Şanghay’dan Xiamen’e Yılbaşı Kaçamağı

Sevgili eşim Müge’nin Şangay Rehberi’ne olan katkıları bitmek bilmiyor, maşallah diyelim öncelikle 🙂 Kendisi bu sefer de 2015 sonu ile 2016 başını kapsayan minik Xiamen tatilimiz ile ilgili bir yazı kaleme aldı.. Üç gecelik bu kısa yolculuğun detaylarını Müge’nin kaleminden aşağıda okuyabilirsiniz.. Kendisine teşekkürlerimi bizzat ileteceğim 🙂 Bu arada Müge’nin Not Defteri‘ne de göz atmayı unutmayın.. Bir çok faydalı yazı sizi bekliyor 🙂

Yaklaşık 8 senedir Şangay’da yaşamamıza rağmen Çin içinde çok bir yer gezdiğimiz söylenemez. Sanırım biraz tembellik, biraz plansızlık biraz da nasıl olsa Türkiye’den arkadaş eş, dost gelir beraber gideriz fikrinden dolayı Çin içi gezilerimiz bir şekilde ötelenmiş oldu. Xiamen epey zamandır özellikle yazın gidip deniz ve sahilin tadını çıkarmak istediğimiz bir şehirdi. Kısmet 2016’ya girdiğimiz yeni yıla geldi. Başka bir Asya ülkesine ya da Avrupa’ya plan yapma fırsatı bulamadığımızdan bari bu fıırsatı Xiamen için kullanalım dedik. Yalnız hatırlatalım Çin tatillerinde lokal turistin her yerde olduğunu unutmayın 😐

Neyse, sabah çok erken saatte Hongqiao’dan kalkan uçak ile yaklaşık iki saatlik bir yolculuk sonrası Xiamen’deydik. Bu arada Şangay’daki Hongqiao Havaalanı Terminal 2’nin epeyce geliştiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Öyle ki, artık içerde sadece Starbucks değil, Wagas da bulunmakta. Eğer Japon mutfağı derseniz, farklı gate yanlarında sushi yiyebileceğiniz küçük büfeler de var. Hoş sabah erken saatte açık değiller ama öğle ya da akşam uçuşları için düşünülebilir.

Uçak yolculuğumuz sonrasında bavul alma işimizi kısa bir sürede halledip taksi ile otelin yolunu tuttuk. İlk Le Meridien Hotel tecrübemiz Xiamen’e kısmetmiş. Ben açıkçası iç dizaynını hiç ama hiç sevemedim. Odaların bulunduğu koridorlar çok karanlık. Asansör içi acayip loş. Büyük bir otel olmasına karşın lobi dışında hiç bir yer ferahlık hissi uyandırmıyor. Neyseki otelde çok fazla vakit geçirmedik. Onun dışında servis ve çalışanların yardımseverliği ve güleryüzlülüğü gayet iyiydi.

Otele yerleştikten sonra ilk durağımız Zhongshan Caddesi oldu. Xiamen’in İstiklal caddesi olan, arabaların giriş yapamadığı , sağlı sollu mağazaların bulunduğu ünlü caddenin batı tarafı sizi denize bağlayacak. Hatta bu yol sonunda Gulanyu Adası’na giden vapur iskelesine de ulaşabilirsiniz. (buradan kalkan vapurlar sadece akşam 5’ten sonra halka açık) Yaklaşık 200 mağazayı içinde bulunduran cadde yemek opsiyonu olarak bizlere pek bir şey sunmuyor 🙁

Ama yok ille lokal Çin lezzetleri denemek istiyorsanız, buradaki yeme içme opsiyonlarını deneyebilirsiniz. Biz bu caddeden çıkıp sahilin sol tarafında kalan bölümde (Indigo Oteli’nin çok yakınında) Starbucks, Kota’s Kitchen ve Brotzeit’ı bulduk. Bu arada Starbucks ve Kota’s Kitchen’ın manzaraları epeyce güzel. Bir kahve ya da yemek molası için tavsiye ederiz. Biz burada yemeğimizi yedikten sonra otele dönerek Yeni Yıl’a girmeden önce 2015’in son sporunu Otel Gym’inde yaptık. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Huangshan’a 3 Gün 2 Gece

