Şanghay’dan Xiamen’e Yılbaşı Kaçamağı

Sevgili eşim Müge’nin Şangay Rehberi’ne olan katkıları bitmek bilmiyor, maşallah diyelim öncelikle :) Kendisi bu sefer de 2015 sonu ile 2016 başını kapsayan minik Xiamen tatilimiz ile ilgili bir yazı kaleme aldı.. Üç gecelik bu kısa yolculuğun detaylarını Müge’nin kaleminden aşağıda okuyabilirsiniz.. Kendisine teşekkürlerimi bizzat ileteceğim :) Bu arada Müge’nin Not Defteri‘ne de göz atmayı unutmayın.. Bir çok faydalı yazı sizi bekliyor :)

Yaklaşık 8 senedir Şangay’da yaşamamıza rağmen Çin içinde çok bir yer gezdiğimiz söylenemez. Sanırım biraz tembellik, biraz plansızlık biraz da nasıl olsa Türkiye’den arkadaş eş, dost gelir beraber gideriz fikrinden dolayı Çin içi gezilerimiz bir şekilde ötelenmiş oldu. Xiamen epey zamandır özellikle yazın gidip deniz ve sahilin tadını çıkarmak istediğimiz bir şehirdi. Kısmet 2016’ya girdiğimiz yeni yıla geldi. Başka bir Asya ülkesine ya da Avrupa’ya plan yapma fırsatı bulamadığımızdan bari bu fıırsatı Xiamen için kullanalım dedik. Yalnız hatırlatalım Çin tatillerinde lokal turistin her yerde olduğunu unutmayın 😐

Neyse, sabah çok erken saatte Hongqiao’dan kalkan uçak ile yaklaşık iki saatlik bir yolculuk sonrası Xiamen’deydik. Bu arada Şangay’daki Hongqiao Havaalanı Terminal 2’nin epeyce geliştiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Öyle ki, artık içerde sadece Starbucks değil, Wagas da bulunmakta. Eğer Japon mutfağı derseniz, farklı gate yanlarında sushi yiyebileceğiniz küçük büfeler de var. Hoş sabah erken saatte açık değiller ama öğle ya da akşam uçuşları için düşünülebilir.

Uçak yolculuğumuz sonrasında bavul alma işimizi kısa bir sürede halledip taksi ile otelin yolunu tuttuk. İlk Le Meridien Hotel tecrübemiz Xiamen’e kısmetmiş. Ben açıkçası iç dizaynını hiç ama hiç sevemedim. Odaların bulunduğu koridorlar çok karanlık. Asansör içi acayip loş. Büyük bir otel olmasına karşın lobi dışında hiç bir yer ferahlık hissi uyandırmıyor. Neyseki otelde çok fazla vakit geçirmedik. Onun dışında servis ve çalışanların yardımseverliği ve güleryüzlülüğü gayet iyiydi.

Otele yerleştikten sonra ilk durağımız Zhongshan Caddesi oldu. Xiamen’in İstiklal caddesi olan, arabaların giriş yapamadığı , sağlı sollu mağazaların bulunduğu ünlü caddenin batı tarafı sizi denize bağlayacak. Hatta bu yol sonunda Gulanyu Adası’na giden vapur iskelesine de ulaşabilirsiniz. (buradan kalkan vapurlar sadece akşam 5’ten sonra halka açık) Yaklaşık 200 mağazayı içinde bulunduran cadde yemek opsiyonu olarak bizlere pek bir şey sunmuyor :(

Ama yok ille lokal Çin lezzetleri denemek istiyorsanız, buradaki yeme içme opsiyonlarını deneyebilirsiniz. Biz bu caddeden çıkıp sahilin sol tarafında kalan bölümde (Indigo Oteli’nin çok yakınında) Starbucks, Kota’s Kitchen ve Brotzeit’ı bulduk. Bu arada Starbucks ve Kota’s Kitchen’ın manzaraları epeyce güzel. Bir kahve ya da yemek molası için tavsiye ederiz. Biz burada yemeğimizi yedikten sonra otele dönerek Yeni Yıl’a girmeden önce 2015’in son sporunu Otel Gym’inde yaptık. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gece Hayatı (Unico)

