Şanghay’da Yeni Bir Mekan: The Market

Daha önce de söylemişimdir sanırım, Şanghay’da açılan ve kapanan mekanları (özellikle yiyecek&içecek sektöründe) takip etmek gerçekten çok zor. Bir restoran keşfediyorsunuz, deniyorsunuz, beğeniyorsunuz, bir sonraki gidişinizde o restoranı kapalı bulabiliyorsunuz. Hatta o restoranın yerine başka bir restoran açılmış, hizmet vermeye başlamış bile olabiliyor. Bu bağlamda bu sitede geçmişte yazısını yazdığım mekanlardan da kapanmış olanlar olabilir, ben elimden geldiğince güncel tutmaya çalışıyorum ama gözden kaçanlar olabiliyor.

Geçtiğimiz hafta sonu Müge ile beraber yeni bir mekan keşfine çıktık. Sevgili arkadaşımız Osman’ın deyimiyle “Jing’an sırtlarında” (hatta Putuo sınırları içinde bile olabilir) açılan bu mekanın adı The Market ve içerisinde farklı işletmeler barındırıyor. The Market’in adresi “280 Aomen Road, near Changhua Road” olarak geçiyor ve bu iki caddenin tam kesişiminde bulunuyor. Metro ile gitmek isterseniz yeni açılan 13 no’lu hattı kullanıp Jiangning Road istasyonunda inip 1 no’lu çıkıştan çıktıktan sonra bir kaç dakikalık yürüme ile buraya ulaşabilirsiniz.

Yukarıda da belirttiğim gibi farklı işletmelere ev sahipliği yapan The Market, eskiden yüzme havuzu olarak kullnılan bir binanın içerine inşa edilmiş. İçeriye girdiğinizde biraz aşağıda oturma alanlarının bulunduğu bir alan (acaba eskiden yüzme havuzu burada mıymış diye de düşündürüyor) bulunuyor. Bu alanın etrafında ise Topo Express adlı bir pizzacı, Cambio isimli bir cafe, Papito isimli bir krepçi, Happy Buddha isimli bir Meksika yemeği büfesi, ve Bar 31 isimli bir de bar bulunuyor. Özellikle Patito’nun Nutella ve muzlu krepini çok beğendik 🙂

Mekanlardaki fiyatlar genelde çok yüksek değil, 30-40RMB civarına yiyeceğinizi veya içeceğinizi alabiliyorunuz. Cumartesi öğleden sonra gittik ve mekan epeyce boştu. Yeni açıldığından dolayı olduğunu düşünmek istiyorum yoksa yukarıda bahsettiğim gibi bir sona doğru ilerleyebilir. Öte yandan çeşitli organizasyonlara ev sahipliği yaptığını da öğrendik bu mekanın. Umarım ömrü kısa sürmez ve kreplerini yemeye devam edebiliriz 🙂


Şanghay’dan Xiamen’e Yılbaşı Kaçamağı

Sevgili eşim Müge’nin Şangay Rehberi’ne olan katkıları bitmek bilmiyor, maşallah diyelim öncelikle 🙂 Kendisi bu sefer de 2015 sonu ile 2016 başını kapsayan minik Xiamen tatilimiz ile ilgili bir yazı kaleme aldı.. Üç gecelik bu kısa yolculuğun detaylarını Müge’nin kaleminden aşağıda okuyabilirsiniz.. Kendisine teşekkürlerimi bizzat ileteceğim 🙂 Bu arada Müge’nin Not Defteri‘ne de göz atmayı unutmayın.. Bir çok faydalı yazı sizi bekliyor 🙂

Yaklaşık 8 senedir Şangay’da yaşamamıza rağmen Çin içinde çok bir yer gezdiğimiz söylenemez. Sanırım biraz tembellik, biraz plansızlık biraz da nasıl olsa Türkiye’den arkadaş eş, dost gelir beraber gideriz fikrinden dolayı Çin içi gezilerimiz bir şekilde ötelenmiş oldu. Xiamen epey zamandır özellikle yazın gidip deniz ve sahilin tadını çıkarmak istediğimiz bir şehirdi. Kısmet 2016’ya girdiğimiz yeni yıla geldi. Başka bir Asya ülkesine ya da Avrupa’ya plan yapma fırsatı bulamadığımızdan bari bu fıırsatı Xiamen için kullanalım dedik. Yalnız hatırlatalım Çin tatillerinde lokal turistin her yerde olduğunu unutmayın 😐

