Şanghay’dan Pekin’e 3 Günlük Tatil

Çin’e ilk kez gelecek olanlar için en çok ziyaret edilmesi gereken yer sanırım dünyanın 7 harikasından biri olan Çin Seddi’dir. Bu durumda eğer Şanghay’daysanız haliyle Pekin’i, daha doğrusu Beijing’i ziyaret etmeniz gerekecektir. Her ne kadar günlük konuşma dilinde Beijing’i kullansam da yazıda daha aşina olduğumuz Pekin olarak bahsedeceğim Çin’in heybetli başkentinden.. Çin denince insanın aklınıza sadece Çin Seddi gelmiyordur eminim, mesela “Son İmparator” adlı filmi hatırlayanlar filmin içinde geçtiği ünlü Yasak Şehir’i de hatırlayacaklardır (o filmle ilgili genelde çoğun insanın aklında belli bir sahne kalmış gerçi ama olsun 🙂 ).. Velhasıl, eğer buralara geldiyseniz bir şekilde zaman ayırıp Pekin’e de uğramanız elzemdir diyebilirim..

Annem ve babam bizi ziyarete geldiklerinde biz de kendilerine sadece Şanghay’ı değil Pekin’i de göstermek istedik ve minik bir seyahat planı yaptık.. İlk başta haftasonu artı bir gün izin şeklinde planlamıştık ama Müge’nin yoğun seyahat programı ile çakışmasından ötürü planı birazcık değiştirip Pazar-Pazartesi-Salı günlerini kullanmaya karar verdik.. Gerçi şansımıza pazartesi günü burada resmi tatildi, böylece gene 1 gün izin ile kurtarmış olduk 🙂 Bu üç günlük Pekin seyahatinin detaylarını babam kendi sitesinde epey bir resimle de süsleyerek akıcı bir biçimde anlatmıştı aslında ama ben de burada bir özet geçmek istedim..

Önce ulaşım kısmını anlatayım.. Benim görüşüme göre en güzel alternatifi seçtik Şanghay’dan Pekin’e gidiş ve dönüş açısından.. Şöyle ki.. Gidişi pazar sabahı erkenden uçakla yaptık.. Biletlerimizi cTrip’den epey uygun bir fiyata aldık.. Uçak Hongqiao Havaalanı’ndan kalktığı için sabah sabah çok yol gitmemiş olduk.. Uçak zamanında kalktı, indi.. Sonuç olarak nerdeyse öğlen olmadan otele yerleşip şehir turuna başlamıştık bile.. Dönüşü ise trenle yaptık.. Tren tercihimiz ise hızlı trenden yana değil, akşam kalkışlı yataklı trenden yana oldu.. Böylece salı gününü tam olarak kullanmış olduk.. Çin’de uzun bir tren yolculuğunu tecrübe etmiş olduk.. Dört kişilik bir kompartımanı kapatarak kah sohbet edip kah da tıngır mıngır uyuyarak güzel bir gece yolculuğu geçirmiş olduk.. Tren biletlerinin de (soft sleeper dedikleri yataklı kompartıman) promosyonlu uçak biletleri kadar uygun fiyatlı olması da cabası tabii..

Gerek dört kişi oluşumuz, gerek zamanımızın kısıtlı olması, gerek bizimkileri çok fazla yormak istemeyişimiz, tamam itiraf ediyorum, gerek de Müge ve benim biraz rahata düşkün, zora gelemeyen yapıya sahip olmamız  [ 🙂 ] sebebiyle üç günün ilkini şehir merkezinde yürüyüş turu şeklinde geçirip, son iki günde araba kiralamaya karar verdik.. Internette yaptığım araştırmalar sonucu bulduğum John isimli elemana websitesi aracılığıyla ulaşıp iki gün için rezervasyon yaptırmak istedim ama biraz geç kalmıştım.. Ama John sağolsun arkadaşı Sun’ı bize ayarladı. Sun Qian isimli bu şoför arkadaşın arabası gayet temizdi, kendisi de gerek sürücülüğü gerek güleryüzü ve güvenilirliği bakımından bizden tam not aldı..

