Şanghay’da İstanbul Modern Sanat Sergisi

Hemen aşağıdaki yazıda sanatseverlerin Şanghay’da görmesi gereken en önemli mekandan, M50’den bahsetmiştim.. Bugün ise sanatseverlere bir müjde daha vereceğim 🙂 Sizlere ülkemizden buraya gelen bir sanat aktivitesinin haberini vereceğim.. Aşağıda, Şanghay Başkonsolosluğu’ndan alıntıladığım duyuruda detaylarını göreceğiniz bir sergi geliyor Şanghay’a.. İstanbul Modern Sanat Müzesi tarafından düzenlenecek olan bu sanat sergisinde müzenin video koleksiyonundan seçmeler sergilenecek.. Yarından (23 Aralık) itibaren gezebileceğiniz sergi 15 Şubat’a kadar açık kalacakmış.. Sergiyi ziyaret etmek isteyen herkesi Minsheng Art Museum’a bekliyoruz..

istanbul-modern-sangay

“ISTANBUL MODERN” TARAFINDAN SANGHAY’DA ACILACAK MODERN SANAT SERGISI HAKKINDA DUYURU

“2013 Cin’de Turk Kultur Yili” etkinlikleri kapsaminda “Istanbul Modern Sanat Muzesi” tarafindan, Sanghay’daki “Minsheng Art Museum” bunyesinde, sanatcilarimiz Haluk Akakce, Nezaket Ekici, Canan, Nil Yalter, Nilbar Gures ve Sarkis’in eserlerinden olusan bir video-sanat (video art) sergisi acilacaktir.
“A Selection from the Video Collection of the Istanbul Museum of Modern Art” adli sergi, 23 Aralik 2013 – 15 Subat 2014 tarihleri arasinda gezilebilir. Minsheng Art Museum’a dair adres ve irtibat bilgileri asagida kayitlidir. Vatandaslarimiza saygiyla duyurulur. T.C.Sanhay Baskonsoloslugu*****
Muze ziyaret saatleri: Pazartesi hariç 10.00-18.00 arasindadir. Giris ucreti RMB 20’dir.
Muze’nin adresi: Bldg F, NO.570 West Huaihai Road // 上海市淮海西路570号 F座
Tel: 021-6282 8729
http://www.minshengart.com/cnindex.aspx


Şanghay Lu Xun Parkı ve Müzesi

Şanghay Rehberi’nin misafir yazarları arasına bu yazıyla birlikte gerçekten profesyonel bir yazar katılıyor.. Geçtiğimiz aylarda Çin’e taşınan, hem yazar hem matematik öğretmeni olan, geçen hafta yüzyüze de tanışıp çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Ali Rıza Arıcan çok güzel bir yazı ile katkıda bulundu siteye.. Aşağıda da göreceğiniz gibi Şanghay’da ziyaret ettiği Lu Xun Müzesi’ni etkileyici bir şekilde kaleme aldı.. Bu güzel yazı ve fotoğraflar için Ali Rıza Bey’e teşekkürlerimi sunarken, sizleri de kendisinin diğer yazıları için kişisel blogunu okumaya davet ediyorum.. İnşallah ileride daha bir çok yazısını hem orada hem burada görebiliriz 🙂

Modern Çin Edebiyatının öncülerinden kabul edilen Lu Şun’un adını taşıyan park ve parkın merkezinde yer alan müze, Şanghay’ın gezilmeye değer yüzlerce kültürel mekanından sadece birisi. Metroyla gidiyorsanız, üçüncü ya da sekizinci hat üzerindeki Hungkou Futbol Stadyumu durağında inip, birinci çıkıştan çıkarsanız, parkın arkasına ulaşmış olursunuz. Parkı solunuza alıp elli metre kadar yürüyün, önce karşınızda, sonra da sol yanınızda “Lu Xun” tabelasını göreceksiniz. Soldaki dar yola girip yirmi metre kadar yürüyünce parkın kapısına varmış olursunuz. Park da müze de ücretsiz.

Biz, pazar günü öğleden sonra gittik. Gençlerden oluşan güzel ve sessiz bir kalabalık vardı. Müzenin önünde Lu Şun’un modern bir heykeli var. İçeriye girdiğimizde de klasik denilebilecek başka bir heykelle selamladı bizi büyük yazar. Ufak bir kayaya oturmuş, bir elinde sigarası, ülkesinin gençlerini izliyordu adeta. Giriş katta Lu Şun ile pek alakası olmayan bir sergi vardı, oraya hiç girmedik.