Neyse, sabah çok erken saatte Hongqiao’dan kalkan uçak ile yaklaşık iki saatlik bir yolculuk sonrası Xiamen’deydik. Bu arada Şangay’daki Hongqiao Havaalanı Terminal 2’nin epeyce geliştiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Öyle ki, artık içerde sadece Starbucks değil, Wagas da bulunmakta. Eğer Japon mutfağı derseniz, farklı gate yanlarında sushi yiyebileceğiniz küçük büfeler de var. Hoş sabah erken saatte açık değiller ama öğle ya da akşam uçuşları için düşünülebilir.

Uçak yolculuğumuz sonrasında bavul alma işimizi kısa bir sürede halledip taksi ile otelin yolunu tuttuk. İlk Le Meridien Hotel tecrübemiz Xiamen’e kısmetmiş. Ben açıkçası iç dizaynını hiç ama hiç sevemedim. Odaların bulunduğu koridorlar çok karanlık. Asansör içi acayip loş. Büyük bir otel olmasına karşın lobi dışında hiç bir yer ferahlık hissi uyandırmıyor. Neyseki otelde çok fazla vakit geçirmedik. Onun dışında servis ve çalışanların yardımseverliği ve güleryüzlülüğü gayet iyiydi.

Otele yerleştikten sonra ilk durağımız Zhongshan Caddesi oldu. Xiamen’in İstiklal caddesi olan, arabaların giriş yapamadığı , sağlı sollu mağazaların bulunduğu ünlü caddenin batı tarafı sizi denize bağlayacak. Hatta bu yol sonunda Gulanyu Adası’na giden vapur iskelesine de ulaşabilirsiniz. (buradan kalkan vapurlar sadece akşam 5’ten sonra halka açık) Yaklaşık 200 mağazayı içinde bulunduran cadde yemek opsiyonu olarak bizlere pek bir şey sunmuyor 🙁

Ama yok ille lokal Çin lezzetleri denemek istiyorsanız, buradaki yeme içme opsiyonlarını deneyebilirsiniz. Biz bu caddeden çıkıp sahilin sol tarafında kalan bölümde (Indigo Oteli’nin çok yakınında) Starbucks, Kota’s Kitchen ve Brotzeit’ı bulduk. Bu arada Starbucks ve Kota’s Kitchen’ın manzaraları epeyce güzel. Bir kahve ya da yemek molası için tavsiye ederiz. Biz burada yemeğimizi yedikten sonra otele dönerek Yeni Yıl’a girmeden önce 2015’in son sporunu Otel Gym’inde yaptık. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Çikolata Cafe (Whisk)

Yeni birisi ile tanıştığınızda onu gerçekten tanımanız biraz zaman alır.. Kişi ile ilgili bazı özellikler ise çok fazla zaman geçmeden ortaya çıkıverir.. Benimle yeni tanışanların ilk farkettikleri özelliklerimden biri de tatlı, bilhassa çikolata, sever kişiliğimdir sanırım 🙂 Bu bağlamda Şanghay’da yeni tanıştığım arkadaşlarımdan biri olan Hüseyin’in de bendeki bu potansiyeli farketmesi çok zaman almadı 🙂 Burger King’in hafif ısıtılmış, üzerine çikolata sosu ve dondurma eklenmiş Brownie’sini iştahlı bir şekilde götürürken muhabbet açılınca bana daha önceden gidip suflesini beğendiği bir yeri,  Whisk Choco Café’yi tavsiye etti.. Ben de tavsiyeyi alır almaz Müge’yi aradım ve akşam için program yapmamasını söyledim tabii..