Son zamanlarda dikkat ettiyseniz Şanghay Rehberi’nde çoğunlukla misafir yazarların yazılarını yayınlıyorum.. Neden diyecek olursanız, Müge olsun, sevgili dostlarımız olsun, herbiri birbirinden yetenekli ve kalemleri gerçekten kuvvetli.. Bana ise sadece, üstün kabiliyetimle kendilerini siteye katkı sağlamaları için ikna etmek kalıyor :)  Sitenin tozlanmış kısımlarından biri olan Şanghay Gece Hayatı’nı ayağa kaldırmak için ise sevgili Elvan’ın yardımını rica ettim ve sağolsun kendisi kentin son zamanlardaki en popüler gece kulübü olan Unico ile ilgili çok güzel bir yazı yazdı.. Hemen aşağıda okuyabileceğiniz bu yazı için kendisine çok teşekkür ediyor, bir sonraki yazısını merakla bekliyoruz :) 

Şanghay’da gece hayatı deyince akla birçok mekân gelebilir. Her zevke uygun bir yerler bulmak mümkün. Sanırım Unico herkesin eğlenebileceği bir şeyler bulacağı yerlerden.. Three on the Bund binasında yer alan bu gece kulübü konumu itibari ile de artı kazanıyor bence. Önce bund da bir gezinti yapıp daha sonrasında ayni binada bulunun Mercato’da güzel bir aksam yemeği yiyip geceyi Unico’da noktalayabilirsiniz. Aksam yemeğini Unico’da yemek de mümkün, ben hiç denemedim ama deneyen arkadaşlarımdan lezzetli olduğunu duydum. Unico mekânın genişliği, gelen insan gurubunun genel olarak dans ve eğlence odaklı orada olması ve müzikleri itibari ile benim gece eğlencesi için favori mekânlarımdan biri, özellikle cumartesi akşamları. Dezavantajı havalandırma sistemi, gecenin ilerleyen saatlerinde çok sıcak olabiliyor o nedenle ne giydiğine çok dikkat edin, kalın kazaklar kesinlikle gece daha yeni hareketlenirken sizi sıkıntıya sokacaktır.

Unico’ya giriş bundan birkaç ay öncesine kadar ücretsizdi ancak artan talep nedeni ile erkeklere giriş su anda hafta sonu 100 RMB, ladies free :) Dikkat edilmesi gereken bir nokta, eğer kuyrukta beklemek istemiyorsanız 00:00 öncesinde mekana giriş yap malisiniz. Aksi takdirde uzun bir kuyrukta bekleyebilirsiniz. 00:00 öncesi girişin riski ise içerisinin biraz boş olması ama en azından kendinize güzel bir yer bulup gece boyu rahat edebilirsiniz.
Salı akşamları Latin gecesi düzenleniyor, salsa bachata müzikleri eşliğinde yeteneklerinizi sergilemeniz mümkün. Ben sadece bir kere katildim Salı gecesi aktivitesine, biraz boştu ama rahatça dans etmek için belki de iyi bir fırsat. Cuma akşamları popüler müzikten çok elektro, disko tarzı çalıyor ama mekân dolmaya başlayıp biraz da alkol seviyesi yükselince eğlenmemek içten bile değil. Cumartesi geceleri daha çok popüler müzikler ve saat 23:00 sonrası gibi Latin müzikleri ile eğlence başlıyor. Ayrıca eğer SmartShanghai ya da Cityweekend gibi siteleri takip ediyorsanız Unico’da düzenlenen SOS partileri gibi bir suru özel partilere de katılabilirsiniz. Unico’da ara ara theme partiler de duzenleniyor, onlar da değişik bir deneyim yasamak için iyi fırsatlar. Genel olarak Bar Rouge ve Mint’e kıyasla Unico daha az “meat market” olan bir mekan bana göre. Ben kendimi orada daha rahat hissediyorum.

