oluyor. Bu tatilde Çinliler aile büyüklerinin mezarlarını ziyaret ediyorlar, onlar için dua ediyorlar, mezarları temizliyorlar. Yabancılar ise bu tatilden faydalanıp genelde yakın bir yerlere kaçmaya çalışıyorlar. Biz de iki yabancı olarak benzer bir arayış içerisine girmiştik bir ay kadar önce 🙂 İlk hedefimiz Japonya idi.. Meşhur kiraz çiçeği festivalinin de (cherry blossom festival) zamanına denk gelmesi nedeniyle böyle bir plan yapmıştık ama uçak biletlerinin fiyatlarını görünce, ve bunun üstüne Japonya’nın pahalı bir ülke olduğunu da hesaba katınca şimdilik bu geziyi erteledik 🙂

Japonya’ya alternatif olarak yapacağımız geziyi ise aslında Müge tasarladı.. Veya şöyle diyelim, o başladı, ben devam ettim 🙂 Şansımıza Müge’nin tam QingMing tatili öncesinde Vietnam ve Kamboçya’yı kapsayan bir iş seyahati vardı.. İlk planımıza göre bu seyahat sonrası Şanghay’a dönecek ve burdan tatil yapacağımız lokasyona doğru yola çıkacaktık.. Ne var ki B planına geçtik, ve aslında Müge için iyi de oldu, böylece fazladan bir seyahatten kurtulmuş oldu.. B planına göre yapılacaklar kısaca şöyleydi: Kamboçyadaki iş seyahati sonrası Müge oradaki kalışını 4 gün kadar uzatacak, cuma akşamı itibariyle ben buradan yola çıkacağım, orada buluşacağız ve gezmeye başlayacağız, sonrasında salı gecesi Şanghay’a döneceğiz..

Bu planı başarıyla uyguladığımızı söylemeliyim.. Bir C planına gerek kalmadı yani 🙂 Kısaca özetlemek gerekirse cuma gecesi Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te buluştuk, cumartesi gününü şehri gezmeye ayırdık, sonrasında pazar sabahı araba ile Phnom Penh’ten Siem Reap’a doğru yola çıktık.. Uzun sayılabilecek bir yolculuk sonrası pazar öğleden sonra Siem Reap’a vardık.. Pazartesi tam günü tapınakları keşfetmeye ayırdık, salı günü ise yarım günlük bir tur sonrası önce Phnom Penh’e, daha sonra ise aynı gece Şanghay’a geri döndük.. Aslında deniz-kum-güneş üçlüsünü içeren tatilleri seven bir çift olarak bu üçlüden sadece güneşi içeren bu tatilden hoşnut kaldığımızı söyleyebilirim.. Çok farklı yerler gezdik, çok farklı duygular yaşadık bu tatil boyunca.. Gelelim detaylara..

Şanghay’dan 30 Mart Cuma akşamı itibariyle, Şanghay Havayollarının FM833 sayılı Şanghay-Phnom Penh uçağıyla saat 19:30da yola çıktım.. Bu arada havaalanında balayına gitmek için benden 3 saat önce uçağa binmeleri gereken sevgili Ömer-Gizem çiftiyle karşılaştım.. Kendilerinin uçaklarında teknik sorunlar olduğu için epeyce bir beklemek zorunda kaldılar, ben bindiğimde hala bekliyorlardı 🙂 Şanghay Havayolları sağolsun Şanghay’dan Kamboçya’ya her akşam direk uçuyor, böylece aktarma sıkıntısı olmadan yaklaşık 4-4.5 saatte Phnom Penh’e varıyorsunuz.. Herhangi bir sorun yaşamadığım uçuş sonrası Kamboçya saatiyle yaklaşık 22:40ta Phnom Penh’e vardım.. Müge sağolsun otelden araba ayarlamış ve hatta arabayla birlikte havaalanına da gelmişti beni karşılamaya 🙂

Vize konusundan da bahsedeyim kısaca.. Kamboçya bizden vize istiyor öncelikle, ama çok da zorlamıyor 🙂 Vizeyi isterseniz ülkeye girdiğinizde havaalanından, isterseniz yola çıkmadan evvel internet üzerinden alabiliyorsunuz.. Ben, çok afedersiniz, eşşeği sağlam kazığa bağlamayı tercih eden biri olduğum için, ayrıca kuyrukta beklemekten de hoşlanmadığım için internet üzerinden başvurmayı tercih ettim 🙂 Size de aynısını tavsiye ederim, gayet efektif bir şekilde işliyor süreç.. Kamboçya vizesini internet üzerinden almanız için yapmanız gerekenler şöyle: Öncelikle vesikalık bir fotoğrafınızın bilgisayarınızda bulunduğundan emin olun.. Ayrıca 25USD vize ödemesini yapacağınız bir kredi kartınızın da olması gerekiyor.. Bu iki madde ile ilgili sorun yoksa tek yapmanız gereken Kamboçya Dışişleri Bakanlığı’nın e-vize için açtığı internet sitesine girmek, buradaki formu dikkatli bir şekilde doldurmak, resminizi yüklemek, ödemeyi yapmak ve 2-3 gün içerisinde mailinize PDF dosyası olarak gelecek vizeyi beklemek.. Bu vizenin bir kopyasına ihtiyacınız oluyor ama siz gene de n’olur n’olmaz iki çıktı alın 🙂

