Şanghay’da İngiltere Vizesi Almak

Daha önceki yazılarda İsviçre, Almanya ve Vietnam vizelerinin Şanghay’dan nasıl alınabileceğini gerek benim gerek de misafir yazarların kaleminden okumuştunuz.. Bu sefer de Şanghay’dan İngiltere vizesinin nasıl alınacağını anlatmaya çalışacağım.. Hem Londra’da ikamet eden sevgili biraderim Gençer’i ziyaret etmek hem de noel kutlayan bir ülkede noel heyecanını gözlemlemek amaçlı olarak yaptığımız plan neticesinde İngiltere vizesine başvurmamız gerekti.. Bu bağlamda biraz uğraştırıcı bir sürecin ardından kolay bir şekilde vizemizi aldık :)

Vakti zamanında, nasıl bulduğumu şu an hatırlamadığım, Infosha.ukcn@vfshelpline.com adresine bir mail atmış ve Şanghay’dan yabancılar için İngiltere vizesine başvurma süreci ile ilgili bilgi istemiştim.. Onlar da bana yazdıkları cevapta süreci anlatmış ve ilk adımın www.visa4uk.fco.gov.uk adresine girerek başvuru formu doldurmak olduğunu söylemişlerdi.. Biz de 16 Kasım Pazar günü öğleden sonrasında bu siteye girdik ve sürecimizi resmi olarak başlattık.

uk_visa

Sayfada size iki seçenek sunuluyor, birisi normal servis üzerinden başvuru yapmak, diğer ise yeni hizmete açılan ve deneme sürecindeki yeni başvuru servisini kullanmak. Ben tabii ki daha kolay olacağını düşünerek yeni servisle işlemlerimizi başlattım. Ne var ki, bu yeni servisle de olsa, hayatımda gördüğüm en uzun vize başvuru formunu doldurduğumu anlamam pek de uzun sürmedi.. Tek tek saymadım ama sanırım 100’e yakın, belki de daha fazla soru cevaplamanız gerekiyor.

Sizin temel bilgileriniz, eşinizin bilgileri, anne-babanızın bilgileri, İngiltere’de yakınınız varsa onun bilgileri, işiniz/eviniz ile ilgili bilgiler, Avrupa’da yaptığınız önceki seyahatler, Asya’da yaptığınız seyahatler, bu seyahatlerin detayları vs. derken, formun en sonunda size bir PDF dokümanı veriyorlar soru ve cevapları içeren, benim dokümanım 9 sayfa, Mügeninki ise 10 sayfa tuttu, burada anlayabiliriz sanırım sorulan soruların sayısını :)

ingiltere-vizesi-sangay

Herhangi bir yanlış yapmamak için yavaş ve dikkatlice doldurduk formları, o nedenler bir kaç saatimizi sadece form doldurmaya ayırdık diyebilirim.. Form doldururken yanınızda pasaportunuzun, eğer İngilterede yakınınız varsa onun pasaport ve adres bilgilerinin yanınızda olduğundan emin olun.. Gençer’den bahsettiğimiz için onun bilgilerini de forma ekledik, eğer o olmasaydı otel rezervasyon detaylarını da girmek zorunda kalacaktık..

Başvuru formunu doldurduktan sonra sizi randevu sistemine yönlendiriyor, burada randevu günü ve saatini seçip vize ücretini ödemeniz gerekiyor. Normal vize ücreti 888RMB ve bunu online kredi kartı vasıtasıyla ödeyebiliyorsunuz.. Hızlandırılmış servisler için ücret giderek pahalılaşıyor.. Normal vize 15 iş günü içinde çıkıyormuş, bizim için yeterli bir süre olduğundan bunu seçtik ve randevumuzu da 20 Kasım Perşembe sabahı 08:20’ye aldık. Başvuru formunun uzunluğunu saymazsak bu yeni sistem gayet akıcı bir şekilde işliyor diyebilirim, size de tavsiye ederim..

