Şanghay’dan Bali’ye Eğlenceli Bir Yolculuk (Bölüm-2)

Bir önceki yazıyı bitirirken bizi Hong Kong’dan Bali’ye götürecek olan uçak havalanmıştı bile.. Yaklaşık 5 saatlik yolculuk sıkıntısız geçti.. Acil çıkış koltuklarında da yer bulduğumuz için ayaklarımı rahatça uzatıp uyuyabildim.. Ha, acil çıkışta yer olmasaydı uyuyamaz mıydım, tabii ki uyurdum ama böyle olunca daha bi güzel uyudum :) Akşam 9 gibi Bali Adası’na indik, hızlıca ilerleyip önce vize ücretlerimizi ödedik, sonra pasaport kontrolden geçtik ve en son olarak da bavulları alıp havaalanının dışına çıktık.. Kalacağımız otelden araba göndermelerini rica etmiştim, onlar da sağolsunlar beni kırmadılar.. Bavullarımızı araca yükledik, yola çıktık ve yarım saat içerisinde otele vardık.. Akşamın o saatinde bizden başka giriş yapan yolcu olmadığı için hızlı bir şekilde bu işlemleri hallettik ve odalarımıza geçtik..

Kısa bir dinlenmenin ardından gene kısa bir otel turu yapmaya karar verdik.. Gece karanlığında gezebildiğimiz kadar gezdik, saat daha da geç olmadan odalara çekildik.. Bali’deki ilk iki günümüzü otelde geçirdik ve gerek sahilde gerek de havuz başında epeyce dinlendik.. Yüzme dışındaki tek aktivitemiz sincapları beslememiz ve Gençer ile oynadığımız masa tenisi oldu, sonuç ise her zamanki gibi benim lehime oldu :) İki gün güzelce dinlendikten sonra artık Bali’yi biraz keşfedelim dedik ve arkadaşlarımızın tavsiyesiyle telefonunu aldığımız Denon’u aradık.. Denon Bali’nin yerlilerinden, hep güleryüzlü, anlaşılır bir İngilizcesi, güzel bir arabası olan bir arkadaş.. Bizi bir günlük tura çıkarması için Çarşamba sabahı otel lobisinde buluşmak üzere kendisiyle anlaştık..

Çarşamba sabahı ilk olarak Denon ile birlikte lokal bir Bali evini ziyaret ettik.. Genişçe bir arazi üzerine inşa edilmiş bir eve götürdü bizi Denon ve bahçesine girerek etrafı dolaşmaya başladık.. Ev sakinleri bir yandan günlük rutin işlerini yapıyorlar, bir yandan da onlara meraklı gözlerle bakan bizleri izliyorlardı :) Yarım saat kadar süren bu minik tur esnasında Denon bize Bali’de evlerin yerleşimi ile ilgili de bir çok detay anlattı.. Mutfak nerde olur, tapınakları nereye kurarlar, günlük tanrılarına neler sunarlar gibi soruların cevaplarını bulmuş olduk böylece.. Siz de bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız Denon ile bir Bali turu alabilirsiniz, reklamları izlediniz :)

Günün bir sonraki hedefi Tegenungan Şelalesi oldu.. Arabayı yukarıda bir yere parkedip, merdivenlerden aşağı inip, biraz da engebeli yollardan ilerlemeniz gerekiyor şelaleye ulaşmak için.. Gençer en heveslimiz olarak en önden fırladı tabii, zaten ayağında terlikleri üzerinde mayosuyla hazır bir vaziyette çıkmıştı yola.. Benim ise ayağımda spor ayakkabılar, üzerimde şort, na-hazır bir şekildeydim.. Dedim kardeşimi yalnız bırakmayayım, bari terlik giyip şelaleye doğru ilerleyeyim.. Ayakkabılarımı çıkarıp çantamda getirdiğim flip-flop’ları giydikten sonra kızları geride bırakıp Gençer’in peşinden yola koyuldum.. O esnada Gençer şelaleye ulaşmış, altına doğru ilerlemeye çalışıyor ama şelalenin şiddetinden ötürü bir türlü bunu başaramıyordu..