Şangay Rehberi yeni bir misafir yazar kazandı.. Sevgili arkadaşımız Tuba’ya hoşgeldin diyorum öncelikle 🙂 Kendisi geçtiğimiz haftalarda haftasonunu pazartesi ile birleştirerek yaptığı 3 günlük Huangshan kaçamağını anlatacak bizlere.. Tuba’nın yazdıklarını okuduktan ve anlattıklarını dinledikten sonra biz de Müge ile aynı seyahatten, belki iki günlük versiyonundan, yapmaya karar verdik bile.. Ha ne zaman yaparız onu bilemiyorum 🙂 Sizleri Tuba’nın Huangshan izlenimleri ve gezi notları ile başbaşa bırakıyorum,kendisine çok teşekkür ediyorum bu güzel yazıyı hazırladığı için.. Bu arada son bir not, Tuba’nın bilgisayarının klavyesi İngilizce, bundan ötürü yazıda Türkçe karakterleri göremeyeceksiniz, dil takıntılı biri olarak çok içim gitti ama yazı uzun olduğu için tek tek düzeltmeyi gözüm yemedi walla 🙂 

Oncelikle bu siteye yazi yazabildigim icin cok mutluyum, site sahiplerini cok seviyorum o baska ama Asya’ da herhangi bir yere Onlardan once gidebilmis olmanin hakli gururunu da yasiyorum 🙂 Gidilen yerin ismi Huangshan (Yellow Mountain), bolge Anhui, Cin’ de bulunan en guzel daglardan biri. Hersey bir Cinli arkadasim ile acaba 2-3 gunluk bir yerlere gitsek mi muhabbeti ile basladi, oncelikle Harbin soz konusuydu ama hem sogukluk hem de daha fazla zaman gerektigi gerekcesiyle rotamizi cok methini duydugumuz Huangshan’ a cevirdik. Birkac yer ile fiyatlari check ettikten sonra sonunda yanimda Cinli birinin olmasinin verdigi guvenle local turda karar kirdik (fiyat farki cok oldugu icin). Soyle bir fikir vereyim, 3 gunluk tur icin yabancilara servis veren bir agenta 3500 rmb isterken (tabiki Ingilizce bilen tur rehberi ve ozel araclarla servis gibi luksleri var) biz local turla yaklasik 1000 rmb civarinda bir fiyat odedik.

Local turun ismi :中国国旅, [maalesef Ingilizce ismi yok 🙂 ]
Odenen miktar : turun bedeli 688 rmb idi ama biz 4 star otelde kalmak istedik o yuzden 140 rmb fark odedik. Bir de sigorta yapiyorlar (yabancilar icin 30 rmb, Cinliler icin 10 rmb)

Yani toplamda odedigim miktar seyahate baslamadan once 858 rmb oldu. Bunun yaninda cable car ve bazi yerlere giris icin ekstra ucret odemeniz gerekiyor, yeri gelince o bilgileri de verecegim. Bu tur fiyatina hicbir yemek ogununun dahil olmadigini belirtmek isterim, herseyi kendiniz karsiliyorsunuz. Bu kismi benim icin biraz zordu cunku hem local turla gidiyorduk hem de nasil bir yerde kalacagimizi bilmiyorduk, bu yuzden seyahate gitmeden once biraz alisveris yaptik, abur cubur seyler. Bir de her zamanki gibi ben yanima ekstra bir suru sey alarak 2 gunluk seyahat icin kucuk bir bavul hazirladim, tabiki o zaman bu bavulu dag basina goturemeyecegimi bilmiyordum 🙂 Hikayenin gerisini asagida bulacaksiniz:

1.gun (Cumartesi, 28 Aralik) : 6.30’ da People Square’de verilen adreste bulusma. Tur otobusleri cok luks degil ama 5-6 saatlik seyahatten sonra herhangi bir bel agrisi falan cekmedim, o yuzden en azindan rahatti diyebilirim. Aslinda dusuk sezon oldugu icin biz kac kisinin tura katilacagi konusunda emin degildik ama Cin’ de herhangi bir yerin dolu olmama ihtimalini atlamisiz, otobus full du ve genellikle biz yasli insanlarla seyahat edecegimizi dusunurken, %90’ ini genc ciftlerden ya da arkadas gruplarindan olusuyordu.
Cok sevimli, Huangshan’ in icinden olan bir tur rehberimiz vardi, Cince ismini soylemek zor oldugu icin ben ona Tomas adini taktim 🙂 Tabiki Tomas uzun bir konusma yapip turla ilgili bilgiler verdi (hepsi Cince). Beni en cok ilgilendiren kismi, bavullari dag tepesindeki otele goturemeyecegimiz ve Anhui icinde bir otele birakmamiz gerektigini soyledigi kisimdi. Benim gibi bir insan icin esyalarim olmadan bir otelde kalmak mumkun degil diye dusunurken bir baktim ki neredeyse ufak bir el cantasi ve ufak bir sirt cantasiyla dag basina cikmisim bile ve Tomas’ in ne demek istedigini ancak dagda merdivenleri cikarken sik sik mola vermek zorunda kaldigimiz zaman anladik. Degil bavul tasimak, ufak bir sirt cantasi bile fazla yuk bayanlar icin 🙂