s300__MG_1520

Başvuruda zorunlu olan iki doküman var, birincisi pasaportunuz, ikincisi ise biometrik ölçülerde (3.5 * 4.5) vesikalığınız. Bunun dışında ek dokümanları da başvurunuza ekleyebiliyorsunuz, ki ekleyebildiğiniz kadar eklemekte yarar vardır diye düşünüyorum. Bu bağlamda biz çalıştığımız şirketlerden orada çalıştığımıza dair resmi belgeler, çalışma izinlerimizin fotokopileri, kira kontratımız vs. gibi bulabildiğimiz belgeleri hazırlayıp başvurumuza ekledik.. Belgelerin İngilizce olması gerekiyor, Çince getireceğiniz belgeler (mesela şirketinizin iş lisansı) için 75RMB tercüme ücreti ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Perşembe sabahı erkenden İngiltere vizelerinden sorumlu olan acentenin ofisine doğru yola çıktık.. Acente ” 3/F, Guangdong Development Bank Tower, 555 Xujiahui Road” adresinde bulunuyor.. Bu binanın içinde Yunanistan’dan Yeni Zelanda’ya, Kanada’dan İsveç’e kadar bir çok ülkenin vize acentaları var, yani daha önceden buraya gelmiş olmanız olası :) Bina kapılarını saat 8:00’da açıyor, biz de hemen sonrasında içeri girdik ve acentenin olduğu kata çıktık.. Kapının önünde minik bir kuyruk başlamıştı bile, bir süre kuyrukta durduktan sonra önümüzdeki bayana “sizin randevu da 8:20’de mi” diye sorduk, “Hayır benimki 9:00’da” cevabını alınca ben öne doğru ilerledim ve 8:20 randevumuz olduğunu söyleyince bizi hemen sıranın önüne alıverdiler.

china-uk-flag

Girişte bulunan görevliler dokümanlarımızı düzenleyip bize bir sıra numarası vererek bizi içeri yolladılar.. Kısa bir süre içerisinde sıra bize geldi ve vize sorumlusunun karşısına geçtik.. Kendisi belgeleri detaylı bir şekilde düzenledi, eksik gedik var mı kontrol etti, ve önce Müge’nin sonra benim başvuru süreçlerimizi tamamladı.. Pasaportunuzu size kargo ile yollayabiliyorlar, veya siz gelip oradan almayı tercih edebiliyorsunuz, biz kargo ile yollanmasını tercih ettik.. Tercüme ücreti, kargo ücreti vs. derken yaklaşık bir 200RMB de oraya ödedik.. Ordaki işimiz bitince sıra fotoğraf çekimi ve parmak izi alımına gelmişti ve yeniden bekleme bölümüne geri döndük..

Numaramız ikince kere ekranda görününce bu sefer hemen yan tarafta bulunan küçük odalardan birine gittik ve sırayla önce parmak izimizi verdik, daha sonra ise vesikalık fotoğrafımızı çektirdik.. Bu işlem hızlıca tamamladı.. Gerçi Müge’nin parmak izini alırken makine biraz zorlanmış, o nedenle onun işi biraz daha uzun sürdü :) Bu işlemleri de tamamladıktan sonra mekanı terketmenin zamanı gelmişti ve artık “15 iş günü içerisinde” alınacak sonucu bekleyecektik..

Bekleyiş beklediğimizden kısa sürdü, ve 28 Kasım Cuma günü sabah itibariyle kargo pasaportları ofisime teslim etti.. Hemen zarfları açıp baktım, ve pasaportlarımıza yapıştırılmış İngiltere vizelerini görerek sevindim :) Zaten bize vize vermeyecekler de kime verecekler diye düşünerek biraz da böbürlendim :) Velhasıl bizim için Şanghay’dan İngiltere vizesine başvurmak ve vizeyi almak arasında sadece 12 gün geçti.. Bence gayet efektif bir sistem yapmışlar, takdir ettim.. Bir de o efsanevi uzunluktaki başvuru formu olmasa her şey çok daha güzel olacaktı tabii :)


Şanghay’da Tayland Yemeği (LapisThai)

Tayland mutfağı, her ne kadar bir Hint mutfağı olmasa da, Şanghay’da tercih ettiğimiz mutfaklardan bir tanesi.. Özellikle springroll’ları ve ananas içerisindeki pilavları benim kişilel favorim :) Bu nedenle dışarda yemek yemek istediğimiz zamanlarda yeni Tayland restoranlarını da denemek istiyoruz bazen.. Daha önce de zaten ziyaret ettiğimiz bir kaç restorandan burada bahsetmiştim.. Bu bağlamda Müge’nin daha önce iş arkadaşlarıyla gittiği ve beğendiği bir mekan olan Lapisthai adlı restoranı da deneyip bu listeye eklemek istedik..

