Şanghay’dan Xian’a Haftasonu Gezisi


Serkan ve Hemşonun gelişi bizim de Çin içerisinde turistik bir seyahat yapmamız için vesile oldu aslında.. Bu nedenle haftasonunu Çin’in turistik kentlerinden biri olan, hatta belki de Beijing ve Shanghai’ın ardından gelen, Xi’an şehrine ayırmaya karar verdik..

Xi’an’a yapacağımız bu haftasonu gezisini epeyce önceden planladığımız için biletlerimizi de erkenden, göreceli olarak uygun fiyata, cTrip sitesi aracılığıyla almıştık.. Cumartesi sabah erken gidişli ve Pazar akşam dönüşlü bu uçuş kişi başı 1060RMB tuttu..  Otel rezervasyonlarımızı da gene cTrip sitesini kullanarak önceden halletmiştik.. Cumartesi gecesi konaklamak için seçtiğimiz otel Xi’an şehir merkezinde, gayet merkezi bir lokasyonda bulunan Bell Tower Hotel oldu..

Dört yıldızlı olarak görünüyor olmasına rağmen çok fazla bir beklentiniz olmaması gereken bir otel kendisi.. Biz de zaten sadece bir gecelik konaklama için kullanacağımızdan dolayı, bize sunacağı lüksten ziyade lokasyon ve fiyat avantajını gözönünde bulundurduk.. Gecelik odabaşı kahvaltı hariç fiyatı 398RMB olan bu otelde kahvaltı için extra kişibaşı 50RMB ödemeniz gerekiyor.. Biz kahvaltısını pek kendimize göre bulmadığımızdan hemen karşıdaki alışveriş merkezinin altında bulunan Starbucks’ı tercih ettik Pazar sabahı hızlı bir kahvaltı için 🙂

Havaalanından otele gelmek için 2 seçeneğiniz bulunuyor, birincisi taksi tutmak, ki bu durumda 150-200RMB kadar tutuyormuş.. İkinci seçenek ise otobüs.. Havaalanının hemen önünden şehrin çeşitli bölgelerine bizim Havaş tarzı otobüsler kalkıyor.. Bunlardan 1 no’lu otobüse binerseniz sizi kişibaşı 25RMB’ye şehir merkezinde Melody Hotel’in önüne kadar getiriyor.. Bu otelin Bell Tower Hotel’in hemen yanında olması da bizim şansımız oldu 🙂 Bu arada bu otelin tam karşısında detaylı bilgi ve ücretsiz İngilizce şehir haritası alabileceğiniz bir Turist Bilgi Merkezi olduğunu da söylemeliyim..

Xi’an gezisi öncesi çok detaylı bir gezi programı yapmamıştık ama kabaca planımız ilk gün şehir merkezini yürüyerek dolaşmak, ikinci gün ise başta Terracota Savaşçıları olmak üzere uzak mesafedeki mekanları bir tur ile gezmekti.. İkinci günki tur planımız ise Cumartesi sabah Xi’an havaalanına inince netleşti.. Havaalanından çıkarken alanın yetkili seyahat acentasında genel bilgi almak için durduğumuzda aynı zamanda kendilerinin bir günlük şehir turu hakkında da bilgi aldık.. Özel araba ile sabah otelden alınıp akşam havaalanına bırakılışımıza kadar 8 saatlik bir aktiviteyi içeren bu tur için kişi başı 390RMB isteniyordu.. Bizimle ilgilenen Ruby’nin kartını alarak kendisine sonra döneceğimizi söyledik ve havaalanından otobüse atlayarak şehir merkezinin yolunu tuttuk..

