Şanghay Maratonu’nun Özel Hikayesi

Yaklaşık altı aydır büyük bir şevkle ve heyecanla hazırlandığımız Şangay Maratonunu geçtiğimiz haftalarda başarıyla tamamladık.. Maratonun çok özel hikayesini sevgili arkadaşımız Burcu kaleme aldı.. Kendisinin duygu dolu yazısını aşağıda okuyabilirsiniz 🙂 Ayırdığı vakit, verdiği emek ve bu güzel yazı için kendisine teşekkürü borç bilirim.. Lütfen sizler de yorumlarınızı esirgemeyin 🙂

Havada Durdum, Şahitlerim Var

Dünya’nın en kalabalık ve Çin’in en büyük kenti Şanghay’da son 20 yıldır her sonbaharda “Şanghay Uluslararası Maratonu” düzenleniyor. Şehir, bu organizasyonla Bund’dan Şanghay Stadyumu’na kadar uzanan bir rotada, farklı kategorilerde koşan/yarışan on binlerce koşucuyu ağırlıyor. Her şehir maratonu gibi, Şanghay Maratonu da katılımcılara birkaç saat içinde kenti gezme ve keşfetme güzelliği sunuyor.

****

“Bütün olmak parça olmaktır, gerçek yolculuk geri dönüştür.”
Ursula K. Le Guin

Geçmişe döndüğümüzde, çoğunlukla belirli anları hatırlarız gibi geliyor bana. Duygu raptıyesiyle zihnimize çakılmış -hep aynı- resimlere bakar dururuz. Daha iyi-daha kötü diğer anılar hiç yokmuşçasına.

Son iki yıldır yaşadığım Şanghay’dan ayrılıp, bu şehirdeki günlerime gelecekten baktığım zaman neler göreceğim acaba, diye düşünüyorum bazen. İşte hep aynı resim doğuyor zihnime: Sıra sıra dizilmiş ağaçların altında uzanan Şanghay sokaklarını bir motosikletin üzerinde arşınlıyorum. Direksiyon bende değil tabii, iyice yolculuğa kapılıyorum. Başımı gökyüzüne kaldırdığımda, yalnızca birbiriyle el ele tutuşmuş ağaç dalları ile yaprakları görüyorum. Birazdan ay çıkıyor ortaya, aralarından. Yol sürdükçe, bu güzellik de böyle devam ediyor. Sokakla bütün oluyorum.

Şanghay sokakları bunu bize hep yapıyor. Şehrin kuytu köşelerine serpiştirilmiş zevkli heykellerin, havalandırma maksadıyla sokak ortasına asılmış iç çamaşırı ve pijamalar ile aynı kadraja girmesi gülümsetiyor. Derinlerine indikçe karşına ne çıkacağını asla kestiremeyeceğin huzurlu bir macera alanında başıboş ilerlemek insanı mutlu ediyor.

Anlaşılan o ki, ben Şanghay’ı sokaklarıyla zihnime yazıyorum.

Shanghai-French-Concession

****

“Bir hikayeyi yazmaya başlamak, hikayenin sadece senin için var olduğunu ilan eder. Başkalarının da aynı inancı paylaşabilmesi için hikayeyi bitirmen şarttır. Çünkü bitmemiş bir hikaye okunmaya layık değildir.”
Ali Riza Arıcan

Sevgili arkadaşlarım Dinçer ve Müge ile birlikte, bu yılki Şanghay Maratonu’nda koşmaya karar verdik. Dinçer ve ben yarı maratona (21.1 km) kaydolacaktık, Müge de 10 km koşusu ile katılacaktı bize. Durup dururken heveslenmedik aslında. Zaten kendi halimizde koşan insanlardık. Mart ayında düzenlenen Suzhou Maratonu’nda 14 km’lik kısa parkuru koşarak (yani hiç yürümeden ve durmadan 🙂 ) tamamlayabildiğimizi görünce, bitiş çizgisinden itibaren kalplerimiz Şanghay’da yarı maraton koşmak için atmaya başladı. Sevdiğimiz şehrin sevdiğimiz sokaklarında yani.

Kasım ayındaki koşu için, yaz aylarında Şanghay Luwan Stadyumu’nda antrenmanlara başladık. Luwan’da buluşamadığımızda “French Concession”da ya da sitelerimizin etrafında koşuyorduk. Ancak hazırlıklara zihnen devam etmeye karar vermiş olacağız ki, yaz bitince çalışmalarımız da bitmiş sayıldı. Üstüne bir de, maratondan bir ay önce uzun seyahatlere çıktık.

Yarı maratonun hemen öncesindeki bu dönemde yeterince antrenman yapmamak, yarış yaklaştığında “Koşamayacağım galiba, katılmasam mı acaba” endişeleriyle döndü bana. Ancak son hafta onca yoğunluğumun arasında hastaneden sağlık raporu ve maraton fuarından göğüs numarası ile koşu tişörtünü almayı başarınca, hikaye de ister istemez başlamış oldu. Fakat unutmayalım, önemli olan hikayeyi tamamlayabilmekti. Yazının devamı için tıklayın…