Lapisthai’ın Şanghay’da dört adet şubesi var. Biz bunlardan West Nanjing Road üzerinde bulunanı denedik. Jing’an Temple’a çok yakın olduğundan metro ile 2 veya 7 nolu hatlar vasıtasıyla ulaşılabilir. “1788 West Nanjing Road” adresinde bulunan Eco City adlı plazanın 6. katında yer alıyor Lapisthai. Ofislerin bulunduğu ana kapıdan değil de, yan tarafta veya arka taraftaki kapılardan girmenizi tavsiye ederim.. Sonrasında asansöre binip 6. kata çıkmanız gerekiyor.. Zaten ilgili tabelalar sizi Lapistahi’a ulaştıracak..

İçeri girince ilk gözünüze çarpan şey mekanın büyüklüğü oluyor. Gerçekten de epeyce geniş bir alana yayılmış ve bu sayede cuma akşamı rezervasyonsuz gitmemize rağmen yer bulabildik :) Bir diğer husus da mekanda çalışanların hemen hepsinin gayet iyi bir İngilizceye sahip olması.. Bu da özellikle sipariş verirken iletişimi çok kolaylaştırıyor.. Ve tabii içerdeki ambiyansın da epeyce güzel olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.. Sadece kişisel akşam yemekleri için değil, iş yemekleri, hatta iş çıkışı bir şeyler içmek için de (happy hour’ları var) ideal bir mekan burası..

Lapisthai size Tayland mutfağının yanısıra farklı bir menü ile Vietnam mutfağından yemekler de sunuyor.. Biz tercihimizi Tayland mutfağından yana kullandık.. Ben genel olarak lezzetlerden memnun kaldığımı söyleyebilirim, Müge ise “daha iyi olabilirdi” şeklinde bir görüş bildirdi :) Bu arada porsiyonların da çok büyük olmadığını ekleyeyim, yemeklerinizi söylerken bu hususu da göz önünde bulundurun n’olur n’olmaz.. Fiyat olarak ise; gerek lokasyon, gerek de içerdeki ortamla paralel bir şekilde fiyatlandırma yapılmış, bu bağlamda kişi başı ortalama 200RMB’lik bir hesap sizi bekleyecektir diye tahmin ediyorum, tabii ki ne içtiğinize bağlı olarak :)


Şanghay’da Vietnam Vizesi Almak

2013 senesinin yazında ziyaret ettiğimiz Vietnam ile ilgili olarak iki adet yazı yazmıştım.. Gerek bu yazıların altına gelen yorumlarda, gerek de arkadaş ortamlarındaki sohbetlerde, Vietnam turist vizesi almanın Türk vatandaşları için epeyce zor olduğunu, bir çok kişinin bu nedenle Vietnam’a gitmek isteyip de gidemediğini görmüştük.. Bu sorun, en azından Şanghay’da yaşayan Türkler için, çözülmüş gibi görünüyor.. Şanghay’a geçtiğimiz aylarda taşınan Doruk Bey, yapacakları Vietnam gezisi için vize problemini başarılı bir şekilde aşmış.. Kendisi, sağolsun, Vietnam vizesini alış hikayesinin özetini de benimle paylaştı.. Aşağıda Doruk Bey’in tecrübesini kendi kaleminden okuyabilirsiniz.. Eğer siz de Şanghay’da yaşıyor ve Vietnam’ı görmek istiyorsanız bu yazının sizlere yardımcı olması dileklerimle :) Doruk Bey’e bir kez daha çok teşekkürler..