İlk amacım fazla ıslanmadan şelaleye mümkün mertebe yaklaşmak, şelalenin önünde gerek kendimin gerek Gençer’in fotoğraflarımızı çekmek ve sonrasında geri dönmek idi.. Şelaleye kara tarafından yaklaştıkça şelale psikolojik olarak beni kendine çekmeye başladı.. Terliklerimi çıkarıp en azından bileklerime kadar gireyim dedim.. Sıçrayan suları epeyce hissetmeye başlamıştım, telefonu cebime attım, biraz daha ilerleyeyim dedim.. Bu esnada gerek Gençer’in verdiği gazlar, gerek de uzaktan Müge’nin verdiği onay ile iyice terbiyesizliği ele aldım, ve kısa bir hazırlık(!) sonrasında kendimi suyun içinde buluverdim :) Böyle kuvvetli akan bir şelalenin altında doğru yaklaşka gerçekten heyecan verici bir deneyimmiş, bunu bir kez daha görmüş oldum.. Bir de tabii Müge’nin çektiği ve ileride ünlü biri olursa aleyhime kullnılma ihtimali olan fotoğraflar var o günden arta kalan :)

Şelalede epeyce bir vakit harcadık Gençerle, sağolsun kızlar da şikayet etmeden beklediler bizi.. Bir sonraki hedefimizi kahve molası olarak belirledik ve Endonezyanın ünlü kahvesi Kopi Luwak’ı, yani Luvak Kahvesini, üretip satan bir mekana doğru ilerledik.. Bilmeyenler için kısaca anlatmak gerekirse, bu kahve çekirdekleri öncelikle misk kedisi denen, kedi olmayan ama kediye benzeyen, hayvan tarafından yeniliyor, öğütülüyor, ve dışkı vasıtasıyla çıkarılıyor.. Sonra afedersiniz bu dışkının içindeki halen şeklini koruyan çekirdekler dikkatli bir şekilde çıkarılıyor ve güzelce yıkandıktan sonra kahvenin yapım işlemi başlıyor.. Böyle anlatınca çok iç açıcı gelmemiş olabilir ama tadı gerçekten de çok güzel bir kahve, özellikle kahveseverlerin kesinlikle denemelerini tavsiye ederim, biz de güzel bir manzara eşliğinde kahvemizi yudumladıktan sonra turumuza devam ettik..

Hem öğle yemeğini yemek, hem de bu yemeği manzaralı bir yerde yemek için Denon bizi Batur Dağına götürdü.. Orada bulunan ve hala aktif olduğu söylenen volkan manzarasında yemek yiyecektik.. Aşağılarda sıcacık olan hava dağa tırmandıkça serinleşir gibi oldu.. İlk girdiğimiz restoranda ise öyle bir rüzgar esiyordu ki, yemek yemek mümkün değildi.. Herkes soğuktan şikayet edince Denon’dan alternatif bir mekan istedik, o da bizi ileride gene aynı manzaraya bakan başka bir restorana götürdü.. Çok az rüzgar alan bu restoranda yemeklerimizi güzel bir manzara eşliğinde yedik ve yolumuza dağdan aşağı inerek devam ettik.. Yol boyunca meyve, kahve vs. satan adalıları da görebiliyorsunuz bu arada..

Bir sonraki durağımız adanın ünlü pirinç tarlaları oldu.. Genelde internette gördüğümüz kat kat aşağı doğru inen bu tarlaları yakından görmenin zamanı gelmişti.. Denon’ın bizi bıraktığı yerden aşağıya indik, prinç tarlalarının başlangıç noktasına ulaştık ve buradan yavaş yavaş katları tırmanmaya başladık.. Hem bizimle birlikte aynı yönde ilerleyen diğer turistler, hem de işlerini bitirip geri dönen turistler olunca, geçiş yolları da çok geniş olmayınca zorlu bir mini tırmanış olduğunu söyleyebilirim.. Gidebildiğimiz yere kadar gittikten sonra aynı yoldan geri döndük ve indiğimiz merdivenleri tırmanarak ana yola ulaştık, Denon’ı bulduk ve gezimize devam ettik.. Denon gene aynı yol üzerinde bulunan hediyelik eşya dükkanlarının olduğu yere götürdü bizi, orda da kısa bir mola ve minik alışverişlerin ardından yola devam ettik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Bali’ye Eğlenceli Bir Yolculuk (Bölüm-1)

