Şanghay’da Türk Lokantası (Urban Grill)

Açılmasının üzerinden epey zaman geçen ve Mügeyle beraber sıkça uğradığımız bu Türk restoranını siteye yazmam, son aylardaki tembelliğim nedeniyle, anca bugüne kaldı. Gene de Urban Grill için sanırım hala Şanghay’ın en yeni Türk restoranı diyebiliriz. Türk ve Yunan ortaklar tarafından işletilen ve mutfağında bir Türk şef de barındıran bu mekanın, son zamanlardaki favorimiz olduğunu söyleyebilirim. Favorimiz oluşu iki nedene bağlı aslında, öncelikle tabii ki lezzetli yemekleri. Bir diğer neden ise, ki yemeklerinin lezzeti kadar önemli bir neden bizim için, o da Urban Grill’in konumu 🙂 

Urban Grill’in adresi “127 Anyuan Rd,  near Changhua Rd” olarak geçiyor. Bu iki caddenin kesişimine çok yakın bir yerde. Konum olarak bizim eve yakın olmasının yanı sıra, spor için gittiğimiz Anken Life adlı spor merkezinin hemen arkasında yer alıyor. Yani Müge’nin boksa benim crossfit‘e gittiğim bir akşam, evde de yemek yoksa, spor sonrası büyük ihtimalle soluğu burada alıyoruz diyebilirim 🙂 Metro ile gidecekseniz, yeni açılan 13 no’lu hattın Jiangning Road adlı istasyonundan 3-5 dk’lık yürüme ile Urban Grill’e ulaşabilirsiniz.

Menüsünde epeyce seçenek bulunnan Urban Grill’de mutlaka seveceğiniz (veya özlediğiniz) bir şeyler bulacaksınız. Benim kişisel favorilerim kuzu etli humus, gavurdağı salatası ve kuzu pirzola. Bazen spor sonrası sadece et yemek için bile (maksat protein olsun!) gittiğim oluyor. Müge ise lahmacununu çok seviyor. Bunların dışında pideden köfteye, ayrandan şiş kebaba, bir çok lezzet mevcut. Ve tabii yemek sonrası ince belli bardakta gelen Türk çayını da unutmamak lazım 🙂 Garsonlar güleryüzlü, servis gayet hızlı. Mekanın Türk ortakları da genelde akşamları orada oluyor ve gerektiğinde size yardımcı oluyorlar. Kendileri de aynı bizim gibi sporun ve sporcunun dostu insanlar 🙂

Son olarak Urban Grill’i finansal açıdan değerlendirmeye çalışayım 🙂 Şanghay’daki Türk restoranlarının fiyat politikası aşağı yukarı birbirine yakın, Urban Grill de aynı şekilde “ne ucuz, ne çok pahalı” diyebileceğim bir çizgide yer alıyor. Alkol almadığınızı varsayarsak, normal bir öğün için kişi başı ortalama 200RMB civarı hesap ödenecektir. Açlık durumunuza göre bunun altı veya üstü de mümkün tabii. Yakında haftasonu kahvaltısının da başlayacağının haberini vererek Urban Grill ile ilgili yazımı tamamlayayım. [Epeydir yazı yazmıyordum paslanmışım resmen, hatam olduysa affola 🙂 ]

Urban Grill

Adres: 127 Anyuan Rd,  near Changhua Rd

安远路127号, 近昌化路

Metro: 13 no’lu hat, Jiangning Road İstasyonu, 3 no’lu çıkış

Tel: +86 21 5271 6373


Şanghay’da Ehliyet Başvurusu

Kararlıyım, çok yakında ben de kaldığım yerden devam edip, yazı yazmaya başlayacağım Şangay Rehberi’ne, ama biraz daha vakit var 🙂 Aşağıdaki yazı, sitenin sıkı takipçilerinden, bugüne kadar yorumlarıyla destek olan sevgili arkadaşım, bu seneki Şangay Yarı Maratonu partnerim, Erdal’ın kaleminden. Daha önce internetten aldığım yardımla “Şanghay’da Ehliyetinizi Çin Ehliyetine Çevirmek” adlı bir yazı yazmıştım. Erdal geçtiğimiz haftalarda kendi Türk ehliyetini Çin ehliyetine başarılı bir şekilde çevirdi ve yaşadığı tecrübeyi Şangay Rehberi okuyucularıyla da paylaşmak istedi; ben de bu konuda biraz ısrar etmiş olabilirim tabii 🙂 Eğer siz de Türk ehliyetinizi Çin ehliyetine çevirmek istiyorsanız Erdal’ın yaptığı şekilde süreci tamamlayabilirsiniz. Sorularınız olursa yorum olarak yazın ki, Erdal cevaplayabilsin 🙂 Erdal’a bu değerli paylaşımı için çok teşekkür ediyorum.