vietnam-vizesi

Süreç çok zordu ama Focus Travel‘ı bulunca herşey kolaylaştı. Mr. Diem diye bir adamla yazıştım. Sadece pasaport, otel ve uçuş bilgilerini istedi. Bir hafta sonra mektubu Vietnam Immigration Office Vietnam Konsolosluğu’na faks çekti. Şangay’daki Vietnam Konsolosluğunun numarasını Smart Shanghai‘dan bularak faksın gelip gelmediğini kontrol ediyorsunuz. Geldiyse Pudong Avenue’daki Vietnam Konsolosluğuna gidiyorsunuz. Adres Smart Shanghai‘da var. Pasaportunuz, pasaport fotokopileriniz ve kişi başı 450 yuanla birlikte konsolosluğa gidiyorsunuz. Konsolosluğun çalışma saatleri çok dar. 9:00-12:00 ve 14:00-16:00 arası. Bir sürü evrak istiyormuş gibi gözüküyor ama hiçbir evrağı veya fotoğrafı almıyor. Sadece parayı ve pasaportları alıyor. 5 iş günü sonra 16:00-16:30 arası gelmenizi istiyor. Postalama yok. 6. gün giderseniz sabah 11:30-12:00 arası da gidebiliyorsunuz. Pasaport dağıtma saatleri de cok kısıtlı. Gittiğinizde hemen pasaportlarınızı alıyorsunuz. Vietnamdaki Focus Travel‘a bu sırada kredi kartıyla kişi başı 60 dolar ödüyorsunuz. Mr. Diem size bir form gönderiyor. Forma kredi kartı bilgilerinizi yazıp gönderiyorsunuz. Parayı oradan tahsil ediyor. Focus Travel‘dan biz Halong Bay Cruise turu aldığımız için vize ücretini 50 dolardan yaptı. Eğer tur almazsanız standart ücret 60 dolar.


Şanghay’da Çanak Antene Alternatif: IPTV

Şanghay’da yaşayan bizler için TV izlemek istediğimizde önümüze bir kaç alternatif geliyor.. Bunlardan birisi Çin’in yasal kablolu TV’sine üye olarak onlarca Çince kanalı (bir kaç tane de İngilizce yayın yapan devlet kanalı var içlerinde) uygun fiyata izlemek.. Bir diğeri, kağıt üzerinde yasal olmayan, ama uygulamada yasal gibi görünen bir işlem, çanak anten taktırarak yabancı uydular vasıtasıyla İngilizce yayın yapan bir çok kanalı izlemek.. Başka bir opsiyon, illa ki Türkçe isterim diyenler için, aşağıdaki yazılarda bahsettiğim şekilde Digiturk Play aboneliği alıp bilgisayarı TV’ye bağlayarak Türk kanallarını izlemek.. Farklı bir seçenek, izlemek istediğiniz spesifik yayınları (dizi, film vs.) Internetten indirip, gene bilgisayarı TV’ye bağlayarak ordan izlemek.. Bu yazıda detaylıca bahedeceğim son opsiyonumuz ise, gene yabancı kanalları tercih edenler için, IPTV abonesi olup Internet üzerinden bir çok yabancı kanala ulaşmak..

Çanak anten sahibi olup da yayın kalitesinden ve/veya kanalların sayısından memnun olmayanlar için özellikle tavsiye edebilirim IPTV’yi düşünmelerini.. IPTV’nin avantajları, anten kurulumu vs. gerektirmemesi, kutuyu herhangi bir yere götürüp çok hızlı bir şekilde kurulum yapılmasına izin vermesi, kötü hava şartlarından etkilenmemesi ve bir çok HD kanal içermesi şeklinde sıralanabilir.. Farklı fiyatlarda servis veren bir kaç IPTV şirketi görmüştüm daha önce ama çok fazla üzerinde durmamıştım.. Geçtiğimiz haftalarda diğerlerine göre epey uygun fiyatlı görünen “A2 satv” isimli firmanın ilanını görünce, uydu aboneliğimizin sonunun yaklaştığını da gözönüne alarak kendilerine bir şans vermek istedim..

Web sitelerinde bulunan WeChat adresleri vasıtasıyla kendileriyle irtibata geçtim, İngilizcesi gayet iyi olan Jason kafamdaki soruların chat üzerinden yanıtladı.. Kafamda soru işareti kalmayınca da bir iş günü akşamında bizim evde buluşmak üzere sözleştik.. Jason eve gelir gelmez 5-10 dk içerisinde kurulumu tamamladı.. IPTV kutusunun en az 4 MBit’lik sağlam bir Internet bağlantısına ihtiyacı var. Bu bağlamda ya kablo çekeceksiniz, ya da kablosuz ağ üzerinden kutuyu Internete bağlayacaksınız.. Bizim Internet yeteri kadar hızlıydı, kablo çekmek yerine de Wi-Fi ayarlarını yaparak kablosuz bağlantıyı tercih ettik.. İlk denemeleri Jason ile beraber yaptık ve kanal kalitesinden memnun kalarak ödemeyi gerçekleştirdik.. Tüm süreç en fazla 15 dk sürmüştür sanırım..