Yaklaşık bir saat sonra otele vardık.. Odalara yerleşip biraz dinlendikten sonra şehri dolaşmaya başladık.. Otelimiz adından da anlaşıldığı üzere şehrin ünlü çan kulesinin (Bell Tower) tam karşısında yer alıyordu.. Bu nedenle ilk durağımız da burası oldu.. Bell Tower için öncelikle otelin hemen önündeki girişi kullanarak alt geçide girmeniz gerekiyor, altgeçitteki tabelalar sizi kulenin girişine götürecek.. Bell Tower için giriş kişi başı 27RMB, ama eğer Drum Tower’a girişi de içeren (o da normalde 27RMB) kombine bilet alırsanız 40RMB ödemeniz yeterli oluyor.. Biz de aynen öyle yaptık zaten 🙂

Bell Tower’ı güzelce gezdikten sonra gene altçit vasıtasıyle caddenin bir diğer tarafına geçtik ve Drum Tower’a  ulaştık.. Biraz önce aldığımız bileti girişte göstermemiz yeterli oldu giriş için.. Çan kulesinin ardından davul kulesini de baştan aşağı gezdikten sonra kule içerisinde bir masalı oturak bulup oturduk ve günün geri kalanı ve bir sonraki gün için planımızı yapmaya başladık.. Müslümanların epeyce fazla olduğu bir şehir olduğundan bir sonraki durağımızı Great Mosque olarak belirledik, ardından da Ancient City Walls, yani şehrin merkezini çevreleyen surları gezerek günü bitirmeye karar verdik.. Bu arada havaalanından aldığımız tur teklifini de kabul etmeye karar verdik ve Ruby’i arayıp şoförün bizi Pazar sabah 9.30’da otelden almasını söyledik..

Drum Tower’dan çıkıp hemen önünden kuzey istikametine doğru yürümeye başladık.. Müslüman Caddesi olarak adlandırılan bu caddenin hemen başından sola dönüp dar bir alışveriş caddesine girdik.. Klasik fake market tarzı hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlardan oluşan bu caddeden ilerleyince yaklaşık 5dk sonra sol tarafta aradığımız camiiyi yani Great Mosque’u bulduk.. Buraya da 20-25RMB gibi bir ücret ödeyerek giriş yaptık.. Çin’in en eski camilerinden biri olan bu camiyi gezmek insanın içinde hoş duygular uyandırıyor.. Namaz kılınan binaya sadece namaz kılacaksanız girmenize izin veriliyor, onun dışında sadece dışarıdan içeriyi görebiliyorsunuz..

Great Mosque’tan çıktıktan sonra havanın kararmasından önce fazla zamanımız olmadığını gördük ve müslüman caddesinde çok fazla dolaşmadan şehir duvarlarına doğru yürümeye başladık.. Şehir duvarlarının girişine ulaşmak için Bell Tower Oteli’nin hemen yanında bulunan caddeden güneye doğru yaklaşık 10 dk dümdüz yürümeniz yeterli oluyor.. Sonrasında karşınızda duvarları, ve 40RMB ödeyerek bilet alabileceğiniz gişeyi görüyorsunuz.. Şehrin merkezini çevreleyen bu duvarların epeyce geniş olarak inşa edilmiş.. Duvarın üstüne çıktığınızda neredeyse 2-3 şeritli bir otoyola çıkmış gibi oluyorsunuz.. Zamanınız varsa duvarları baştan başa bisikletle dolaşmanız mümkün.. Bir veya iki kişilik bisikletler makul fiyatlara kiralanıyor; biz zaman kısıtlığından ötürü kiralayamadığımızdan fiyatlar tam aklımda kalmamış 🙂

Ancient City Walls’tan aşağı indiğimizde hava artık kararmıştı.. Geldiğimiz yoldan otelimize geri döndük.. Planımız bir saat kadar dinlendikten sonra akşam yemeği için müslüman caddesinde güzel bir mekan aramaktı.. Ne var ki, geçen haftanın yorgunluğu üzerine bir de erken sabah yolculuğu ile Xi’an’da geçen günün yorgunluğu eklenince ne bizde ne de Serkan veya Hemşoda hal kalmadığından akşamı sabaha bağlamaya karar verdik 🙂

Sabah hızlıca yaptığımız bir Starbucks kahvaltısının ardından otelden çıkışımızı yaptık ve lobide bizi bekleyen Joe isimli şoförle buluştuk.. Kendisinden kişisel olarak çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğiz.. İnsan ilişkileri konusunda çok başarılı olmayan, asık suratlı bir arkadaştı kendisi.. Yeterli İngilizceye sahip olma avantajını bir de güleryüzlü, arkadaşça bir hizmet ile birleştirmiş olsa kusursuz bir şoför olabilirdi ama olmamış, olamamış 🙂

Joe bizi öncelikle tur programında olmayan ama bizim görmek istediğimiz Big Wild Goose Pagoda’ya götürdü.. Tura dahil olan mekanların giriş ücreti tur ücretine dahildi ama bu mekanı biz ekstra istediğimiz için 50RMB olan giriş ücretlerini biz karşıladık.. Burada bir saat kadar vakit geçirdikten sonra tur programına dahil olan mekanlara gitmek için şehrin dışına doğru yol almaya başladık..

İlk durağımız Banpo Müzesi oldu.. Günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce yaşamış olan bu uygarlık ile ilgili epeyce şey öğrenebileceğiniz bu müze şehir merkezine yaklaşık yarım saat uzaklıkta bulunuyor.. Banpoların yaşayışları, kullandıkları alet edavat, yaptıkları evler, mezarları gibi bir çok konuda sizi aydınlatan bölümleri olan bu müzede ayrıca bir bölümde de yaptıkları evlerin arkeologlar tarafından keşfedilen kısımlarını görmek mümkün.. Banpo Müzesi’nin ardından asıl görmek istediğimiz yer olan Terracota Savaşçıları’na doğru yola çıktık..

Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından hedefimize ulaşmıştık.. Terracota Ordusu’nu görmeye çok az kalmıştı 🙂 Bu binlerce birbirinden farklı heykeli içeren müze epeyce büyük bir alana kurulmuş durumda.. Yanlış görmediysem giriş ücreti bir kişi için 110RMB idi.. Biletinizi alıp giriş yaptıktan sonra sakın kaybetmek gibi bir hata yapmayın çünkü asıl alana varana kadar bir kaç yerde daha bilet kontrolü yapılıyor.. Terracota heykellerinin olduğu alan 3 adet pit’ten oluşuyor.. En ünlü, en aydınlık, en çok askeri en net görebileceğiniz  1 no’lu pit içerisinde epeyce bir vakit geçirebilirsiniz.. Diğer pitlerde de benzer görüntüler görmek mümkün 🙂 Bir de imparatorluğun tarihi ile ilgili kapsamlı bir bilgi alabileceğiniz müze var aynı alan içerisinde.. Bu müzeyi de gezerek Terracotalar ile ilgili detayları öğrenebilirsiniz..

Çıkış yolunda bulunan hediyelik eşya satan dükkanlardan Terracota ziyaretinizi ölümsüzleştirecek minik hediyeler almanız mümkün.. Hemen hatırlatayım, kıran kırana pazarlık burada da geçerli 🙂 Tanıdık bildik bir yerde yemek yemek isterseniz Subway ve KFC de sizi bekliyor olacak.. Tabii yerel tadları tercih edenler için bir çok farklı alternatif de mevcut.. Bu devasa alanda epeyce bir zaman ayırdıktan sonra bir sonraki hedefimize doğru yollandık..

Gezimizin son durağı Huaqing Hot Spring oldu.. Bir nevi kaplıca ziyareti de diyebiliriz 🙂 Hanedanlık kraliçelerinin özel küvetlerini görmek mümkün burada.. 43 derece sıcaklığında yeryüzüne fışkıran bu suları kullanarak ayaklarınızı yıkayabileceğiniz, ve hatta küvetli odalara geçip duşunuzu alabileceğiniz mekanlar da mevcut.. Tabii ekstra ücret karşılığında 🙂

Hot Spring’in ardından yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrası havaalanına vardık ve dönüş uçağımızı beklemeye başladık.. Ben de havaalanında başladığım bu yazıyı an itibariyle uçakta bir türbülanstan diğerine geçmekteyken bitiriyorum 🙂