Bu arada Hüseyin minik bir ayrıntıyı bana söylemeyi atlamıştı, bunu Whisk’in kapısında farkettik, mekan Pazartesi günleri kapalıymış 🙂 Neyse ki merkezi lokasyonu yüzünden alternetif plan yapmak zor olmadı, kısa bir yürüyüş sonrası Pasha’da yedik yemeklerimizi, Whisk’e ise Salı akşamı gittik.. Whisk, lokasyon olarak, meşhur Huaihai Road üzerinde.. “1250 Huaihai Zhong Lu – Huating Lu” şeklinde geçiyor adresi.. Metro ile gitmek isterseniz 1 veya 7 no’lu hattı kullanmanız veya bir şekilde buraya aktarma yapmanız gerekiyor.. Changshu Road (7 no’lu hattı kullanıyorsanız, Changshou Road ile karıştırmayın sakın) istasyonunda inip 3 no’lu çıkıştan çıktıktan sonra biraz ileride yolun biraz iç tarafına gizlenmiş şekilde göreceksiniz mekanı..

Herşey çok güzeldi diyebileceğim bir mekan değil Whisk, öncelikle onu belirteyim ve negatif noktalardan başlayayım.. Şanghay’ın bir çok mekanında alıştığımız “bai kai shui”, yani sıcak-ılık-serin (ama kesinlikle soğuk değil!) su getirme olayı burada yokmuş.. Nedenini sorunca “Patron dedi, bedava su yok” yanıtını aldım garson arkadaştan, patronu sorunca ise Yeni Zelandalı bu arkadaşın henüz gelmediğini belirtti.. Arıza müşteri ile mal sahibi diyaloğunu gerçekleştiremedik yani 🙂 Önce yemek sonra tatlı niyetiyle gittiğimiz için makarnalarından denemek istedik Whisk’in ve iki farklı yemek söyledik.. Yedik bitirdik, yalan yok, ama çok lezzetli olduklarını söyleyemem.. Bu bağlamda yemek sonrası tatlı için daha iyi bir seçim olabilir burası..

Tatlıları söylerken de makarnalarda olduğu gibi iki farklı seçim yapmak istedik.. Tabii ki birincisini sufleden  (menüdeki adıyla Upside Down) yana (52RMB) kullandık. Bu konuda haklerını vermem lazım gerçekten de çok güzeldi.. Yemeğin hemen üzerine yememe, ve porsiyonun da  büyük olmasına rağmen hiç sıkıntı çekmeden bitirdim kendisini 🙂 Diğer tatlı olarak günün tatlısı olarak garson tarafından lanse edilen pastayı(62RMB) denedik, çok beğenmedik.. Yeni Zelandalı patron kendi elleriyle yapmış sözde.. O patronla karşılaşırsam konuşacaklarım var 🙂 Yukarıda belirttiğim gibi yemeği başka bir yerde yiyip buraya Upside Down için gelmenizi tavsiye edebilirim sadece, bunun dışındaki menüde bulunan seçenekler konusunda risk sizin 🙂


Şanghay’da Tuvalette Yemek (More Than Toilet)

Başlık biraz garip, hatta mide bulandırıcı gibi gelse de, Şanghay’da tuvalette yemek gibi bir konsept var gerçekten de. Benim de Yusuf Bey’in sitesi sayesinde haberdar olduğum bu konseptte tabiiki gerçek tuvalet içerisinde yemiyorsunuz yemeği 🙂 Ama mekanın tasarımında baz alınan bir tuvalet gerçeğini daha restorana adım atar atmaz görüyorsunuz..

More Than Toilet adlı bu restoran Şanghay’ın meşhur Taikang Lu bölgesinde yer alıyor. Sinan road’a yakın olan girişten girip soldaki ilk küçük sokağa girerseniz sağ tarafta Glismatten’i geçtikten sonra sokağın sonuna doğru göreceksiniz More Than Toilet’i.. Zaten mekandan içeri kafayı uzattığınızda duvarlarda monte edilmiş pisuvarları görüyorsanız doğru yere gelmişsiniz demektir 🙂

Üst kata çıkınca oturmak için bir kaç seçeneğiniz olduğunu göreceksiniz. Balkona çıkıp ordaki masalarda oturavilirsiniz, içeride kalıp gene buradaki masaları kullanabilirsiniz, veya oturak olarak kullanılan klozetli masalara geçebilirsiniz 🙂 Klozetli masalara ben sığamadım işin açıkçası, bu nedenle biz normal masalarda yedik yemeğimizi..