Otele gelecek olursak, otel seçimindeki temel kriterimiz lokasyondu.. Ne kadar merkezi bir otelde kalırsak o kadar iyi olur diye düşünüyorduk.. Bu bağlamda gene cTrip üzerinden “Hotel Novotel Beijing Xin Qiao”da karar kıldık.. Bu arada cTrip üzerinden otel ve uçak rezervasyonunu paket halinde yaptırdığınızda ekstra indirim alıyorsunuz, ki biz de bu indirimden faydalandık.. Yalnız yanlışlıkla oteli 2 gece yerine 1 gece rezervasyon yaptırmışım, bu nedenle ikinci geceyi promosyonsuz fiyattan ödemek durumunda kaldık, bu da bana ders olsun 🙂 Otelin lokasyonu da kendisi de gayet iyiydi, memnun kaldığımızı söyleyebilirim.. Yalnız bir de sonradan  “Hotel Novotel Beijing Peace” adlı oteli keşfettim, oraya da bi bakmanızı öneririm, oranın lokasyonu biraz daha iyi gibiydi sanki.. Velhasıl bu iki otelden biri işinizi görecektir..

Gelelim gezi programımıza.. İlk gün otele yerleştikten sonra başladık yürümeye.. Önce Tian’anmen Meydanı’na (Tian’anmen Square) ardından Yasak Şehir’e (Forbidden City) yöneldik.. Zaten bu iki yapıyı tam anlamıyla gezmek hem tüm gününüzü alıyor hem de bacaklarınızı epeyce yoruyor.. İkinci gün sabah erkenden Çin Seddi (Great Wall of China) ile başladık turumuza.. Sonrasında Ming Mezarları’nı (Ming Dynasty Tombs) ziyaret ettik.. Sonrasında Pekin Hayvanat Bahçesi’nde pandaları ziyaret ettik.. Otele dönmeden evvel bir de ünlü Kuş Yuvası’na (Bird Nest) yani Pekin Olimpiyat Stadı’na uzaktan bir göz attık.. Son gün ise önce Cennet Tapınağı’nı (Temple of Heaven) sonra Yazlık Saray’ı (Summer Palace) en son olarak da tarihi Niujie Camii’ni gezerek turumuzu noktaladık..


Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Blogu biraz boşlayınca insan resmen tembelliğe alışıveriyormuş, onu anladım.. Son bir aydır tüm Şangay yazılarını babama bıraktığım için resmen yazı yazmayı unutmuşum 🙂 Şimdi bizimkiler Türkiye’ye döndü ve ben Şanghay Rehberi’nin güncellenmesini bekleyen milyonlarca insanın beklentilerini boşa çıkarmamalıyım sanırım 🙂 Öncelikle son bir ay içerisinde bizimkilerin neler yaptığını özetlemek istiyorum.. Böylece buraya ailesini, arkadaşlarını vs. getirmeyi planlayanlar varsa onlara da fikir verecektir bizim ailemizin burada yaptıkları.. Şunu da belirtmek lazım ki, Müge ve ben çalışıyor olduğumuzdan, 1-2 gün aldığımız izinler dışında hafta içi gündüzleri bizimkilere pek eşlik edemedik.. Tüm gezdikleri gördükleri yerleri, ellerinde harita ve sabahları bizden aldıkları mini-tarifler sonucunda, çok minik bir İngilizce ve sıfır Çince ile bulmayı, içeri girmeyi başarmışlardır.. Kendileri ile ne kadar gurur duysak az 🙂

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Şanghay’a geldikleri ilk gece, uzun yolculuğun yorgunluğunun da atlatılmasına yardımcı olur diye hep beraber ayak masajına gittik..  Hemen sonrasındaki günün akşamında ise hedefimiz hep beraber bir Bund yürüyüşüydü..

Sonraki hafta bir gün, kendi başlarına epeyce bir yol katedip önce Tekstil Fuarı‘nı ziyaret ettiler, sonra da ona yakında bulunan Metro Süpermarket’ten alışveriş yaptılar..

Başka bir gün, önce sabahtan beraberce karakola gidip kayıtlarını yaptırdık, sonra ise Jade Buddha Temple‘da onları bıraktım, onlar tapınağı gezdiler, sonra ona yakın mesafede bulunan camiiyi bulup onu da gezdikten sonra eve döndüler.. Aynı camiide bir sonraki gün babamla beraber bayram namazı tecrübesini de yaşadık..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Bir başka günlerini People Square ve yakınında bulunan müzeleri gezmeye ayırdılar, farklı bir günü ise Yuyuan Garden ziyaretine.. Giderken yaya, dönerken metro veya tam tersi gibi farklı yollardan gidip gelerek bu sırada Şangay yol bilgilerini de artırmış oldular..

Haftasonlarından birinin cumartesisini TV Kulesi ve sonrasında Hooters’da akşam yemeğine, pazarını ise karnaval ve Expo Çin Pavyonu gezisine ayırdık hep beraber.. Müge iş gezisinde olduğu için bize eşlik edemedi maalesef.. Oysaki Hooters’ı o da çok sever 🙂

Daha sonraki hafta bir gün öğle yemeği için bizim şirketin o tarafa geldiler, beraberce bir salaş esnaf lokantasında Hint yemeği yedik ve sonrasında yürüyerek Zhongshan Park‘ı bulup orayı gezdiler..

