Şanghay’da Türk Lokantası (Garlic)

Sevgili dostum, değerli hemşehrim, Şangay Rehberi’nin co-blogger’larından Evren, Şanghay’da geçtiğimiz haftalarda açılan yeni Türk lokantası “Garlic Shanghai”ı yerinde ziyaret etti ve gözlemlerini bizlerle aşağıdaki gibi paylaştı 🙂 Kendisine teşekkür ediyor, yazılarının devamını diliyor ve sizleri Şanghay’ın en yeni Türk restoranı Garlic’in yazısı ile başbaşa bırakıyorum..

Şanghay’daki Türk restorantları, tüm Asya’da belki de en aktif olan ve gitgide iş hacimlerini ve hizmet kalitelerini geliştiren veya geliştirmek zorunda kalan, böylelikle bu şehirde yaşayan bizleri daha da memnun eden bir yarış içerisinde olan önemli işletmeler. Anadolu, Pasha, Kervan, Kebab King ile devam eden bu süreç, hepsinin lokasyon ve hedef kitlelerine göre menülerini ve servislerini adapte ederek belli bir noktaya gelmelerini ve hergün onlarca işletmenin açılıp kapandığı bu şehirde başarılarını devam ettirmelerini sağlıyor, ve de bu en çok bizleri sevindiriyor.

Şanghay, lüks tüketimin dünyadaki başkenti olma yolunda hızla ilerlerken, premium seviyedeki restoranların sayısı hızla artıyor ve bu doğrultuda dizayn, servis kalitesi ve sunumu müthiş iyileşiyor. Garlic Shanghai da sanırım işletmecileri tarafından bu ihtiyaca ve değişime hitaben bu segment’te konumlanan ve Türk kültürünü, mutfağını, lezzetini, kaliteli servis ile birleştiren, tecrübe ile ortaya çıkan farklı ihtiyaçları da göz önünde bulundurarak, “698, Yongjia Road” adresinde açılan, kısa sürede farklılığından ve başarısından dolayı kulaktan kulağa pazarlamayla hızla yayılan çok güzel bir mekan.

Özetle, artık Şanghay’da, iş yemeklerinizi, özel kutlamalarınızı, çocuklarınız için doğum günü partilerini organize edebileceğiniz, Türk mutfağının farklı tatlarını, güzel mezeleri deneyebileceginiz, Türkiye’nin tanıtımında pozitif etki yaratacak yeni bir soluk var. Kendi gönül gözümden Garlic Shanghai ile ilgili detayları aşağıda özetlemeye çalıştım. Önemli olan tabii ki sizlerin deneyimi ve beklentileri. Şimdiden afiyet olsun diyorum ve affımı isteyerek kaçıyorum 🙂 Bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

  • Dekorasyon sade, ferah, masalar arası boşluklar yeterli, servis ekipmanları en iyi kalite. [ Geleneksel motiflerle süslenmiş rakı bardakları çok iyi 🙂 ]
  • Pide fırını ve sürekli yapılan sıcak pide servisi güzel bir ayrıntı.
  • Artık Şanghay’da da masanıza gelen menüde olan ve o akşam hazırlanan mezeleri görerek seçme şansına sahipsiniz, Nevizade’yi özleyenler için 🙂
  • Menü gerçekten farklı. Benim denediğim seçenekler gayet iyiydi. [Haydari, Humus, Gavurdagi, Ali Nazik.. Tekrar acıktım şimdi 🙂 ]. Menüyü gördüğünüzde tam olarak ne demek istediğimi anlayacaksınız. Umarım seçimleriniz beklentileriniz olur.
  • Müzikler çok iyi seçilmiş. Enstrümental ezgiler keyfinizi arttırıyor.
  • Harika bir İstiklal Caddesi fotoğrafı dekorasyonun bir parçası.. Misafilerinize İstanbul’u anlatırken görsel destek 🙂
  • Ve künefe.. Mutlaka denenmeli, zaten önermeme de gerek yok diye düşünüyorum.. Şerbeti Çin damak tadına göre ayarlanmış, bence harika olmuş. Sanırım benim tatlı tanımım burada yavaştan değişiyor, iyi de oluyor hani, önce sağlık 🙂 Bu arada saçma bir ayrıntı ama kadayıfın İngilizcesinin “Angel’s Hair” olduğunu ilk defa ögrendim 🙂
  • Alt kat tamamen çacukların hizmetinde, projektor ile yapılan çizgi film yayınları sizin yukarıda dostlarınızla bölünmeden güzel bir yemek yemenize yardımcı olacaktır. Yemekten sonra isterseniz bir langırt atabilirsiniz onlarla beraber 🙂
  • Alkol almak isteyen misafirler kaliteli Türk şaraplarının ve kaliteli seri Türk rakısının keyfini çıkarabilirler.
  • Neden mi “Garlic”? Sormadım ilk seferde ama sarımsak Çin ve Türk kültürünün vazgeçilmezi. Sanirim, güzel bir ortak nokta. Ayrica logo da güzel tasarlanmış 🙂 Siz de neden garlic isminin tercih edildiğini anlayacaksınız muhtemelen.
  • Fiyat-performans açısından en doğrusu sizlerin masadan kalktığınızdaki yorumunuz.. Kişi başı alkollü/alkolsüz içecek seçiminize bağlı olmak üzere 200-400 RMB arasında olacaktır diye tahmin ediyorum.