Ehliyete başvurma konusunda benim yaptığım biraz pahalı ama temiz iş, hele ki benim gibi Çince bilmiyorsanız. Evimin karşısında gördüğüm muameleci ofisiyle başladı ehliyet alma işlemlerim. Aslında benim ehliyet alma amacım farklı ama neyse o buranın konusu değil. 1200RMB, 1 fotoğraf ve pasaportunuzla işlemlerinizi yapmaya başlıyorlar. Bu aşamada işlemleri yapan kişiyle anlaşmak biraz zor oluyor ama Androidler ve iPhone’lar sağolsun, 2 kişi karşılıklı ellerinde telefon çok güzel anlaşabiliyor. 10 sene önce Çince bilmiyorsan ekmek almak bile sorundu. Bu yazıma; “kardeşim 10 yıl yaşadın da Çince öğrenemedin mi, ne ayıp” diyenler olabilir, açıklık getireyim; 10 yıl değil, 10 yıl önce yaşadım, onun için 10 yıl yaşayıp hala Çince öğrenmeyenlere “Ne Ayıp!” deme hakkımı saklı tutuyorum.

İlk gün ofis işlemleriniz bittikten sonra göz muayenesi için sizi hastaneye götürüyorlar ve uzak görme kontrolü ve renk körlüğü kontrolü yapılıyor. Daha sonra tekrar ofise dönüp, size çalışabilmeniz için soru bankası linki veriyorlar. 936 soruluk bir soru-cevap havuzu. Yaklaşık 1 hafta sonra sizi tekrar ofise çağırıyorlar ve yanınızda bir muameleciyle birlikte Trafik Bürosu’na gidiyorsunuz. Buradan sonraki aşama Türkiye’den çok alışık olduğumuz bir manzara. Muameleci herkesle kanka durumunda, her kapıyı açıyor. Kuyrukların hiçbir önemi yok. Görevli polisten numaratörden sıra bekleme fişi isterken “Eyvah, bu kuyruğu mu bekleyeceğiz” derken, bir bakıyorsunuz sıra size gelmiş! Tüm bunlar olurken, kendinize hiç “bunca insan beklerken bize nasıl hemen sıra geldi” diye düşünmüyorsunuz elbet, bizim de gayet aşina olduğumuz durumlar zira.

Trafik ofisinde, siz otururken muameleci gerekli başvuruları yapıyor, sizin dâhil olduğunuz ilk bölüm fotoğraf çektirme aşaması ve en sonda da tüm evraklarla birlikte trafik polisinin karşısına oturduğunuz bölüm. Eğer güzel bir bayan trafik polisine denk geldinizse bu bölüm de sıkıcı geçmiyor. Ben şanslıydım! Trafik polisinin klavye üzerinde ahenkle hareket eden her tırnağına, nasıl yaptığını anlayamadığım farklı renklerdeki mutlu yüz ifadelerini incelemek epey vaktimi aldı ve sonra derken orada bulunma sebebimi hatırladım tekrar ve dikkatimi birden, polisin ehliyetimi farklı bir ışıkla nasıl da detaylı incelediği çekti. Tüm bu işlemler bittikten sonra polis, takvimden gün ve saat seçmemi istediğinde bunun sınav gün ve saati anlamına geldiği konusunda hiçbir tereddüttüm yoktu. Esprili yaklaşımlardan sonra sınava hazırlanma süreci için de söyleyebileceğim şeyler, kesinlikle çalışmanız gerektiği! Sınavda 100 soru soruluyor ve 90 tanesine cevap verebilirseniz sınavı geçebiliyorsunuz. Hiç çalışmadan alabileceğiniz puan 68-75 arası bir puan. Fark, bizim trafik kurallarımızda bulunmayan ancak Çin Trafik Kanunlarında yer alan farklı işaret ve kurallardan kaynaklanıyor. Eğer uzun yıllardır burada yaşıyor, çevreye çok dikkatli ve yollarda gide gele yol işaretlerine ve tabelalara aşina olduysanız yüzdeniz artabilir tabii.