Phnom Penh’te kalacağımız otel konusunda herhangi bir araştırma yapmamıza gerek kalmamıştı çünkü Müge’nin iş için kaldığı otelde ekstradan iki gece daha kalacaktık.. Otel ismini şehrin kendisinden almış, “Phnom Penh Hotel” olarak geçiyor.. Lokasyonu merkezi sayılabilir ama ben kendim seçmediğim için ve Müge de odada bir kaç böceğe rastladığı için çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim.. Ülke şartları düşünüldüğünde çok da şikayetçi olmamak lazım tabii öte yandan.. Velhasıl siz gidecek olursanız öncelikle bir araştırma yapın, baktınız kararsızsınız, o zaman bu oteli seçin 🙂 Otele vardığımızda saat epeyce geç olduğu için ve yarın da önümüzde uzun bir gün olduğu için direk uyumaya karar verdik.. Ne var ki açlığımız bunu engelledi 🙂 Oda servisinden yemek söyledik, [beef burger ve steak sandwich gayet lezzetli ve uygun fiyatlıydı bu arada] yemeğimizi yiyip öyle yattık, ne kadar da sağlıklı öyle değil mi 🙂

Kamboçya’da toplu taşıma gibi bir şey pek olmadığı için size temel olarak iki tane gezme opsiyonu kalıyor: Araba kiralamak veya tuktuk kiralamak.. Tuktuk dediğimiz araçları aslında ben bizim adalardaki faytonlara benzettim.. Boyut olarak minyatür bir fayton düşünün, öndeki atların yerine bir motorsiklet koyun, oldu size tuktuk.. Arkaya 4 kişiye kadar oturabilirsiniz.. Bizim sadece 1 günümüz olduğu için, ve gezilecek de epeyce mekan olduğu için biz araba kiralamayı tercih ettik.. Ben önceden internetten bir araştırma yapmış, Mr. Ben Wee isimli bir şoförün sitesini bulmuş, ve kendisiyle mailleşmiştim.. Hatta kendisiyle cumartesi günü tam günlük bir Phnom Penh turu için 30USD, pazar sabahı ise Phnom Penh’ten Sieam Reap’a gitmek üzere 70USD karşılığı anlaşmıştım.. Ne varki, kendisiyle tanışma fırsatı bulamadık çünkü orada Müge’nin tanıdığı bir şoför ve onun arabasını aynı koşullar altında kiralamaya karar verdik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’ın Spor Barları (#1 – The Camel)

Şanghay gece hayatına dair izlenimlerimin hala çok doyurucu olmadığının farkındayım, öncelikle onu belirteyim 🙂 Kapalı mekanlarda sigara içmek yasaklanır ve aktif olarak uygulanmaya başlarsa belki biraz daha fazla yazı girebilirim bu mekanlarla ilgili ama şu an için hem hepsinin dumanaltı olmaları, hem de benim gece çıkmayı çok seven biri olmamam gerçeği birleşince  siteye Şanghay gece hayatı ile ilgili girdiğim yazı sayısı da kısıtlı oluyor. Bu konuda yardım alma çalışmalarım sürüyor ama öte yandan.. Konu ile ilgili benden daha bilgili arkadaşları ikna etmeye çalışıyorum mekan yazıları için 🙂

Avrupa ile olan saat farkı nedeniyle gece hayatı Şanghay’ın bazı barlarında bir yandan maç izleyip bir yandan da içki yudumlamak şeklinde yaşanıyor.. Her bara girdiğinizde illaki hop oturup hop kalkacaksınız, dans edip coşacaksınız diye bir durum söz konusu değil yani 🙂 Spor barlar bu nedenle gece hayatını spor sevgisiyle birleştirmek isteyenler için ideal. Biz de dün gece basketbol takımından arkadaşlarla Euroleague Final-Four karşılaşması Panathinaikos-Siena maçını izlemek üzere The Camel adlı spor barda toplandık. Bu arada eksik söyledim, “Turkish Airlines Euroleague” demem gerekirdi 🙂 Avrupanın bu en büyük basketbol aktivitesine sponsor olan Türk Hava Yollarına da selamlar..

“The Camel Sports Bar” lokasyon olarak bir çok barın bulunduğu Hengshan Lu-Dongping Lu kesişimine çok yakın. “No 1, Yueyang Road -Dong Ping Road” şeklinde geçiyor adresi. İçeri girdiğinizde alan olarak epeyce büyük bir yer kapladığını farkediyorsunuz. Bir çok büyük ekran televizyon, bilardo masaları, normal bar tipi masa sandalyelerin dışında bazı yerlerde koltuk takımları (keyfine düşkün sporseverler için) barın içerisine yerleştirilmiş durumda.. Alan büyük olduğu için yer konusunda çok sıkıntı olmuyor, en azından dün gece olmadı.. Hatta maçı müzik yayını yerine orijinal sesiyle izlemek istediğimiz için bizi arkadaki başka bir mekana aldılar, o derece büyük bir mekan yani.. Gerçi büyük spor organizasyonlarında yer konusunda sıkıntı olabilir haliyle 🙂

Servisleri gayet hızlı, yukarıdaki örnekten de yola çıkarak yardımsever ve güleryüzlü bir hizmet anlayışları var. İçecekler de çok pahalı değil. 40-50RMB civarından başlayıp yukarılara doğru tırmanan bir içecek menüsü var. Şahsen denemedim ama kredi kartının da geçerli olduğunu gördüm. Arkadaşlarınızla beraber hem gece dışarı çıkalım, hem de spor keyfi (Futbol, basketbol, Formula-1 vs.) yapalım diyorsanız The Camel isimli bu spor barı sizlere tavsiye edebilirim. Mekanın lokasyon olarak Hengshan Lu üzerinde bulunan Anadolu Restoran’a da epeyce yakın olduğunu belirteyim son olarak 🙂

Not: Telefonumla çektiğim resimler kalitesiz olduğundan The Camel’ın web sitesinden aldığım resimleri koydum yazıya..