Merdivenleri tırmandığımızda, İngilizce konuşabilen gönüllü rehberler bekliyorlardı bizi. Lu Şun hakkında yeteri kadar bilgim olduğunu düşündüğüm için rehberlere bir şey sormadım. Onlar da ısrarcı değillerdi zaten.

Yukarı çıkar çıkmaz, Kathe Kollwitz’in çalışmalarını andıran bir duvar kabartması çarptı gözümüze. Acıyı görselleştiren, özgürlük yoksunluğunu ve sefaleti anlatan, aslına bakılırsa Lu Şun’un gözünde Çin insanın hayatla olan mücadelesini resmeden müthiş bir çalışma. Bu kabartmanın resim halleri Lu Şun’un kitaplarında kullanılmıştı. Lu Şun ömrünün sonlarına doğru tahta gravür sanatına merak salmıştı ve o zamanların en ünlü sanatçılarından Kollwitz’e olan hayranlığını yazılarında dile getirmişti. Hatta genç sanatçıları gravür üzerine çalışmaları için teşvik bile etmişti.

Duvar kabartmasını ve dışarıdaki bahçeden içeriye vuran Lu Şun silüetini geçip, soldaki kapıdan girince 20. yüzyıl Çin tarihinin en üretken ve en başarılı düşünürlerinden birisinin hayatına tanık olmaya başlıyoruz. Çocukluğu, hastalıktan ölen babası, okuması için oradan buradan bulduğu paraları çocuğunun avucuna sıkıştırıp Nanjing’e gönderen annesi, adı bir rüşvet skandalına karıştığı için hapis yatan dedesi… Sonra genç Lu Şun, Japonya’dan resimler ve anılar. Kendi vatandaşlarının duyarsızlığından utanışı, sorunun kaynağına inme arzusu, kafa karışıklıkları, ölü doğan Vita Nova’yla içe doğru yayılan serzenişler. Tıp okumayı bırakan, ülkenin en büyük sorununun cehalet olduğunu kavrayan bir dimağın çırpınışları, Çin’e geri dönüş, umutsuzluk, çözümsüzlüğe inanış ve yalnızlık. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Blogu biraz boşlayınca insan resmen tembelliğe alışıveriyormuş, onu anladım.. Son bir aydır tüm Şangay yazılarını babama bıraktığım için resmen yazı yazmayı unutmuşum 🙂 Şimdi bizimkiler Türkiye’ye döndü ve ben Şanghay Rehberi’nin güncellenmesini bekleyen milyonlarca insanın beklentilerini boşa çıkarmamalıyım sanırım 🙂 Öncelikle son bir ay içerisinde bizimkilerin neler yaptığını özetlemek istiyorum.. Böylece buraya ailesini, arkadaşlarını vs. getirmeyi planlayanlar varsa onlara da fikir verecektir bizim ailemizin burada yaptıkları.. Şunu da belirtmek lazım ki, Müge ve ben çalışıyor olduğumuzdan, 1-2 gün aldığımız izinler dışında hafta içi gündüzleri bizimkilere pek eşlik edemedik.. Tüm gezdikleri gördükleri yerleri, ellerinde harita ve sabahları bizden aldıkları mini-tarifler sonucunda, çok minik bir İngilizce ve sıfır Çince ile bulmayı, içeri girmeyi başarmışlardır.. Kendileri ile ne kadar gurur duysak az 🙂

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Şanghay’a geldikleri ilk gece, uzun yolculuğun yorgunluğunun da atlatılmasına yardımcı olur diye hep beraber ayak masajına gittik..  Hemen sonrasındaki günün akşamında ise hedefimiz hep beraber bir Bund yürüyüşüydü..

Sonraki hafta bir gün, kendi başlarına epeyce bir yol katedip önce Tekstil Fuarı‘nı ziyaret ettiler, sonra da ona yakında bulunan Metro Süpermarket’ten alışveriş yaptılar..

Başka bir gün, önce sabahtan beraberce karakola gidip kayıtlarını yaptırdık, sonra ise Jade Buddha Temple‘da onları bıraktım, onlar tapınağı gezdiler, sonra ona yakın mesafede bulunan camiiyi bulup onu da gezdikten sonra eve döndüler.. Aynı camiide bir sonraki gün babamla beraber bayram namazı tecrübesini de yaşadık..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Bir başka günlerini People Square ve yakınında bulunan müzeleri gezmeye ayırdılar, farklı bir günü ise Yuyuan Garden ziyaretine.. Giderken yaya, dönerken metro veya tam tersi gibi farklı yollardan gidip gelerek bu sırada Şangay yol bilgilerini de artırmış oldular..