Bir önceki yazıda Gençerlerin Çin’de geçirdiği bir haftayı özetlemeye çalışmıştım.. Misafirlerimizin Çin günleri göz açıp kapayıncaya kadar geçiverdi ve hemen ardından 1 Ağustos sabahı itibariyle Müge ve benim de katıldığımız dört kişilik ve dokuz gün sürecek olan seyahatimiz başladı.. Gençerler buraya gelirken bayram tatiliyle birlikte bir haftalık da izin kullanarak toplam iki hafta geçirmeye karar vermişlerdi.. İkinci haftayı farklı bir yerde geçirmenin daha güzel olacağını düşündük.. Zaten Gençer yıllardır hep söylerdi bana “abicim n’olursun beni bir gün güney yarım kürede bir yerlere götür” diye, bende de abi yüreği tabii, kıramadım ve “gelin sizi Bali’ye götürelim” şeklinde bir çıkış yaptım :) Bu fikrim olumlu yanıt buldu grubumuzda ve tatil destinasyonu olarak Endonezya’nın bu ünlü adasında karar kıldık..

Gençer bu sefer de “canım abim, dokuz gün Bali çok olmaz mı, hazır bu kadar yol gelmişiz, bir kaç farklı yer daha göster bize, n’olursun” şeklinde ricada bulununca gene kıyamadım ve hemen aklıma Şanghay – Bali arasında, yol üstünde olan ve bizim de çok sevdiğimiz Hong Kong ve Macau ikilisi geldi, ve tatil planına, Bali’nin öncesine her biri birer günlük olmak üzere bu ülkeleri de ekledik.. 1 Ağustos Cuma sabahı itibariyle Şanghay’da başlayan yağmura ve taksi beklerken sırılsıklam olan ayakcağızlarıma aldırmadan, erkenden Hongqiao havaalanına doğru yola çıkarak seyahatimizi resmi olarak başlattık :) Öncelikli olarak Macau’ya uçacak, orada bir gece kalıp Hong Kong, orada da bir gece kalıp Bali yapacaktık.. Macau uçağımız yağmur nedeniyle saatinde kalkamadı, 1-2 saat uçak içinde bekledik, bu esnada ayakkabılarımı çıkardım, çorapları çıkarıp uygun bir yere (!) astım ve sırt çantamdaki yedek çoraplarımı giyerek bekleme kısmını en azından biraz daha konforlu hale getirdim kendi adıma :)

000

Yağmur azalır azalmaz uçağımız kalktı ve Macau istikametine doğru yol almaya başladı.. İniş anına kadar gayet rahat bir yolculuktu.. Hatta iniş süreci de sıkıntısız dı.. Hatta piste neredeyse tekerlekler dokunana kadar herşey yolunda gibiydi.. Ne var ki tekerlerkler piste dokunamadan bir anda uçağımız aniden havalanmaya başladı.. Kimse neler olduğunu anlamamıştı.. Herhangi bir anons da yapılmadı.. Bir süre sonra pilotlar inişimizin reddedildiğini (rejected landing) bu nedenle 15 dk sonra inceğimizi belirten bir anons yaptılar.. Tabii piste bu kadar yaklaşmışken neler oldu, dışarıdan uçağımız acaba bu videolardan biri gibi mi göründü bilemiyoruz ama sonuç olarak ikinci denememizde başarılı bir şekilde indik :) Hızlı bir şekilde pasaport ve bavul işlemlerini hallettikten sonra dışarıda bekleyen Cotai Strip otobüslerine binerek otelimize doğru yola çıktık..

