Şanghay’da Cumhuriyet Bayramı Şenliği

Türkiye tarihinin en büyük kıvancını, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu simgeleyen Cumhuriyet Bayramı için Şanghay’da her sene olduğu gibi bu sene de şenlik havasında geçmesi beklenen bir organizasyon tertipleniyor. Bu organizasyondan, geçtiğimiz günlerde Konsolosluğumuz tarafından Turks In China mail grubuna gönderilen aşağıdaki email vasıtasıyla haberdar olduk:

Başkonsolosluğumuzun himayesinde, Türkiye İş Bankası’nın değerli katkılarıyla, Kervan Orient Express Restaurant’ın evsahipliğinde 31 Ekim 2014 Cuma günü Cumhuriyet Bayramı şenligi düzenlenecektir. Samimi bir ortamda gerçeklestirilecek şenliğe, Şanghay ve görev çevremizde bulunan vatandaşlarımız ile Çinli ve diğer yabancı misafirleri davetlidir. Bu vesileyle misafirlerimize Türk yemekleri ikram edilecek ve canlı müzik icra edilecektir.

“Kervan Orient Express Restaurant” tarafindan etkinlik için belirlenen özel ücret kişi başı 150 Yuan, öğrenciler için 75 Yuan’dır. Gerekli hazırlıkların yapılmasını teminen, şenliğe katılmak isteyen vatandaşlarımızın, kişi sayısını da belirtmek kaydıyla, Kervan Orient Express Restaurant’a bilgi vermeleri rica olunur.

Telefon: 13761776855
E-posta: kervanturk@gmail.com

cumhuriyet-bayrami-sangay

Bu emailden bir süre sonra Kervan’ın işletmecisi sevgili Uğur’dan gelen email ise kutlamalar esnasında icra edileceği belirtilen canlı müzik ile ilgili detayı veriyor, bu bağlamda bizleri Çin’de kurulan bir Türk müzik grubundan da haberdar ediyordu:

Değerli arkadaşlar, Kervan Orient Express’de yapılacak Cumhuriyet kutlaması için detay bir bilgi eklemek istiyorum. 31 Ekim gecesi Çin’de yaşayan 6 Türk müzisyenden oluşan Group AlaTurca’nın konseri olacaktir. Konser yaklaşık 2 saat sürecektir. Grup üyeleri aşagıdaki gibidir; gecemizi kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Alican Ersin: Piano – Klavyeli çalgılar
İsmail Çağan Dilemre: Ud
Ahmet Faruk Işık: Bağlama
İbrahim Hatipoglu: Elektronik gitar – Vokal
Uğur Arzoğulları: Davul – Vurmalı çalgılar
Yılmaz Sarkbay: Bass Gitar

Sonuç olarak bu güzel organizasyonda emeği geçenlere şimdiden teşekkür ediyor, AlaTurca’nın kulaklarımızın pasını alacağı güzel parçalar çalacağını ümit ediyorum :)


Şanghay’da Başkonsolosluk Görev Değişimi

Şanghay’da dört senedir görev yapmakta olan başkonsolosumuz Sayın Deniz Eke geçtiğimiz ay başı itibariyle görev süresinin sonuna geldi ve aşağıya bir kısmını alıntıladığım veda mesajıyla bizlere veda etti:

4 seneye yaklaşan görev sürem boyunca Başkonsolosluğumuzun faaliyetlerine verdikleri destek için, görev bölgemizde yaşayan vatandaşlarımıza içten duygularla teşekkür ederim. Şanghay’da edindiğim tecrübeler ve dostluklar, meslek hayatımın en değerli hatıraları arasındadır.

Deniz Eke’den boşalan başkonsolosluk makamına atanan Sayın Özcan Şahin ise geçtiğimiz ay ortası itibariyle görevine başladı.. Özgeçmişine buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz Özcan Bey’in göreve başlama mesajının gene büyük kısmını aşağıya alıntılıyorum ve kendisine yeni görevinde sonsuz başarılar diliyorum..

Küresel politikada ağırlığı her geçen gün artan Çin Halk Cumhuriyeti’nin Şanghay gibi önemli bir ticaret, yatırım, finans ve ulaştırma merkezinde görev yapma fırsatını bulmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. 1997 yılında faaliyete geçen Başkonsolosluğumuzun görev çevresinde Şanghay’ın yanısıra Anhui, Jiangsu ve Zhejiang eyaletleri de yer almaktadır.