Sınav saatimi sabah 10:00’a aldığım için 9:30’da muamelecinin ofisinde hazır bulunmam söylendi. Bu arada muameleciyi beklerken yabancılara 1200RMB olan tarifenin Çinlilere 620RMB olduğunu fark ettim. Çinli eşiniz veya sevgiliniz varsa sanırım indirimli tarifeye tabii olabilirsiniz, yoksa Çince konuşmanızın fiyata etkisi olmuyor.

Muameleciyle birlikte ilk işlemlerimin yapıldığı binaya gittik. Sınav 3. katta gerçekleşiyor. 10-12 adet bilgisayarın olduğu bir salonda ehliyet ve pasaportunuzla birlikte muamelecide bulunan evraklarınızı da teslim alıp, 5 dk. kadar beklettikten sonra bir bilgisayarın başına geçip 100 soruluk testi çözmeye başlıyorsunuz. 45 dakikada, 90 soruya doğru cevap verirseniz sınavı başarıyla geçmiş oluyorsunuz. Soruları bitirdiğinizde sınav ekranında “hand in” butonuna tıkladığınızda geçip, kaldığınızı ekranda hemen görüyorsunuz. Geçtiyseniz hemen ehliyetiniz hazırlanıp 10 dakikalık bir beklemenin ardından hemen veriliyor. Başarısız olduysanız, tekrar 2.kata dönüp (ilk sınav tarihinizin verildiği yer) 2. sınav için tekrar randevu alıyorsunuz. Muamelecinin bana söylediği sınavın hemen ardından 2. bir sınav daha yapıldığı, o da başarısız olursa bir sonraki hafta için tekrar randevu alındığı. Ben ilk seferde geçtiğim için bu aşamaları bilmiyorum. Tecrübe edenler varsa, paylaşırlarsa faydalı olur. Çekinmeyin, yazın çünkü ilk seferlerde basarisiz olmak da çok normal, şöyle ki; sanırım Çinceden, İngilizce’ye çeviri olduğu için bazı cevaplar birbirine çok yakın, bir de Türkçe yorumlayınca “e bu ikisi ayni cevap” diyorsunuz. Bunun gibi 3-5 yanlış cevaplasınız, 5-6 da hatırlayamadığınızdan yanlış yapsanız hoop kaldınız. Türk ehliyeti olanlar ve uzun yıllar aktif araç kullanan kişiler için 100 soruluk test kolay gibi gözükse de ülkemizde kullanılmayan ya da orada farklı, burada farklı anlamı olan birçok trafik kural ve işaretleri var. Yani soruları cevaplarken aldanmak çok kolay, dikkat!
Hepinize işlerinizde, öğrenim hayatınızda, sürücü sınavınızda başarılar, esenlikler dilerim.


Şanghaylı Taksici Anlatıyor

Şanghay Rehberi’ni yakından takip edenler, meşhur “Şanghay Maratonu” yazısını kaleme alan sevgili arkadaşımız Burcu’yu hatırlayacaktır.. Kuvvetli bir kaleme sahip olan Burcu, maraton yazısının ardından etkileyici başka bir yazıyla Rehber’e dönüş yaptı.. Şanghay’ın ünlü taksilerini ve taksicilerini hepiniz duymuşsunuzdur, ama Şanghaylı bir taksicinin ağzından kendilerini ve biricik memleketleri Şanghay’ı hiç dinlediniz mi? İşte bu olanağı size Burcu sağlıyor 🙂 Ben de kendisine teşekkür ediyor ve sizi bu güzel yazıyla baş başa bırakıyorum.

BİZ ŞANGHAYLILAR

Şanghay Rehberi’nin aziz takipçileri!

Bu Rehber’den Şanghay hakkında bilgi edinmeye çalıştığınızı öğrendim. Biraz bakındım sayfalara. Fena değil, ama eksik. Bir Şanghaylı’nın görüşlerine yer verilmemiş mesela. Hep siz Türkler’in tavsiyeleri ve izlenimleri anlatılmış. Olmaz böyle. Ben bu şehirde 15 yıldır direksiyon sallayan Şanghaylı bir taksiciyim. Biraz da benim anlatacaklarımı dinleyin, derim.

