Şanghay Ramazan İmsakiyesi 2016

Yarın başlayacak olan Ramazın ayı vesilesi ile her sene olduğu gibi bu sene de Şangay için Ramazan İmsakiyesini yayınlamayı görev bildim 🙂 Diyanet’in sitesinden alıntıladığım takvimi aşağıda bulabilirsiniz. Herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum.

Tarih – Gün Sahur İftar
6 Haziran 2016 Pazartesi 03:07 19:02
7 Haziran 2016 Salı 03:07 19:03
8 Haziran 2016 Çarşamba 03:07 19:03
9 Haziran 2016 Perşembe 03:06 19:03
10 Haziran 2016 Cuma 03:06 19:04
11 Haziran 2016 Cumartesi 03:06 19:04
12 Haziran 2016 Pazar 03:06 19:05
13 Haziran 2016 Pazartesi 03:06 19:05
14 Haziran 2016 Salı 03:06 19:05
15 Haziran 2016 Çarşamba 03:06 19:06
16 Haziran 2016 Perşembe 03:06 19:06
17 Haziran 2016 Cuma 03:06 19:06
18 Haziran 2016 Cumartesi 03:06 19:07
19 Haziran 2016 Pazar 03:06 19:07
20 Haziran 2016 Pazartesi 03:06 19:07
21 Haziran 2016 Salı 03:07 19:07
22 Haziran 2016 Çarşamba 03:07 19:08
23 Haziran 2016 Perşembe 03:07 19:08
24 Haziran 2016 Cuma 03:07 19:08
25 Haziran 2016 Cumartesi 03:08 19:08
26 Haziran 2016 Pazar 03:08 19:08
27 Haziran 2016 Pazartesi 03:08 19:08
28 Haziran 2016 Salı 03:09 19:08
29 Haziran 2016 Çarşamba 03:09 19:08
30 Haziran 2016 Perşembe 03:10 19:08
1 Temmuz 2016 Cuma 03:10 19:08
2 Temmuz 2016 Cumartesi 03:11 19:08
3 Temmuz 2016 Pazar 03:11 19:08
4 Temmuz 2016 Pazartesi 03:12 19:08

Şanghay’ın Arka Bahçesi Koh Samui’de Balayı

Bir önceki yazıyı okuduysanız, orada Tayland’ın meşhur adalarından Koh Samui ile ilgili bir yazı yazamadığımı belirttiğimi göreceksiniz.. Ne var ki, Şangay Rehberi’nde artık bir Koh Samui yazısı da olacak.. Nasıl mı? Tabii ki sıkı dostum, sevgili arkadaşım Serkan sayesinde.. Serkan da kim diyorsanız, sitedeki tüm yazıları okumamışsınız demektir 🙂 Bu bağlamda sizi epik yazı dizisine yönlendirmem gerekiyor.. Artık kendisini tanıyorsunuz 🙂 Aşağıda sıkı dostumun yazar kişiliğiyle de tanışacaksınız.. Kendisi, ricamı kırmadı ve sevgili eşi ile çıktıkları balayının Koh Samui ayağını gayet detaylı bir şekilde kaleme aldı.. Sonuç olarak ortaya Koh Samui Seyahat Rehberi olabilecek kalitede bir yazı ortaya çıktı.. Sıkı dostuma Şangay’dan sevgi ve selamlarımı gönderiyor, bir kez daha teşekkür ediyorum.. Şimdi söz Serkan’da..