Girişte montlarınızı bırakabileceğiniz iki nokta var ve eğer bar kalabalık ise çok çabuk doluyor. O nedenle erken gidip montunuzu bırakacağınız yeri garanti etmek isteyebilirsiniz. Aksi takdirde montunuz bütün gece yanınızda olmak durumda ki çok rahat bir şey değil bu. Eğer masa ayırırsanız kendinize bu sorun çözülür ama duyduğum kadarıyla çok ucuz değil özel masalar ama kesinlikle masanızın olması bir artı… Unico’da iki kısım var. Biri restoran kısmı diğeri de bar kısmı. Gerçi restoran kısmı da gece bir saatten sonra dans pistine dönüşüyor. Restoran kısmının bulunduğu alan daha geniş olduğundan çılgınca dans etmek istiyorsanız bu kısımda takılmanızı tavsiye ederim. Özel masalar daha çok bar kısmının etrafında ve bu alan daha kalabalık oluyor. Eğer kalabalığa karışmak sosyalleşmek istiyorsanız kendinize barın etrafında yer bulmanızda fayda var. DJ kabininin onu genelde en kalabalık yer ve dans etmek zor. Tuvaletlerin girişinin olduğu yer de bos olabiliyor ama tuvalete gecen insanlar yüzünden bir sure sonra “yeter artık, dikkat, çarpmayın” diye bağırmak gelebilir içinizden :) İçki almak mekan kalabalıklaştıktan sonra tam bir kaos… Bara ulaşabilirseniz bir sonraki asama barmene ulaşabilmek ve içki sırasına girmek. Bu nedenle restoran alanındaki küçük bari tercih edebilirsiniz, genelde daha bos oluyor.

İçki fiyatları ucuz değil, mojito yanlış hatırlamıyorsam en son 85 RMB civarındaydı. İçkilerde çok alkol olduğunu düşünmüyorum, her barda olduğu gibi, ama en azından lezzetli ve güvenli :) Eğlence saat 01:00 gibi hızlanıp 03:00-04:00 e kadar devam ediyor, mekana gitmeden enerjinizin yerinde olmasında fayda var, oturacak yer bulamayabilirsiniz dinlenmek için. Eğer Şanghay’da yaşıyorsanız ya da ziyaret amacı ile geldiyseniz bence Unico bir gecenizi ayırmanız gereken yerlerden ve benim gibi Latin müziklerini seviyorsanız Cumartesi gecesini tercih etmenizde fayda var. Arkadaş gurubu ile giderseniz eğlence garanti olacaktır ama Uncio’da sosyalleşmek de kolay, kendinize güzel bir dans gurubu rahatlıkla bulabilirsiniz. Ancak çok aşırı hareketlerden kaçının zira güvenlik bu konuda çok hassas ve fark etmeden kendinizi kapının önünde bulabilirsiniz. Burayı ziyaret etmek isteyenlere şimdiden iyi eğlenceler diliyorum, keyfini çıkarın :)

Unico Adres Bilgisi:

3 Zhongshan Dong Yi Lu, near Guangdong Lu

中山东一路3号外滩三号2楼, 近广东路


Şanghay’da Dr. Zhou’nun Diş Kliniği

Şanghay Rehberi’ne katkısı büyük olan, misafir yazarım, sevgili eşim Müge geçtiğimiz günlerde gitmiş olduğu dişçi macerasını aşağıda bizlerle paylaştı.. Şanghay’da yaşayıp dişçi ihtiyacı olanlara duyrulur :)

Bir kaç yıl önce Şangay West Nanjing Caddesindeki bir AVM içinde keşfetmiş olduğumuz Jsmiles’a alternatif olarak, yakın arkadaşlarımdan almış olduğum tavsiye ile Hengshan Road üzerindeki bir ofis binasında bulunan bayan doktor Zhou’nun kliniğini denemeye karar verdim. Öncelikle Telefonla randevu için, eğer Çincenizi yeterli bulmuyorsanız operatördeki kıza İngilizce bilen biri ile konuşmak istediğinizi söylemeniz yeterli. (Benim gibi önce “acaba çok mu lokal bir yer” sorusunu kendinize sormamanız için bunu özellikle belirtmek istedim) Sonrasında başka bir görevli size randevu için yardımcı olmakta. Pazar ve Pazartesi günleri klinik çalışmıyor ve Cumartesi günleri de epeyce yoğun olduğundan benim tavsiyem hafta arasını kullanmanız. Yalnız genel çalışma saatleri de sabah 10’dan akşam 6’ya kadar.