1

“Takma kafana ahbap, kartları kader karıştırır, sen de oynarsın” dedi bir ses.
Dönüp baktım, partal bir kartal.
“Ne demek bu?”
“Eski bir Çin atasözü”*

Evvela söyleyeyim, biz Şanghaylılar, kendimize Çinli demeyiz. Nüfusumuz, dilimiz, gelişmiş şehrimiz ve istihdamımızla biz ayrı bir cumhuriyet gibiyiz. Büyüklerim yanlış anlamasın, tek Çin politikasına da tehdit değiliz. Çin’in diğer şehirlerinden farklıyız, demek istiyorum. Taşrada burayı pek sevmezler. Kibirli ve fazla kendine güvenli buluyorlarmış bizleri. Kulağıma geliyor lafları. Sizin orda da söz var mı, kedinin ulaşamadığı ciğerle alakalı?

Bizim farkımız, tarihimizde saklı. Şanghaylı balıkçı büyükbüyükbabam anlatırdı, 1900’lerin başındaki Şanghay manzarasını. Bundan 100 yıl önce de, dünyanın en önemli beş ticaret merkezinden biriymiş burası. Avrupalı ve Amerikalı koloniciler, ta o zaman Şanghay’ı Asya’nın kapitalist merkezi haline getirmişler. Kaderin cilvesine bakın ki, 1921 yılında Çin Komünist Partisi de burada yapmış ilk toplantısını.

2

Hakkını teslim edelim, şehrimiz güvenlidir. “Şanghay’da herkes, her saatte korkusuzca taksiye binebilir.” Bizim Taksiciler Birliğinin ilkesidir. Ha tabii, zaman zaman taksi bulamamaktan korkabilirsiniz. Memleketin bütün sokakbaşları zaptedilmiş, bütün taksilerine binilmiş olabilir. Maalesef ülke içinden ve dışından çok göç alıyor şehrimiz.

Sizler gibi, Şanghay’da yaşayan çok yabancı var. Benim taksiye de çokça binerler. Açıkça söylemek gerekirse, pek almak istemiyorum yabancıları arabaya. Çince bildiğini zannedeni bile adresi tarif edemiyor düzgünce. Sonra uğraş dur. Bazen dakikalarca tonlama çalışıyoruz takside müşteriyle. En iyisi adresi Çince karakterleriyle yazılı olarak göstermek. Çok şükür, benim gözlerin maşallahı var. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay Ramazan İmsakiyesi 2016

Yarın başlayacak olan Ramazın ayı vesilesi ile her sene olduğu gibi bu sene de Şangay için Ramazan İmsakiyesini yayınlamayı görev bildim 🙂 Diyanet’in sitesinden alıntıladığım takvimi aşağıda bulabilirsiniz. Herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum.

Tarih – Gün Sahur İftar
6 Haziran 2016 Pazartesi 03:07 19:02
7 Haziran 2016 Salı 03:07 19:03
8 Haziran 2016 Çarşamba 03:07 19:03
9 Haziran 2016 Perşembe 03:06 19:03
10 Haziran 2016 Cuma 03:06 19:04
11 Haziran 2016 Cumartesi 03:06 19:04
12 Haziran 2016 Pazar 03:06 19:05
13 Haziran 2016 Pazartesi 03:06 19:05
14 Haziran 2016 Salı 03:06 19:05
15 Haziran 2016 Çarşamba 03:06 19:06
16 Haziran 2016 Perşembe 03:06 19:06
17 Haziran 2016 Cuma 03:06 19:06
18 Haziran 2016 Cumartesi 03:06 19:07
19 Haziran 2016 Pazar 03:06 19:07
20 Haziran 2016 Pazartesi 03:06 19:07
21 Haziran 2016 Salı 03:07 19:07
22 Haziran 2016 Çarşamba 03:07 19:08
23 Haziran 2016 Perşembe 03:07 19:08
24 Haziran 2016 Cuma 03:07 19:08
25 Haziran 2016 Cumartesi 03:08 19:08
26 Haziran 2016 Pazar 03:08 19:08
27 Haziran 2016 Pazartesi 03:08 19:08
28 Haziran 2016 Salı 03:09 19:08
29 Haziran 2016 Çarşamba 03:09 19:08
30 Haziran 2016 Perşembe 03:10 19:08
1 Temmuz 2016 Cuma 03:10 19:08
2 Temmuz 2016 Cumartesi 03:11 19:08
3 Temmuz 2016 Pazar 03:11 19:08
4 Temmuz 2016 Pazartesi 03:12 19:08

Şanghay’ın Arka Bahçesi Koh Samui’de Balayı

Bir önceki yazıyı okuduysanız, orada Tayland’ın meşhur adalarından Koh Samui ile ilgili bir yazı yazamadığımı belirttiğimi göreceksiniz.. Ne var ki, Şangay Rehberi’nde artık bir Koh Samui yazısı da olacak.. Nasıl mı? Tabii ki sıkı dostum, sevgili arkadaşım Serkan sayesinde.. Serkan da kim diyorsanız, sitedeki tüm yazıları okumamışsınız demektir 🙂 Bu bağlamda sizi epik yazı dizisine yönlendirmem gerekiyor.. Artık kendisini tanıyorsunuz 🙂 Aşağıda sıkı dostumun yazar kişiliğiyle de tanışacaksınız.. Kendisi, ricamı kırmadı ve sevgili eşi ile çıktıkları balayının Koh Samui ayağını gayet detaylı bir şekilde kaleme aldı.. Sonuç olarak ortaya Koh Samui Seyahat Rehberi olabilecek kalitede bir yazı ortaya çıktı.. Sıkı dostuma Şangay’dan sevgi ve selamlarımı gönderiyor, bir kez daha teşekkür ediyorum.. Şimdi söz Serkan’da..

Daha önce Koh Samui’ye gitmiş ancak detaylı bir yazı yazmamış olan sıkı dostum Dinçer, balayı mekanı olarak seçtiğimiz ada ile ilgili yardımcı olabilecek bir yazı yazmamı istediğinde mutlulukla kabul ettim. Yazıya başlamadan belirtmeliyim ki, bir önceki cümlede ifade ettiğim gibi Tayland / Koh Samui adasında anlatacaklarım balayı kapsamındaki gezilerimizi kapsamaktadır, bu nedenle çılgın Tayland gecelerini okumayı umanları Google’da aramaya inanmaları yönünde şimdiden uyarayım 🙂

Şimdiki eşim, o zamanki nişanlım Gülşen ile, balayında hem beraber ilk yurtdışı deneyimimizi yaşamak hem de farklı bir kültürle tanışmak adına belirlediğimiz birkaç romantik destinasyon içerisinden, Dinçer’in yönlendirmeleri sonrasında yol ve balayı konseptine uygunluk bakımından Koh Samui adasında karar kıldık. 2 Nisan 2016 tarihinde hayatlarımızı birleştirdikten sonra bir günlük istirahat sonrası 4 Nisan’da yola çıktık. Koh Samui’ye direk uçuş bulunmadığı için birkaç farklı transfer noktasından gidiş dönüşte zamanımızı en iyi değerlendireceğimize ikna olduğumuz Singapur aktarmalı olanı tercih ettik. Koh Samui ile Türkiye arasında 4 saat, Singapur ile 5 saat fark bulunuyor. Gidiş yönünde iki uçuş arasında çok fazla bekleme olmadığı için peş peşe uçuşları tercih ettik. Ancak dönüş yolunda, ülkeler arası saat farkı nedeni ile iki uçuş arasında yaklaşık 10 saatlik bir bekleme mecburiyeti doğacağından, madem o kadar bekliyoruz o zaman 2 gün de Singapur’da geçirelim diye düşünüp mükemmel bir plan yapmış olduk 🙂 Nihai durumda;
Singapur Havayolları (391 nolu uçuş) – 4 Nisan İstanbul 13:30 – 5 Nisan Singapur 04:00
Silk Havayolları (5062 nolu uçuş) – 5 Nisan Singapur 08:10 – Koh Samui 08:55
Silk Havayolları (771 nolu uçuş) – 10 Nisan Koh Samui 11:50 – Singapur 14:50
Singapur Havayolları (392 nolu uçuş) – 13 Nisan Singapur 01:45 – 13 Nisan İstanbul 08:00
şeklinde bir rota çizmiş olduk. Yazının amacı Koh Samui olduğu için Singapur ile ilgili eklemeleri -sıkı dostum Dinçer ve eşi hemşom Müge daha önce bu şehir devleti deneyimlemişler ve yazısını yazmışlardı- Singapur yazısının altına yorum olarak paylaşacağım.

