Şanghay’ın Yollarında Bir Belgesel

Bu sabah Youtube’da “Arif’in Manchester’a Attığı Gol” videosunu ararken çok güzel bir videoya denk geldim 🙂 Bu video aslında “Yolda” isminde, İz TV kanalında yayınlanan bir belgesel.. Belgeselin yapımcıları, sunucuları, daha doğrusu belki de herşeyi demeliyiz, Yiğit Alpman ve Eren Aybars Arpacık adlı iki arkadaş.. Bu iki arkadaş her bölümde dünyanın farklı bir kentini geziyorlar; sonrasında gezdiklerini, gördüklerini, yediklerini, içtiklerini yarım saat boyunca bizlerle paylaşıyorlar.. Tahmin edeceğiniz gibi benim ilgimi çeken bölüm Şanghay’ı gezdikleri bölüm oldu 🙂 Yarım saatin su gibi akıp geçtiği bu eğlenceli bölümü sizlerle de paylaşmak istedim.. Youtube konusu buralarda sıkıntı olduğu için videoyu Youku’ya yükledim, Yiğit ve Eren’in iznini almadım ama umarım sakıncası yoktur kendileri için, zaten yazıyı yayınladıktan sonra kendileri ile de paylaşacağım 🙂 Orijinal Youtube videosunu da yazının devamında bulabilirsiniz.. Sözü fazla uzatmadan sizleri Yolda belgeselinin “Yolda: Şangay Ekspres” adlı bölümü ile başbaşa bırakayım..

Yukarıdaki Youku versiyonunda program başlamadan önce bir süre reklam izlemek zorunda kalabilirsiniz, maalesef bu konuda yapacak bir şey yok 🙂 Youtube izleyebilecek durumdaysanız sizleri yazının devamına alalım 🙂

Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Japon Hot Pot (Shabu Shabu)

Çinlilerin en sevdikleri restoranlardan birinin de Hot Pot restoranları olduğunu daha önce söylemiştim sanırım.. Kısaca tekrar etmek gerekirse ya masanın ortasına konan ve alttan ısıtılan büyük bir ‘tencere’ vasıtasıyla, veya herkes için ayrı olarak önünüze konan minik tencere vasıtasıyla kaynatılan suyun içine attığınız çeşit çeşit ince kesilmiş etler, sebzeler, otlar vs. karıştırıp yediğiniz bir yemek tarzı.. Özellikle kış aylarında kapalı gişe oynuyorlar bu restoranlar tabiri caizse 🙂 Genelde bu restoranlar yerli oluyorlar ama az da olsa yabancı menşeili olanları da mevcut..

Shabu Shabu adlı Japon restoranı da bunlardan bir tanesi.. Shabu Shabu Huaihai Road üzerinde yer alıyor. “1720 Huaihai Lu, Wuxing Lu” şeklinde geçen adrese ulaşmak için Wuxing Lu kesişiminda taksiden inip 20-25 metre ilerlemeniz veya metro 10 no’lu hattın Shanghai Library durağında inip biraz daha fazla yürümeniz yeterli 🙂 Mekanın dışında Shabu Shabu şeklinde latin harfleriyle yazılmış bir tabela göremeyeceksiniz bu arada, yanlışlıkla geçip de yürümeye devam etmeyin.. Gitmeden önce, eğer bir de haftasonu akşam gidecekseniz “6471-7657” no’lu telefonu arayıp rezervasyon yaptırmanızı kesinlikle tavsiye ederim..

İçeri girince sizi varsa rezervasyonunuza göre uygun bir masaya yönlendiriyorlar.. Masalar biraz değişik burada.. Önce merdivenle iki basamak yukarı çıkıyorsunuz [bu arada ayakkabınızı çıkarmanız gerekiyor, benim gibi ayakkabıyla çıkıp garsonları kendinize güldürmeyin 🙂 ] daha sonra ayaklarınızı masanın altındaki boşluğa sokarak minderin üzerine oturuyorsunuz.. Bir nevi, epeyce sığ bir kuyunun başında ayaklarınızı aşağı salarak oturduğunuzu, ve kuyunun kapağının da masa olduğunu düşünün.. Bilmem anlatabildim mi 🙂

Mekanın en güzel özelliği 88RMB’ye size sınırsız yeme imkanı vermesi.. Bu sayede menüde yer alan her türlü eti, sebzeyi önünüzde kaynamakta olan suda pişirerek  istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz.. Deneyenler bilirler, etler neredeyse zar inceliğinde olduğundan pişmeleri çok kısa sürüyor.. Denediğimiz tüm etleri beğendiğimizi söyleyebilirim.. İçecekleri ayrıca ödemeniz gerekiyor bu arada ama onlar da çok pahalı değil.. Çalışanlar her ne kadar İngilizceleri çok iyi olmasa da, gayet güleryüzlü ve ilgili.. Mekanda kredi kartı geçmiyor..


Şanghay’da Şanghaylılarla Hot Pot Tecrübesi

Bu sene başlarında bir uçak yolculuğu esnasında tanışmıştık Bay Hu ve ailesiyle.. Çok uzun süre sohbet etme şansımız olmamıştı ama daha sonra tekrar görüşebilmek için sözleşmiştik.. Doğma büyüme Şanghaylı olan Bay Hu, genelde iş seyahatleri nedeniyle Şanghay dışında olsa da mailleşmelerle sürmüştü arkadaşlığımız.. Hatta Şanghay’daki 23 Nisan kutlamalarına davet ettiğimizde hasta olmasına rağmen eşi ve ikizlerini alıp gelmiş, hem kutlamalardan hem de Türk yemeklerinden epeyce memnun kalmıştı.. Araya giren yaz mevsimi, iş seyahatleri vs. derken bir türlü uzun soluklu görüşme fırsatı bulamamıştık kendisiyle.. En sonunda geçtiğimiz cuma akşamı bu fırsatı yakaladık.. Bay Hu’nun davetine icabet göstererek önce evlerine gittik, sonra da beraberce bir restorana giderek sohbeti yemek eşliğinde sürdürdük..

Bay Hu, kendisinin taksi şoförüne göstermem için bana Çince yazıp yolladığı ev adresini araştırıp Line-3 üzerindeki bir metro istasyonuna yakınlığından ona bahsedince epeyce etkilendi.. E ne de olsa 1 yıllık Şanghaylı sayılırım 🙂 Evlerinde Guanzhou’dan Şanghay’a onları ziyarete gelen bir arkadaşı ve onun ailesi de vardı.. Öncelikle Bay Hu’nun oğlu tarafından evleri bize gezdirildi, sonrasında salona buyur edildik.. Genelde Şanghaylı ailelerin buluşmalarında akşam üzeri evde yenen kuruyemişler ve meyvenin ardından asıl yemek için dışarı çıkılırmış.. Biz de salon sehbasının üzerinde duran çeşitli meyveleri, yemişleri tadıp, yeşil çayımızı içtikten sonra restorana doğru yol aldık.. Ha bu arada, Bay Hu’nun kızının kısa bir piyano resitaline, arkadaşı Walter’ın kızının ise dans gösterisine şahit olduk, epeyce bir fotoğraf karesine de girdik 🙂