5-6 saatlik bir yolculuktan sonra bavullari ve ekstra esyalari Anhui’deki bir otele biraktiktan sonra (parca basina 10 rmb oduyorsunuz bunun icin) cable car’a binmek icin once otobuse biniyorsunuz, 25 dakikalik kisa bir yolculuktan sonra cable car’a binip daga dogru cikiyorsunuz, iste bu manzara gorulmeye deger, butun yorgunlugunuzu unutuyorsunuz. (Cable car icin kisi basi 65 rmb odemeniz gerekiyor.) Ama o zaman daha herseyin yeni basladiginin ve bizi nasil bir yolun beklediginin bilincinde degildik. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Moganshan’a Oksijen Gezisi

Zaman buldukça ve koşullar da uygun olunca Şanghay yakınlarına veya bazen Çin yakınlarına kısa yolculuklar yapmaya çalışıyoruz.. Geçtiğimiz günlerde bu seyahatlerden birisini daha gerçekleştirdik ve Şanghay yakınlarında minik bir dağ olan Moganshan’ı ziyaret ettik.. Bu sefer ki geziyi diğerlerinden farklı olarak çekirdek aile [Müge ve ben 🙂 ] olarak değil, biraz daha kalabalık bir grup olarak, 6 arkadaş şeklinde gerçekleştirdik..

Aslında Moganshan fikri biraz son dakikada çıktı sayılır.. 1 Mayıs nedeniyle buradaki 3-4 günlük tatilde [cumartesi iş günüydü, sonra 3 gün resmi tatil, cumartesi işi kıranlar için ise 4 gün tatildi 🙂 ] bizim ailenin niyeti, itiraf ediyorum, evde kalıp tembellik etmek, mümkün mertebe dinlenmekti 🙂 Ne varki Ömer böyle bir fikir ortaya atınca birden “neden olmasın ki” diyiverdik.. Bunun üzerine Evren “benim  sağlam bağlantılarım var, otel olayını bana bırakın” dedi, ve plan iyicene ciddiye bindi, artık buradan geri dönüş olamazdı 🙂

Otel olayını Evren’den evvel ben biraz araştırınca gördüm ki, 1 Mayıs tatili nedeniyle o haftasonu hemen hiç bir otelde yer bulmak mümkün değildi.. En azından internet üzerinden ulaşabilinen oteller için konuşuyorum.. Neyseki Evren’in tavsiye ettiği ZTC ZTG isimli otel hem yeni oluşu hem de lokal oluşu nedeniyle yer konusunda sorun çıkarmadı bize ve gecelik oda başı 560RMB gibi uygun bir fiyata bize 1 gecelik konaklama sağladı.. Otelden beklentilerinizi yüksek tutmazsanız gayet memnun kalacaksınız, kısaca böyle söyleyeyim 🙂

Öte yandan Moganshan’da kalınabilecek çok daha farklı mekanlar mevcut.. Mesela “Naked Retreat” isimli mekan bunlardan en ünlüsü ve size 5 yıldızlı otel konforunda villalar sunuyor, ki bu villalar dağın eteğine kurulmuş ve inanılmaz güzel bir manzaraya sahipler.. Buna benzer başka mekanlar da var ama buralarda kalmak için gecelik bir kaç bin RMB’yi gözden çıkarmanız gerekecektir.. Bizim otelin öyle manzarası felan yoktu ama yeri gayet merkeziydi ve manzara için minik bir yürüyüş yapmak yetiyordu..

Moganshan’a ulaşım olayını ise, sağolsun, Ömer halletti.. [Bir an düşündüm de, bu seyahat ile ilgili ben hiçbir şey yapmamışım yahu 🙂 ] Ömer vasıtasıyla tanıştığımız John isminde bir taksi (korsan değil, bildiğiniz Şanghay taksisi) şoförü var. Kendisi gerek İngilizce konuşması, gerek pozitif yapısı, gerek de güvenli sürüşüyle bizlerin takdirini kazandığından, Pudong Havaalanına gideceğimiz zamanlarda genelde öncesinden onu arıyoruz ve onun taksisiyle gidiyoruz.. Hatta kendisi eğer istersek Pudong’a havaalanından bizi almaya da geliyor. Velhasıl Ömer John’u aradı, John 6 kişilik bir araba ayarlayabileceğini söyledi ve gidiş dönüş toplam 1800RMB karşılığında kendisiyle anlaştık..