Daha önce Koh Samui’ye gitmiş ancak detaylı bir yazı yazmamış olan sıkı dostum Dinçer, balayı mekanı olarak seçtiğimiz ada ile ilgili yardımcı olabilecek bir yazı yazmamı istediğinde mutlulukla kabul ettim. Yazıya başlamadan belirtmeliyim ki, bir önceki cümlede ifade ettiğim gibi Tayland / Koh Samui adasında anlatacaklarım balayı kapsamındaki gezilerimizi kapsamaktadır, bu nedenle çılgın Tayland gecelerini okumayı umanları Google’da aramaya inanmaları yönünde şimdiden uyarayım 🙂

Şimdiki eşim, o zamanki nişanlım Gülşen ile, balayında hem beraber ilk yurtdışı deneyimimizi yaşamak hem de farklı bir kültürle tanışmak adına belirlediğimiz birkaç romantik destinasyon içerisinden, Dinçer’in yönlendirmeleri sonrasında yol ve balayı konseptine uygunluk bakımından Koh Samui adasında karar kıldık. 2 Nisan 2016 tarihinde hayatlarımızı birleştirdikten sonra bir günlük istirahat sonrası 4 Nisan’da yola çıktık. Koh Samui’ye direk uçuş bulunmadığı için birkaç farklı transfer noktasından gidiş dönüşte zamanımızı en iyi değerlendireceğimize ikna olduğumuz Singapur aktarmalı olanı tercih ettik. Koh Samui ile Türkiye arasında 4 saat, Singapur ile 5 saat fark bulunuyor. Gidiş yönünde iki uçuş arasında çok fazla bekleme olmadığı için peş peşe uçuşları tercih ettik. Ancak dönüş yolunda, ülkeler arası saat farkı nedeni ile iki uçuş arasında yaklaşık 10 saatlik bir bekleme mecburiyeti doğacağından, madem o kadar bekliyoruz o zaman 2 gün de Singapur’da geçirelim diye düşünüp mükemmel bir plan yapmış olduk 🙂 Nihai durumda;
Singapur Havayolları (391 nolu uçuş) – 4 Nisan İstanbul 13:30 – 5 Nisan Singapur 04:00
Silk Havayolları (5062 nolu uçuş) – 5 Nisan Singapur 08:10 – Koh Samui 08:55
Silk Havayolları (771 nolu uçuş) – 10 Nisan Koh Samui 11:50 – Singapur 14:50
Singapur Havayolları (392 nolu uçuş) – 13 Nisan Singapur 01:45 – 13 Nisan İstanbul 08:00
şeklinde bir rota çizmiş olduk. Yazının amacı Koh Samui olduğu için Singapur ile ilgili eklemeleri -sıkı dostum Dinçer ve eşi hemşom Müge daha önce bu şehir devleti deneyimlemişler ve yazısını yazmışlardı- Singapur yazısının altına yorum olarak paylaşacağım.

4 Nisan sabahı büyük bir heyecanla İstanbul trafiğini deniz yolunu kullanarak atlatıp Atatürk Havalimanına vardık ve tatil boyunca belki de yediğimiz tek kazığa doğru bilmeden mutlu bir şekilde yol aldık. Bunu özellikle yazmak istiyorum çünkü çok içime oturdu 🙂 Bir aksilik olmaması adına önceden online check-in lerini yapmıştık, geriye büyük çantalardan kurtulmak kalmıştı. Kontuara gelip işlemlere başladığımızda görevli hanımefendi, yanımızda dönüş biletlerinin çıktılarının ve iki adet özellikle 4×6 cm ebatında vesikalık olup olmadığını sordu. Normalde otel ve uçuş bilgilerinin çıktılarını alırdım ama o kadar hazırlık esnasında es geçmiştim, yok dedik; Gülşen’in yanında vesikalık vardı ama o da yukarıdaki ölçülere uymuyordu. Görevli hanımefendi, Singapur için problem olmaz ama Tayland’a girişte sorun yaşarsınız deyip bizi bir dükkana yönlendirerek uçağa binişte kontrol ederim belgelerinizi diye de ekledi. Her ne kadar işkillensem de -zira sıkı dostum bu kadar önemli bir ayrıntıyı atlamaz bana söylerdi- 10bin km gidip de sırf bu yüzden sorun yaşamamak adına, paşa paşa vesikalık çekip çıktıları aldık ve hayatımızın en lüks fotoları ile önce pasaport kontrolden sonra da uçuş kartı kontrolünden -görevli hanımefendi bizi tanıdı ve belgeleri kontrol ederek tamamdır dedi- geçip uçaktaki yerimizi aldık. Her ne kadar ilk uzun uçuş deneyimi olduğu için Gülşen’in çekinceleri olsa da sorunsuz bir 9 saatlik uçuş sonrası Singapur Changi Havaalanına iniş yaptık ve bir sonraki uçuşumuz için Terminal 3’ten Terminal 2’ye geçtik. Aradaki ufak bekleme süresini daha yeni yeni açılmaya başlayan Duty Free alanında geçirip güzel kokular aldıktan sonra nispeten ufak bir uçakla Koh Samui’ye doğru yola çıktık. Adaya yaklaşırken yorgunlukla doğru orantılı bir şekilde heyecanımız kat kat arttı ve nihayet ayaklarımız yere değdi 🙂

Uçaktan ilk indiğimizde sıcaklık bulutlar nedeni ile çok yüksek değil gibi geldi ama sonraki günlerde bunu çok rahat hissettik. Koh Samui’de yıl boyunca 28-32 derece arasında değişen bir sıcaklık eğrisi bulunuyor. Nisan ayı nispeten sezon sonuna denk geliyor, asıl tercih edilen zaman aralığı ise Kasım – Şubat arası. Yine de hatırı sayılır nem de eklenince sıcaklık kat be kat artıyor -ki benim gibi sıcaktan hoşlanmayan adama pek hitap etmiyor-. Adanın havaalanı da kendisi gibi çok şirin, palmiyelerden yapılma etrafı açık sanki bir film setine gelmiş gibi hissettiriyor. Zaten çok fazla yolcu olmadığı için hızlı bir şekilde ve sorunsuz -ve tabi ki İstanbul’da kazık yediğimizi anladığımız, belgelerin tekinin bile sorulmadığı- kontrol noktasından geçip valizlerimizi aldık. Gelmeden önce adada kalacağımız Bo Phut Resort & Spa otelindeki yetkililerle iletişime geçip otel transferi istediğimiz için taksi ayarlama zahmetine girmeden doğruca bizi bekleyen görevliye doğru yol aldık. Her adaya özgü müdür bilemiyorum ama ada insanları inanılmaz sıcakkanlı, güleryüzlü ve yardımseverler. Bize sıcak bir karşılama sunan Chang -kendisi Çen diye telaffuz etti muhtemelen böyle yazılıyordur- arkadaşımız ile içi serin mi serin arabaya atlayıp otele doğru yola çıktık. Tayland’da trafik tersten akıyor bu nedenle motor veya araba kiralamak isteyenlerin bunu göz önünde bulundurması gerekir. Daha önce Kıbrıs’ta araba kullanmışlığım vardı ancak buranın trafiğinde açıkçası gözüm yemezdi, daha karmaşık ve yoğun geldi. Yol boyunca bize hem rehberlik eden hem de mekan tavsiyelerinde bulunan Chang ile hoş bir sohbetin ardından otele vardık ve asıl sıcağı orada hissettik 🙂 Neyse ki kapıda işlemlerimiz gerçekleşirken ikram edilen soğuk ıslak havlular ve içecekler ile bir nebze ısımızı ayarladıktan sonra merakla odamızın hazır olup olmadığını beklemeye koyulduk. Otele vardığımız esnada saat erken olduğu için henüz check-in saatimiz gelmemişti ve artık uykuya yenik düşecek bedenlerimiz ile bu sıcakta çok fazla beklemek istemiyorduk. 5-10 dakikalık beklemenin ardından odaya alınacağımızı öğrendiğimizde büyük bir sevinçle görevlinin peşine takılıp sahilin hemen önündeki villamıza doğru kısa bir yürüyüş yaptık. Gelmeden önce otelle iletişime geçtiğimizde, balayı çifti olduğumuzu da kibarca belirttiğimiz için odaya gelişte bizi bir balayı pastacığı ve yatakta çiçeklerle güzel bir süsleme karşıladı ve tatilimiz resmen başlamış oldu. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Koh Phangan’a Sıcak Bir Tatil

Her ne kadar Tayland’a daha önce iki kez (Phuket ve Koh Samui) gitmiş olsak da, bu seyahatlerle ilgili siteye yazı yazma fırsatı bulamamıştım. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiğimiz Tayland ziyaretini ise yazmaya kararlıydım. Kendimize hedef olarak seçtiğimiz Koh Phangan adasından son derece memnun ayrılınca bunu herkesle paylaşma isteğim bir kat daha arttı ve hemen bu yazıyı yazmaya başladım 🙂

Tatilinizi Tayland’da yapmak istiyorsanız karşınıza bir çok seçenek çıkıyor. Ülkenin en popüler adaları olan Phuket ve Koh Samui dışında keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı bir çok ada mevcut. Biz bu sefer Koh Samui yakınlarındaki Koh Phangan adasını tercih ettik. Alternatif olarak Koh Phangan yakınlarındaki Koh Tao adası da tercih edilebilir veya her iki ada tek bir tatilde aradan çıkarılabilir.

Koh Phangan adasına Çarşamba gecesi yola çıkıp bir sonraki Salı akşamı Şangay’a dönmeyi planladık. Bu bağlamda uçak biletlerini inceledik ve en mantıklı seçeneğin Singapur Havayolları’nı kullanmak olduğuna karar verdik. Alternatif olarak Bangkok, hatta Phuket aktarmalı olarak Koh Samui’ye uçan (Koh Phangan’da havaalanı olmadığı için Koh Samui’ye uçmak gerekiyor önce) bir çok uçuş bulabilirsiniz. Bizim gidiş ve dönüşümüz hafta içi olduğundan Singapur Havayollarının fiyatları da epey uygundu (hatta bu nedenle mil kazanamadık!), ve Koh Samui’ye Singapur aktarmalı uçmaya karar verdik.

Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece saat 00:30 gibi kalkan uçağımız bizi sabahın ilk saatlerinde Singapura getirdi. Daha sonra Silk Air’e ait uçakla yaklaşık 1.5 saat süren yolculuk sonrası Koh Samui’ye vardık. Koh Phangan’da kalacağımız otelden (Buri Rasa Koh Phangan) havaalanında bizi almalarını istemiştik. Bavulları alıp çıkarken bizi bekleyen otel görevlisini gördük ve kendisi otel aracıyla bizi otelin teknesinin demirlediği iskeleye bıraktı. Otelin teknesi sabah 11:30 da hareket ediyor ve sizi kırk dakika içerisinde direk olarak otelin kumsalına bırakıyor. Alternatif olarak Koh Samui’nin ana limanına gidip Koh Phangan feribotuna binebilir, Koh Phangan limanında indikten sonra taksi tutup karayolu ile otelinize ulaşabilirsiniz.

Otel olarak seçimimizi Buri Rasa Village adlı otelden yana kullanmıştık. Genel olarak otelden son derece memnun kaldığımızı söyleyebilirim. Lokasyon olarak adanın kuzeydoğusunda, daha sakin bir kesiminde kalıyor Buri Rasa. Biz de zaten çok çılgın bir çift olmadığımız için lokasyonun sakinliğini çok sevdik 🙂 Alternatif olarak adanın merkezi sayılan güney kısmındaki oteller incelenebilir. Buri Rasa’nın kumsalı ve gene kumlu/berrak denizi de çok hoşumuza gitti. Nisan ayı itibariyle hem havanın hem de deniz suyunun sıcaklığı en üst seviyedeydi, soğuk deniz sevmeyenler için ideal bir suya sahip Koh Phangan 🙂

Otelin önünde yer alan köy meydanı benzeri minik avlu, karşısında büyük HD ekranlarında spor yayını yapan bar, avludan içerilere doğru ilerledikçe sağlı sollu mağazalar ve restoranlar, bu minik bölgeyi bizim için gerçekten güzel kıldılar. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gece Hayatı (The Nest)

Şanghay’ın ünlü gece hayatını misafir yazarlarımızla irdelemeye devam ediyoruz.. Sevgili eşim Müge gene bana kıyamadı, kalemi eline aldı ve son zamanların popüler mekanlarından The Nest ile ilgili bir yazı patlatıverdi 🙂 Kendisine buradan bir kez daha selam ve sevgilerimi iletmeyi borç bilirim 🙂

Bu hafta sonu benim Çince için gittiğim üniversite kursundan sınıf arkadaşım ve de spor challenge’larından motivasyon arkadaşım, Dinçer’in de yarı maraton ve tabii Anken Crossfit kardeşliğinden yine motivasyon arkadaşı sevgili Burcu’nun doğum günü için hemen hemen tüm grup buluştuk. Önce güzel bir yemek eşliğinde Burcu’nun doğum günü pastasını kestik, sonrasında yediklerimizi eritmek için istikameti Bund yakınında bulunan Nest’de aldık 🙂

Saat 11 gibi vardığımız mekana sağolsun Elvan arkadaşımızın önceden rezervasyonu sayesinde hem sıra beklemeden girdik hem de rahat bir alanda rezerve edilmiş masamıza güzelce yerleştik.

Genelde kapalı kulüplerden içerideki yüksek sigara dumanı ve tıkış tıkış kalabalığı yüzünden pek haz etmem. Nest bu anlamda diğer kulüplerden daha iyi. İçeride sigara içiliyor ama çok fazla rahatsızlık vermiyor. Ayrıca baharla beraber terasının kullanımı da artacağından mekan diğer kulüplerden daha da iyi duruma gelecektir.

İçerde bir büyük ve bir küçük barının olması size sipariş verme konusunda rahatlık sağlamakta. Hoş benim sipariş ettiğim Prosecco bir türlü gelemedi ama olsun.

Müzik olarak tekno/elektronik ağırlıklı çaldılar. Genel konsept bu mudur yoksa o geceki program mıydı bilemiyorum ama biz bayağı eğlendik.

Ayakta durmaktan hoşlanmayan ya da çabuk yorulan biri iseniz ya küçük masaların etrafındaki sandalyelerde, ya barda ya da rahat koltuklarda oturmanız mümkün (rahat koltuklar için ekstra ödeniyor mu bilemiyorum) Normalde pek ayakta kalmayı sevmesemde bizim masanın koltuklarını çanta ve mont stoğu için kullanıp ayakta takılmayı tercih ettik.

Saat iki – iki buçuk gibi kapanan mekanın hemen önünden motorsikletli Çinli amcalar sizi isterseniz başka bir eğlence mekanına götürüyorlar. Dışarda, bu mekana yakın olan Uniqo sesleri duyarsanız şaşırmayın. Bizim amcalar eğlence konseptini çözmüşler.

Biz tabii ki başka bir mekan yerine normal taxi alarak evlere dağılmayı tercih ettik 🙂

Adres: The Nest – 6/F, 130 Beijing East Road, Huqiu Road


Şanghay’da Bulgar Lokantası (Vanca’s)

Türk restoranlarını bir kenara koyarsak, Şanghay’da en sevdiğimiz restoranlardan birini yazacağım bugün.. Mekanı ilk keşfettiğimiz günden beri aklımda olan bu yazı, son zamanlardaki tembelliğimin kurbanı oldu ve bugüne kadar bekledi 🙂 Komşu ülkemiz Bulgaristan’ın mutfağını bizlere sunan bu restoranın tam adı “Vanca’s Ribs & BBQ”  olarak geçse de kısaca kendisine Vanca’s diyebiliriz.

Nehrin batı yakasında, yani Puxi tarafında yer alan Vanda’s için “No.427 Dagu Road” adresine gelmeniz gerekiyor.. Üzerinde bir çok restoran/cafe/bar barındıran Dagu Road’u dik kesen cadde Shimen Road. Eğer metro ile helecekseniz 2 no’lu hattın West Nanjing Road istasyonunda inip Shimen Road üzerinden güney istikametine doğru 5 dk kadar yürümeniz yeterli.

Vanda’s Bulgar Restoranı, Ivan ismindeki canayakın bir arkadaş tarafında işletilmekte. Uzun zamandır buralarda olan Ivan ilk tanıştığımızda buraya gelişinin hikayesini anlatmıştı ama üzerinden zaman geçtiği için unuttum 🙂 Siz gittiğinizde sorarsınız artık.. Ivan restoran girişinde sizi sıcak bir şekide karşıladıktan sonra siparişlerinizi alıyor, yemeklerle ilgili sorularınız varsa yardımcı da oluyor..

Mekanda bizim favori yemeğimiz balık.. Hatta bir çok kişinin olabilir, çünkü geçen akşam gidip de balık söylediğimizde Ivan bize “bugün herkes balık söyledi” diye şaka yollu hayıflanmıştı 🙂 Balığın yanı sıra çok güzel salataları, aperatifleri (özellikle eritilmiş peynirli ekmek) ve kırmızı etli yemekleri de bulabilirsiniz burada.. Türk damak tadına uygun bir şekilde karnınızı doyurabileceğiniz bu restoranı herkese tavsiye ederim..

Not: Fotoğraflar benim objektifimden değil, Internetten. Kendi çektiklerimi bulamadım üzerinden zaman geçince 🙂


Şanghay’da Online Mutfak Alışverişi

Şanghay’da bir süre yaşadıktan sonra mutfak alışverişi için bir düzen kurmaya da başlıyorsunuz.. Meyvelerinizi-sebzelerinizi almak için bir manav, diğer mutfak ihtiyaçları (manavda bulunmayan sebzeler için de) içinse bir market seçiyorsunuz yakınlarda ve bu düzen oturuyor gün geçtikçe.. Bizim tercihlerimiz yıllardır hep aynı mesela.. Evimizin yakınlarındaki bir manav ve benzer mesafedeki Lianhua marketi ilk tercihimiz oluyor hep..

Farklı/ithal ürünler içinse Shanghai Center içindeki City Shop’u tercih ediyoruz.. City Shop ve benzeri süpermarketlerdeki ürünlerin kalitesi ve çeşitliliği gayet tatmin edici, fakat fiyatları da epeyce pahalı.. Bu bağlamda son zamanlarda oldukça popüler olan online mağazalardan alışveriş yapanların sayısı da epeyce arttı. Özellikle aşağıdaki iki site an itibariyle epeyce revaçtalar:

http://www.fieldschina.com/en/

http://www.kateandkimi.com/

Bu online süpermarketlerde yiyecek/içecek çok sayıda ürün bulabilirsiniz.. İthal ve organik ürünler konusunda epey geniş stokları var.. Biz Fields China’yı bir süredir kullanıyoruz ve gayet memnunuz.. Promosyonlarını da takip ederek bir çok ürünü uygun fiyatlara sipariş edebiliyorsunuz, ve istediğiniz gün seçtiğiniz zaman aralığında kapınıza kadar getiriyor, ve ödemeyi de isterseniz elden nakit olarak yapabiliyorsunuz..

Bu iki popüler sitenin dışında bir de aşağıdaki siteyi keşfettim geçenlerde ama henüz bunu gönül rahatlığıyla tavsiye edemiyorum kimseden herhangi bir feedback almadığım için 🙂 Ama gene de aklınızda bulunması açısından paylaşmak isterim:

http://www.tablelife.com/en/index.html

Sonuç olarak, eğer mutfak alışverişinizi reyonlarda çok fazla zaman kaybetmeden, promosyonları kolayca görerek, pratik bir şekilde yapmak istiyorsanız bu sitelere bir göz atmanızı tavsiye ederim.. Pişman olmayacaksınız 🙂