Garlic

Adres: 永嘉路698号, 近安亭路

698 Yongjia Lu,  near Anting Lu

Metro: 1 no’lu hat, Hengshan Road İstasyonu, 1 no’lu çıkış

Tel: +86 135 6486 1208

Çalışma Saatleri: Hafta içi 18:00 – 23:30, Haftasonu: 12:00 – 23:30


Şanghay’da Türk Lokantası (Kebab King)

Güncelleme: Kebab King maalesef kapandı 🙁

Şanghay’a gelip de Türk yemeği konusunda sıkıntı yaşamak artık epeyce zorlaştı.. Hali hazırda varolan Türk lokantalarına geçtiğimiz haftalarda yeni bir tane daha eklendi.. Biz de tabii yeni bir Türk restoranının açıldığı haberini alır almaz ilk denememizi yapmak üzere yola koyulduk 🙂 Bu yeni açılan mekanın ismi Kebab King. Aslen Avustralya’da başlamış bu marka, mekanın orda doğup büyüyen Türk   işletmecileri Kebab King markasını Şanghay’a da getirmek istemişler ve gayet iyi etmişler 🙂 Kendileriyle de (iki kişi) tanışma fırsatı bulduk, hatta birinin kızının adının da Müge olduğunu öğrendik sohbet esnasında 🙂

Kebab King Türk Restoranı’nın adresi “8 Ruijin Rd – Julu Rd” şeklinde geçiyor. Aslında epey merkezi bir lokasyon, ulaşım çok rahat, Nanjing Road veya Huaihai Road’da yaklaşık 10-15 dk yürüme mesafesi.. Lokasyon manasında tek dezavantajı bulunduğu yerin alışveriş/yemek mekanları bakımından çok işlek bir cadde olmayışı olabilir, ama bunu da verdikleri hizmetle kompanse edebilirler diye düşünüyorum..

Mekanın içi gayet geniş ve ferah, yer konusunda sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum bu bağlamda..  İçeride abartılı bir dekorasyon yok, benim şahsen hoşuma gitti bu durum.. Henüz resmi açılışlarını yapmamışlar, o nedenle olsa gerek biz gittiğimizde mekan sakindi.. Gerçi aslında içerisi geniş olduğu için  de olabilir bu, sanırım 8-10 kişi vardı en az.. Gerek mekanın işletmecileri gerek de Nazım Usta müşterilerle sıcak bir şekilde ilgileniyorlar.. Bu arada resmi açılış için bir Brunch düzenleme fikirleri varmış, bakalım, bekliyoruz 🙂

Son olarak yemeklere gelecek olursak, ben İskender denemek istedim, Müge ise Adana kebab söyledi.. Her ikisi de iyiydi ama ikisinden birini seç derseniz Adana’yı seçerdim sanırım, gerçekten kocaman bir porsiyon ve epey lezzetli bir kebab olmuştu, ki ben acıyı pek sevmem, ona rağmen 🙂 Meşrubat olarak söylediğimiz limonata ve ayran ile ilgili de herhangi bir şikayetimiz yok, gayet lezzetlilerdi.. Fiyatlar sanırım diğer Türk restoranlarına göre biraz daha düşük tutulmuş, bu da bir artı tabii.. Kişibaşı başı yaklaşık 100RMB civarına kebabınızı yiyebilir, ayranınızı içebilirsiniz 🙂

Not: Farketmişsinizdir gerçi ama gene de belirteyim, ilk 4 resim benim kendi objektifimden, geri kalanlar ise Nazım Usta’dan 🙂


Şanghay’da Türk Lokantası (Melekler Sarayı)