Gerek bizim Macau’ya daha önce bir kaç kez daha gelmiş olmamız, gerek de Gençerlerin öyle “harala gürele her yeri görelim”ci bir çift olmamasından ötürü gayet yumuşak bir başlangıç yaptık tatilimize.. Öncelikle sıcak ve güneşli havadan da faydalanarak otelin havuzunda takıldıktan sonra akşam civardaki diğer meşhur otelleri gezdik sırasıyla.. City Of Dreams, Galaxy Macau ve son olarak da Venetian otellerini dolaştık, yemeğimizi yedik, içeride bulunan devasa casino’lara kısaca bir “göz attık” ve sonrasında günü bitirdik.. Sabah kahvaltı sonrası direk Hong Kong’a geçmeye karar verdik, bu nedenle Macau kısmı hızlı bir şekilde sona ermiş oldu.. Çıkışımızı yaptıktan sonra otelin önünden kalkan servis otobüslerine atlayarak Macau Feribot terminaline geldik, Kawloon için biletimizi aldık, bavulları verdik, pasaport kontrolden geçtik, feribota bindik ve bir saat içinde Hong Kong’a vardık.. Hong Kong’a vardıktan sonra gene hızlı bir şekilde (Müge e-channel avantajını kullanarak bize fark atsa da) pasaport kontrolden geçtik, bavullarımızı aldık, terminalin altındaki duraktan taksiye atlayarak otelimize doğru ilerledik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gençerle Yine Yeni Yeniden

Siteyi uzun zamandır takip eden, ayrıca hafızası da afedersiniz fil gibi kuvvetli olanlar üç sene önce kardeşimin buraya yaptığı ziyareti, o ziyaret sırasında ve sonrasında yazdığım yazılardan hatırlayacaktır :) 2011 senesinin Temmuz ayında Şanghay’ı tek başına ziyaret eden sevgili Gençer, Şanghay’ın yazından, dişinin pörtlemesine rağmen, çok memnun kalmış olacak ki, ikinci ziyaretini de gene bir Temmuz ayında yapmaya karar verdi ve geçtiğimiz ayın son haftasını, bu sefer kız arkadaşı ile birlikte Çin’e ayırmaya karar verdi ve bir hafta boyunca Şangay ile Pekin’in altını üstüne getirdiler :) Ben de kısaca neler yaptığımızı burada anlatayım dedim, belki okuyanlara da ileride gelecek misafirleri için bir fikir olur :)

sangay-gencer-0

İlk gün, yani cumartesi günü, öğleden sonra misafirlerimizi havaalanında karşıladım, taksiye bindirdim, eve getirdim.. Müge evde bekliyordu bizi, hoşgeldinler beşgittinler, kısa bir sohbet muhabbet derken akşam oldu ve akşam yemeği için Wujiang Road’a yürüdük.. Orada, hep gördüğümüz daha önce hiç denemediğimiz Gyu Jin isimli Japon Hot Pot Restoranını denedik ve gayet memnun kaldık.. Sonrasında hemen karşıdaki Starbucks’tan kahvelerimizi aldık ve bir taksiye atlayarak Bund’a, yani nehir kıyısına gittik.. Varınca gördük ki mahşeri bir kalabalık var o akşam, tüm kent akın akın nehri iniyor.. Bunun üzerinde kısaca orada takıldık ve taksi de bulamayınca, önce ara sokaklardan, sonra da East Nanjing yaya yolundan yukarı doğru People Square istikametine yürümeye başladık.. People Square’in oralarda taksi bulabildik neyseki ve yolun masaj salonuna kadar olan son kısmını taksiyle geldik.. Yili Shirley Massage adlı masaj salonunda ayak masajı yaptırdık ve hem akşamki yürüyüşün hem de misafirlerimizin gelddiği uzun yolun verdiği yorgunluğu üzerimizden atmaya çalıştık.. Masaj sonrası tüy gibi olan ayaklarımızla eve kadar yaptığımız kısa yürüyüş hiç kimseyi yormadı.. Saat geç olmuştu ve yatma zamanıydı..