A2 satv içerisinde 2 farklı paket var. Standart paket için yllık 899RMB ödemeniz gerekiyor, yıl sonunda aboneliği yenilemenin masrafı ise 289RMB. Standart paket içerisinde yer alan film-spor-belgesel kanalları bizim için gayet yeterli olduğundan biz bu paketi tercih ettik. Zaten benim için iki farklı NBA TV, Müge için ise HBO ve Cesar Millan’ı izleyebileceği Nat Geo içermesi yeter de artar bile :) Daha fazla kanal için ise 1699RMB verip (yenilemesi 899RMB) premium pakete üye olabilirsiniz. Aldığımız günden beri çok sık kullanamadık ama genel itibariyle fiyat/performans oranının fena olmadığını söyleyebilirim.. Arada bazı kanallar ulaşılamaz hale gelebiliyor, veya anlık görüntü donmaları olabiliyor ama henüz çok sinir bozucu, uzun süreli bir sıkıntı yaşamadık.. O nedenle sizlere de tavsiye edebiliyorum :)


Şanghay’da Meksika Restoranı (Maya)

Şanghay’a gelmeden önce hiç acı yiyemeyen ben, çok acıya hala değil ama en azından orta derece acı yemeye Hint mutfağı baharatları sağolsun, epeyce alıştım.. Son zamanlarda ise bir Meksika yemeği tutkusu başladı bünyemde, özellikle Quesadilla’larını bayıla bayıla yiyorum ayıptır söylemesi :) Bu bağlamda Şanghay’da bir Meksika restoranı deneyip sitede yazmamak olmazdı haliyle.. Kentte epey opsiyonumuz olduğunu gördük ve kararımızı hem lokasyonu bize yakın olduğu için hem de yaptığım araştırmalarda iyi yorumlar aldığını gördüğüm için Maya isimli restorandan yana kullandık..

Maya adlı bu Meksika restoranı French Concession bölgesinde yer alıyor.. Tam adresi “568 Julu Lu, Shanxi Nan Lu” şeklinde geçiyor, metroyla ulaşmak isteyenler için 1 no’lu hatta bulunan South Shanxi Road metro istasyonuna 10-15 dk yürüme mesafesinde.. Julu Road 568 numaraya geldiğinizde restoran yerine bir site girişiyle karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın, Maya bu sitenin içinde :) Grand Plaza adlı sitenin içine girip biraz ilerledikten sonra sağa döneceksiniz, hemen ilerde sitenin spor merkezi binasını göreceksiniz, Maya bu binanın 2. katında yer alıyor.. Zaten size yardımcı olacak tabelalar mevcut, kaybolmanız çok zor :)

Kapıda bizi Amerikalı olduğunu düşündüğüm bir kaç eleman karşıladı ve rezervasyonumuzu sorduktan sonra masamızı gösterdiler.. 6289 6889 no’lu telefondan rezervasyon yaptırmanız mümkün.. Özellikle cuma-cumartesi günleri gidecekseniz rezervasyonlu gitmenizi öneririm.. Mekan her ne kadar büyük bir alana yayılmış da olsa içine girdikten sonra gördük ki zaman ilerledikçe tüm masalar birer birer dolmaya başlıyor..

Maya’nın quesadillaları biraz küçükmüş öncelikle onu söyleyeyim, ama tadları lezzeyliydi :) Ana yemek olarak ise menüden gözümüze hoş gelen et ve balık içerikli yemekleri tercih ettik.. Yemeklerin tadları olsun, sunumu olsun, mekanın genel işleyişi olsun, bizim çok hoşumuza gitti.. Gerek arkadaş buluşmaları, gerek de iş yemekleri için tercih edilebilecek bir yer olduğunu söyleyebilirim Maya Meksika Restoranının.. Yalnız mekanın fiyatlarının biraz pahalı olduğunu söylemeliyim, adam başı içecek seçiminize de bağlaı olarak 200-250RMB’yi göze almanı gerekiyormuş, bunu biz yaşayarak öğrendik, sizin de gitmeden aklınızda bulunsun :)


Şanghay’dan Singapur’a Bayram Seyahati (Bölüm-2)

Bir cumartesi gününün öğleden sonrasında vardığımız Singapur’daki ilk üç günümüzde yaptıklarımızı bir önceki yazıda kısaca özetlemeye çalışmıştım.. Salı günündenn başlayarak tatilimizin ikinci yarısında yaptıklarımızı ise bu yazıda bulabilirsiniz.. Amacımız son 3-4 günümüzü çok acele etmeden ama belli başlı noktaları da kaçırmadan Singapur’un görülmesi gereken yerlerini mümkün mertebe görebilmekti.. Amacımıza da ulaştık sayılır :) Buyrun detaylar aşağıda..