Haftasonlarından birinin cumartesisini TV Kulesi ve sonrasında Hooters’da akşam yemeğine, pazarını ise karnaval ve Expo Çin Pavyonu gezisine ayırdık hep beraber.. Müge iş gezisinde olduğu için bize eşlik edemedi maalesef.. Oysaki Hooters’ı o da çok sever 🙂

Daha sonraki hafta bir gün öğle yemeği için bizim şirketin o tarafa geldiler, beraberce bir salaş esnaf lokantasında Hint yemeği yedik ve sonrasında yürüyerek Zhongshan Park‘ı bulup orayı gezdiler..

Bu arada yemek demişken, buradaki Uygur lokantalarının bizimkilerin favori mekanı haline geldiğini de söylemeliyim.. Geçen gelişlerinde favori restoranları McDonalds idi ama artık o tahtta Uygur restoranları oturuyor 🙂

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Tabii ki Şanghay’a gelip de Fake Market’e uğramamak olmazdı.. Gerek kendi başlarına (bakıcı olarak) gerekse bizimle beraber (alıcı olarak -Mügenin pazarlık yetenekleri sağolsun-) bir kaç defa Nanjing Road üzerindeki Fake Market‘e de uğramayı ihmal etmediler..

Güzel başlayan, stresli devam eden, mutlu ve huzurlu bir şekilde sürerken sırılsıklam sona eren bir günü ise önce Bilim&Teknoloji Müzesi‘ne, daha sonra ise Century Park‘a ayırdılar..

Bir sonraki haftasonunu ise bu sefer Mügenin de katılımı ve ekstra aldığımız izinle birlikte 3 günlük bir Beijing ziyaretine ayırdık.. Burada üç gün içerisinde görülebilecek hemen her yeri görmeye çalıştık.. Örnek vermek gerekirse, Tiananmen Square, Forbidden City, Wangfujing Street, tabiiki Çin Seddi, Ming Tombs, Beijing Hayvanat Bahçesi, Temple of Heaven, Olimpiyat Stadı ve Watercube, Summer Palace, Niujie Camii gibi turistik yerleri bazısını kısa bazısını uzun soluklu olmak üzere gezdik gördük.. Gidişi uçakla dönüşü ise -yataklı kompartmanda- trenle tecrübe ettiğimizi de belirteyim..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Pekin dönüşü hafta içi biraz dinlenmenin ardından bizimkiler  bir günlerini Fuxing Park‘a, bir günlerini ise Şanghay Hayvanat Bahçesi‘ne ayırdılar.. Son haftasonlarının pazar gününü ise (Müge gene iş seyahatindeydi) Şanghaylı dostumuz Mr. Hu ve ikizleriyle beraber (onun eşi de iş nedeniyle katılamadı bize) Xitang isimli suşehrine ayırdık ve güzel bir gün geçirdik..

Bu arada aynı zamanlarda iş için buraya gelen sevgili kuzenimiz Egemen ve arkadaşı Hüseyin’i de alarak bir akşamı Hongmei Lu’da geçirdiğimizi de eklemeliyim.. Babam ve Egemen herhalde bir gün Çin’de beraber yemek yiyeceklerini 40 yıl düşünseler akıl edemezlerdi 🙂

Velhasıl sayılı günler çabuk geçti ve bizimkilerin de dönüş zamanı geldi.. Son akşamlarında kapanışı Era Akrobasi Gösterisi ile yapmalarını sağladım ve pek de pişman olmadılar 🙂 Geçtiğimiz hafta itibariyle -yanlarına Türkiye’de işi olan Mügeyi de alarak- Şanghay’dan ayrıldılar ve beni yaban ellerde yapayalnız bıraktılar 🙂

Not: Babam kendi sitesine Çin seyahatleri ile ilgili yeni yazılarını ekledikçe ben de bu yazıda ilgili yerlere link vermeye devam edeceğim.. Misal, gelecek hafta içerisinde Beijing yazılarının siteye eklenmiş olacağını düşünüyorum.. İlgilenenlere duyurulur 🙂