sangay-gencer-1

İkinci gün kahvaltı sonrası Şanghay’ın meşhur Antika Caddesi’ni ziyaret ettik.. Buradaki sokakları uzun uzun gezdikten (detayları için ayrıca bir yazı yazacağım inşallah) sonra yakın mesafedeki Xintiandi’ye yürüdük.. Orada biraz soluklandık, bir cafede oturup pasta/kek yedik, çay/kahve içtik ve sonrasında Xintiandi içerisinde dolaşmaya başladık.. Sonraki hedefimiz akşam yemeği için gideceğimiz Din Tai Fung adlı restoran idi, bunun için Xintiandi girişinden taksi tuttuk ve Portman-Ritz Carlton otelinin ortasındaki avluda bulunan restorana doğru ilerledik.. Restoranın imza ürünü olan dumplinglerden epeyce söyledik ve tıka basa yedik.. Restorandan çıktığımızda yağmur başlamıştı, biraz bekledik ama baktık yağmur durmuyor, başladık yürümeye, neyseki fazla ıslanmadan bir taksi bulduk ve eve döndük.. Evde biraz soluklandıktan sonra The House of Blues&Jazz adlı mekana doğru yola çıktık.. Jazzseverler için ideal bir seçim olan bu barda içeceklerimizi yudumlarken, gecenin süprizi olarak Kervan Restoran’ın işletmecisi sevgili Uğur’un da kısa bir davul gösterisine şahit olduk, kendisini epeyce alkışladık :) Saatler gece yarısını geçerken eve dönme zamanı gelmişti.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Ülkemizde yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi için Şangay’da oy kullanmanın mümkün olduğunu geçtiğimiz haftalarda burada yer verdiğim konsolosluk duyurusuyla öğrenmiştik.. Konsolosluğumuzdan bir duyuru daha yapıldı ve seçimde oy kullanmak için izlenecek olan prosdürün detayları da belli oldu. Eğer yurt dışı seçmen kütüğüne kaydınızı yaptırdıysanız aşağıdaki duyuruyu dikkatle okumanız ve orada bulunan yönlendirmeleri takip ederek oyunuzu kullanmanız gerekiyor.. Şimdiden vatana millete hayırlı olacak bir seçim olması dileklerimle :)

2014-cumhurbaskanligi-secimi

2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE BAŞKONSOLOSLUĞUMUZDA OY KULLANILMASI

*Cumhurbaşkanlığı ilk tur seçimleri için Başkonsolosluğumuzda sadece 31 Temmuz 2014 Perşembe günü oy kullanılacaktır. Oy verme işlemi, saat 08:00-17:00 arasında gerçekleştirilecektir. 17:00’den önce gelerek sıraya giren vatandaşlarımız saatin 17:00’yi geçmesi halinde de oylarını kullanabilecektir. Saat 17:00’den sonra gelen vatandaşlarımız ise oy kullanamayacaktır.

*Yurtdışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlarımızın oy kullanmak için randevu almaları gerekmektedir. Oy verme günü iki zaman dilimine bölünmüştür (08.00-12.30 ve 12.30-17.00). Vatandaşlarımız oy kullanmak için gerekli randevularını 21 Temmuz 2014 Türkiye saatiyle 08.00 ile 25 Temmuz 2014 Türkiye saatiyle 17.00 arasında www.ysk.gov.tr adresi “SEÇSİS Oy Verme Günü Belirleme Sistemi” üzerinden kendileri yapabilecektir.

*Randevusunu kendisi almayan vatandaşlarımızın oy verebilecekleri saat SEÇSİS Sistemi tarafından otomatik olarak belirlenecektir. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Bisiklet Turu (Wheely Bike Tours)

Şanghay’ı alternatif ve biraz da heyecanlı bir şekilde gezmek istiyorsanız, size şehirde bir bisiklet turu yapmanızı önerebilirim.. Bu tur, özellikle kenti gezmek için çok fazla zamanı olmayanlar, öte yandan bu kısıtlı zamanlarında Şanghay’ın gerçek tadını yakalamak, farklı yerlerini görmek isteyenler için çok faydalı olacaktır.. Bugüne kadar burayı ziyaret eden arkadaşlarımızdan dört tanesinin denediği ve hepsinin de gayet memnun kaldığı bu turu sitede de yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.. Kısmetse Gençerler geldiğinde onlara da bir tur ayarlayacağım bakalım :)

