Şanghay’dan Boracay’a Başka Türlü Bir Şey (1)


Mayıs 2012’den beri, yani neredeyse iki seneye yakın bir zamandır deniz-güneş-plaj içeren, yani bizim için aslında tembelliği konu alan bir tatil yapmamıştık.. 2013 senesinin sonuna doğru artık bu konuda bir adım atmamız gerektiğini düşündük ve araştırmalara başladık.. Sonuç olarak daha önce pek çok arkadaşımız tarafından da bize önerilmiş olan Filipinler’in ünlü adası Boracay’da karar kıldık.. İlk önce Çin Yeni Yılı haftasındaki ulusal tatilden faydalanıp gitmeyi düşündük.. Ne var ki tatil kararını biraz geç verdiğimiz için olsa gerek, karşılaştığımız fiyatlar bizi biraz ürküttü 🙂 Daha sonra, “neden Çin Yeni Yılı’nın hemen öncesinde gitmiyoruz ki” dedik kendi kendimize ve Ocak ortası için uçak ve otel araştırmalarına başladık..

Uçuş tercihimizi hem fiyat olarak hem de zaman ve lokasyon olarak en uygun seçenek olan Cebu Pacific Air’den yana kullandık.. Şöyle açıklayayım bu tercihimizi: Öncelikle Cebu Pacific Havayolları “low-cost” veya “budget” diye adlandırılan, bizim Pegasus’a benzetebileceğimiz şekilde çalışan bir şirket.. Biletlerin baz fiyatları oldukça düşük, bu fiyata sizin isteklerinize göre eklemeler yapılıyor.. Misal, 10kg’lık bir bagajım olacak derseniz fiyat birazcık artıyor.. Yemek yemek istiyorum derseniz biraz daha artıyor.. Acil çıkışta oturmak istiyorum derseniz biraz daha.. Ha bunların hiçbirini demezseniz, yani 6-7 kg’lık sırt çantamla, normal koltukta ve yemek yemeden uçarım diyorsanız biletiniz epeyce uygun fiyata gelecektir..

Zaman olarak bakınca Cebu Pacific’in gece 00:30 daki uçuşu bize epey mantıklı geldi.. Gece 04:00 gibi Manila’ya inip, bavulu alıp, transfer masasında gerekli işlemleri yaptıktan sonra saat 6:30da kalkıp Caticlan Havaalanı’na gidecek olan pırpırlı uçağa bindikten sonra detayları aşağıda anlatacağım şekilde sabah 09:00 gibi otelinize varıyorsunuz ve o andan itibaren denizin keyfini çıkarmaya başlayabilirsiniz.. Caticlan Havaalanı dışında bir diğer alternatif olan Kalibo Havaalanı’na giden bir uçuş tercih ederseniz, bu size yaklaşık 2 saatlik ekstra bir minibüs yolculuğuna mal olacaktır.. Bu nedenle biz Cebu Pacific Air’in Şanghay-Manila-Caticlan uçuşlarını tercih ettik ve verdiğimiz karardan ötürü kendimizle gurur duyduk 🙂

Otel olarak seçimimizi ise Sea Wind Resort adlı otelden yana kullandık.. Boracay’ın ünlü batı sahili üç bölüme ayrılıyor.. En kuzeyde 1 no’lu istasyon (Station-1), orta kısımda 2 no’lu istasyon (Station-3) ve en güneydeki kısım 3 no’lu istasyon (Station-3). Bizim seçtiğimiz otel Station-1’de yer alıyor, yani kumun en güzel, kumsalın en geniş olduğu yerde.. Barların, restoranların olduğu, kumsalın biraz daha küçüldüğü Station 2’ye ise yaklaşık 10-15 dakikalık yürüme mesafesindeydi otelimiz.. Sahilden keyifli bir yürüyüşle ulaşabildiğimiz için bir sorun teşkil etmedi bu durum.. Alternatif olarak “Tricycle” denilen lokal ulaşım araçları da sizi merkeze götürebiliyor.. Lokasyon bazında baktığımızda Sea Wind Resort’un mükemmel bir konuma sahip olduğunu söyleyebiliriz sonuç olarak..

Gelelim Boracay gezi notlarımıza.. Yok vazgeçtim, daha gelmeyelim, biraz öncesinden bahsedeyim 🙂 Cuma gecesi gerçekleşecek olan uçuşumuzun öncesinde Çarşamba günü gibi bende bir öksürük hasıl oldu.. Perşembe günü biraz daha artınce dedim işe gitmeyeyim, evde dinleneyim, ilaçsız atlatayım.. Perşembe akşamı itibariyle bir de hafiften ateş başlayınca dedik eyvah! Hasta hasta tatile çıkmak istemediğimiz için Perşembe akşam hastaneye yollandık ve şansımıza Filipinli bir doktora denk geldik.. Doktora kısaca dedim ki, “yarın uçuşumuz var, 24 saat içerisinde beni iyi et, Boracay’ın keyfini çıkarayım, antibiyotik, iğne, serum, ne istersen ver, rica ediyorum”.. Dedim demesine ama doktor pek oralı olmadı.. Öyle hemen antibiyotik veremeyiz dedi, bi izleyelim bakalım 2-3 gün dedi.. Bir de üstüne Boracay’a gidiyorsunuz ne güzel, imreniyorum size dedi.. Neyse ama, her ihtimale karşı kullanmamız için bir kaç ilaç da yazıp verdi sağolsun..