Bu arada yemek demişken, buradaki Uygur lokantalarının bizimkilerin favori mekanı haline geldiğini de söylemeliyim.. Geçen gelişlerinde favori restoranları McDonalds idi ama artık o tahtta Uygur restoranları oturuyor 🙂

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Tabii ki Şanghay’a gelip de Fake Market’e uğramamak olmazdı.. Gerek kendi başlarına (bakıcı olarak) gerekse bizimle beraber (alıcı olarak -Mügenin pazarlık yetenekleri sağolsun-) bir kaç defa Nanjing Road üzerindeki Fake Market‘e de uğramayı ihmal etmediler..

Güzel başlayan, stresli devam eden, mutlu ve huzurlu bir şekilde sürerken sırılsıklam sona eren bir günü ise önce Bilim&Teknoloji Müzesi‘ne, daha sonra ise Century Park‘a ayırdılar..

Bir sonraki haftasonunu ise bu sefer Mügenin de katılımı ve ekstra aldığımız izinle birlikte 3 günlük bir Beijing ziyaretine ayırdık.. Burada üç gün içerisinde görülebilecek hemen her yeri görmeye çalıştık.. Örnek vermek gerekirse, Tiananmen Square, Forbidden City, Wangfujing Street, tabiiki Çin Seddi, Ming Tombs, Beijing Hayvanat Bahçesi, Temple of Heaven, Olimpiyat Stadı ve Watercube, Summer Palace, Niujie Camii gibi turistik yerleri bazısını kısa bazısını uzun soluklu olmak üzere gezdik gördük.. Gidişi uçakla dönüşü ise -yataklı kompartmanda- trenle tecrübe ettiğimizi de belirteyim..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Pekin dönüşü hafta içi biraz dinlenmenin ardından bizimkiler  bir günlerini Fuxing Park‘a, bir günlerini ise Şanghay Hayvanat Bahçesi‘ne ayırdılar.. Son haftasonlarının pazar gününü ise (Müge gene iş seyahatindeydi) Şanghaylı dostumuz Mr. Hu ve ikizleriyle beraber (onun eşi de iş nedeniyle katılamadı bize) Xitang isimli suşehrine ayırdık ve güzel bir gün geçirdik..

Bu arada aynı zamanlarda iş için buraya gelen sevgili kuzenimiz Egemen ve arkadaşı Hüseyin’i de alarak bir akşamı Hongmei Lu’da geçirdiğimizi de eklemeliyim.. Babam ve Egemen herhalde bir gün Çin’de beraber yemek yiyeceklerini 40 yıl düşünseler akıl edemezlerdi 🙂

Velhasıl sayılı günler çabuk geçti ve bizimkilerin de dönüş zamanı geldi.. Son akşamlarında kapanışı Era Akrobasi Gösterisi ile yapmalarını sağladım ve pek de pişman olmadılar 🙂 Geçtiğimiz hafta itibariyle -yanlarına Türkiye’de işi olan Mügeyi de alarak- Şanghay’dan ayrıldılar ve beni yaban ellerde yapayalnız bıraktılar 🙂

Not: Babam kendi sitesine Çin seyahatleri ile ilgili yeni yazılarını ekledikçe ben de bu yazıda ilgili yerlere link vermeye devam edeceğim.. Misal, gelecek hafta içerisinde Beijing yazılarının siteye eklenmiş olacağını düşünüyorum.. İlgilenenlere duyurulur 🙂

Not2: Linkler güncellendi 🙂


Şanghay’dan Beijing’e Trenle 4 Saat

Şanghay ve Beijing’i sırasıyla bizim İstanbul ve Ankara’ya benzetebiliriz bir çok yönden ama mesafe olarak baktığımızda durum biraz daha farklı.. Şanghay-Beijing arası mesafe yaklaşık olarak 1300km.. Yani uçakla 2 küsür saatlik, şu anki hızlı trenlerle ise minimum 10 saatlik bir yolculuk gerektiren bir mesafe.. Yazının başlığında ise bir yanlışlık yok merak etmeyin, sadece zamanını belirtmedim 🙂 Nisan 2008’den bu yana inşaatı devam eden Şanghay-Beijing arası hızlı tren hattının Haziran 2011 itibariyle hizemete açılacağı açıklandı bugün.. Aslında planlanan açılış tarihi Kasım 2011 idi ama çalışmalar epeyce hızlı ilerlemiş görüldüğü kadarıyla 🙂