Yemeklerin kalitesi ortalama diyebiliriz, ne çok süper ne de çok kötüydü.. Zaten burası mükemmel yemeklerle karın doyurmaktan ziyade farklı bir yemek tecrübesi yaşamak isteyenler için daha uygun bir yer diyebilirim. Yemek haricinde değişik görüntülü tatlılar da deneyebilirsiniz bu arada 🙂


Şanghay’da Gece Hayatı (#12 – Chicha Lounge)

İrem Hanım imzalı bir yazı daha geliyor.. Kendisi sağolsun son zamanlarda siteye yardımlarını esirgemiyor.. Bu yardımların artarak devam etmesi dileklerimi sunuyor ve sizi Şanghay Gece Hayatı’nın bir başka mekanıyla başbaşa bırakıyorum 🙂

Şanghay’da gece dışarı çıkmak istiyorsunuz ama kafanız hiç o kulüp müziklerini kaldıracak durumda değil; arka fonda lounge müzikler çalan, sadece arkadaşlarla iki çift sohbet etmek, ve (en önemlisi bence) yaz akşamının ılık havasını koklamak istiyorsanız Chicha Lounge bar tam size göre o zaman… Chicha, Sinan Mansions denilen sitenin içerisindeki mekânlardan biri (alanı çok iyi bilenler için Alchemist’in yanı). Amacınız mekânın ön kapısından girip arka kapısından çıkmak olmalı 🙂

Arka bahçesi gerçekten güzel düzenlenmiş. Neyse, yerinize kurulduktan sonra, kendilerinin Latin temalı meşhur kokteyllerinden ısmarlayabilirsiniz. Ben de oraya özgü bir kokteyl içmiştim; gerçekten çok hoşuma gitmişti. İçkiden çok sunuş şekli, garsonların kibarlığı gözümden kaçmadı 🙂 (Tabi bu insanlık için küçük, Çin için büyük bir adım. O anlamda belirtmek istedim).

Alkollü içecek fiyatları 65-75 RMB arasında değişiyor. Ayrıca Cuma ve Cumartesi hariç her gün farklı bir konsept de oluşturulmuş, bu çerçevede çeşitli indirimler mevcut. En ünlüsü Pazar günü Chicha’ nın yine spesyellerinden Cheesecake Martini akşam 9’dan gece 1’e fiyat olarak 40 RMB’ ye düşüyor. Hafta içi her gün 5-7 arası Happy Hour denilen aktivite de yine bazı içkiler aynı fiyatla müşterilere sunuluyor.

Eğer çok açsanız ilk kata da atıştırmalık yiyecek getirtiyorlarmış ama Chicha’ya sık sık gidenler üst katında bulunan restoranı da öve öve bitiremiyorlar. Üst kat için emin olmamakla birlikte buraya giderken yer ayırtmaya gerek olduğunu düşünmüyorum 🙂 İlgilisine tavsiye edilir 🙂

Açık Adres: Luwan Area 33 Sinan Mansions, 47 Sinan Lu, by West Fuxing Rd.  思南路47弄33号, 近复兴西路


Şanghay’dan Kamboçya’ya Kültür Turu

Çin’de her sene Nisan ayının başında QingMing adı verilen özel gün nedeniyle bir kaç günlük bir resmi tatil oluyor. Bu tatilde Çinliler aile büyüklerinin mezarlarını ziyaret ediyorlar, onlar için dua ediyorlar, mezarları temizliyorlar. Yabancılar ise bu tatilden faydalanıp genelde yakın bir yerlere kaçmaya çalışıyorlar. Biz de iki yabancı olarak benzer bir arayış içerisine girmiştik bir ay kadar önce 🙂 İlk hedefimiz Japonya idi.. Meşhur kiraz çiçeği festivalinin de (cherry blossom festival) zamanına denk gelmesi nedeniyle böyle bir plan yapmıştık ama uçak biletlerinin fiyatlarını görünce, ve bunun üstüne Japonya’nın pahalı bir ülke olduğunu da hesaba katınca şimdilik bu geziyi erteledik 🙂