Şanghay’dan Moganshan’a alternatif gidiş yolları da var tabii.. Önce Hangzhou’ya tren, ordan otobüs+minibüs şeklinde gidilebiliyormuş.. Bunun dışında Şanghay Stadyumunun ordan kalkan direk otobüsler de varmış.. Ama biz hem rahat gidelim, hem sessiz sakin gidelim, hem de rahatça muhabbetimizi edebilelim diye böyle bir yol seçtik.. John’un arkadaşından ödünç aldığı araç beklediğimizden küçük çıktı ve giderken yolda lastiğimiz patladı belki ama bunların hiçbiri moralimizi bozmadı 🙂 Bu arada araba kiralamak için Hertz’i de aramıştım, 7 kişilik Buick’ler için günlük 600RMB istiyorlar, 200km mesafe limiti koyuyorlar ve Çin ehliyetinizin olması gerekiyor.. Bunu da ek bilgi olarak vereyim..

Velhasıl cumartesi sabahı saat 7:00 itibariyle John önce bizi, sonra Evrenleri ve en son da Ömerleri aldı ve yola çıktık.. Önce bir ihtiyaç molası, sonra da bir lastik değiştirme molası verdikten sonra yaklaşık 3 küsür saat sonra Moganshan’a vardık ve otelimize yerleştik.. Hafif bir dinlenme sonrasında lobide buluştuk ve bir şeyler atıştırmaya karar verdik.. Malum, dağ havası, oksijen vs. derken acıkıvermiştik 🙂 Bu arada Evren’in tavsiyeleri üzerine yanımızda epeyce bir erzak da getirmiştik.. Börekler, kekler, abur cuburlar derken, bir kaç çanta dolusu yiyeceğimiz vardı 🙂

Moganshan’ın merkezi epeyce küçük olduğundan batı tarzı yemek yiyebileceğiniz tek bir yer bulunuyor, hemen bizim otelimizin üst kısmında bulunan bu mekanın adı “Moganshan Lodge” idi, Evren son geldiğinde burası epeyce kalabalık olduğundan yer bulamamışlar ve bu nedenle aynı durumu yaşamayalım diye tedbirli geldik.. Neyseki ne zaman gitsek yer bulduk bu mekanda, sıcak bir ortamı olan hoş bir mekan, oradan ısmarladığımız yemekleri kendi getirdiklerimizle birleştirmemize hiç seslerini çıkarmadılar sağolsunlar 🙂 Kişibaşı ortalama 100RMB civarına bir öğününüzü burada yiyebilirsiniz.. Alternatif olarak bir kaç tane Çin lokantası da mevcut, buraları da deneyebilirsiniz Çin yemekleri ile bir probleminiz yoksa, biz denedik, fena değildi 🙂

Moganshan’a girişte, dağa tırmanmaya başlamadan önce 80RMB verip bilet almak zorunda olduğunuz bir yer olduğunu da belirteyim.. Bu bilet size aynı zamanda dağda bulunan, resimlerde de görebileceğiniz şelalenin olduğu mekana giriş hakkı da veriyor.. Biletinizi bu nedenle sürekli yanınızda taşımanızı tavsiye ederim.. Bambu ağaçlarının ağırlıkta olduğu şirin bir dağ olan Moganshan Şanghay’da yaşayıp da haftasonu yakınlara bi yerlere gitsem, şehrin kalabalığından uzaklaşsam, temiz hava alsam, yürüsem, koşsam, pazartesiye zinde başlasam şeklinde düşünceleri olanlar için bence ideal bir mekan..


Şanghay’da Hayırlı Kısmet Organizasyonu

Yazıları ve yorumlarıyla Şanghay Rehberi’ne renk katan İrem Hanım, sağolsun, güzel bir yazı daha yazdı.. Bu yazısında haftasonları People Square’de düzenlenen ve ebeveynlerin çocukları için hayırlı kısmetler aradıkları değişik bir organizasyondan bahsetti.. Burada yaşıyorsanız, önce yazıyı okumanızı, sonra da boş bir vaktinizde oraya gidip kendi gözlerinizle görmenizi kesinlikle tavsiye ederim..

Bundan birkaç sene Hollandalı olan kuzenimin eşine İstanbul’u neden bu kadar çok seviyorsun diye sormuştum. Her köşeyi dönünce karşıma farklı bir dünya çıkıyor şeklinde cevaplamıştı. Sanırım onun verdiği bu cevabı şu an Şanghay’ da yaşayan bir yabancı olarak daha iyi anlıyorum. İşte bu farklılıklardan biri de Çin’ de her Cumartesi-Pazar öğlen People’s Park’ta birkaç saatliğine buluşan ebeveynler… Ellerinde taşıdıkları veya bu amaç için ayrılmış panoya astıkları (yer bulabilirlerse, malum populasyon almış başını gitmiş 🙂 ) ilanlarda evlatlarına ait bilgiler yer almakta.