Şanghay’dan Xiamen’e Yılbaşı Kaçamağı

Sevgili eşim Müge’nin Şangay Rehberi’ne olan katkıları bitmek bilmiyor, maşallah diyelim öncelikle 🙂 Kendisi bu sefer de 2015 sonu ile 2016 başını kapsayan minik Xiamen tatilimiz ile ilgili bir yazı kaleme aldı.. Üç gecelik bu kısa yolculuğun detaylarını Müge’nin kaleminden aşağıda okuyabilirsiniz.. Kendisine teşekkürlerimi bizzat ileteceğim 🙂 Bu arada Müge’nin Not Defteri‘ne de göz atmayı unutmayın.. Bir çok faydalı yazı sizi bekliyor 🙂

Yaklaşık 8 senedir Şangay’da yaşamamıza rağmen Çin içinde çok bir yer gezdiğimiz söylenemez. Sanırım biraz tembellik, biraz plansızlık biraz da nasıl olsa Türkiye’den arkadaş eş, dost gelir beraber gideriz fikrinden dolayı Çin içi gezilerimiz bir şekilde ötelenmiş oldu. Xiamen epey zamandır özellikle yazın gidip deniz ve sahilin tadını çıkarmak istediğimiz bir şehirdi. Kısmet 2016’ya girdiğimiz yeni yıla geldi. Başka bir Asya ülkesine ya da Avrupa’ya plan yapma fırsatı bulamadığımızdan bari bu fıırsatı Xiamen için kullanalım dedik. Yalnız hatırlatalım Çin tatillerinde lokal turistin her yerde olduğunu unutmayın 😐

Neyse, sabah çok erken saatte Hongqiao’dan kalkan uçak ile yaklaşık iki saatlik bir yolculuk sonrası Xiamen’deydik. Bu arada Şangay’daki Hongqiao Havaalanı Terminal 2’nin epeyce geliştiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Öyle ki, artık içerde sadece Starbucks değil, Wagas da bulunmakta. Eğer Japon mutfağı derseniz, farklı gate yanlarında sushi yiyebileceğiniz küçük büfeler de var. Hoş sabah erken saatte açık değiller ama öğle ya da akşam uçuşları için düşünülebilir.

Uçak yolculuğumuz sonrasında bavul alma işimizi kısa bir sürede halledip taksi ile otelin yolunu tuttuk. İlk Le Meridien Hotel tecrübemiz Xiamen’e kısmetmiş. Ben açıkçası iç dizaynını hiç ama hiç sevemedim. Odaların bulunduğu koridorlar çok karanlık. Asansör içi acayip loş. Büyük bir otel olmasına karşın lobi dışında hiç bir yer ferahlık hissi uyandırmıyor. Neyseki otelde çok fazla vakit geçirmedik. Onun dışında servis ve çalışanların yardımseverliği ve güleryüzlülüğü gayet iyiydi.

Otele yerleştikten sonra ilk durağımız Zhongshan Caddesi oldu. Xiamen’in İstiklal caddesi olan, arabaların giriş yapamadığı , sağlı sollu mağazaların bulunduğu ünlü caddenin batı tarafı sizi denize bağlayacak. Hatta bu yol sonunda Gulanyu Adası’na giden vapur iskelesine de ulaşabilirsiniz. (buradan kalkan vapurlar sadece akşam 5’ten sonra halka açık) Yaklaşık 200 mağazayı içinde bulunduran cadde yemek opsiyonu olarak bizlere pek bir şey sunmuyor 🙁

Ama yok ille lokal Çin lezzetleri denemek istiyorsanız, buradaki yeme içme opsiyonlarını deneyebilirsiniz. Biz bu caddeden çıkıp sahilin sol tarafında kalan bölümde (Indigo Oteli’nin çok yakınında) Starbucks, Kota’s Kitchen ve Brotzeit’ı bulduk. Bu arada Starbucks ve Kota’s Kitchen’ın manzaraları epeyce güzel. Bir kahve ya da yemek molası için tavsiye ederiz. Biz burada yemeğimizi yedikten sonra otele dönerek Yeni Yıl’a girmeden önce 2015’in son sporunu Otel Gym’inde yaptık. Yazının devamı için tıklayın…