Japonya’ya alternatif olarak yapacağımız geziyi ise aslında Müge tasarladı.. Veya şöyle diyelim, o başladı, ben devam ettim 🙂 Şansımıza Müge’nin tam QingMing tatili öncesinde Vietnam ve Kamboçya’yı kapsayan bir iş seyahati vardı.. İlk planımıza göre bu seyahat sonrası Şanghay’a dönecek ve burdan tatil yapacağımız lokasyona doğru yola çıkacaktık.. Ne var ki B planına geçtik, ve aslında Müge için iyi de oldu, böylece fazladan bir seyahatten kurtulmuş oldu.. B planına göre yapılacaklar kısaca şöyleydi: Kamboçyadaki iş seyahati sonrası Müge oradaki kalışını 4 gün kadar uzatacak, cuma akşamı itibariyle ben buradan yola çıkacağım, orada buluşacağız ve gezmeye başlayacağız, sonrasında salı gecesi Şanghay’a döneceğiz..

Bu planı başarıyla uyguladığımızı söylemeliyim.. Bir C planına gerek kalmadı yani 🙂 Kısaca özetlemek gerekirse cuma gecesi Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te buluştuk, cumartesi gününü şehri gezmeye ayırdık, sonrasında pazar sabahı araba ile Phnom Penh’ten Siem Reap’a doğru yola çıktık.. Uzun sayılabilecek bir yolculuk sonrası pazar öğleden sonra Siem Reap’a vardık.. Pazartesi tam günü tapınakları keşfetmeye ayırdık, salı günü ise yarım günlük bir tur sonrası önce Phnom Penh’e, daha sonra ise aynı gece Şanghay’a geri döndük.. Aslında deniz-kum-güneş üçlüsünü içeren tatilleri seven bir çift olarak bu üçlüden sadece güneşi içeren bu tatilden hoşnut kaldığımızı söyleyebilirim.. Çok farklı yerler gezdik, çok farklı duygular yaşadık bu tatil boyunca.. Gelelim detaylara..

Şanghay’dan 30 Mart Cuma akşamı itibariyle, Şanghay Havayollarının FM833 sayılı Şanghay-Phnom Penh uçağıyla saat 19:30da yola çıktım.. Bu arada havaalanında balayına gitmek için benden 3 saat önce uçağa binmeleri gereken sevgili Ömer-Gizem çiftiyle karşılaştım.. Kendilerinin uçaklarında teknik sorunlar olduğu için epeyce bir beklemek zorunda kaldılar, ben bindiğimde hala bekliyorlardı 🙂 Şanghay Havayolları sağolsun Şanghay’dan Kamboçya’ya her akşam direk uçuyor, böylece aktarma sıkıntısı olmadan yaklaşık 4-4.5 saatte Phnom Penh’e varıyorsunuz.. Herhangi bir sorun yaşamadığım uçuş sonrası Kamboçya saatiyle yaklaşık 22:40ta Phnom Penh’e vardım.. Müge sağolsun otelden araba ayarlamış ve hatta arabayla birlikte havaalanına da gelmişti beni karşılamaya 🙂

Vize konusundan da bahsedeyim kısaca.. Kamboçya bizden vize istiyor öncelikle, ama çok da zorlamıyor 🙂 Vizeyi isterseniz ülkeye girdiğinizde havaalanından, isterseniz yola çıkmadan evvel internet üzerinden alabiliyorsunuz.. Ben, çok afedersiniz, eşşeği sağlam kazığa bağlamayı tercih eden biri olduğum için, ayrıca kuyrukta beklemekten de hoşlanmadığım için internet üzerinden başvurmayı tercih ettim 🙂 Size de aynısını tavsiye ederim, gayet efektif bir şekilde işliyor süreç.. Kamboçya vizesini internet üzerinden almanız için yapmanız gerekenler şöyle: Öncelikle vesikalık bir fotoğrafınızın bilgisayarınızda bulunduğundan emin olun.. Ayrıca 25USD vize ödemesini yapacağınız bir kredi kartınızın da olması gerekiyor.. Bu iki madde ile ilgili sorun yoksa tek yapmanız gereken Kamboçya Dışişleri Bakanlığı’nın e-vize için açtığı internet sitesine girmek, buradaki formu dikkatli bir şekilde doldurmak, resminizi yüklemek, ödemeyi yapmak ve 2-3 gün içerisinde mailinize PDF dosyası olarak gelecek vizeyi beklemek.. Bu vizenin bir kopyasına ihtiyacınız oluyor ama siz gene de n’olur n’olmaz iki çıktı alın 🙂