Uzunluğu 1318 km olan bu tren hattı açıldıktan sonra Şanghay-Beijing arası trenle sadece 5 saate inmiş olacak.. Bu trenlere uçak gibi demek haksızlık olmaz sanırım, hele ki test sürüşlerinde saatte 486km hıza ulaştıkları düşünülürse 🙂 Tabii normal seferler başladığında trenin hızı daha makul seviyelerde olacak, planlanan hız saatte 350-380km arası görünüyor şimdilik.. Üç sene içerisinde böyle bir projeyi hayata geçirebilmek (planlanan bitiş tarihinden aylar önce hem de) çok da kolay olmasa gerek, o nedenle emeği geçenleri kutluyorum şimdiden 🙂


Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün (The End)

Yazı dizinin Şanghay’ı kapsayan beş, Xian’dan bahseden bir, yani toplam altı yazısından sonra kapanış için de kısaca bir şeyler yazmak istedim.. Bu yazının ardından Şanghay ile ilgili genel mekan bilgileri içeren yazılarıma geri dönüş yapacağım kısmetse 🙂

Serkan ve Hemşo, Şanghay’da ve Xian’da beraber geçirdiğimiz yedi günün ardından, bayram sonrası ek olarak aldıkları üç gün iznin ikisini Beijing’de geçirmek istediler.. Daha doğrusu ben onlara bu şekilde bir program yapmıştım, onlar da sağolsunlar beni kırmadılar 🙂 Benim ek iznim olmadığı için onlara eşlik edemedim ama beraber takıldığımız bir haftanın ardından Çin ile ilgili yeterli tecrübeyi dinmişlerdi, o nedenle pazartesi sabahı içim rahat bir şekilde havaalanına yolcu ettim kendilerini 🙂

Beijing’de de aynen beraber Xian’da yaptığımız gibi bir seyahat gerçekleştirdiler.. Otel seçimini şehir merkezinde, Forbidden City’nin hemen dibindeki bir otelden yana kullandığımız için pazartesi gününü merkezdeki turistik mekanları yürüyerek dolaşarak geçirdiler.. Sadece yemek yiyebilecekleri bir yer bulma konusunda biraz sıkıntıları oldu, onun da kısa bir araştırmanın ardından üstesinden geldik..

Salı gününü ise Çin Seddi turuna ayırdılar.. Otel vasıtasıyla kaydoldukları bir tur onları başta Çin Seddi olmak üzere sanırım toplamda dört ayrı mekana götürdü ve akşam üzeri şehir merkezine bıraktı.. Sonrasında orada biraz daha takıldıktan sonra rotalarını havaalanına çevirdiler ve akşam 21:30 uçağı ile Şanghay’a geri döndüler.. Havaalanından bindikleri taksinin şoförüne bizim evin adresini hiç zorlanmadan söylemeyi bile başarmışlar, ki bu çok rastlanan bir şey değildir buralarda 🙂

Her güzel şeyin bir sonu olduğunun bilincinde olarak Çarşamba gününe gelmiştik.. Şansımıza bahardan kalma bir gün karşıladı bizi.. Sabahtan kahvaltıyı es geçtik, bavulları hazır hale getirdik.. Öğlen yemeğini kahvaltı ile birleştirdik, ve Burger King’de Evren ile buluşarak Whooper’ları götürdük 🙂 Sonrasında Starbucks’ta içilen kahvenin ardından Evren’i ofisine yolcu ettik ve biz de son kalan alışverişler için fake market’e uğradık..

Sonrasında, eve dönmeden önce, Hemşo’ya iPhone almak için buranın telefon pazarı sayılabilecek mekana götürdüm arkadaşları.. Bu mekanla ilgili ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum, o nedenle burayı kısa geçeceğim.. Mekanı öğrendiğimiz sevgili İlker’e buradan teşekkürlerimi sunuyorum bu arada 🙂 Hemşo’yu güzel telefonuna kavuşturduktan sonra eve döndük ve uçak saatini beklemeye başladık..Ve maalesef o saat geldi.. Hemşo ve Serkan’ı taksiye bindirdik ve Pudong’a doğru yola çıktılar..

Sonuç olarak söylemeliyim ki, kurban bayramı tatili boyunca arkadaşlarımızla çok güzel vakit geçirdik.. Zaten siz de hemen herşeye yazılar vasıtasıyla şahit oldunuz 🙂 Sevgili dostlarım Serkan’a ve Hemşo’ya davetimi kırmayıp buralara kadar geldikleri için şunu söylemek istiyorum (Hemşonun doğaçladığı Çince vasıtasıyla) –> ŞİŞU!

Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün