Şanghay’dan Kitakyushu’ya Başka Türlü Bir Şey (Bölüm-2)

İlk bölümüyle sansasyon yaratan, yetmiş milyon tarafından ilgiyle okunan ve heyecanla ikinci bölümü beklenen Kitakyushu gezisinin beklenen bölümü nihayet geldi :) Buyrun, keyifli okumalar.. 

Kitakyushu’daki ilk akşamımızda İsmail ve Clara önce bize kenti gezdirdiler.. Çok büyük bir şehir olmadığı için merkez kısmını yürüyerek, bir yandan muhabbet ede ede rahatlıkla gezebildik.. Akşam yemeği için ise Izakaya tarzı bir restoranı tercih ettik.. Ayakkabıları çıkararak girdiğimiz ve Japon tarzı alçak masalara oturduğumuz bu mekanda sınırsız içecek söyleyip yanına istediğiniz yemekleri ilave ederek karnınızı doyurabiliyorsunuz.. Bir süredir vejeteryan beslenmeyi tercih eden İsmail ve ondan bu konuda desteğini esirgemeyen Clara kendilerine sebzeli yemekler ısmarlarken, Evren ve bana epeyce bir etli yemek söylediler.. Gelen yemekler gayet lezzetliydi, çok güzel bir akşam yemeği yemiş olduk..

Yemek sonrasında gene Kitakyushu sokaklarında turladık.. Bu esnada Japonya’da çok popüler olan “Print Club” konseptini deneyerek öğrenmeye karar verdik.. Print Club denilen olay aslında normalden biraz daha büyük bir vesikalık fotoğraf kulubesi.. Önce hemen dışarıdaki makineye parayı yatırıyor ve sonrasında beraberce kulübeye giriyorsunuz.. Buradaki ekran siziyönlendiriyor ve içeride 5-6 kez fotoğrafınızı çekiyor.. Siz de bu esnada değişik pozlar veriyorsunuz.. Bu pozlar öncelikle photoshop’lanmış olarak (gözler büyüyor/küçülüyor, suratlar pürüssüzleşiyor vs.) size geliyor, daha sonra da kendiniz gene dışardaki ekranları kullanarak istediğiniz efektleri uyguluyorsunuz.. Epey komik fotoğraflarımızın olduğunu söyleyebilirim bu işlem sonucunda :) Print Club macerası sonrasında bir Salsa Bar’da bir şeyler içtikten sonra İsmailler evlerine Evrenle ben de otelimize dönerek ilk akşamımızı noktaladık..

Cumartesi günü otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 10 gibi İsmaillerle buluşarak ikinci günümüze başladık.. Sabahtan minik bir lokal tapınak ziyaretinden sonra, günün ilk kısmında Kitakyushu’nun Mojiku kasabasını ziyaret etmeye karar verdik.. Bunun için öncelikle rotamızı tren istasyonuna çevirdik ve biletlerimizi alıp Mojikuya gidecek olan trene atladık.. Kısa bir yolculuğun ardından Mojikuya ulaştık.. Kyushu adasını Japonyanın en büyük adası olan Honshu adasına bağlayan köprüyü de içerisinde barındıran Mojiku sokaklarında biraz yürüdükten sonra turumuza bisikletlerle devam etmeye karar verdik.. Dört adet bisikleti kiraladıktan ve dükkandan gideceğimiz rota ile ilgili detaylı bilgiler aldıktan sonra yola koyulduk..

Kiraladığımız bisikletler elektrikliydi ama değişik bir mantıkla çalışıyorlardı.. Şanghay’daki elektrikli bisikletlerde ya elektriği iptal edip pedal çevirerek gidersiniz, ya da elektriği açıp hiç pedala basmada ilerlersiniz.. Halbuki Mojiku’da kiraladığımız bu bisikletlerde elektriği açtığınızda da pedal çevirmeniz gerekiyor.. Elektrik sadece çevirdiğiniz pedalla daha hızlı gitmenizi sağlıyor.. Aslında tembellikten kurtarıyor sizi bu bisikletler.. Ben kondüsyonuna güvenen biri olarak gezimiz boyunca genelde elektriksiz gittim, sadece yokuş yukarı çıktığımız bazı yerlerde elektriğin yardımını aldım :) Bisikletlerle çizdiğimiz rotayı en iyi bilen kişi olan Clarayı takip ettik genelde..

İlk hedefimiz ada değiştirerek Honshu adasına geçmekti.. Bunun için ise denizin altına inşa edilmiş, yayalar ve bisikletlilere özel tüneli kullanmamız gerekiyordu.. Önce asansöre binerek tünelin olduğu seviyeye kadar indik.. Daha sonra ince uzun bir yoldan deniz altı tüneli yürüyüşümüz başladı.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gece Hayatı (#14 – Shook)

Müge’den bir yazı daha :) Bu sefer sevgili eşim, Şanghay’da akşam çıkılıp, güzel bir manzara eşliğinde, bangır bangır müzik olmadan, içeceğinizi yudumlayıp, arkadaşlarınızla sohbet edebileceğiniz mekanlar listenize eklemeniz gereken bir mekanı anlatıyor.. Kendisinin kalemine sağlık bir kez daha :)

Geçen hafta İstanbul’dan gelen misafirlerimize güzel bir Bund ziyafeti çektirmek için akşam yemeği sonrası Bund’da bulunan Swatch Art Peace Otel’in teras katına gittik. Lokasyonu “23 East Nanjing Road”da bulunan (East Zhongshan Road kesişimi) otel, şehrin en eski otellerinden biri. 1909 yılında açılmış olan otel, en son 2011 yılında Swatch Group tarafından elden geçirilip jet sosyetenin tercih ettiği otellerden biri olmuş.

18 apartman dairesi dünyanın farklı yerlerinden gelen sanatçılara 6 aylık ücretsiz olarak tahsis edilmekte. Karşılığında da otele bu süre zarfında yapmış oldukları eserlerden birini bırakmaları isteniyor. Eğer sanatsal çalışmanız yok ve ille de bu otelde kalmak istiyorsanız sizi öncelikle bir bekleme listesine alıp, sonrasında 4. katta bulunan çok hoş dizayn edilmiş 7 odadan birine yerleştirmelerini beklemeniz gerekmekte.

Altıncı katta  Asya yemekleri yiyebileceginiz bir restoran ve de içki içmek, Bund’un gece manzarasının tadını çıkarmak isteyen bizler için güzel bir teras katı bulunmakta. Teras katında bulunan Shook isimli bar misafirlerimizle birlikte akşamı geçirdiğimiz mekan oldu.

Manzara özellikle bu aylardaki güzel hava ile birleştiğinde çok daha keyifli. Fiyatlar manzara ve otelin kalitesi ile paralel gitmekte. Eğer koltuklarda oturmak ister iseniz en az 500-600 RMB’lik harcama yapmanız beklenmekte. Bunun dışında ayakta takılıp içtiğiniz kadar da ödeyebilirsiniz..


Şanghay’da Gece Hayatı (#13 – Sugar)

İrem Hanım Şanghay’ın gece hayatını merak edenler, yeni yerler denemek isteyenler için bir yazı daha yazdı sağolsun :) Bu yazı erkekler kadar bayanlara da hitap ediyor aslında çünkü mekanımız İrem Hanım’ın deyimiyle “Şanghay’ın En İyi Kadınlar Gecesi” mekanı :) Girizgahı daha fazla uzatmadan İrem Hanım’ın satırlarına geçelim…

Şanghay’da barlar/publar/clublar özellikle hafta içi günlerde Kadınlar Gecesi, İngilizce olarak ‘Ladies Night’ olarak adlandırılan, organizasyonunu düzenliyorlar. İşletme açısından çalışma günlerinde müşteri sayısında oluşan düşüşü engellemek adına yapılan bu aktivitenin, biz müşteri kısmına odaklanacağız :)

Bahsi geçen mekânın adı ‘SUGAR’. Bölge olarak French Concession’da kalıyor; dış cephesi kırmızı kiremitten yapılmış olan Maison Pourcel’in 6. katında bulunuyor. Sugar’ı üç odacık gibi düşünebiliriz. İlk girdiğinizde barın olduğu kısım, sağınızda kalan lavabolara giden geçit ki hemen ardından beyaz dekorasyonlu sohbet etmeye olanak tanıyan sesin az olduğu bir hol de var ve son olarak solunuzda kalan teras bence harika :) Terastan biraz daha ayrıntılı bahsetmek gerekirse 2 adet büyük biz de son dönemde sahillerde yerini alan bohem tarz divanlardan konulmuş (nasıl adlandırılır bilemedim:) ). Ayrıca onların yanında minik kalan masa ve sandalyelerde mevcut. Geriye kalan boşluklarda ayakta da takılarak biraz temiz hava (!) alıp, müzikten uzaklaşabilirsiniz. Terasta yer alan saat de size kendinizi Avrupa’da hissettirebilir :)