dr-zhou-dental-shanghai

Gelelim kliniğin detaylarına, girişi epeyce küçük görünse de sanırım içeride bir kaç hasta odası mevcut. Odalar gayet temiz. Yardımcı doktorların İngilizcesi çok iyi değil ama problemlerinizi ya doktor Zhou ile ya da telefonda randevu için görüştüğünüz, İngilizcesi de gayet iyi olan çalışan ile konuşabilirsiniz. Kendisi sanırım İngilizce komünikasyon için orada. Randevuya biraz erken geldiğimden , ortamı solumaya ve kendimi sakinleştirmeye biraz vaktim oldu. Sonrasında diş temizliğimi iki bayan yardımcı doktor, tüm nazımı çekerek, gayet dikkatli ve de titiz bir sekilde yaptıktan sonra hatta nazım yüzünden gerektiğinden fazla zaman harcadılar :)

Herşey bittikten sonra Doktor Zhou gelerek genel kontrolünü yaptı. Çok az ve öz konuşarak, yapmam gereken bir kaç şeyden bahsettikten sonra başka bir hasta için yanımdan ayrıldı. Toplamda sadece 220 Rmb verdim diş temizliği ve genel kontrole. Jsmiles’a göre epeyce az ödedim sanırım :) Denemek isterseniz adresi : “Jianhui Building, 922 Hengshan Road, Room 01A, 30F” Çince adres için doktorun kartını da yukarıda bulabilirsiniz.


Şanghay’da Crossfit Salonu (Reebok Crossfit MeWellness)

Geçtiğimiz sene sonlarında özellikle eve yakınlığı nedeniyle başladığım Crossfit macerası epeyce hoşuma gitmişti.. Basketbol, koşu, masa tenisi vs. derken çok da düzenli bir “öğrenci” olamamıştım ama bu sporun genel konseptini sevmiş ve devam etmeye karar vermiştim.. Ekim ayı başında aldığım haber bana, site de yazısını yazdığım, crossfit salonunun kapandığını, bir süre sonra başka bir lokasyonda yeniden açılacağını söylüyordu.. İlk duyduğumda üzülmüştüm bu duruma, şu an ise iyi olmuş da kapanmış diyorum aslında :) Nedeni ise yeni başladığım crossfit salonunu ve oradaki ortamı çok daha fazla sevmiş olmam :)

Yaklaşık üç hafta önce gitmeye başladığım bu mekanın adı “Reebok Crossfit Mewellness”. İşin güzel tarafı lokasyonu bize çok uzak değil.. “667 Changhua Road” adresinde, Anyuan Road kesişimine yakın bir noktada bulunuyor MeWellness.. Evden buraya bisikletle hızlıca gidip gelebiliyorum, böylece ekstradan bir egzersiz de yapmış oluyorum, bu da başka bir avantaj benim için :) Bu spor salonunu Anken Life adlı renove edilerek bir spor kompleksi haline getirilmiş bir binanın içinde bulunuyor.. Burada sadece crossfit değil, spinning (Becycle), boks (Aboro Academy), yoga-pilates (MT Studio) yapabilir, çocuğunuzu oyun alanına (Little Bugz) bırakabilir, çıkışta gene aynı mekanda karnınızı doyurabilirsiniz..

Reebok Crossfit Mewellness’in sahibi uzun zamandır Şanghay’da yaşayan bir Türk, ismi Murat Erbaytan.. Evet, doğru duydunuz, Şanghay’da sadece ticaret, restoran değil; spor alanında da bir işletmecimiz var :) Murat, lisanslı crossfit eğitmeni olarak Me Wellness’taki derslerin bir çoğunu kendisi yaptırıyor.. Derse gelenlerle yakından ilgileniyor, hataları düzeltiyor, moral motivasyon sağlıyor.. Arada aynı dili konuşuyor olmanın avantajı ile ekstradan da yardımcı oluyor bana sağolsun :) Murat’ın dışında derslere giren iki adet eğitmen daha mevcut, onlar da aynı şekilde pozitif kişiliğe sahip ilgili ve bilgili eğitmenler..