Not: Melekler Sarayı adlı bu Türk Restoranı maalesef kapılarını kapadı 🙁 

Ramazan ayında olduğumuzdan mıdır acaba bilmiyorum ama son zamanlarda dışarı çıktığımızda şehirdeki Türk restoranlarını tercih etmeye başladık.. Geçen hafta Kervan Türk’te yediğimiz yemeğin ardından bu hafta da çiçeği burnunda Türk restoranı Melekler Sarayı’nı tercih ettik.. Melekler Sarayı açılışını geçen hafta yapmış bir Türk restoranı.. “Turks In China” adlı mail grubuna gelen bir mesaj ile kendisinden haber olduk.. Uzan zamandır Şanghay’da hizmet veren [hiç gitme fırsatım olmamıştı maalesef 🙂 ] ama içinde bulunduğu bina ile ilgili sorunlar nedeniyle ordan taşınmak zorunda kalan İstanbul Restoran’ın yeni bir isimle ve yeni bir heyecanla açılan devamı da diyebiliriz aslında..

Melekler Sarayı da dğer Türk restoranları gibi lokasyon olarak merkezi bir yer seçmiş kendisine.. Şanghay’ın en ünkü alışveriş caddelerinde Huaihai Rd. üzerinde bulunuyor.. Şanghay’ı bilenler için French Concession bölgesi de diyebiliriz 🙂  Tam adresi “1333, Huaihai Rd. – Baoqing Rd.” şeklinde geçiyor.. Huaihai Rd.’un kalabalık kesiminin biraz batısında kalıyor.. Taksi ile giderseniz Baoqing Rd. ile olan kesişiminde inmeniz yeterli olacak.. Oraya çok yakın.. Metro tercih ederseniz ise 1 no’lu hattın Changshu Road istasyonuna çok yakın olduğunu da söyleyebilirim..

Yol tarifinin ardından, gelelim Melekler Sarayı’nın kendisine.. Gerek dışardan bakınca, gerek de içine girince görüyorsunuz ki Melekler Sarayı tasarım olarak lüks bir tasarımı tercih etmiş.. Mekanın iç ve dış tasarımı için epeyce zaman ve para harcandığını düşünüyorum 🙂 Sonuç olarak da yukarıdaki resimlerde gördüğünüz yapı ortaya çıkmış.. İçeri girdiğinizde gerçekten de bir saraya girmiş izlenimini size yaşatmayı başarıyor, siz de melekseniz isim tam olarak amacına ulaşmış oluyor 🙂 Bu arada unutmadan söyleyeyim, Melekler Sarayı iki katlı bir mekana sahip, alt katında Uygur restoranı üst katında ise Türk restoranı olarak hizmet veriyor..

Garsonun bize söylediğinden anladığım kadarıyla akşamın ilerleyen saatlerinde verilecek bir davetten ötürü bizim gittiğimiz saatte “açık büfe”leri kapalıydı 🙂 Zaten tüm garsonlar gayet dikkatli ve disiplinli bir biçimde davetin hazırlıklarını yapıyorlardı, sanırım epeyce önemli konuklar bekleniyordu 🙂 Bizim zaten açık büfe niyetimiz olmadığı için sorun etmedik ve menüden yemeklerimizi söyledik.. Tavuk suyu çorba ve fındık lahmacunla leziz bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim yemeğe.. Çorbanın yanında gelen pide de gayet iyiydi, hatta yiyemediğimiz kısmını eve götürsek mi acaba diye bile düşündük 🙂 Ana yemek olarak ise uzun zamandır yemediğimiz İskender’i ve çoban kavurmayı seçtik.. Porsiyon olarak gene beklediğimizin üzerinde büyüklükteydi her ikisi de, özellikle iskender.. Lezzet olarak ise seçimim kesinlikle çoban kavurma 🙂 İskender beklentilerimizin biraz altında kaldı doğrusunu söylemem gerekirse..

Saray gibi bir mekana girince fiyatların da saray fiyatı olacağını düşünüyor insan ama değil 🙂 Diğer Türk restoranları ile aynı seviyede fiyatlar.. Ortalama üstü ama pahalı değil.. Diğerleri gibi burda da 200-250RMB ödeyip karnınızı doyurmanız mümkün.. Fiyatların yanısıra, unutmadan ekleyeyim restoranda büyük ekranda Türk kanalı görmek de güzel oluyormuş 🙂


Şanghay Expo Fuarında Türk Esintileri

Fuar alanına girdikten sonra ister istemez Türkiye ile ilgili neler var acaba diye düşünüyor insan.. Türkiye pavyonunun olduğunu zaten biliyorduk, bunun dışında İzmir’in de Büyük Kanal Projesi’ni tanıtmak amacıyla fuarda standının olduğunu Alptekin Bey vasıtasıyla öğrendik.. İlk amacımız bu iki mekanı gezmekti..

İzmir standı fuarın Puxi tarafında, Türkiye pavyonu ise Pudong tarafında yer alıyor.. İzmir standına gitmek için UBPA B-4 binasını bulmanız gerekiyor.. “Urban Best Practice Areas”ın yani “Kentsel Uygulama Alanlarının” kısaltması olan UBPA ile ilgili 6 farklı yapı ve her birinin içerisinde bir çok şehrin projeleri yer alıyor.. İzmir B-4’ün içerisinde.. Biz ziyaret ettiğimizde henüz tam olarak hizmet vermiyor olsa da artık çalışmaların sonuna gelindiği belliydi.. İzmir’in atık sularını kilometrelerce uzunlukta bir boru hattı ile toplayıp arıtma tesislerine ulaştıran ve bu sayede İzmir Körfezi’ne hayat veren bu proje için çok güzel bir stand hazırlanmış.. Standda İzmir’den buraya gelen Ertan Bey ile konuşma fırsatı bulduk, kendisi de daha stand tamamen açılmamasına rağmen gösterilen ilgiden gayet memnundu.. Ziyaretçiler, projeyi tanıtmak için hazırlanan platformun üzerine çıkarak bir nevi İzmir’i yukarıdan inceliyorlardı.. Ertan Bey’in yakın ilgisine teşekkür edip kendisine ve ekibine başarılar dileyerek mekandan ayrıldık..

Bu arada gene Puxi tarafında bulunan yemek binasında (World Food Court) Türk yemeği yiyebileceğinizi de belirtmek isterim.. Bizim haberimiz yoktu, karnımızı doyurmak için mekanın içine girdik, bir çok ülkenin mutfakları arasında gezerken bir de baktık şiş kebap 🙂 Sadece 28RMB vererek şiş dürümün lezzetine varmanız mümkün.. Bu arada nakit geçmiyor orada, mekanın girişinde 100RMB’lik kart alıp harcamalarınızı bu kart vasıtasıyla yapıyorsunuz.. Bunu da hatırlatmış olayım.. Türk mutfağında çalışan ve gene Expo için Türkiye’den buraya gelen 2 vatandaşımızla da biraz sohbet ettikten sonra (kendilerinden öğrendiğimize göre bir de “Şişman Büfe” varmış fuarın Pudong tarafında, Kanada Pavyonu’nun yanında, orada Maraş dondurması da varmış, ama biz maalesef ziyaret etme fırsatı bulamadık) vedalaşarak fuar gezimize kaldığımız yerden devam ettik..

Pudong’a feribotla vardıktan sonra yaklaşık en az bir 20 dk yürüdükten sonra ancak Avrupa ülkelerinin pavyonlarına geliyorsunuz.. Türkiye pavyonuna geldiğimizde günün yorgunluğu iyice üzerimizdeydi artık.. Yunanistan pavyonu ile yan yana olan pavyonumuz henüz açılmamıştı, orada da gene çalışmalar son sürat devam ediyordu.. Yalnız restoran kısmı açık gibi görünüyordu, hemen sorduk ve açık olduğunu öğrenerek yukarı çıktık.. Menüde tek bir yemek seçimi var: İskender! Meşhur İskender kebabımızı fuarın yabancı ziyaretçilerine tanıtmak için mükemmel bir fırsat 🙂 Zaten içeri girdiğimizde salonda bir çok Çinli misafir çoktan tadına bakmaya başlamıştı bile.. Biz de tabiiki boş durmadık ve öğleden önce yediğimiz şiş dürümün üzerine bir de öğleden sonra İskender yiyerek günü Türk yemeği gününe çevirdik.. Bu arada Türk Pavyonu’nun başındaki Suat Bey ile de tanışma fırsatı bulduk, kendisi sağolsun yakın ilgi gösterdi, o yoğunlukta bizimle de ilgilendi.. Pazartesi günü itibarı ile pavyonun açılacağını öğrendik kendisinden.. Karnımızı doyurduktan ve mekanda çalışan arkadaşlarla vedalaştıktan sonra ülkemizin pavyonunu da terk etme zamanı gelmişti..

Ne kadar yorucu bir gün olmuş olsa da insan kendi ülkesinden bir şeyler görünce tüm yorgunluğunu unutuyor gerçekten.. İzmir standındaki ve Türk pavyonundaki çalışmalar bize gösterdi ki Expo Fuarı boyunca gururla izleyeceğimiz iki adet mekanımız olacak.. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve başarılı bir 6 ay diliyorum kendilerine..