Kenti size bisiklet üzerinde gezdiren bu tur şirketi Wheely Bike Tours adını taşıyor.. İlk başta tahmin edebileceğiniz [edemezseniz fotoğrafları görünce bisiklet renginden kesin bileceksiniz :) ] üzere Hollandalı arkadaşların verdiği bir hizmet bu.. Aslında kısa bir süre öncesine kadar Şanghay’da bu tür turları düzenleyen iki adet Hollandalı şirket vardı.. Sonrasında güçlerini Wheely Bike Tours adı altında birleştirme kararı aldılar, ki bence gayet iyi yaptılar :) An itibariyle Ellen, Mirka ve Cindy adlı bu üç Hollandalı bayan tur rehberleriyle birlikte sizlere keyifli ve heyecanlı bir şehir turu yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar :)

Bu arada bisiklet tecrübesi az olanlar veya hiç olmayanlar için Şanghay’da bisiklet kullanmanın Amsterdam’da bisiklet kullanmaya benzemediğini de belirteyim :) O nedenle tur esnasında dikkatli olmanızı, ellerini bırakıp gitmek, bir yandan bisiklet sürüp bir yanda telefonla konuşmak, kalabalık caddelerde ilerlerken selfie çekmeye çalışmak gibi cambazlıklar yapmamanızı öneririm :) Tur boyunca rehberiniz ve Ellen sizlerin güvenli bir şekilde bisikletinizi sürebilmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar tabii ama sizin de tabii onlara yardımcı olmanız gerekiyor..

Wheely Bike Tours size farklı tur seçenekleri sunuyor.. “Shanghai Highlights”, “Former French Concession”, “Lilong & Shikumen”, “Hongkou” ve “Wake Up Shanghai!” adlı bu turların detaylarını web sitelerinde inceleyip istediğinizi seçebilirsiniz.. Bizim misafirlerimiz Shanghai Highlights turunu almışlardı, ama diğer turlar da gayet güzel görünüyorlar.. Turların fiyatları kişi başı 250-350RMB arasında değişiyor.. Bunun dışında eğer kalabalık bir grupsanız sadece size özel bir tur için Wheely ile konuşup, sizi istediğiniz bölgelerde gezdirmelerini de sağlayabilirsiniz.. Sonuç olarak söyleyebilirim ki, Şanghay’ı bisikletle gezmek isteyenler için Wheely Bike Tours çok başarılı bir hizmet sağlıyor..


Şanghay’da Türk Lokantası (Black Pepper)

Damak tadı hassas olan, her yemeği yiyemeyen, yabancı memleketlere gitmeden önce yemek konusunda kabuslar gören vatandaşlarımızın Şanghay’da aç kalma şansları giderek azalıyor :) Geçtiğimiz haftalarda Şanghay’da bulunan Türk restoranları arasına yepyeni bir restoran daha eklendi.. İsmini alırken Serdar Ortaç’tan esinlenilmediğini tahmin ettiğim bu restoranın adı Black Pepper :) Aslında bir restoran zincirinin üçüncü halkası da diyebiliriz kendisine, çünkü işletmecisi Emre Bey aynı zamanda Pasha ve Garlic restoranlarını da işletiyor.. Açıldığından beri iki kere gitme şansı bulduğum Black Pepper’ı yazmak bugüne kısmetmiş..

Black Pepper’ın lokasyonundan bahsedeyim önce.. Jing’an tarafını bilenler için Taixing Road üzerinde, Wujian Road kesişimine çok yakın diyebilirim.. Taksi ile gelecekseniz “Nanjing Xi Lu-Taixing Lu” köşesinde indirkten sonra Taixing Road üzerinden güney istikametine doğru ilerlemeniz gerekiyor.. Wujiang Road yaya caddesi kesişiminide geçtikten sonra az ileride eski bir mahallenin giriş kapısını göreceksiniz.. Kapıdan girince hemen sağ tarafa baktığınızda geniş bir avlu ve içerisindeki mekanlarla karşı karşıya geleceksiniz.. Black Pepper işte buradaki mekanlardan biri, zaten tam karşınızda bulunan binanın ikinci katında yer alıyor.. Metro ile gelecekseniz 2 no’lu hattın West Nanjing Road durağında inmeniz yeterli..