Temel olarak, yaş, boy, kilonun yanı sıra adayın iş ve eğitim geçmişi, yurtdışı tecrübesi de eklenmiş. Bazı ilanlarda fotoğraf da mevcut; hatta bir baba kızının fotoğrafını gizlice yürüttüğünü itiraf etmiş 🙂 Bundan da öte bazı ilanlar kan grubunu bile bildiriyormuş. Tabi bunlar evli, mutlu, çocuklu olma yolunda gereken ilk adımlar. Muhteşem bir uyum için çocuklarına eş arayan anne-babaların diğer bir kıstası da annemin anneannesinin (ailemi özledim galiba 🙂 ) sorduğu üzere ‘Çat çatları, patpatları var mı?’ Yani bizim deyimimizle araba, yat, kat türü bir malı var mı? Bunlar Şanghay’da yaşamak için bir lüksten çok evlilik için ön gereklilikler.

Öte yandan bazı ebeveynler çok çalışan evlatlarının sosyalleşemedikleri için bir eş bulamadıklarını düşünüyorlarmış. Fakat kendileri her hafta sonu parka gelerek en az 3-4 saatlerini harcıyorlarmış. Son olarak evlilik çağına gelmiş hatta onlara göre çoktan geçmekte olan çocuklarına uygun eşi bulduğuna inananlar, hemen kâğıdı kalemi alıp evliliğe aday bayın/bayanın iletişim bilgilerini not ediyor. Gerisi çifti buluşturmaya kalıyor. Bu durumda evliliğe gönüllü olanlar ailesinin öngördüğü kişi ile buluşuyor da, bu olaydan haberi olmayan gençler nasıl tepki gösteriyorlar merak ediyorum doğrusu 🙂 Hatta olmadı panoda başarı öyküleri diye de bir bölüm ayrılmalı diye düşünüyorum, yöntemin efektifliğini ölçme bakımından 🙂

Çin’deki geleneksel kültür, bizdeki eski görücü usulü metodu gibi ana baba tanışması ve ardından onların rızası ile evlenilebileceğini gösteriyor (ne de olsa hepimiz Asyalıyız 😛 ) Bu durumda park buluşması çok da yadırganmaması gereken bir yöntem. Bu yazının amacı sadece güzide ülkemizde evlilik çağına(!) gelmiş gençlere baskı yapılmadığını kanıtlamak 🙂 Şaka bir yana belki de bu buluşmalar sayıları hızlı artan Çin erkek nüfusunun utangaç, içe kapanık kişilikleri için büyük bir umut kaynağıdır, kim bilir…

Önemli Not: Bu yazı çeşitli bloglardan ve arkadaşlık sitelerinden edinilen bilgilerin kişisel mantık süzgecinden geçirilerek size sunulmuş halidir 🙂 Ben bizzat People Park’taki buluşmayı görmedim ama Xian’da aynı aktivitiye Revolution Park’ta şahit oldum.

Yalnızlar için adres: Her cumartesi-Pazar, öğlenden 15:00’e kadar. People’s Square Parkı’nın 5 nolu kapısından girince. Açık adres: 75 Nanjing Xi Lu., Grand Theater’ın karşısı. Metro Hattı: 1, 2, 8, People Square Durağı, Çıkış No: 9


Şanghay’da Haftasonu Kahvaltısı (Enoteca)

Siz de dikkat ettiniz mi bilmiyorum, haftasonları dışarıda yiyeceksek bu öğün genelde akşam yemeği oluyor.. Bunun sebebi ise, itiraf ediyorum, uykuyu birazcık seviyor oluşumuz 🙂 Cumartesi-pazar, uyan, kalk, kendine gel, giyin vs. derken bir de bakmışız saat epeyce geç olmuş.. Bu nedenledir ki dışarıya çıkışımız akşamı buluyor çoğunlukla.. Bu haftasonu bir değişiklik yaptık ve uykudan fedakarlık edip bu sefer kahvaltı için dışarı çıktık 🙂 Kahvaltı diyorum gerçi ama saat 11:00da başladığımızı düşünürsek daha çok brunch gibi bir şey oldu 🙂

Güneşli bir Şanghay pazar sabahında kahvaltı için seçtiğimiz mekan Enoteca oldu.. Enoteca aslında bir şarap evi.. Ama haftasonları kahvaltı servislerinin de olduğunu daha önceden arkadaşlarımız sayesinde öğrenmiştik.. Şehirde üç şubesi var Enoteca’nın.. Bizim seçtiğimiz Xintiandi’ye yakın olan şube oldu.. “58, Taicang Road-Jinan Road” adresinde bulunan mekan müşterilerine gayet sıcak bir atmosfer sunuyor.. Kışın gelip de kapıya yakın oturmadığınız sürece tabii 🙂 Yaz kahvaltıları için minik güzel bir bahçesinin olduğunu da belirteyim bu arada..

Biz geldiğimizde, noel ertesi olmasının da etkisiyle sanırım, içerisi bomboştu.. Biz de bundan faydalanarak en sıcak yeri bulana kadar içerde dolandık 🙂 Yerimize yerleştikten sonra kahvaltıyı söyledik.. Menü olarak gelen kahvaltıda bir adet omlet, bir adet peynir tabağı (üç çeşit peynir), bir adet meyve tabağı, bir minik reçel ve tereyağı ile birlikte gayet taze ve bizim damak tadımıza uygun ekmek bulunuyor.. İçecek olarak portakal suyu veya üzüm suyunda birini seçiyorsunuz, ayrıca bir de kahve içiyorsunuz.. Biz kahve yerine çay tercih ettik gerçi..

Özellikle omletin tadı gerçekten çok lezzetliydi.. Ekmek de aynı şekilde özlediğimiz Türk ekmeğinin tadını bize verdi, zaten bunu epeyce ilave ekmek isteyerek çalışanlara da gösterdik 🙂 Bu güzel kahvaltı için kişi başı ödeyeceğiniz miktar 100RMB bile değil, ki fazlasıyla değdiğini söyleyebilirim.. Haftasonu eşinizle/dostunuzla dışarıda kahvaltı yapmak isterseniz hem lokasyonu hem de omlet ve ekmeği nedeniyle burayı denemenizi öneririm 🙂


Şanghay’dan Xian’a Haftasonu Gezisi

Serkan ve Hemşonun gelişi bizim de Çin içerisinde turistik bir seyahat yapmamız için vesile oldu aslında.. Bu nedenle haftasonunu Çin’in turistik kentlerinden biri olan, hatta belki de Beijing ve Shanghai’ın ardından gelen, Xi’an şehrine ayırmaya karar verdik..

Xi’an’a yapacağımız bu haftasonu gezisini epeyce önceden planladığımız için biletlerimizi de erkenden, göreceli olarak uygun fiyata, cTrip sitesi aracılığıyla almıştık.. Cumartesi sabah erken gidişli ve Pazar akşam dönüşlü bu uçuş kişi başı 1060RMB tuttu..  Otel rezervasyonlarımızı da gene cTrip sitesini kullanarak önceden halletmiştik.. Cumartesi gecesi konaklamak için seçtiğimiz otel Xi’an şehir merkezinde, gayet merkezi bir lokasyonda bulunan Bell Tower Hotel oldu..

Dört yıldızlı olarak görünüyor olmasına rağmen çok fazla bir beklentiniz olmaması gereken bir otel kendisi.. Biz de zaten sadece bir gecelik konaklama için kullanacağımızdan dolayı, bize sunacağı lüksten ziyade lokasyon ve fiyat avantajını gözönünde bulundurduk.. Gecelik odabaşı kahvaltı hariç fiyatı 398RMB olan bu otelde kahvaltı için extra kişibaşı 50RMB ödemeniz gerekiyor.. Biz kahvaltısını pek kendimize göre bulmadığımızdan hemen karşıdaki alışveriş merkezinin altında bulunan Starbucks’ı tercih ettik Pazar sabahı hızlı bir kahvaltı için 🙂

Havaalanından otele gelmek için 2 seçeneğiniz bulunuyor, birincisi taksi tutmak, ki bu durumda 150-200RMB kadar tutuyormuş.. İkinci seçenek ise otobüs.. Havaalanının hemen önünden şehrin çeşitli bölgelerine bizim Havaş tarzı otobüsler kalkıyor.. Bunlardan 1 no’lu otobüse binerseniz sizi kişibaşı 25RMB’ye şehir merkezinde Melody Hotel’in önüne kadar getiriyor.. Bu otelin Bell Tower Hotel’in hemen yanında olması da bizim şansımız oldu 🙂 Bu arada bu otelin tam karşısında detaylı bilgi ve ücretsiz İngilizce şehir haritası alabileceğiniz bir Turist Bilgi Merkezi olduğunu da söylemeliyim..

Xi’an gezisi öncesi çok detaylı bir gezi programı yapmamıştık ama kabaca planımız ilk gün şehir merkezini yürüyerek dolaşmak, ikinci gün ise başta Terracota Savaşçıları olmak üzere uzak mesafedeki mekanları bir tur ile gezmekti.. İkinci günki tur planımız ise Cumartesi sabah Xi’an havaalanına inince netleşti.. Havaalanından çıkarken alanın yetkili seyahat acentasında genel bilgi almak için durduğumuzda aynı zamanda kendilerinin bir günlük şehir turu hakkında da bilgi aldık.. Özel araba ile sabah otelden alınıp akşam havaalanına bırakılışımıza kadar 8 saatlik bir aktiviteyi içeren bu tur için kişi başı 390RMB isteniyordu.. Bizimle ilgilenen Ruby’nin kartını alarak kendisine sonra döneceğimizi söyledik ve havaalanından otobüse atlayarak şehir merkezinin yolunu tuttuk..

Yaklaşık bir saat sonra otele vardık.. Odalara yerleşip biraz dinlendikten sonra şehri dolaşmaya başladık.. Otelimiz adından da anlaşıldığı üzere şehrin ünlü çan kulesinin (Bell Tower) tam karşısında yer alıyordu.. Bu nedenle ilk durağımız da burası oldu.. Bell Tower için öncelikle otelin hemen önündeki girişi kullanarak alt geçide girmeniz gerekiyor, altgeçitteki tabelalar sizi kulenin girişine götürecek.. Bell Tower için giriş kişi başı 27RMB, ama eğer Drum Tower’a girişi de içeren (o da normalde 27RMB) kombine bilet alırsanız 40RMB ödemeniz yeterli oluyor.. Biz de aynen öyle yaptık zaten 🙂

Bell Tower’ı güzelce gezdikten sonra gene altçit vasıtasıyle caddenin bir diğer tarafına geçtik ve Drum Tower’a  ulaştık.. Biraz önce aldığımız bileti girişte göstermemiz yeterli oldu giriş için.. Çan kulesinin ardından davul kulesini de baştan aşağı gezdikten sonra kule içerisinde bir masalı oturak bulup oturduk ve günün geri kalanı ve bir sonraki gün için planımızı yapmaya başladık.. Müslümanların epeyce fazla olduğu bir şehir olduğundan bir sonraki durağımızı Great Mosque olarak belirledik, ardından da Ancient City Walls, yani şehrin merkezini çevreleyen surları gezerek günü bitirmeye karar verdik.. Bu arada havaalanından aldığımız tur teklifini de kabul etmeye karar verdik ve Ruby’i arayıp şoförün bizi Pazar sabah 9.30’da otelden almasını söyledik..

Drum Tower’dan çıkıp hemen önünden kuzey istikametine doğru yürümeye başladık.. Müslüman Caddesi olarak adlandırılan bu caddenin hemen başından sola dönüp dar bir alışveriş caddesine girdik.. Klasik fake market tarzı hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlardan oluşan bu caddeden ilerleyince yaklaşık 5dk sonra sol tarafta aradığımız camiiyi yani Great Mosque’u bulduk.. Buraya da 20-25RMB gibi bir ücret ödeyerek giriş yaptık.. Çin’in en eski camilerinden biri olan bu camiyi gezmek insanın içinde hoş duygular uyandırıyor.. Namaz kılınan binaya sadece namaz kılacaksanız girmenize izin veriliyor, onun dışında sadece dışarıdan içeriyi görebiliyorsunuz..

Great Mosque’tan çıktıktan sonra havanın kararmasından önce fazla zamanımız olmadığını gördük ve müslüman caddesinde çok fazla dolaşmadan şehir duvarlarına doğru yürümeye başladık.. Şehir duvarlarının girişine ulaşmak için Bell Tower Oteli’nin hemen yanında bulunan caddeden güneye doğru yaklaşık 10 dk dümdüz yürümeniz yeterli oluyor.. Sonrasında karşınızda duvarları, ve 40RMB ödeyerek bilet alabileceğiniz gişeyi görüyorsunuz.. Şehrin merkezini çevreleyen bu duvarların epeyce geniş olarak inşa edilmiş.. Duvarın üstüne çıktığınızda neredeyse 2-3 şeritli bir otoyola çıkmış gibi oluyorsunuz.. Zamanınız varsa duvarları baştan başa bisikletle dolaşmanız mümkün.. Bir veya iki kişilik bisikletler makul fiyatlara kiralanıyor; biz zaman kısıtlığından ötürü kiralayamadığımızdan fiyatlar tam aklımda kalmamış 🙂

Ancient City Walls’tan aşağı indiğimizde hava artık kararmıştı.. Geldiğimiz yoldan otelimize geri döndük.. Planımız bir saat kadar dinlendikten sonra akşam yemeği için müslüman caddesinde güzel bir mekan aramaktı.. Ne var ki, geçen haftanın yorgunluğu üzerine bir de erken sabah yolculuğu ile Xi’an’da geçen günün yorgunluğu eklenince ne bizde ne de Serkan veya Hemşoda hal kalmadığından akşamı sabaha bağlamaya karar verdik 🙂

Sabah hızlıca yaptığımız bir Starbucks kahvaltısının ardından otelden çıkışımızı yaptık ve lobide bizi bekleyen Joe isimli şoförle buluştuk.. Kendisinden kişisel olarak çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğiz.. İnsan ilişkileri konusunda çok başarılı olmayan, asık suratlı bir arkadaştı kendisi.. Yeterli İngilizceye sahip olma avantajını bir de güleryüzlü, arkadaşça bir hizmet ile birleştirmiş olsa kusursuz bir şoför olabilirdi ama olmamış, olamamış 🙂

Joe bizi öncelikle tur programında olmayan ama bizim görmek istediğimiz Big Wild Goose Pagoda’ya götürdü.. Tura dahil olan mekanların giriş ücreti tur ücretine dahildi ama bu mekanı biz ekstra istediğimiz için 50RMB olan giriş ücretlerini biz karşıladık.. Burada bir saat kadar vakit geçirdikten sonra tur programına dahil olan mekanlara gitmek için şehrin dışına doğru yol almaya başladık..

İlk durağımız Banpo Müzesi oldu.. Günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce yaşamış olan bu uygarlık ile ilgili epeyce şey öğrenebileceğiniz bu müze şehir merkezine yaklaşık yarım saat uzaklıkta bulunuyor.. Banpoların yaşayışları, kullandıkları alet edavat, yaptıkları evler, mezarları gibi bir çok konuda sizi aydınlatan bölümleri olan bu müzede ayrıca bir bölümde de yaptıkları evlerin arkeologlar tarafından keşfedilen kısımlarını görmek mümkün.. Banpo Müzesi’nin ardından asıl görmek istediğimiz yer olan Terracota Savaşçıları’na doğru yola çıktık..

Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından hedefimize ulaşmıştık.. Terracota Ordusu’nu görmeye çok az kalmıştı 🙂 Bu binlerce birbirinden farklı heykeli içeren müze epeyce büyük bir alana kurulmuş durumda.. Yanlış görmediysem giriş ücreti bir kişi için 110RMB idi.. Biletinizi alıp giriş yaptıktan sonra sakın kaybetmek gibi bir hata yapmayın çünkü asıl alana varana kadar bir kaç yerde daha bilet kontrolü yapılıyor.. Terracota heykellerinin olduğu alan 3 adet pit’ten oluşuyor.. En ünlü, en aydınlık, en çok askeri en net görebileceğiniz  1 no’lu pit içerisinde epeyce bir vakit geçirebilirsiniz.. Diğer pitlerde de benzer görüntüler görmek mümkün 🙂 Bir de imparatorluğun tarihi ile ilgili kapsamlı bir bilgi alabileceğiniz müze var aynı alan içerisinde.. Bu müzeyi de gezerek Terracotalar ile ilgili detayları öğrenebilirsiniz..

Çıkış yolunda bulunan hediyelik eşya satan dükkanlardan Terracota ziyaretinizi ölümsüzleştirecek minik hediyeler almanız mümkün.. Hemen hatırlatayım, kıran kırana pazarlık burada da geçerli 🙂 Tanıdık bildik bir yerde yemek yemek isterseniz Subway ve KFC de sizi bekliyor olacak.. Tabii yerel tadları tercih edenler için bir çok farklı alternatif de mevcut.. Bu devasa alanda epeyce bir zaman ayırdıktan sonra bir sonraki hedefimize doğru yollandık..

Gezimizin son durağı Huaqing Hot Spring oldu.. Bir nevi kaplıca ziyareti de diyebiliriz 🙂 Hanedanlık kraliçelerinin özel küvetlerini görmek mümkün burada.. 43 derece sıcaklığında yeryüzüne fışkıran bu suları kullanarak ayaklarınızı yıkayabileceğiniz, ve hatta küvetli odalara geçip duşunuzu alabileceğiniz mekanlar da mevcut.. Tabii ekstra ücret karşılığında 🙂

Hot Spring’in ardından yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrası havaalanına vardık ve dönüş uçağımızı beklemeye başladık.. Ben de havaalanında başladığım bu yazıyı an itibariyle uçakta bir türbülanstan diğerine geçmekteyken bitiriyorum 🙂