Mekana üye olduktan sonra email adresinize gönderilen kullanıcı adı ve şifre ile haftalık takvime bilgisayarınızdan veya telefonunuzdan ulaşabiliyor, mevcut dersleri görüyor ve istediğiniz derse kaydınızı yaptırıyorsunuz.. Derse zamanında gelmek önemli yoksa cezası var :) Özellikle haftasonu sabahları yapılan Bootcamp dersleri son derece yorucu ama bir o kadar da eğlenceli geçiyor.. Gerek Mewellness’ın gerek de içinde bulunduğu Anken Life’ın sıcak ortamı spora gitmek içinde insanı gerçekten motive ediyor.. Eğer crossfit ilginizi çekiyorsa ve zorlandığınızda ana dilinizi de konuşarak yardım alabilmek istiyorsanız Reebok Crossfit Mewellness’ı denemenizi tavsiye ederim :)


Şanghay Maratonu’nun Özel Hikayesi

Yaklaşık altı aydır büyük bir şevkle ve heyecanla hazırlandığımız Şangay Maratonunu geçtiğimiz haftalarda başarıyla tamamladık.. Maratonun çok özel hikayesini sevgili arkadaşımız Burcu kaleme aldı.. Kendisinin duygu dolu yazısını aşağıda okuyabilirsiniz :) Ayırdığı vakit, verdiği emek ve bu güzel yazı için kendisine teşekkürü borç bilirim.. Lütfen sizler de yorumlarınızı esirgemeyin :)

Havada Durdum, Şahitlerim Var

Dünya’nın en kalabalık ve Çin’in en büyük kenti Şanghay’da son 20 yıldır her sonbaharda “Şanghay Uluslararası Maratonu” düzenleniyor. Şehir, bu organizasyonla Bund’dan Şanghay Stadyumu’na kadar uzanan bir rotada, farklı kategorilerde koşan/yarışan on binlerce koşucuyu ağırlıyor. Her şehir maratonu gibi, Şanghay Maratonu da katılımcılara birkaç saat içinde kenti gezme ve keşfetme güzelliği sunuyor.

****

“Bütün olmak parça olmaktır, gerçek yolculuk geri dönüştür.”
Ursula K. Le Guin

Geçmişe döndüğümüzde, çoğunlukla belirli anları hatırlarız gibi geliyor bana. Duygu raptıyesiyle zihnimize çakılmış -hep aynı- resimlere bakar dururuz. Daha iyi-daha kötü diğer anılar hiç yokmuşçasına.

Son iki yıldır yaşadığım Şanghay’dan ayrılıp, bu şehirdeki günlerime gelecekten baktığım zaman neler göreceğim acaba, diye düşünüyorum bazen. İşte hep aynı resim doğuyor zihnime: Sıra sıra dizilmiş ağaçların altında uzanan Şanghay sokaklarını bir motosikletin üzerinde arşınlıyorum. Direksiyon bende değil tabii, iyice yolculuğa kapılıyorum. Başımı gökyüzüne kaldırdığımda, yalnızca birbiriyle el ele tutuşmuş ağaç dalları ile yaprakları görüyorum. Birazdan ay çıkıyor ortaya, aralarından. Yol sürdükçe, bu güzellik de böyle devam ediyor. Sokakla bütün oluyorum.

Şanghay sokakları bunu bize hep yapıyor. Şehrin kuytu köşelerine serpiştirilmiş zevkli heykellerin, havalandırma maksadıyla sokak ortasına asılmış iç çamaşırı ve pijamalar ile aynı kadraja girmesi gülümsetiyor. Derinlerine indikçe karşına ne çıkacağını asla kestiremeyeceğin huzurlu bir macera alanında başıboş ilerlemek insanı mutlu ediyor.

Anlaşılan o ki, ben Şanghay’ı sokaklarıyla zihnime yazıyorum.

Shanghai-French-Concession

****

“Bir hikayeyi yazmaya başlamak, hikayenin sadece senin için var olduğunu ilan eder. Başkalarının da aynı inancı paylaşabilmesi için hikayeyi bitirmen şarttır. Çünkü bitmemiş bir hikaye okunmaya layık değildir.”
Ali Riza Arıcan

Sevgili arkadaşlarım Dinçer ve Müge ile birlikte, bu yılki Şanghay Maratonu’nda koşmaya karar verdik. Dinçer ve ben yarı maratona (21.1 km) kaydolacaktık, Müge de 10 km koşusu ile katılacaktı bize. Durup dururken heveslenmedik aslında. Zaten kendi halimizde koşan insanlardık. Mart ayında düzenlenen Suzhou Maratonu’nda 14 km’lik kısa parkuru koşarak (yani hiç yürümeden ve durmadan :) ) tamamlayabildiğimizi görünce, bitiş çizgisinden itibaren kalplerimiz Şanghay’da yarı maraton koşmak için atmaya başladı. Sevdiğimiz şehrin sevdiğimiz sokaklarında yani.