Cuma da işe gitmeyip dinlendim, bir haftalık tatil öncesi iki gün de evde yattım yani 🙂 Doktorun sözünü dinleyip antibiyotiğe başlamadık, ateş için ise Fenbid adı verilen hapı kullandık, kesinlikle tavsiye ederim.. Velhasıl Cuma gecesi yola çıkarken ben biraz nanemolla idim, Müge ise sağlıklı ama benim yüzümden biraz tedirgindi.. Şimdi annem bu satırları okurken o da tedirgin olacak gerçi ama hikaye mutlu sonla bittiği için rahat bir şekilde anlatabiliyorum 🙂 Bu arada hafiften burnum da akmaya başlamıştı, onu da ekleyeyim.. Yukarıda bahsettiğim Cebu Pacific’in 00:30 uçağıyla Manila’ya doğru hareket ettik.. Sabaha karşı Manila’ya vardık, pasaport kontrol sonrası bavulumuzu alıp transfer masasına bıraktık.. Orada bize ikinci uçuşumuzun biletlerini de verdiler ve ilgili kapıya doğru yönlendirdiler..

Sabah 06:30da Manila’dan kalkan pırpırlı uçağımız bizi Boracay’a en yakın havaalanı olan Caticlan’a bir saat içerisinde getirdi.. Minik bir havaalanı olduğu için hemen bavullarımızı aldık.. Bu sırada kullanacağımız para biriminden de bahsedeyim.. Filipinlerin para birimi Peso, kısaltması olan PHP’yi kullanacağım yazının ilerleyen kısımlarında.. 1 Amerikan Doları yaklaşık 45 Peso’ya denk geliyor.. 1 RMB ise 7.5 PHP. Peki ya Türk Liramız? 1 TL yaklaşık 20 PHP’ye denk geliyor.. Ben fiyatlardan bahsederken PHP kullanacağım için siz bu kurları kullanarak kafanızda istediğiniz birime göre bir bütçe çıkarabilirsiniz 🙂 Paranızı Manila’da havaalanında bozdurabileceğiniz gibi, Boracay’da da bir çok yerde dövizi PHP’ye çevirme imkanınız var..  Kurlar hemen her yerde aynı, veya birbirine çok yakın.. Bu durum ürün fiyatlarında da geçerli.. Turist bulmuşken kazıklayalım durumunu çok yaşamıyorsunuz yani..

Bavulları alıp tam dışarı çıkacakken sarı t-shirt’lü bir eleman bize yanaştı, boynunda asılı olan kimlikten ötürü resmi bir görevli sanıp (belki de gerçekten öyleydi) ben de ona yanaştım 🙂 Otele kadar götürelim isterseniz 600PHP karşılığında (kişi başı mı dedi, toplam mı dedi emin değilim) dedi.. Dedim yok biz başımızın çaresine bakarız.. Çok indi bindi yapacaksınız ama yol bilmezsiniz yordam bilmezsiniz, halbuki ben sizi otelin kapısına kadar götürecem dedi.. Dedim biz bi fiyat karşılaştırması yapalım, belki sana geri geliriz.. Ondan uzaklaşıp hemen çıktığımız yolun karşısındaki Tricycle durağına yürüdük.. Bu tricycle olayını açmaya çalışayım kısaca: Bu lokal taşıma araçları adı gibi üç tekerleğe sahip.. Şöyle ki, bir tane motorsiklet düşünün, bir de motorsikletin yan tarafına en fazla 4-5 kişinin sığabileceği minik kübik bir kutu yerleştirin, kutunun sol tarafı motorsiklete bitişik, sağ tarafında ise kendi tekerleği mevcut.. Toplam üç tekerlekli, kutulu, motorsikletli bir araç yani, tarif etmesi zor 🙂 Boracay’da yüzlercesi vızır vızır yollarda zaten, göreceksiniz..