Bay Hu ve eşi, çocuklarını yetiştirirken onlara mümkün mertebe baskı yapılmaması taraftarılar.. Çocuklarının hayata çok geniş bir açıdan bakmalarını sağlamaya çalışıyorlar.. O nedenle çocukların sadece derslerdeki başarılarına odaklanmasından ziyade onların farklı aktivitelere katılmasını tercih ediyorlar.. Piyano dersi aldırıyolar, yüzme kursuna gönderiyorlar, bir çok farklı konuda okumaları için onlara kitaplar alıyorlar vs.. Çocuklarını gördüğünüz zaman çok başarılı yetiştirildiklerini hemen anlıyorsunuz.. Aileler bir araya geldiğinde çocuklar serbest bırakılıyor, gönüllerince (bir yere kadar tabii) oynamalarına izin veriliyor, bu arada ebeveynler sohbet ediyorlar.. Arada çocuklar da sohbete katılıyor, ama hiç bir zaman onlara çocuk muamelesi yapılmıyor, birer yetişkin gibi sorular soruluyor, cevaplar veriliyor..

Bizi davet ettikleri restoran Hot Pot adı verilen ve Şanghay’da epeyce bulabileceğiniz bir nevi uzakdoğu ocakbaşı diyebileceğimiz bir mekan idi.. Genelde bu mekanlarda ağır bir yemek kokusu olabiliyor ama bizim gittiğimiz yer gayet havadar, ve herhangi bir kötü kokuya sahip olmayan bir yerdi.. Öncelikle mekanı beğendiğimizi söyleyeyim yani 🙂 Restoran bölümündeki masaların dışında özel bir oda için rezervasyon yaptırmıştı Bay Hu, çünkü katılan bir aile daha olacağı için biraz kalabalık olacaktık.. Bay Hu’nun başka bir iş arkadaşı, eşi ve kızı da bize restoranda katıldı ve toplam 13 kişilik bir grup olarak bize ayrılan odaya geçtik.. Odanın içinde büyük bir masa ve masanın iki ucunda masanın içine gömülü iki adet büyük tencere vardı..

Hot Pot’un temel mantığı bu içi su dolu büyük tencereleri sürükli ısıtarak kaynar suyun içine istediğiniz sebzeyi, eti vs. atıp pişirerek yemek.. Menüden neler istediğinizi seçiyorsunuz önce.. Onlarca farklı şey seçebilirsiniz.. Karnıbahardan çeşit çeşit mantarlara, koyun etinden balık etine [ hatta meraklıları için domuz beyni bile var 🙂 ] kadar herşey mevcut.. Koyun etleri özel olarak Moğolistan’dan getiriliyormuş bu arada.. Bay Hu ve arkadaşları sağolsunlar bizim hassasiyetlerimize uygun olarak ısmarladılar her şeyi.. Çeşit çeşit et ve sebze sırasıyla geldi önümüze.. Biz de gelen ürünleri yavaş yavaş kaynayan suya atarak karnımızı doyurmaya başladık.. Bu arada Bay Hu’nun arkadaşının eşi de (İngilizce bilmemesine rağmen çok sıcakkanlı birisiydi o da) neredeyse bizi eliyle besledi.. Bu arada gene bir çok fotoğraf çekinmeyi de ihmal etmedik 🙂

Gelen yemekler bize fazlasıyla yetti ve hatta arttı.. Yemek haricinde özellikle Bay Hu ile yaptığımız sohbet, onun hayat görüşü, çocuklarının eğitimine bakış açısı gibi konular bizi epeyce etkiledi.. Diğer arkadaşlarla dil problemi nedeniyle kurabildiğimiz kısıtlı iletişime rağmen hepsi çok ilgili ve yakın davrandılar.. Çocuklarla da gayet iyi anlaştık, süper Çincemle kendilerini epeyce güldürdüm 🙂 Bay Hu onun davetlisi olduğumuzu söyleyerek ısrarlarımıza rağmen hesaba katkı yapmamıza izin vermedi, sonrasında Türk restoranı davetimizi kabul edince biz de ısrarı bıraktık ve kendisine teşekkür ettik 🙂 Gecenin sonunda ise gene itirazlarımızı kabul etmeyerek bizi evimize kadar bırakması Çin konukseverliğinin Türk konukseverliğinden pek de farklı olmadığını bizlere gösterdi..