Not2: Linkler güncellendi 🙂


Şanghay Bilim & Teknoloji Müzesi

Bilime, teknolojiye merakı olanlar, basit ama ilgi çekici deneyleri izlemek isteyenler için neredeyse bir tam gün geçirilebilecek bir mekandan bahsetmek istiyorum bugün.. Şanghay Bilim ve Teknoloji Müzesi’nden.. Şanghay’da uzun zamandan beri görmek istediğimiz yerlerden bir tanesiydi Bilim ve Teknoloji Müzesi.. İki şart koymuştuk gerçi gitmek için, öncelikle hava kötü olacak [ güzel havalarda güneşin ve mavi gökyüzünün tadını çıkarabildiğimiz yerleri tercih ediyoruz 🙂 ] daha sonra ise yola erken çıkacağız [ çünkü müze saat 4’te kapanıyor 🙂 ].. En sonunda geçtiğimiz hafta sonu bu koşullar gerçekleşti ve biz de muradımıza erdik..

Gerçi evden çıkış saatimiz masatenisi dersi nedeniyle biraz öğlene sarktı ama gene de hemen hemen müzenin tamamını gezme fırsatı bulduk.. Benim tavsiyem en geç saat 11-12 gibi orda olunmasıdır.. Bu sayede bir çok aktiviteye katılma, bir çok deneye, projeye  iştirak etme şansınız da olabilir.. Ulaşım çok basit Şanghay Bilim ve Teknoloji Müzesi’ne.. Tek yapmanız gereken metronun 2 no’lu hattına binmek ve “Science and Technology Museum” durağında inmek.. Zaten metro çıkışında devasa müze binasını göreceksiniz.. Bu metro istasyonunun içinde ayn zamanda bir de “fake market” bulunuyor.. Sakın müze ziyaretini unutup da alışverişe dalmayın, müze çıkışı metroya binmeden dükkanlara göz atarsınız zaten 🙂

Müzenin giriş kapısının hemen önünde bilet gişesi var.. Öncelikle buradan müzeye giriş için bilet almanız gerekiyor.. Müze girişi kişi başı 55RMB.. Bunun yanı sıra bazı kampanyalar da sunuyorlar.. Mesela biz 135RMB verdik, müze biletinin yanısıra ünlü Jin Mao gökdeleninin 88.  yani en üst katına, 1500m2’lik gözlem güvertesine (nam-ı diğer Skywalk) giriş için de bilet almış olduk.. Bu sene içerisinde istediğimiz zaman Jin Mao’ya da çıkabileceğiz yani 🙂 Biletinizi aldıktan sonra kapıdaki güvenlik kontrolüne giriyorsunuz ve sonrasında müzeyi gezmeye başlıyorsunuz..

Dört geniş kattan oluşan Bilim ve Teknoloji Müzesi bir çok farklı tema içeren bölümlere ayrılmış durumda.. Aklımda kalanlardan örnek vermek gerekirse, “Dünyayı Keşif”, “Robot Dünyası” ve “Hayvanlar Alemi”ni sayabilirim.. Her bir bölümde o tema ile ilgili detaylı bilgiler, resimler, animasyonlar, kısacası o tema ile ilgili aklınıza gelebilecek hemen herşey size sunulmuş durumda.. Bunun dışında bilimsel deneylerin sergilendiği bölüm de epeyce ilgimizi çekti.. Mesela bisiklet sürerken çalışan kemikleri hemen yandaki iskelette görebiliyorsunuz, veya zihin gücü ile metal küreyi ittirmeye çalışıyorsunuz.. Ayrıca göz yanılmaları ile ilgili de çok ilginç düzenekler kurulmuş.. Robotlara resminizi, minik heykelinizi de yaptırabilirsiniz bu arada 🙂

Son olarak, bir de ek ücret (30-40RMB) ödeyerek girebileceğiniz sinemalar var.. 3 boyutlu iMax sineması, 4 boyutlu sinema, uzay sineması gibi değişik tarzlar denemek isterseniz 15-20 dk’lık Çince filmleri izleyebilirsiniz.. Filmi anlamaktan ziyade teknolojiyi tecrübe etmek daha mühim olduğundan filmin dilinin pek de önemli olacağını zannetmiyorum 🙂 Burada kısaca özet geçmeye çalıştım ama yukarıda da söylediğim gibi Şanghay Bilim ve Teknoloji Müzesi, özellikle meraklıları için, kesinlikle zaman ayrılıp görülmesi gereken bir mekan.. Çektiğimiz tüm resimleri buraya tıklayarak görebilirsiniz..