4 Nisan sabahı büyük bir heyecanla İstanbul trafiğini deniz yolunu kullanarak atlatıp Atatürk Havalimanına vardık ve tatil boyunca belki de yediğimiz tek kazığa doğru bilmeden mutlu bir şekilde yol aldık. Bunu özellikle yazmak istiyorum çünkü çok içime oturdu 🙂 Bir aksilik olmaması adına önceden online check-in lerini yapmıştık, geriye büyük çantalardan kurtulmak kalmıştı. Kontuara gelip işlemlere başladığımızda görevli hanımefendi, yanımızda dönüş biletlerinin çıktılarının ve iki adet özellikle 4×6 cm ebatında vesikalık olup olmadığını sordu. Normalde otel ve uçuş bilgilerinin çıktılarını alırdım ama o kadar hazırlık esnasında es geçmiştim, yok dedik; Gülşen’in yanında vesikalık vardı ama o da yukarıdaki ölçülere uymuyordu. Görevli hanımefendi, Singapur için problem olmaz ama Tayland’a girişte sorun yaşarsınız deyip bizi bir dükkana yönlendirerek uçağa binişte kontrol ederim belgelerinizi diye de ekledi. Her ne kadar işkillensem de -zira sıkı dostum bu kadar önemli bir ayrıntıyı atlamaz bana söylerdi- 10bin km gidip de sırf bu yüzden sorun yaşamamak adına, paşa paşa vesikalık çekip çıktıları aldık ve hayatımızın en lüks fotoları ile önce pasaport kontrolden sonra da uçuş kartı kontrolünden -görevli hanımefendi bizi tanıdı ve belgeleri kontrol ederek tamamdır dedi- geçip uçaktaki yerimizi aldık. Her ne kadar ilk uzun uçuş deneyimi olduğu için Gülşen’in çekinceleri olsa da sorunsuz bir 9 saatlik uçuş sonrası Singapur Changi Havaalanına iniş yaptık ve bir sonraki uçuşumuz için Terminal 3’ten Terminal 2’ye geçtik. Aradaki ufak bekleme süresini daha yeni yeni açılmaya başlayan Duty Free alanında geçirip güzel kokular aldıktan sonra nispeten ufak bir uçakla Koh Samui’ye doğru yola çıktık. Adaya yaklaşırken yorgunlukla doğru orantılı bir şekilde heyecanımız kat kat arttı ve nihayet ayaklarımız yere değdi 🙂