Çarşamba günleri Sugar’ da Kadınlar Gecesi. Saat 10.30’ a kadar sadece bayanlar girebiliyor, yani erkek dedikodusu için çok elverişli :) Saat 9.30’ dan 11.00’ e kadar da ücretsiz kokteylleri bardan alabilir, yanında üstsüz Cosmopolitan’dan fırlamış garsonlar tarafından servis edilen aperatiflerin tadını çıkarabilirsiniz. Dahası, bence Sugar’ı diğerlerinden ayıran, barın hemen yanında 2 tane bayan müşterilere manikür yapıyor (Abartmayalım oje sürüyor). İçkinizi alıp biraz beklerseniz süper renkli tırnaklarla geceye devam edebilirsiniz. Şahsen bekledim:) Beklerken de iki Çinli kız ile tanıştım ve Sugar’a her hafta sadece ücretsiz manikür için geldiklerini itiraf ettiler. Zaten işleri bitince de iyi geceler dileyip mekândan ayrıldılar:) Sonuç olarak Sugar kadınları nasıl iyi hissettireceğini biliyor :)

Son olarak cinsiyet ayrımı yapmaksızın birkaç tavsiye vermek gerekirse, Sugar’ın Cuma günleri Şampanya gecesi de çok ünlü. Ama genel anlamda geç dışarı çıkmayı tercih etmeyenlerin favori mekânı olacağına inanıyorum :)
Adres: Hong Fang Zi, 6/F, 35 Shanxi Nan Lu, Changle Lu’ya yakın / 陕西南路35号6楼, 近长乐路


Şanghay’da Gece Hayatı (#12 – Chicha Lounge)

İrem Hanım imzalı bir yazı daha geliyor.. Kendisi sağolsun son zamanlarda siteye yardımlarını esirgemiyor.. Bu yardımların artarak devam etmesi dileklerimi sunuyor ve sizi Şanghay Gece Hayatı’nın bir başka mekanıyla başbaşa bırakıyorum :)

Şanghay’da gece dışarı çıkmak istiyorsunuz ama kafanız hiç o kulüp müziklerini kaldıracak durumda değil; arka fonda lounge müzikler çalan, sadece arkadaşlarla iki çift sohbet etmek, ve (en önemlisi bence) yaz akşamının ılık havasını koklamak istiyorsanız Chicha Lounge bar tam size göre o zaman… Chicha, Sinan Mansions denilen sitenin içerisindeki mekânlardan biri (alanı çok iyi bilenler için Alchemist’in yanı). Amacınız mekânın ön kapısından girip arka kapısından çıkmak olmalı :)

Arka bahçesi gerçekten güzel düzenlenmiş. Neyse, yerinize kurulduktan sonra, kendilerinin Latin temalı meşhur kokteyllerinden ısmarlayabilirsiniz. Ben de oraya özgü bir kokteyl içmiştim; gerçekten çok hoşuma gitmişti. İçkiden çok sunuş şekli, garsonların kibarlığı gözümden kaçmadı :) (Tabi bu insanlık için küçük, Çin için büyük bir adım. O anlamda belirtmek istedim).

Alkollü içecek fiyatları 65-75 RMB arasında değişiyor. Ayrıca Cuma ve Cumartesi hariç her gün farklı bir konsept de oluşturulmuş, bu çerçevede çeşitli indirimler mevcut. En ünlüsü Pazar günü Chicha’ nın yine spesyellerinden Cheesecake Martini akşam 9’dan gece 1’e fiyat olarak 40 RMB’ ye düşüyor. Hafta içi her gün 5-7 arası Happy Hour denilen aktivite de yine bazı içkiler aynı fiyatla müşterilere sunuluyor.

Eğer çok açsanız ilk kata da atıştırmalık yiyecek getirtiyorlarmış ama Chicha’ya sık sık gidenler üst katında bulunan restoranı da öve öve bitiremiyorlar. Üst kat için emin olmamakla birlikte buraya giderken yer ayırtmaya gerek olduğunu düşünmüyorum :) İlgilisine tavsiye edilir :)

Açık Adres: Luwan Area 33 Sinan Mansions, 47 Sinan Lu, by West Fuxing Rd.  思南路47弄33号, 近复兴西路


Şanghay’dan Kamboçya’ya Kültür Turu

Çin’de her sene Nisan ayının başında QingMing adı verilen özel gün nedeniyle bir kaç günlük bir resmi tatil oluyor. Bu tatilde Çinliler aile büyüklerinin mezarlarını ziyaret ediyorlar, onlar için dua ediyorlar, mezarları temizliyorlar. Yabancılar ise bu tatilden faydalanıp genelde yakın bir yerlere kaçmaya çalışıyorlar. Biz de iki yabancı olarak benzer bir arayış içerisine girmiştik bir ay kadar önce :) İlk hedefimiz Japonya idi.. Meşhur kiraz çiçeği festivalinin de (cherry blossom festival) zamanına denk gelmesi nedeniyle böyle bir plan yapmıştık ama uçak biletlerinin fiyatlarını görünce, ve bunun üstüne Japonya’nın pahalı bir ülke olduğunu da hesaba katınca şimdilik bu geziyi erteledik :)

Japonya’ya alternatif olarak yapacağımız geziyi ise aslında Müge tasarladı.. Veya şöyle diyelim, o başladı, ben devam ettim :) Şansımıza Müge’nin tam QingMing tatili öncesinde Vietnam ve Kamboçya’yı kapsayan bir iş seyahati vardı.. İlk planımıza göre bu seyahat sonrası Şanghay’a dönecek ve burdan tatil yapacağımız lokasyona doğru yola çıkacaktık.. Ne var ki B planına geçtik, ve aslında Müge için iyi de oldu, böylece fazladan bir seyahatten kurtulmuş oldu.. B planına göre yapılacaklar kısaca şöyleydi: Kamboçyadaki iş seyahati sonrası Müge oradaki kalışını 4 gün kadar uzatacak, cuma akşamı itibariyle ben buradan yola çıkacağım, orada buluşacağız ve gezmeye başlayacağız, sonrasında salı gecesi Şanghay’a döneceğiz..

Bu planı başarıyla uyguladığımızı söylemeliyim.. Bir C planına gerek kalmadı yani :) Kısaca özetlemek gerekirse cuma gecesi Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’te buluştuk, cumartesi gününü şehri gezmeye ayırdık, sonrasında pazar sabahı araba ile Phnom Penh’ten Siem Reap’a doğru yola çıktık.. Uzun sayılabilecek bir yolculuk sonrası pazar öğleden sonra Siem Reap’a vardık.. Pazartesi tam günü tapınakları keşfetmeye ayırdık, salı günü ise yarım günlük bir tur sonrası önce Phnom Penh’e, daha sonra ise aynı gece Şanghay’a geri döndük.. Aslında deniz-kum-güneş üçlüsünü içeren tatilleri seven bir çift olarak bu üçlüden sadece güneşi içeren bu tatilden hoşnut kaldığımızı söyleyebilirim.. Çok farklı yerler gezdik, çok farklı duygular yaşadık bu tatil boyunca.. Gelelim detaylara..

Şanghay’dan 30 Mart Cuma akşamı itibariyle, Şanghay Havayollarının FM833 sayılı Şanghay-Phnom Penh uçağıyla saat 19:30da yola çıktım.. Bu arada havaalanında balayına gitmek için benden 3 saat önce uçağa binmeleri gereken sevgili Ömer-Gizem çiftiyle karşılaştım.. Kendilerinin uçaklarında teknik sorunlar olduğu için epeyce bir beklemek zorunda kaldılar, ben bindiğimde hala bekliyorlardı :) Şanghay Havayolları sağolsun Şanghay’dan Kamboçya’ya her akşam direk uçuyor, böylece aktarma sıkıntısı olmadan yaklaşık 4-4.5 saatte Phnom Penh’e varıyorsunuz.. Herhangi bir sorun yaşamadığım uçuş sonrası Kamboçya saatiyle yaklaşık 22:40ta Phnom Penh’e vardım.. Müge sağolsun otelden araba ayarlamış ve hatta arabayla birlikte havaalanına da gelmişti beni karşılamaya :)