Black Pepper’dan içeri girince mekanın epeyce büyük olduğunu görüyorsunuz.. Adına uyumlu olarak dekorasyonunda da genelde koyu renkler kullanılmış.. İçerisinin epeyce kaliteli ve lüks göründüğünü de söylemeliyim, sanırım masraftan kaçınılmamış inşaat esnasında :) Masanıza oturduktan sonra menü geliyor ve burada Black Pepper’ın diğer restoranlardan farkı ortaya çıkıyor.. Sizin menüden sadece içeceğinizi seçmeniz gerekiyor.. “Fixed menü” konseptinin uygulandığı Black Pepper’de yemek için 228RMB ödüyor ve masanıza yemeklerin gelmesini bekliyorsunuz.. İçecekler bu fiyata dahil değil.. Türkiye’deki “Kolcuoğlu” konseptinin Şanghay’ın “fine dining” konseptiyle harmanlanmış hali diyebiliriz Emre Bey’den de alıntı yaparak :)

Masanıza gelecek olan yemeklerin sizi tıka basa doyuracağını şimdiden söylemeliyim.. “Çok aç değilim, bir şeyler atıştırsam yeter” diyorsanız o kadar yemeğe yazık olabilir yani.. Çeşit çeşit mezeler, ara sıcaklar, ana yemekleri ve ardından gelen meyve ve tatlılar hem ödediğiniz paranın hakkını veriyor hem de sizi gerçek anlamda doyuruyor diyebilirim.. Bu arada öğlen yemeği için buraya gelecekseniz aynı konseptin öğle yemeği versiyonunun ise 130RMB olduğunu internette okudum, sizlerle de paylaşayım, denemiş olanlar yorumlarını esirgemesinler lütfen :) Sonuç olarak Black Pepper adlı Türk Restoranı Şanghay’a yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor..

Black Pepper

Adres: 静安区泰兴路89号B幢2楼, 近吴江路

2/F, Building B, 89 Taixing Rd, Wujiang Rd

Metro: 2 no’lu hat, West Nanjing Road İstasyonu, 4 no’lu çıkış

Tel: +86 138 1833 6837


Şanghay Ramazan İmsakiyesi 2014

Önümüzdeki hafta sonu, yani 27 Haziran’ı 28 Haziran’a bağlayan gece itibariyle Ramazan ayına giriyoruz.. 28 Temmuz Pazartesi günü ise Ramazan Bayramı’nı kutluyor olacağız.. Naçizane, 2010 senesinden beri yaptığım gibi bu sene de gene Şanghay’ın Ramazan İmsakiyesini buradan yayınlamak istedim.. Herkesin güzel bir Ramazan ayı geçirmesi dileklerimle..

Tarih Sahur İftar
28 Haziran 2014 03:09 19:09
29 Haziran 2014 03:09 19:09
30 Haziran 2014 03:10 19:09
1 Temmuz 2014 03:10 19:09
2 Temmuz 2014 03:11 19:09
3 Temmuz 2014 03:11 19:09
4 Temmuz 2014 03:12 19:09
5 Temmuz 2014 03:12 19:09
6 Temmuz 2014 03:13 19:09
7 Temmuz 2014 03:13 19:09
8 Temmuz 2014 03:14 19:08
9 Temmuz 2014 03:15 19:08
10 Temmuz 2014 03:15 19:08
11 Temmuz 2014 03:16 19:08
12 Temmuz 2014 03:17 19:08
13 Temmuz 2014 03:18 19:07
14 Temmuz 2014 03:19 19:07
15 Temmuz 2014 03:19 19:07
16 Temmuz 2014 03:20 19:06
17 Temmuz 2014 03:21 19:06
18 Temmuz 2014 03:22 19:05
19 Temmuz 2014 03:23 19:05
20 Temmuz 2014 03:24 19:04
21 Temmuz 2014 03:24 19:04
22 Temmuz 2014 03:25 19:03
23 Temmuz 2014 03:26 19:03
24 Temmuz 2014 03:27 19:02
25 Temmuz 2014 03:28 19:02
26 Temmuz 2014 03:29 19:01
27 Temmuz 2014 03:30 19:00