Salı günü sabahtan ilk durağımız Chinatown oldu.. Bunun için gene metroyu kullandık.. Singapur’un, Şanghay’dan iyi olmasın, çok kullanışlı bir metro ağı var ve ülkenin hemen her yerine metro kullanarak gidebiliyorsunuz.. Bu arada metro haritası için cep telefonunuza Explore Singapore adlı uygulamayı indirmenizi tavsiye ederim.. Çin’de yaşayan bir çift olarak Chinatown çok ilgimizi çeker mi emin değildik ama gidince epey beğendiğimizi söyleyebilirim.. Hediyelik eşya satan minik tezgahlar/dükkanlarla dolu dar sokaklar ve etraftaki yapıların tarzı sanki bir film setindeymişiz izlenimi uyandırdı bizde.. Hemen yakınlarda bulunan bir Hindu Tapınağını (Siri Mariamman Temple) uzaktan izledik, sonrasında hemen ileride bulunan Singapur’un en eski camilerinden birini (Masjid Jamae) ziyaret ettik..

İkinci durağımız ise Queensway Alışveriş Merkezi oldu.. Uygun fiyatlı spor malzemesi alışverişi yapmak istiyorsanız buraya kesinlikle uğramanızı öneririm.. Bizim gidiş amacımız, benim uzun zamandır almayı planladığım ama bir türlü satılan bir yer bulamadığım spor ayakkabılarını sattığını duyduğumuz bir mağazayı bulmaktı.. Mağazayı bulduk ama maalesef kapalıydı.. Bu duruma moralim fena bozuldu.. Dedik biraz dolaşalım bari AVM içerisinde.. Bir kaç mağazaya girdik, üç beş parça bir şeyler aldık derken, çıkmadan evvel son bir kez daha bakalım dedik, bir de ne görelim, mağaza açılmış, görevli içerde oturuyor.. İstediğim modeli ve numarasını da bulduk, bir anda keyifler yerine geldi :) Sonunda uzun zamandır peşinde koştuğum ayakkabılara kavuşmuştum, şimdi Şangay Maratonu düşünsün :)

Başlangıç olarak China Town ve Queensway yeter dedik ve bir taksiye atlayıp otele döndük.. Bu arada Singapur taksilerini de çok beğendiğimizi söylemeliyim.. Şoförler son derece kibar, hemen hepsi akıcı İngilizceye sahip, araçlar gayet temiz ve yeni, taksimetreler detaylı, ödemeler kredi kartıyla yapılabiliyor.. Daha ne olsun :) Otele döndükten sonra soluğu havuz kenarından aldık ve günün yorgunluğunu attık.. Sonrasında ise akşam gezmesi hazırlıkları için odamıza geçtik.. Salı akşamını Singapur’un bir başka imza yapısı olan Singapur Flyer’a, yani ünlü dönmedolaba ayırdık.. 165 metrelik yüksekliğiyle dünyanın en büyük dönmedolaplarından biri olan Singapur Flyer içerisinde yükselirken Singapur’un güzel manzarasına da bir kez daha tanıklık ettik.. Dönmedolap sefasının ardından yemeğimizi de Singapur Flyer’ın içinde bulunduran minik yapı içerisinde hallettik ve otelimizin yolunu tuttuk..

Çarşamba günü sabahtan Kaya Tost tecrübesi yaşadık.. Evernote CEO’su Phil Libin’in Singapur seyahatlerindeki favori yiyeceği olan bu tost, Singapurluların sabahları en çok yediği ürün diyebiliriz sanırım.. Otelimizin çok yakınında bulunan Killiney Kopitiam adlı mekan da bu konuda epeyce ünlüymüş.. Tecrübeyi tam olarak yaşamak isterseniz tostun yanında yumurta (rafadan yapıyorlar) ve kahve de söylemenizi öneririm.. Nedir bu “kaya” diyecek olursanız, bir nevi hindistan cevizi reçeli diyebiliriz sanırım, tostun içerisinde çok güzel oluyor, fazla detay vermeyeyim, gidin ve deneyin :) Biz o gün yiyip beğendikten sonra diğer günlerde de karşımıza çıktıkça hayır diyemedik bu güzel tosta :) Karnımızı doyurduktan sonra metro istasyonuna doğru yola koyulduk..