Phnom Penh’te kalacağımız otel konusunda herhangi bir araştırma yapmamıza gerek kalmamıştı çünkü Müge’nin iş için kaldığı otelde ekstradan iki gece daha kalacaktık.. Otel ismini şehrin kendisinden almış, “Phnom Penh Hotel” olarak geçiyor.. Lokasyonu merkezi sayılabilir ama ben kendim seçmediğim için ve Müge de odada bir kaç böceğe rastladığı için çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim.. Ülke şartları düşünüldüğünde çok da şikayetçi olmamak lazım tabii öte yandan.. Velhasıl siz gidecek olursanız öncelikle bir araştırma yapın, baktınız kararsızsınız, o zaman bu oteli seçin 🙂 Otele vardığımızda saat epeyce geç olduğu için ve yarın da önümüzde uzun bir gün olduğu için direk uyumaya karar verdik.. Ne var ki açlığımız bunu engelledi 🙂 Oda servisinden yemek söyledik, [beef burger ve steak sandwich gayet lezzetli ve uygun fiyatlıydı bu arada] yemeğimizi yiyip öyle yattık, ne kadar da sağlıklı öyle değil mi 🙂

Kamboçya’da toplu taşıma gibi bir şey pek olmadığı için size temel olarak iki tane gezme opsiyonu kalıyor: Araba kiralamak veya tuktuk kiralamak.. Tuktuk dediğimiz araçları aslında ben bizim adalardaki faytonlara benzettim.. Boyut olarak minyatür bir fayton düşünün, öndeki atların yerine bir motorsiklet koyun, oldu size tuktuk.. Arkaya 4 kişiye kadar oturabilirsiniz.. Bizim sadece 1 günümüz olduğu için, ve gezilecek de epeyce mekan olduğu için biz araba kiralamayı tercih ettik.. Ben önceden internetten bir araştırma yapmış, Mr. Ben Wee isimli bir şoförün sitesini bulmuş, ve kendisiyle mailleşmiştim.. Hatta kendisiyle cumartesi günü tam günlük bir Phnom Penh turu için 30USD, pazar sabahı ise Phnom Penh’ten Sieam Reap’a gitmek üzere 70USD karşılığı anlaşmıştım.. Ne varki, kendisiyle tanışma fırsatı bulamadık çünkü orada Müge’nin tanıdığı bir şoför ve onun arabasını aynı koşullar altında kiralamaya karar verdik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Turist Güvenliği İçin..

Diğer bir çok şehirle karşılaşırıldığında Şanghay’ın epeyce güvenli bir şehir olduğunu gerek bu sitede, gerek mailleşmelerde, gerek de arkadaş sohbetlerinde epeyce belirtmişimdir sanırım.. Ama bu demek değildir ki, Şanghay’da başınızın belaya girmesi imkansız.. Evinize hırsız girmesi, gece ıssız bir sokakta yürürken önünüzün kesilmesi gibi olaylar tabii ki imkansıza yakın burada.. Öte yandan, dünyanın her şehrinde olduğu gibi Şanghay’da da geçimini illegal yollardan kazanmaya çalışanlar mevcut.. Bu arkadaşlar(!) genelde kendilerine hedef olarak turistik bölgeleri ve haliyle turistleri seçiyorlar.. Hatta çoğunlukla tek dolaşan erkek turistleri de diyebiliriz.. Kendilerini tanıyabilmeniz için aşağıda örnek senaryolardan bahsetmeye çalışacağım.. Eğer size de böyle bir senaryo denk gelirse önleminizi baştan alabilesiniz..