Tricycle durağının ordakibir abla bize aynı paketi 500PHP’ye teklif etti ama biz kararımızı vermiştik, kendi başımızın çaresine bakacaktık.. Kişi başı 25 PHP olan tricycle+bot biletimizi gişeden aldık ve sırada bekleyen tricycle’a binerek iskeleye doğru yol almaya başladık.. Bir kaç dakika süren kısa bir yolculuk sonrası iskeleye ulaştık.. Hemen girişin yan tarafında bulunan gişelerden kişi başı 100PHP terminal vergisi, gene kişi başı 75 PHP çevre vergisi ödedik ve terminale giriş yaptık.. Biletlerimizi ve makbuzlarımızı göstererek ilerledik ve bizi Boracay adasına götürecek olan bota ulaştık.. Filipinlere daha önce gidenler bilir, buradaki tekneler de bir ilginç, tarif etmesi gene zor.. Orta boy bir tekne düşünün, bu teknenin yan taraflarına (tekneden 2-3 metre uzakta olacak şekilde) yerleştirilmiş ahşap kızaklar düşünün şimdi de.. Yani tekne hem kendi üzerinde duruyor, hem de o kızaklardan yardım alarak ilerliyor.. Tekneye biniş biraz zahmetli, bavulunuzun çok ağır olmaması avantajınıza olacaktır 🙂

Tekne bizi 5-10 dk içinde Boracay’ın iskelesine ulaştırdı.. İskele çıkışında gene sıralarını bekleyen Tricycle sürüsü ile karşılaştık.. Orada duran fiyat tabelasından bizim otelin bulunduğu Balabag bölgesine gidişin 20PHP olduğunu okudum.. Ordaki yetkiliye sorunca 100PHP verip direk gidebileceğimizi söyledi.. Meğersem olay şöyle işliyormuş: Eğer dolmuş gibi çalışan tricycle’larla gitmek isterseniz, biniyorsunuz ve toplam 5 kişi olmasını bekliyorsunuz, sonrasında hareket ediyorsunuz.. Bu durumda kişi başı 20PHP ödüyorsunuz.. Yok eğer biz gidelim, rahatça oturalım, başkası gelmesin, indi bindi olmasın derseniz 100PHP vermeniz gerekiyor.. Oturma kısımlarının küçüklüğünü ve bizim çantaları düşününce 100PHP verip direk sefer yapmayı tercih ettik ve otele doğru yola koyulduk.. Yaklaşık 15 dk’lık bir yolculuk sonrası Sea Wind Resort’a varmıştık.. Akşam 10 gibi başlayan yolculuğumuz sonunda sabah 9 gibi oteldeydik..

Erken giriş (normal giriş saat 13:00da) yapıp yapamayacağımızı sorduk, sağolsunlar yardımcı oldular ama erken giriş yaparsak bize verecekleri odayı 3 gün sonra değiştirmemiz gerekeceğini söylediler.. Bir daha oda değiştirmekle uğraşmamak için zaman geçirmeye karar verdik.. Üzerimize rahat kıyafetler giydik.. Malum Şangaydan çıkarken hava 5 dereceydi, Boracay’da bizi 25 küsür derece karşıladı, rahat bir şey giymek şart oldu 🙂 Otelin sahilini, daha doğrusu adanın genel sahilini görünce gerçekten çok mutlu olduk.. Uzun zamandır böyle güzel kumsal görmemiştik 🙂 Kumsaldan yürüyerek D-Mall adı verilen adanın merkezine gittik.. D-Mall hemen sahilin yanı başında yer alan, onlarca farklı yemek alternatifi bulabileceğiniz minik bir mahalle.. Biz ilk yemeğimizi Limoni Cafe’de yedik ve gayet memnun ayrıldık..

Otele döndüğümüzde odamız hazırdı.. Hemen odaya geçtik, mayoları giyip sahile attık kendimizi.. Şansımıza ilk 2 günümüzde hava epeyce bulutluydu.. Güneşi bulutların arasından çok kısa bir süre görebildik ve biraz canımız sıkıldı açıkçası.. Bu arada benim akmaya başlayan burnum bana bu 2 günde 2 tuvalet kağıdına mal oldu, bana mısın demedi.. Hem havanın çok iyi olmaması hem de benim nane molla halim yüzünden ilk iki günümüz kah sahilde dinlenerek, kah odada uyuyarak geçti.. Kahvaltıları otelde, öğle yemekleri ve akşam yemeklerini D-Mall’da yedik genelde.. Baktım ikinci günün sonunda hala kendimi tam olarak iyileşmiş hissetmiyorum, doktorun B planına geçmeye karar verdim ve……………………………………………

Ve ne yaptım? Sağlık durumum nasıl ilerledi? Başka hastalanan oldu mu? Boracay’da neler yaşandı? Hangi ünlü ile karşılaştık? Neden başlıkta “Başka Türlü Bir Şey” kalıbını kullandım? Bu soruların cevabı ve çok daha fazlasını çok yakında yazının ikinci bölümünde bulabilirsiniz 🙂 Biraz abartmışım yazarken n’apayım, ikiye bölmek mantıklı geldi 🙂 Takipte kalın..