Bünyesindeki Ticaret Ataşeliğiyle birlikte Başkonsolosluğumuz, Şanghay’daki yerel makamlarla iletişim ve diyalog kanallarını sürekli açık tutarak, olabilecek sıkıntıların aşılmasına ve yeni işbirliği imkanlarının önünün açılmasına katkıda bulunmak şiarıyla hizmet vermektedir. Hedefimiz, üst düzey devlet erkanımız, görev çevremizde yaşayan siz kıymetli vatandaşlarımız, buralara sıklıkla seyahat eden değerli iş adamlarımız ve Çinli dostlarımızın destek ve katkılarıyla ilişkilerimizin yelpazesini her alanda genişletmektir.

sangay-baskonsolos-ozcan-sahin
İş ve ticaret hacmi ile karşılıklı yatırımların arttırılmasının yanısıra, kadim medeniyetlerin mirasçıları olan ülkelerimiz arasında turizm, sanat ve kültür gibi alanlarda karşılıklı etkileşimin geliştirilmesi de temel önceliklerimiz arasındadır. Bu doğrultuda sizlere ihtiyaç duyacağınız her alanda en hızlı, kolay ve kaliteli hizmeti sunmak kararlılığındayız. Geniş bir coğrafi alana yayılan görev çevremizde bunu sağlayabilmenin yolunun gelişen teknolojinin sunduğu imkanlardan geçtiğinin bilincindeyiz.

Konsolosluk hizmetleriyle ilgili temel bilgileri internet sitemizde ve http://sanghay.bk.mfa.gov.tr adresinde bulabilirsiniz. Daha ayrıntılı bilgi alarak, talep ve önerilerinizi iletmek için consulate.shanghai@mfa.gov.tr adresine elektronik postalarınızı gönderebilir, bize web sitemizdeki telefonlardan ulaşabilirsiniz. En hızlı biçimde sorularınızı yanıtlamaya çalışacağız. Ayrıca, Şanghay’da her zaman güler yüzle karşılanacağız ikinci bir eviniz bulunduğundan emin olabilirsiniz. Kapılarımız sizlere daima açık olacaktır.

Bu arada yeni başkonsolosumuzun göreve başlamasından sonra açılan Şanghay Başkonsolosluğu Resmi Instagram Hesabını farkettim.. Benim gibi “bilgisayarcı” bir insan için sosyal mecraların artarak kullanıldığını görmek epeyce keyif verici, bunu da belirtmeden geçmeyeyim dedim :) İnşallah daha da artarak devam eder..


Şanghay’ın Avokadocu Teyzesi (Avocado Lady)

Ailecek, sağlıklı beslenme/ sağlıklı yaşam konusunu çoğu zaman ciddiye almaya ve bu doğrultuda uygulamalar yapmaya çalışırız. Çoğu zaman diyorum, çünkü etrafımızda akıl çeldirici çok etken var ve bazen aklımız çeliniyor, özellikle abur cuburlar konusunda kendime hakim olamıyorum zaman zaman :) Bu konularda izlediğimiz belgesel/filmler sonrası daha bir azimle hayatımızı düzene sokmaya çalışıyoruz.. Bu hafta sonu izlediğimiz Fed Up isimli filmle birlikte gene benzer bir sürece girmiş bulunmaktayız :)

Bu belgesel film temel olarak “daha az ye, daha çok egzersiz yap” sloganını biraz detaylandırıyor ve yediklerimiz besinlerin içinde bulunan “eklenmiş şeker”in (added sugar) kısa veya uzun vadede vücudumuza ne kadar zarar verebileceğini anlatıyor.. Özellikle ABD’deki büyük meşrubat ve fast food şirketlerinin halkı nasıl kandırmaya çalıştığını da vurguluyor.. Herkesin izlemesini tavsiye ettiğim bu filmden sonra biz gene bir aydınlanma yaşadık ve başlangıç bir haftalık bir şeker diyetine girmeye karar verdik :) Bu bağlamda Avocado Lady’nin dükkanına doğru yola çıktık..