Kasım ayındaki koşu için, yaz aylarında Şanghay Luwan Stadyumu’nda antrenmanlara başladık. Luwan’da buluşamadığımızda “French Concession”da ya da sitelerimizin etrafında koşuyorduk. Ancak hazırlıklara zihnen devam etmeye karar vermiş olacağız ki, yaz bitince çalışmalarımız da bitmiş sayıldı. Üstüne bir de, maratondan bir ay önce uzun seyahatlere çıktık.

Yarı maratonun hemen öncesindeki bu dönemde yeterince antrenman yapmamak, yarış yaklaştığında “Koşamayacağım galiba, katılmasam mı acaba” endişeleriyle döndü bana. Ancak son hafta onca yoğunluğumun arasında hastaneden sağlık raporu ve maraton fuarından göğüs numarası ile koşu tişörtünü almayı başarınca, hikaye de ister istemez başlamış oldu. Fakat unutmayalım, önemli olan hikayeyi tamamlayabilmekti. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Melbourne)

Uluru’dan 11:45’te kalkan uçağımız öğleden sonra saat 4 gibi Melbourn’e vardı. Melbourne yakınlarında çıkan büyük orman yangınını uçaktan gözlemleme şansı yakaladık, hatta büyük dumanın içinden geçmek durumunda kaldı uçağımız. Sonrasında bir de hafif şiddetli türbülansa girince adrenalin yüklü bir şekilde Melbourne’e iniverdik :) Melbourne Havaalanından (Tullamarine Airport) kalacağımız otele gitmek için SkyBus servisini kullanmaya karar verdik..

SkyBus’ın 10 dakikada bir kalkan, içinde wifi bile olan konforlu otobüsleriyle kişibaşı 18AUD karşılığında havaalanından şehir merkezine (Southern Cross İstasyonu) yaklaşık yarım saat içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Ulaştığınız noktadan otelinize gitmek için de gene Skybus’ın ücretsiz servis hizmetinden faydalanabilirsiniz. Biz bu şekilde yaptık ve bir saat içerisinde otelimize vardık..

Sydney’de sahile yakın bir evde kalmayı planladıktan sonra, Melbourne için ise merkezde bir otelde kalmayı kararlaştırmıştık.. Bu bağlamda seçimimizi Travelodge Southbank olarak yaptık.. Southbank denen yer kentin en merkezi bölgesi, eğer merkezi bir lokasyon istiyorsanız bu bölgedeki otelleri araştırın derim.. Travelodge güzel bir otel aslında ama tavsiye etmiyorum, çünkü ücretsiz wifi vermiyorlar.. Daha doğrusu azcık veriyorlar :) Günlük 100MB limitini aştığınızda bağlantınız kesiliyor ve gene günlük 10AUD istiyorlar sizden wifi kullanımı için.. Sene olmuş 2015, adamlar 100MB limit kouyorlar.. Neyse, gerekli mercilere yorumlarımı yaptım zaten konaklama sonrası :)

Melbourne’e vardığımız günün öğlen saatlerinde 30-35 civarında seyreden hava sıcaklığı biz otele varıp hazırlanıp dışarı çıkıncaya kadar 15-20’lere düşüverdi.. Tam olarak bir mevsim kırılma anında vardık kente; bu nedenle de otelden çıkıp rüzgarı yiyince hemen geri dönüp montlarımızı aldık :) Yarra Nehri‘nin hemen kıyısında olan otelin lokasyonu gerçekten de çok iyiydi, çıkar çıkmaz nehir kenarında yürüyüşümüzü yapmaya başladık.. Bizim gibi turistik yürüyenlerin dışında nehir kenarında tempolu yürüyenlere, koşanlara, bisiklete binenlere rastlamak mümkün..