Uçaktan ilk indiğimizde sıcaklık bulutlar nedeni ile çok yüksek değil gibi geldi ama sonraki günlerde bunu çok rahat hissettik. Koh Samui’de yıl boyunca 28-32 derece arasında değişen bir sıcaklık eğrisi bulunuyor. Nisan ayı nispeten sezon sonuna denk geliyor, asıl tercih edilen zaman aralığı ise Kasım – Şubat arası. Yine de hatırı sayılır nem de eklenince sıcaklık kat be kat artıyor -ki benim gibi sıcaktan hoşlanmayan adama pek hitap etmiyor-. Adanın havaalanı da kendisi gibi çok şirin, palmiyelerden yapılma etrafı açık sanki bir film setine gelmiş gibi hissettiriyor. Zaten çok fazla yolcu olmadığı için hızlı bir şekilde ve sorunsuz -ve tabi ki İstanbul’da kazık yediğimizi anladığımız, belgelerin tekinin bile sorulmadığı- kontrol noktasından geçip valizlerimizi aldık. Gelmeden önce adada kalacağımız Bo Phut Resort & Spa otelindeki yetkililerle iletişime geçip otel transferi istediğimiz için taksi ayarlama zahmetine girmeden doğruca bizi bekleyen görevliye doğru yol aldık. Her adaya özgü müdür bilemiyorum ama ada insanları inanılmaz sıcakkanlı, güleryüzlü ve yardımseverler. Bize sıcak bir karşılama sunan Chang -kendisi Çen diye telaffuz etti muhtemelen böyle yazılıyordur- arkadaşımız ile içi serin mi serin arabaya atlayıp otele doğru yola çıktık. Tayland’da trafik tersten akıyor bu nedenle motor veya araba kiralamak isteyenlerin bunu göz önünde bulundurması gerekir. Daha önce Kıbrıs’ta araba kullanmışlığım vardı ancak buranın trafiğinde açıkçası gözüm yemezdi, daha karmaşık ve yoğun geldi. Yol boyunca bize hem rehberlik eden hem de mekan tavsiyelerinde bulunan Chang ile hoş bir sohbetin ardından otele vardık ve asıl sıcağı orada hissettik 🙂 Neyse ki kapıda işlemlerimiz gerçekleşirken ikram edilen soğuk ıslak havlular ve içecekler ile bir nebze ısımızı ayarladıktan sonra merakla odamızın hazır olup olmadığını beklemeye koyulduk. Otele vardığımız esnada saat erken olduğu için henüz check-in saatimiz gelmemişti ve artık uykuya yenik düşecek bedenlerimiz ile bu sıcakta çok fazla beklemek istemiyorduk. 5-10 dakikalık beklemenin ardından odaya alınacağımızı öğrendiğimizde büyük bir sevinçle görevlinin peşine takılıp sahilin hemen önündeki villamıza doğru kısa bir yürüyüş yaptık. Gelmeden önce otelle iletişime geçtiğimizde, balayı çifti olduğumuzu da kibarca belirttiğimiz için odaya gelişte bizi bir balayı pastacığı ve yatakta çiçeklerle güzel bir süsleme karşıladı ve tatilimiz resmen başlamış oldu. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Koh Phangan’a Sıcak Bir Tatil

Her ne kadar Tayland’a daha önce iki kez (Phuket ve Koh Samui) gitmiş olsak da, bu seyahatlerle ilgili siteye yazı yazma fırsatı bulamamıştım. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiğimiz Tayland ziyaretini ise yazmaya kararlıydım. Kendimize hedef olarak seçtiğimiz Koh Phangan adasından son derece memnun ayrılınca bunu herkesle paylaşma isteğim bir kat daha arttı ve hemen bu yazıyı yazmaya başladım 🙂

Tatilinizi Tayland’da yapmak istiyorsanız karşınıza bir çok seçenek çıkıyor. Ülkenin en popüler adaları olan Phuket ve Koh Samui dışında keşfedilmeyi bekleyen irili ufaklı bir çok ada mevcut. Biz bu sefer Koh Samui yakınlarındaki Koh Phangan adasını tercih ettik. Alternatif olarak Koh Phangan yakınlarındaki Koh Tao adası da tercih edilebilir veya her iki ada tek bir tatilde aradan çıkarılabilir.

Koh Phangan adasına Çarşamba gecesi yola çıkıp bir sonraki Salı akşamı Şangay’a dönmeyi planladık. Bu bağlamda uçak biletlerini inceledik ve en mantıklı seçeneğin Singapur Havayolları’nı kullanmak olduğuna karar verdik. Alternatif olarak Bangkok, hatta Phuket aktarmalı olarak Koh Samui’ye uçan (Koh Phangan’da havaalanı olmadığı için Koh Samui’ye uçmak gerekiyor önce) bir çok uçuş bulabilirsiniz. Bizim gidiş ve dönüşümüz hafta içi olduğundan Singapur Havayollarının fiyatları da epey uygundu (hatta bu nedenle mil kazanamadık!), ve Koh Samui’ye Singapur aktarmalı uçmaya karar verdik.

Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece saat 00:30 gibi kalkan uçağımız bizi sabahın ilk saatlerinde Singapura getirdi. Daha sonra Silk Air’e ait uçakla yaklaşık 1.5 saat süren yolculuk sonrası Koh Samui’ye vardık. Koh Phangan’da kalacağımız otelden (Buri Rasa Koh Phangan) havaalanında bizi almalarını istemiştik. Bavulları alıp çıkarken bizi bekleyen otel görevlisini gördük ve kendisi otel aracıyla bizi otelin teknesinin demirlediği iskeleye bıraktı. Otelin teknesi sabah 11:30 da hareket ediyor ve sizi kırk dakika içerisinde direk olarak otelin kumsalına bırakıyor. Alternatif olarak Koh Samui’nin ana limanına gidip Koh Phangan feribotuna binebilir, Koh Phangan limanında indikten sonra taksi tutup karayolu ile otelinize ulaşabilirsiniz.