Şanghay’da yaşayıp da Avocado Lady’nin küçük dükkanını duymamış olan yoktur diye tahmin ediyorum.. Eğer varsa da artık bu sırrı onlar da öğrenmiş oldu :) “274 Wulumuqi Lu – Wuyuan Lu” adresine gitmeniz gerekiyor bu dükkan ile tanışmak için.. Aslında Wulumuqi Road üzerindeki minik dükkanlardan farkı yok gibi görünse de, hafta sonları önündeki kalabalık (ki bu kalabalığın çoğunu yabancılar oluşturuyor) size mekanın popülaritesi hakkında bilgi verecektir.. Burada bir çok ürüne makul fiyatlara ulaşabilirsiniz..

Biz genelde başta avokado olmak üzere salata malzemesi ve öğün aralarında atıştırmak üzere kuru yemiş almak için kullanıyoruz Avokadocu Teyze’nin dükkanını ama siz fotoğraflarda da göreceğiniz gibi alkollü/alkolsüz içecekler, meyveler, bakliyat ve daha bir çok ürünü burada bulabilirsiniz.. İstediğiniz ve bulamadığınız bir ürün olursa içerdeki teyzeye söyleyin, o size bu ürünü getirip getiremeyeceğini de söyleyecektir :) Şimdiden sağlıklı alışverişler..


Şanghay’ın Antikacılar Sokağı

Şanghay’da olduğunu bildiğimiz ama bir türlü ziyaret etmeye fırsat bulamadığımız Antikacılar Sokağı’nı gezebildik sonunda.. Buraya yaptığımız geziye Gençerlerin Şanghay ziyareti vesile olmuştu, yazısını yazmak da ancak bugüne kaldı.. Son zamanlarda iş yoğunluğu, spor aktiviteleri, tembellik vb. nedenlerle siteyi biraz boşlamış gibiyim, biliyorum, okuyucular da zaten yorum yazmıyor, iyice şevkim düşüyor :) Neyse, sızlanmayı bırakıp antikalara geri dönelim..

Antikacıların toplandığı bu mekan, Şanghay’ı bilenler için söylüuorum, People Square’in biraz güneyinde, Xintiandi’nin ise hemen batısında kalıyor.. Bu bağlamda epey merkezi bir lokasyonu olduğunu söyleyebiliriz yani.. “Xizang Lu – Liuhekou Lu” veya “Dongtai Lu – Zizhong Lu” kesişimleri sizi buraya getirecektir.. Biz taksi ile geldik ve ilk adresi söyledik, gezmeye Liuhekou Road’dan başladık. Metro ile 8 veya 10 no’lu hattın Laoximen durağının 5 no’lu çıkışı en yakın opsiyon gibi görünüyor.

Burası aslında tek bir sokaktan ziyade bir kaç sokağın birleşiminden oluşan minik bir mahalle görüntüsünde, Antikacılar Pazarı veya Antikacılar Mahallesi de diyebiliriz belki Antikacılar Sokağı yerine.. Liuhekou Lu’dan girdiğinizi varsayarsak sokağın sonuna kadar sağlı sollu dükkanları göreceksiniz ve sonrasında sağa veya sola dönerek gene benzer dükkanların olduğu Dongtai Road’a gelmiş olacaksınız.. Gerek sokakta sergilenen ürünleri inceleyebilir, gerek de dükkanların içine girerek o antika havasını soluyabilirsiniz..

Antikacı dükkanlarının hemen hepsinde sıkı pazarlık yapmanız gerektiğini hatırlatmak isterim.. Fake market tecrübesi olanlar burada fazla zorlanmayacaktır :) Tek tük bazı dükkanlarda ise, ki dükkana girdiğinizde bunu bir şekilde tahmin ediyorsunuz, sadece minik bir pazarlık payı bırakıyorlar ve istedikleri fiyatın aşağısına kesinlikle inmiyorlar.. Bir çok dükkanda benzer ürünler satılıyor aslında, ama bazı dükkanlarda gerçekten değişik şeyler bulmak mümkün.. Tabii her ürünün gerçekten antika olmayabileceğini de kolaylıkla anlayabiliyorsunuz :)