Şanghay'da Güvenliğiniz İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler Şanghay'da Güvenliğiniz İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

Senaryomuz, yukarıda da belirttiğim gibi, turistik yerlerde geçiyor.. Özellikle People Square’de, hatta direk olarak metro istasyonunun çıkışlarında, veya People Square’den Bund’a doğru inen East Nanjing Road adlı yayalara açık caddede, veya Bund’da nehir kenarında yaşanabiliyor bu olaylar.. Özellikle turist olduğunu çok belli eden ve tek başına dolaşan yabancılar hedef olarak seçiliyorlar.. Hedefi seçenler ise genelde 2-3 kişiden oluşan kızlı erkekli ve İngilizce konuşabilen elemanlar.. Eğer olay nehir kenarında geçiyor ise size makinelerini verip fotoğraflarını çekmenizi istemeleri büyük ihtimalle bu grupla tanıştığınız anlamına geliyor, özellikle de fotoğraf çekimi sonrası sohbete devam etmek istiyorlarsa.. People Square’de ise yanınıza yanaşıp üniversite öğrencisi olduklarını, Şangay’a tatile geldiklerini, İngilizce pratik yapmak istediklerini vb. şeklinde bir hikayeyle sizinle konuşmaya başlayabilirler..

Bir şekilde sizden pozitif (veya en azından negatif olmayan) tepki/cevap alırlarsa muhabbeti içlerinden ağzı en iyi laf yapan sürdürmeye başlayacaktır.. Bir anda kendinizi onlarla birlikte hem yürüyüp hem de sohbet ederken bulabilirsiniz.. Bir süre havadan sudan sohbet devam edecek, ta ki size bir “tea house”tan bahsedecekleri ana kadar.. Farklı çayları tatmak için böyle bir mekana gitmeyi teklif ederlerse artık %100 emin olabilirsiniz, artık bu senaryoda sizin de bir rolünüz var 🙂 Benim tavsiyem odur ki, artık senaryoyu daha fazla sürdürmeyin ve kendilerinden uzaklaşın.. Yoksa sizi götürecekleri mekanda tadılacak çaylardan sonra gelecek fatura epeyce kabarık (500-1000RMB misal) olabilir..

Yukarıdaki senaryo her zaman aynı şekilde gerçekleşmeyebilir tabii.. Çay tatmak yerine, sizi bir resim/heykel vs. sergisine davet edebilirler mesela.. Veya senaryodaki “grup”un yerini tek bir bayan alabilir ve sizden kendisine sadece bir kahve ısmarlamasını isteyip anlaşmalı olduğu mekana götürebilir.. Siz kahve beklerken bir anda bir viski açıp da ücretini hesaba yansıtabilirler.. Veya başka bir bayan sizi KTV denen karaoke mekanlarından birine (tabiiki anlaşmalı olduğuna) davet edebilir ve mekan çıkışı gelecek olan hesap epey korkutucu olabilir.. Sizin vereceğiniz tepkiye bağlı olarak kaba kuvvete varan tartışmalar da yaşanabilir.. Aynı şekilde davete icabet ederek gittiğiniz masaj salonlarında da benzer hikayeler yaşanabilir 🙂

Şanghay'da Güvenliğiniz İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler Şanghay'da Güvenliğiniz İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

Sonuç olarak, aslında yapmanız gereken şey çok basit.. Özellikle turistik mekanları gezerken, bu tür şüphe uyandırıcı arkadaşlık teklifleri karşısında biraz dikkatli olmanız gerekiyor.. Merak etmeyin, gönül rahatlığıyla reddedebilirsiniz kendilerini, onlar alışıktır ve peşinizden koşmayacaklardır.. Bu durumu aklınızın bir köşesinde tuttuğunuz  sürece Şanghay’da sorunsuz bir seyahat yapabilirsiniz.. Tabii bu arada her resim çektirmek isteyeni yaftalamış da olmayalım.. Bir çok Çinli de masumane bir şekilde sizinle resim çektirmek isteyebilir öte yandan 🙂