Yarra Nehri’nin karşısına geçtiğinizde önce Flinders Street tren istasyonunun altından geçip sonrasında Flinders Caddesine ulaşıyorsunuz. Nehre paralel giden bu caddeyi dik kesen caddeler üzerinde irili ufaklı bir çok mağaza mevcut.. Restoranlar, cafeler, acenteler, hediyelik eşyacılar, UGG botçular, hepsi var :) Biz de ilk akşamımızda buraları üstün körü dolaştık ve akşam yemeği için Türk damak tadına uygun bir seçim yaptık, Maha Restoran‘a gittik.. Mekan araştırma ve bulma konusunda Optus kartımızın sağladığı Internet paketi halen işimizi görmekteydi :) Bir sonraki gün erken başlayacak ve uzun sürecekti, bu nedenle çok geçe kalmadan otele döndük..

Melbourne’ün olmazsa olmazlarından olan Great Ocean Road, nam-ı diğer, Büyük Okyanus Yolu turu için sabah erkenden kalktık.. Bir çok farklı şirket tarafından düzenlenen bu tur için bizim tercihimiz küçük grup turları yapan Melbourne Coastal Tours şirketi oldu.. 11 kişilik minibüslerle yapılan bu turu sizlere de kesinlikle tavsiye ederiz, gerek gezilen görülen yerler, gerek rehber/şoförümüzün pozitif ve esprili yapısı, erken saatlerde başlayıp gün batana kadar süren bu turu bizim için çok özel kıldı.. 12 Apostles’da yapılan helikopter turlarından da bu tura özel indirimli fiyatla yararlanabiliyorsunuz, hayatımızda ilk kez helikoptere de binmiş olduk :) Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Uluru – Ayers Rock)

Cairns’ten Uluru’ya giderken Qantas Havayolları’nı kullandık. Jetstar’a göre biletleri biraz daha pahalı olan bu firma Avustralya’nın THY’si diyebiliriz.. Şansımıza biz daha sormadan acil çıkış koltukları verilmişti bize, ve böylece, uzunca olmasına (yaklaşık 3 saat) rağmen konforlu bir seyahat oldu. Sabah saat 10 sularında Ayers Rock Havaalanına (diğer bir adı Connellan Airport) inmiştik. Çölün üzerine kurulmuş minik bir havaalanıydı burası, boyut olarak bana geçtiğimiz aylarda kullanndığım Tokat Havaalanını hatırlattı biraz :)

Uçaktan iner inmez yüzümüze çöl sıcağı vurmaya başladı. Mevsim henüz ilkbahar olmasına rağmen burada artık yaz sıcağı vardı. Ve maalesef bu sıcak sadece küçük bir problemdi, asıl problemler gene uçaktan iner inmez yüzünüze vuran kara sineklerdi :) Diğer çöllerde de böyle midir bilemiyorum ama burada özellikle güneşli saatlerde epey bir sinekle muhattap oluyorsunuz, bu bağlamda ilk uyarım kafanıza geçireceğiniz bir sinek ağı almanız.. Sanırım otellerde en çok satan ürünlerden biridir bu :)

Ayers Rock, veya bir diğer adıyla Uluru, Avustralya’nın Northern Territory adlı bölgesinde bulunan Red Centre Çölünün ortasında, en yakın yerleşim yerine (Alice Springs) 450 km uzaklıkta devasa bir kaya kütlesi.. 700 milyon yaşında olduğu söylenen ve Avustralya’nin yerlileri Aborijinler tarafından kutsal sayılan bu kayanın çevresi yaklaşık 10km uzunluğunda, yüksekliği ise 300 metrenin üzerinde.. Böyle bir üne sahip olan doğa güzelliğini görmek için epey bir yolu göze almıştık, ve buna değdi gerçekten de..

Avustralya seyahatimizin bu bölümünde bir değişiklik yapıp araba kiralamaya karar vermiştik. Böylece çölde gezerken daha rahat olacak, tur otobüslerine bağlı kalmayacaktık. Güzel bir karar verdiğimizi düşünüyoruz, size de bu şekilde yapmanızı tavsiye ederiz. Hem insanın eline çölde, yolun solunda ve arabanın sağında direksiyon sallama fırsatı kaç defa geçer ki :) Rezervesyonumuzu VroomVroomVroom adlı siteden bize sundukları en uygun fiyatlı minik aracı seçerek yapmıştık.. Şansımıza havaalanına geldiğimizde ellerinde uygun araç kalmadığı için bizi ücretsiz olarak üst sınıf araca yükselttiler ve altımıza yeni bir Toyota Land Cruiser Prado verdiler, bizi çocuklar gibi sevindirdiler :) Yazının devamı için tıklayın…