Günün ilk durağı Bugis Street oldu.. Metro ile Bugis durağına gitmek yeterli oluyor bunun için, demiştim size buranın metrosu çok kullanışlı diye :) Burası da gene alışveriş odaklı bir yer.. Hediyelik eşyalar bulabileceğiniz gibi, markasız ama kaliteli giysiler de bulabilirsiniz.. Müge buldu ve gayet de memnun oldu mesela :) Bugis’in ardından Sinapur sıcağında yürüyerek Arab Street’e, yani Arap Caddesi’ne doğru ilerledik.. Burada, yani Kampong Glam adı verilen mahallede bulunan Sultan Camii’ni (Masjid Sultan – Sultan Mosque) ziyaret etmek istiyorduk ama ziyaretçilere kapalı olduğunu gördük.. Mahalle içerisinde bulunan Müslüman restoranlarının içindeki Türk restoranlarının da bulunduğunu gördük, mutlu olduk.. Yolumuza devam ettik ama bu sefer daha fazla yürümek istemedik ve metroya atladık.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Digiturk Artık HD Kalitesinde

Başlığa bakınca sanki Digiturk’ten reklam almışım gibi görünüyor ama sizi temin ederim ki öyle bir durum söz konusu değil.. Hatta yıllardır Digiturk’e ödediğim ücretleri düşününce Mehmet Emin Karamehmet’in bana küçük de olsa bir teşekkür borçlu olduğunu düşünüyorum :) Konumuza dönecek olursak, artık Digiturk’u, dolayısıyla bir çok Türk kanalını çok kaliteli bir şekilde seyretmek mümkün.. Yaklaşık dört sene önce yazdığım bir yazıda gene bu konudan bahsetmiştim ama o zaman bazı teknik sıkıntılar mevcuttu, ve genel olarak çok performanslı değildi.. Geçtiğimiz günlerde Yasin ve Emir’in de tavsiyesiyle, bir şans daha vermek istedim Digiturk’e, ve bu sefer gerçekten memnun kaldım.. Digiturk’u internet üzerinden izlemek için Digiturk Play adlı servise üye olmanız gerekiyor.. Decoderli servise bezer bir şekilde web üzerinden sundukları bu serviste de değişik paketler mevcut (aile, spor, sinema vs.) Ben başlangıçta deneme amaçlı olarak 3 aylık spor paketini aldım.. Aslında çok fazla TV izleyen bir çift olduğumuzu söyleyemem ama bir Galatasaraylı olarak arada maçları izlerim, belki Sneijder’in 5 dk içerisinde iki füzesine [ :) ] denk gelirim, veya basketboldaki Euroleague maçlarına bakarım vs. şeklinde planlarla bu kararı vermiş bulundum..

digiturk-play-kanallar-1 digiturk-play-kanallar-2

Digiturk Play abonesi olduktan sonra paketinizde bulunan kanalları ister bilgisayarınızdan, ister iPhone veya iPad’inizden, ister Android tabanlı telefon veya tabletinizden izleyebiliyorsunuz.. Ben bu farklı cihazların hemen hepsinde test ettim ve kaliteden son derece memnun kaldım.. Gerçekten de hiç kesintisiz, yüksek kaliteli bir görüntüyle istediğiniz kanalı izlemeniz mümkün.. Bu arada başka bir güzel özellik de yayını 12 saate kadar geri alabiliyor olmanız.. Özellikle bizim gibi 5-6 saat farkı olan ülkelerde yaşayanlar için çok faydalı bir özellik.. Mesela Türkiye’de cuma akşamı oynanan bir basketbol maçını ben burada cumartesi öğlen saatlerinde izleyebiliyorum.. Paketlerde çok fazla sinema kanalı yok ama ulusal kanallar, haber kanalları, spor, müzik ve çocuk kanalları derken, herkesin ilgisini çekebilecek bir şeyler vardır diye düşünüyorum.. Sonuç olarak Digiturk web yayını konusunda kalitesini epeyce iyileştirmiş durumda, onlara buradan teşekkür ediyor, Digiturk Play’i Türk kanallarını özleyenlere tavsiye ediyorum.. Ben şahsen Galatasaray’ın şu halini daha fazla görmemek için 3 ay sonunda aboneliği bitireceğim ama misal Beşiktaşlı olsam basar parayı bir senelik abone oluverirdim :)