Şanghay’da Motor Kaydı Yaptırmak

Şanghay’a gelmeden önce, hayatımda bisiklet harici iki tekerlekli araç kullanmamıştım.. Motorsiklet kullanmayı ise aklımın ucundan bile geçirmezdim.. Hatta bu nedenle hız tutkunu sevgili dostum Tuncay motorsiklet kullanmaya başladığında epeyce endişelenmiştim.. Neyseki kazasız belasız atlattı o periyodu kendisi :) Şanghay’a yerleştikten sonra da uzunca bir süre etraftaki bisiklet/motorsiklet bolluğunu uzaktan izlemekle yetindim.. Gerçi motorsiklet yerine sanırım scooter demem gerekir çünkü buradaki iki tekerlekli araçların nerdeyse hepsi elektrikle şarj olan bir bateriye sahip ve en fazla saatte 40-50 yapabiliyorlar :) En sonunda geçtiğimiz yılın sonlarında doğru hayatımın en büyük çılgınlıklarından birini yapmaya karar verdim ve ben de bir scooter sahibi oldum! Bizim çılgınlıklar böyle işte :)

Daha dün gibi hatırlıyorum, sıcak bir Eylül gününün akşamında Emir ve Yasin ile beraber Changhua Road üzerindeki bir satıcıya gidip Emir’e ve bana birer adet aynı model (cüsselerimizin sığabileceği en büyük modeli seçtik) ama farklı renk (siyah-beyaz) scooter’dan almıştık.. Satıcıdan bizim eve kadar olan yolu scooter üzerinde nasıl gittiğimi bir ben bilirim bir de Allah bilir, biraz heyecan yapmış olduğum doğrudur yani :) Neyseki önümde giden Emir yolu benim için temizliyordu :) O gün başlayan scooter serüvenim, bugüne kadar herhangi bir sıkıntı olmadan devam ediyor, maşallah diyelim..

sangay-scooter-kayit-2 sangay-scooter-kayit

Şanghay’da benim gibi scooter sahibi olan bir çok yerli ve yabancıyı ilgilendiren bir haber var: Scooter’ınızın kaydını 1 Eylül tarihine kadar yaptırmanız gerekiyor. Neden diyecek olursanız 1 Eylül itibari ile kentte kontroller başlayacakmış ve kaydı yaptırılmamış tüm scooter ve motorlara ceza kesilecekmiş.. Ceza sadece para cezası mı olacak yoksa aracı bağlayacaklar mı ondan emin değilim :) Ne olursa olsun, içiniz rahat bir şekilde scooter’ınızı kullanmak istiyorsanız ve hala kaydınız yoksa en kısa zamanda kaydınızı yapmanızı öneririm.. Kayıt yaptırmak nasıl bir süreç diyecek olursanız, çok kolay bir süreçmiş :)

Tek yapmanız gereken pasaport, çalışma izni, adres polis kaydı, motorunuzun faturası ve gene motoru alırken verdikleri minik kağıdı alarak kayıt işlemi yapan bir karakola gitmek.. Ben Yuyao Road üzerindeki, Wuning kesişimine yakın karakola gittim, (Emir ve Yasin burada da bana eşlik ettiler, sağolsunlar) siz de oturduğunuz yere yakın bir karakolda bu işlemi yaptırabilirsiniz.. Belgelerinizin fotokopileri yanınızda olsun, çünkü asılları sizde kalacak.. Belgeleri yetkiliye teslim edip kaydınızın yapılmasını bekliyorsunuz, sonrasında motorunuza minik mavi bir mühür takılıyor ve içiniz rahatlamış bir şekilde karakoldan ayrılıyorsunuz.. İşinizi şansa bırakmayın, en fazla bir saat içerisinde halledebileceğiniz bir iş yüzünden gelecek hafta polislerle tartışmaya girmeyin :)

Not: Fotoğraflar alıntıdır. Benim scooter’ım daha güzel :)


Şanghay’dan Bali’ye Eğlenceli Bir Yolculuk (Bölüm-2)

Bir önceki yazıyı bitirirken bizi Hong Kong’dan Bali’ye götürecek olan uçak havalanmıştı bile.. Yaklaşık 5 saatlik yolculuk sıkıntısız geçti.. Acil çıkış koltuklarında da yer bulduğumuz için ayaklarımı rahatça uzatıp uyuyabildim.. Ha, acil çıkışta yer olmasaydı uyuyamaz mıydım, tabii ki uyurdum ama böyle olunca daha bi güzel uyudum :) Akşam 9 gibi Bali Adası’na indik, hızlıca ilerleyip önce vize ücretlerimizi ödedik, sonra pasaport kontrolden geçtik ve en son olarak da bavulları alıp havaalanının dışına çıktık.. Kalacağımız otelden araba göndermelerini rica etmiştim, onlar da sağolsunlar beni kırmadılar.. Bavullarımızı araca yükledik, yola çıktık ve yarım saat içerisinde otele vardık.. Akşamın o saatinde bizden başka giriş yapan yolcu olmadığı için hızlı bir şekilde bu işlemleri hallettik ve odalarımıza geçtik..

Kısa bir dinlenmenin ardından gene kısa bir otel turu yapmaya karar verdik.. Gece karanlığında gezebildiğimiz kadar gezdik, saat daha da geç olmadan odalara çekildik.. Bali’deki ilk iki günümüzü otelde geçirdik ve gerek sahilde gerek de havuz başında epeyce dinlendik.. Yüzme dışındaki tek aktivitemiz sincapları beslememiz ve Gençer ile oynadığımız masa tenisi oldu, sonuç ise her zamanki gibi benim lehime oldu :) İki gün güzelce dinlendikten sonra artık Bali’yi biraz keşfedelim dedik ve arkadaşlarımızın tavsiyesiyle telefonunu aldığımız Denon’u aradık.. Denon Bali’nin yerlilerinden, hep güleryüzlü, anlaşılır bir İngilizcesi, güzel bir arabası olan bir arkadaş.. Bizi bir günlük tura çıkarması için Çarşamba sabahı otel lobisinde buluşmak üzere kendisiyle anlaştık..

Çarşamba sabahı ilk olarak Denon ile birlikte lokal bir Bali evini ziyaret ettik.. Genişçe bir arazi üzerine inşa edilmiş bir eve götürdü bizi Denon ve bahçesine girerek etrafı dolaşmaya başladık.. Ev sakinleri bir yandan günlük rutin işlerini yapıyorlar, bir yandan da onlara meraklı gözlerle bakan bizleri izliyorlardı :) Yarım saat kadar süren bu minik tur esnasında Denon bize Bali’de evlerin yerleşimi ile ilgili de bir çok detay anlattı.. Mutfak nerde olur, tapınakları nereye kurarlar, günlük tanrılarına neler sunarlar gibi soruların cevaplarını bulmuş olduk böylece.. Siz de bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız Denon ile bir Bali turu alabilirsiniz, reklamları izlediniz :)

Günün bir sonraki hedefi Tegenungan Şelalesi oldu.. Arabayı yukarıda bir yere parkedip, merdivenlerden aşağı inip, biraz da engebeli yollardan ilerlemeniz gerekiyor şelaleye ulaşmak için.. Gençer en heveslimiz olarak en önden fırladı tabii, zaten ayağında terlikleri üzerinde mayosuyla hazır bir vaziyette çıkmıştı yola.. Benim ise ayağımda spor ayakkabılar, üzerimde şort, na-hazır bir şekildeydim.. Dedim kardeşimi yalnız bırakmayayım, bari terlik giyip şelaleye doğru ilerleyeyim.. Ayakkabılarımı çıkarıp çantamda getirdiğim flip-flop’ları giydikten sonra kızları geride bırakıp Gençer’in peşinden yola koyuldum.. O esnada Gençer şelaleye ulaşmış, altına doğru ilerlemeye çalışıyor ama şelalenin şiddetinden ötürü bir türlü bunu başaramıyordu..

İlk amacım fazla ıslanmadan şelaleye mümkün mertebe yaklaşmak, şelalenin önünde gerek kendimin gerek Gençer’in fotoğraflarımızı çekmek ve sonrasında geri dönmek idi.. Şelaleye kara tarafından yaklaştıkça şelale psikolojik olarak beni kendine çekmeye başladı.. Terliklerimi çıkarıp en azından bileklerime kadar gireyim dedim.. Sıçrayan suları epeyce hissetmeye başlamıştım, telefonu cebime attım, biraz daha ilerleyeyim dedim.. Bu esnada gerek Gençer’in verdiği gazlar, gerek de uzaktan Müge’nin verdiği onay ile iyice terbiyesizliği ele aldım, ve kısa bir hazırlık(!) sonrasında kendimi suyun içinde buluverdim :) Böyle kuvvetli akan bir şelalenin altında doğru yaklaşka gerçekten heyecan verici bir deneyimmiş, bunu bir kez daha görmüş oldum.. Bir de tabii Müge’nin çektiği ve ileride ünlü biri olursa aleyhime kullnılma ihtimali olan fotoğraflar var o günden arta kalan :)

Şelalede epeyce bir vakit harcadık Gençerle, sağolsun kızlar da şikayet etmeden beklediler bizi.. Bir sonraki hedefimizi kahve molası olarak belirledik ve Endonezyanın ünlü kahvesi Kopi Luwak’ı, yani Luvak Kahvesini, üretip satan bir mekana doğru ilerledik.. Bilmeyenler için kısaca anlatmak gerekirse, bu kahve çekirdekleri öncelikle misk kedisi denen, kedi olmayan ama kediye benzeyen, hayvan tarafından yeniliyor, öğütülüyor, ve dışkı vasıtasıyla çıkarılıyor.. Sonra afedersiniz bu dışkının içindeki halen şeklini koruyan çekirdekler dikkatli bir şekilde çıkarılıyor ve güzelce yıkandıktan sonra kahvenin yapım işlemi başlıyor.. Böyle anlatınca çok iç açıcı gelmemiş olabilir ama tadı gerçekten de çok güzel bir kahve, özellikle kahveseverlerin kesinlikle denemelerini tavsiye ederim, biz de güzel bir manzara eşliğinde kahvemizi yudumladıktan sonra turumuza devam ettik..

Hem öğle yemeğini yemek, hem de bu yemeği manzaralı bir yerde yemek için Denon bizi Batur Dağına götürdü.. Orada bulunan ve hala aktif olduğu söylenen volkan manzarasında yemek yiyecektik.. Aşağılarda sıcacık olan hava dağa tırmandıkça serinleşir gibi oldu.. İlk girdiğimiz restoranda ise öyle bir rüzgar esiyordu ki, yemek yemek mümkün değildi.. Herkes soğuktan şikayet edince Denon’dan alternatif bir mekan istedik, o da bizi ileride gene aynı manzaraya bakan başka bir restorana götürdü.. Çok az rüzgar alan bu restoranda yemeklerimizi güzel bir manzara eşliğinde yedik ve yolumuza dağdan aşağı inerek devam ettik.. Yol boyunca meyve, kahve vs. satan adalıları da görebiliyorsunuz bu arada..

Bir sonraki durağımız adanın ünlü pirinç tarlaları oldu.. Genelde internette gördüğümüz kat kat aşağı doğru inen bu tarlaları yakından görmenin zamanı gelmişti.. Denon’ın bizi bıraktığı yerden aşağıya indik, prinç tarlalarının başlangıç noktasına ulaştık ve buradan yavaş yavaş katları tırmanmaya başladık.. Hem bizimle birlikte aynı yönde ilerleyen diğer turistler, hem de işlerini bitirip geri dönen turistler olunca, geçiş yolları da çok geniş olmayınca zorlu bir mini tırmanış olduğunu söyleyebilirim.. Gidebildiğimiz yere kadar gittikten sonra aynı yoldan geri döndük ve indiğimiz merdivenleri tırmanarak ana yola ulaştık, Denon’ı bulduk ve gezimize devam ettik.. Denon gene aynı yol üzerinde bulunan hediyelik eşya dükkanlarının olduğu yere götürdü bizi, orda da kısa bir mola ve minik alışverişlerin ardından yola devam ettik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Bali’ye Eğlenceli Bir Yolculuk (Bölüm-1)

Bir önceki yazıda Gençerlerin Çin’de geçirdiği bir haftayı özetlemeye çalışmıştım.. Misafirlerimizin Çin günleri göz açıp kapayıncaya kadar geçiverdi ve hemen ardından 1 Ağustos sabahı itibariyle Müge ve benim de katıldığımız dört kişilik ve dokuz gün sürecek olan seyahatimiz başladı.. Gençerler buraya gelirken bayram tatiliyle birlikte bir haftalık da izin kullanarak toplam iki hafta geçirmeye karar vermişlerdi.. İkinci haftayı farklı bir yerde geçirmenin daha güzel olacağını düşündük.. Zaten Gençer yıllardır hep söylerdi bana “abicim n’olursun beni bir gün güney yarım kürede bir yerlere götür” diye, bende de abi yüreği tabii, kıramadım ve “gelin sizi Bali’ye götürelim” şeklinde bir çıkış yaptım :) Bu fikrim olumlu yanıt buldu grubumuzda ve tatil destinasyonu olarak Endonezya’nın bu ünlü adasında karar kıldık..

Gençer bu sefer de “canım abim, dokuz gün Bali çok olmaz mı, hazır bu kadar yol gelmişiz, bir kaç farklı yer daha göster bize, n’olursun” şeklinde ricada bulununca gene kıyamadım ve hemen aklıma Şanghay – Bali arasında, yol üstünde olan ve bizim de çok sevdiğimiz Hong Kong ve Macau ikilisi geldi, ve tatil planına, Bali’nin öncesine her biri birer günlük olmak üzere bu ülkeleri de ekledik.. 1 Ağustos Cuma sabahı itibariyle Şanghay’da başlayan yağmura ve taksi beklerken sırılsıklam olan ayakcağızlarıma aldırmadan, erkenden Hongqiao havaalanına doğru yola çıkarak seyahatimizi resmi olarak başlattık :) Öncelikli olarak Macau’ya uçacak, orada bir gece kalıp Hong Kong, orada da bir gece kalıp Bali yapacaktık.. Macau uçağımız yağmur nedeniyle saatinde kalkamadı, 1-2 saat uçak içinde bekledik, bu esnada ayakkabılarımı çıkardım, çorapları çıkarıp uygun bir yere (!) astım ve sırt çantamdaki yedek çoraplarımı giyerek bekleme kısmını en azından biraz daha konforlu hale getirdim kendi adıma :)

000

Yağmur azalır azalmaz uçağımız kalktı ve Macau istikametine doğru yol almaya başladı.. İniş anına kadar gayet rahat bir yolculuktu.. Hatta iniş süreci de sıkıntısız dı.. Hatta piste neredeyse tekerlekler dokunana kadar herşey yolunda gibiydi.. Ne var ki tekerlerkler piste dokunamadan bir anda uçağımız aniden havalanmaya başladı.. Kimse neler olduğunu anlamamıştı.. Herhangi bir anons da yapılmadı.. Bir süre sonra pilotlar inişimizin reddedildiğini (rejected landing) bu nedenle 15 dk sonra inceğimizi belirten bir anons yaptılar.. Tabii piste bu kadar yaklaşmışken neler oldu, dışarıdan uçağımız acaba bu videolardan biri gibi mi göründü bilemiyoruz ama sonuç olarak ikinci denememizde başarılı bir şekilde indik :) Hızlı bir şekilde pasaport ve bavul işlemlerini hallettikten sonra dışarıda bekleyen Cotai Strip otobüslerine binerek otelimize doğru yola çıktık..

Gerek bizim Macau’ya daha önce bir kaç kez daha gelmiş olmamız, gerek de Gençerlerin öyle “harala gürele her yeri görelim”ci bir çift olmamasından ötürü gayet yumuşak bir başlangıç yaptık tatilimize.. Öncelikle sıcak ve güneşli havadan da faydalanarak otelin havuzunda takıldıktan sonra akşam civardaki diğer meşhur otelleri gezdik sırasıyla.. City Of Dreams, Galaxy Macau ve son olarak da Venetian otellerini dolaştık, yemeğimizi yedik, içeride bulunan devasa casino’lara kısaca bir “göz attık” ve sonrasında günü bitirdik.. Sabah kahvaltı sonrası direk Hong Kong’a geçmeye karar verdik, bu nedenle Macau kısmı hızlı bir şekilde sona ermiş oldu.. Çıkışımızı yaptıktan sonra otelin önünden kalkan servis otobüslerine atlayarak Macau Feribot terminaline geldik, Kawloon için biletimizi aldık, bavulları verdik, pasaport kontrolden geçtik, feribota bindik ve bir saat içinde Hong Kong’a vardık.. Hong Kong’a vardıktan sonra gene hızlı bir şekilde (Müge e-channel avantajını kullanarak bize fark atsa da) pasaport kontrolden geçtik, bavullarımızı aldık, terminalin altındaki duraktan taksiye atlayarak otelimize doğru ilerledik.. Yazının devamı için tıklayın…