Vize konusundan da bahsedeyim kısaca.. Kamboçya bizden vize istiyor öncelikle, ama çok da zorlamıyor :) Vizeyi isterseniz ülkeye girdiğinizde havaalanından, isterseniz yola çıkmadan evvel internet üzerinden alabiliyorsunuz.. Ben, çok afedersiniz, eşşeği sağlam kazığa bağlamayı tercih eden biri olduğum için, ayrıca kuyrukta beklemekten de hoşlanmadığım için internet üzerinden başvurmayı tercih ettim :) Size de aynısını tavsiye ederim, gayet efektif bir şekilde işliyor süreç.. Kamboçya vizesini internet üzerinden almanız için yapmanız gerekenler şöyle: Öncelikle vesikalık bir fotoğrafınızın bilgisayarınızda bulunduğundan emin olun.. Ayrıca 25USD vize ödemesini yapacağınız bir kredi kartınızın da olması gerekiyor.. Bu iki madde ile ilgili sorun yoksa tek yapmanız gereken Kamboçya Dışişleri Bakanlığı’nın e-vize için açtığı internet sitesine girmek, buradaki formu dikkatli bir şekilde doldurmak, resminizi yüklemek, ödemeyi yapmak ve 2-3 gün içerisinde mailinize PDF dosyası olarak gelecek vizeyi beklemek.. Bu vizenin bir kopyasına ihtiyacınız oluyor ama siz gene de n’olur n’olmaz iki çıktı alın :)

Phnom Penh’te kalacağımız otel konusunda herhangi bir araştırma yapmamıza gerek kalmamıştı çünkü Müge’nin iş için kaldığı otelde ekstradan iki gece daha kalacaktık.. Otel ismini şehrin kendisinden almış, “Phnom Penh Hotel” olarak geçiyor.. Lokasyonu merkezi sayılabilir ama ben kendim seçmediğim için ve Müge de odada bir kaç böceğe rastladığı için çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim.. Ülke şartları düşünüldüğünde çok da şikayetçi olmamak lazım tabii öte yandan.. Velhasıl siz gidecek olursanız öncelikle bir araştırma yapın, baktınız kararsızsınız, o zaman bu oteli seçin :) Otele vardığımızda saat epeyce geç olduğu için ve yarın da önümüzde uzun bir gün olduğu için direk uyumaya karar verdik.. Ne var ki açlığımız bunu engelledi :) Oda servisinden yemek söyledik, [beef burger ve steak sandwich gayet lezzetli ve uygun fiyatlıydı bu arada] yemeğimizi yiyip öyle yattık, ne kadar da sağlıklı öyle değil mi :)

Kamboçya’da toplu taşıma gibi bir şey pek olmadığı için size temel olarak iki tane gezme opsiyonu kalıyor: Araba kiralamak veya tuktuk kiralamak.. Tuktuk dediğimiz araçları aslında ben bizim adalardaki faytonlara benzettim.. Boyut olarak minyatür bir fayton düşünün, öndeki atların yerine bir motorsiklet koyun, oldu size tuktuk.. Arkaya 4 kişiye kadar oturabilirsiniz.. Bizim sadece 1 günümüz olduğu için, ve gezilecek de epeyce mekan olduğu için biz araba kiralamayı tercih ettik.. Ben önceden internetten bir araştırma yapmış, Mr. Ben Wee isimli bir şoförün sitesini bulmuş, ve kendisiyle mailleşmiştim.. Hatta kendisiyle cumartesi günü tam günlük bir Phnom Penh turu için 30USD, pazar sabahı ise Phnom Penh’ten Sieam Reap’a gitmek üzere 70USD karşılığı anlaşmıştım.. Ne varki, kendisiyle tanışma fırsatı bulamadık çünkü orada Müge’nin tanıdığı bir şoför ve onun arabasını aynı koşullar altında kiralamaya karar verdik.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gece Hayatı (#11 – The Geisha)

Müjdemi isterim.. Şangay Rehberi yeni bir gönüllü yazar daha kazandı, hem de bu yeni yazarımız sitenin popüler kısımlarından olan “Şanghay Gece Hayatı” konusunda bomba gibi yazılarla gelecek :) Kendisine kısaca “NightKnight” dememizi isteyen yazarımızın ilk yazısı   Şanghay’ın bu aralar favori gece mekanlarından “The Geisha” ile ilgili. Yazıya geçmeden önce The Geisha’nın adresinin “390 South Shanxi Road – Fuxing Road” olduğunu ekleyeyim, kendisine kocaman bir hoşgeldin diyeyim ve sözü hemen NightKnight’a bırakayım :)

Geisha…. Namı diğer Geyşa. Diğer bir şekilde tanımlanırsa, önce Ctrl + C, “The Apartment” , sonra Ctrl + V, Shanxi Nan Lu, Fuxing Lu, biraz photshop ve alın size “Geisha”.