Otel olarak seçimimizi Buri Rasa Village adlı otelden yana kullanmıştık. Genel olarak otelden son derece memnun kaldığımızı söyleyebilirim. Lokasyon olarak adanın kuzeydoğusunda, daha sakin bir kesiminde kalıyor Buri Rasa. Biz de zaten çok çılgın bir çift olmadığımız için lokasyonun sakinliğini çok sevdik 🙂 Alternatif olarak adanın merkezi sayılan güney kısmındaki oteller incelenebilir. Buri Rasa’nın kumsalı ve gene kumlu/berrak denizi de çok hoşumuza gitti. Nisan ayı itibariyle hem havanın hem de deniz suyunun sıcaklığı en üst seviyedeydi, soğuk deniz sevmeyenler için ideal bir suya sahip Koh Phangan 🙂

Otelin önünde yer alan köy meydanı benzeri minik avlu, karşısında büyük HD ekranlarında spor yayını yapan bar, avludan içerilere doğru ilerledikçe sağlı sollu mağazalar ve restoranlar, bu minik bölgeyi bizim için gerçekten güzel kıldılar. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gece Hayatı (The Nest)

Şanghay’ın ünlü gece hayatını misafir yazarlarımızla irdelemeye devam ediyoruz.. Sevgili eşim Müge gene bana kıyamadı, kalemi eline aldı ve son zamanların popüler mekanlarından The Nest ile ilgili bir yazı patlatıverdi 🙂 Kendisine buradan bir kez daha selam ve sevgilerimi iletmeyi borç bilirim 🙂

Bu hafta sonu benim Çince için gittiğim üniversite kursundan sınıf arkadaşım ve de spor challenge’larından motivasyon arkadaşım, Dinçer’in de yarı maraton ve tabii Anken Crossfit kardeşliğinden yine motivasyon arkadaşı sevgili Burcu’nun doğum günü için hemen hemen tüm grup buluştuk. Önce güzel bir yemek eşliğinde Burcu’nun doğum günü pastasını kestik, sonrasında yediklerimizi eritmek için istikameti Bund yakınında bulunan Nest’de aldık 🙂

Saat 11 gibi vardığımız mekana sağolsun Elvan arkadaşımızın önceden rezervasyonu sayesinde hem sıra beklemeden girdik hem de rahat bir alanda rezerve edilmiş masamıza güzelce yerleştik.

Genelde kapalı kulüplerden içerideki yüksek sigara dumanı ve tıkış tıkış kalabalığı yüzünden pek haz etmem. Nest bu anlamda diğer kulüplerden daha iyi. İçeride sigara içiliyor ama çok fazla rahatsızlık vermiyor. Ayrıca baharla beraber terasının kullanımı da artacağından mekan diğer kulüplerden daha da iyi duruma gelecektir.

İçerde bir büyük ve bir küçük barının olması size sipariş verme konusunda rahatlık sağlamakta. Hoş benim sipariş ettiğim Prosecco bir türlü gelemedi ama olsun.

Müzik olarak tekno/elektronik ağırlıklı çaldılar. Genel konsept bu mudur yoksa o geceki program mıydı bilemiyorum ama biz bayağı eğlendik.

Ayakta durmaktan hoşlanmayan ya da çabuk yorulan biri iseniz ya küçük masaların etrafındaki sandalyelerde, ya barda ya da rahat koltuklarda oturmanız mümkün (rahat koltuklar için ekstra ödeniyor mu bilemiyorum) Normalde pek ayakta kalmayı sevmesemde bizim masanın koltuklarını çanta ve mont stoğu için kullanıp ayakta takılmayı tercih ettik.

Saat iki – iki buçuk gibi kapanan mekanın hemen önünden motorsikletli Çinli amcalar sizi isterseniz başka bir eğlence mekanına götürüyorlar. Dışarda, bu mekana yakın olan Uniqo sesleri duyarsanız şaşırmayın. Bizim amcalar eğlence konseptini çözmüşler.

Biz tabii ki başka bir mekan yerine normal taxi alarak evlere dağılmayı tercih ettik 🙂

Adres: The Nest – 6/F, 130 Beijing East Road, Huqiu Road