Şangay gece hayatı açısından belki de dünyanın en hızlı tüketiminin yapıldığı yer. Bu yüzdende işletmeciler kendilerini buna adapte etmek zorunda kalıyorlar ve sürekli farklı yerlerde farklı konseptler, alternatifler deniyorlar. Geisha da, “The Apartment”ın işletmecileri tarafından belki de ne olur ne olmaz diyerek açılan böyle bir mekan, Restaurant, Club, Lounge ve Terastan oluşan full konsept.

3. kattaki Sushi bar, Sake lounge ve teras konsepti özellikle bahar ve sonbahar icin tat verecektir. Daha ferah ve rahat, eğer aşırı kalabalık yoksa. Bence “The Apartment” terasından daha iyi. Club kısmının en önemli artısı, barı 3 koldan da sarabiliyorsunuz ve hem siz hakim oluyorsunuz hem onlar size hakim oluyorlar. Restaurant kısmını denemedim ama Şangay’da o kadar güzel yer varken oraya gitmenizi tavsiye etmem :) Müzikler konusunda net bir tarz yok, popüler ve çalan Dj performansına ve sizin o akşam ne kadar keyifli oldugunuza bağlı.

Lokasyon olarak iyi, biraz geride “ Sugar”, geri dön sağa dön dümdüz devam et “Velvet” , oradan Yongfu Lu da, ekürisi olmak üzere diğer geceye devam mekanları, sizi çok fazla uzaklaşmadan alternatif yaratmanizi sağlayacaktır.

Çarsamba akşamları listenizde Ladies Night’tan dolayı düşünebilir ve Cuma/Cumartesi çıktığınızda aklınızın bir köşesinde bulundurabilirsiniz. Mekan çok da eski olmaması sebebiyle sizin Top 10’unuz içerisinde kendine yer bulacaktır diye düşünüyorum. Fazla uzatmadan, detaylar için, bloglar ve “http://www.thegeisha-shanghai.com/”. İyi Eğlenceler.


Şanghay’da Gece Hayatı (#10 – I Love Shanghai)

Gençer’in burda olduğu iki haftalık süre içerisinde hızla sürdürdüğümüz “Şanghay’ın gece hayatını tanıma”, “abi-kardeş iki tek atıp muhabbet etme, dertleşme, dedikodu vs.” konulu çalışmamızda kullandığımız mekanlardan bir tanesi, ve belki de bizden en kötü notu alan mekan “I Love Shanghai” adlı bar oldu. Halbuki lokasyon açısından bize en uygun olan mekanlardan biriydi kendisi. Adresi “1788 Xinzha Lu, Jiaozhou Lu ” olarak geçiyor mekanın. “Dive Bar” adı verilen türde, yani genelde mahalle sakinlerinin (yabancılar çoğunlukta) takıldığı bir bar olarak geçiyor kendisi. Jiaozhou Road kesişimine çok yakın bir İtalyan Restoranının üst katında yer alıyor..

Mekana çıkmak için öncelikle İtalyan restoranının içine girmeniz gerekiyor.. Geç saatte gittiyseniz restoranda oturan gececi elemanlar size garip gözlerle bakabilir, dikkate almayın :) Kapının tam karşısındaki merdivenleri kullanarak üçüncü kata çıkmanız ve mekana girmeniz gerekiyor.. Mekan bir apartman dairesinde bozma bi yere benziyor dersem abartmış olmam sanırım.. Girişte dartların bulunduğu bölüm, girişten sağa dönünce ise barın ve bilardo masasının bulunduğu bölüm var.. Çok etkili bir havalandırması olduğunu söyleyemeyeceğim, bu nedenle biraz dumanaltı oluyor.. Bir de son not meraklısı için, salı geceleri Ladies Night zamanı :)

Not: Resimler çoğu zaman olduğu gibi gene CityWeekend web sitesinden..