Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Cairns)

1 Ekim Perşembe sabahı Sydney Havaalanına vardığımızda Jetstar Havayollarının önünde epey uzun bir kuyruk olduğunu gördük ve hemen sıraya girdik. İşin güzel tarafı kuyruk hızlı bir şekilde ilerliyordu. Jetstar personeli yolcuların checkin işlemlerini gayet seri bir şekilde yapıyor ve sıra hızla bize geliyordu. Bizim işlemlerimiz de hemen bitti, bavullarımızı verip biletlerimizi aldık. Hemen arka tarafta bulunan cafede hızlıca kahvaltımızı yaptıktan sonra güvenlik kontrol noktasından geçip uçağımızı beklemeye başladık.

Saat 12:05 itibariyle havalanan uçağımız bizi öğleden sonra saat 3 gibi Cairns Havaalanına indirdi. Uçaktan iniş, bagaj alım bölümüne gidiş, bavulların gelmeye başlaması… Hemen herşey gayet hızlı bir şekilde ilerliyordu burada da.. Ta ki bizim bavullardan birinin uçaktan çıkmadığını farkedene kadar 🙂 İki büyük bavulumuzdan biri gelmiş, diğeri ise ortalıkta yoktu. Tüm bavulların çıkmasını bekleyip durumdan emin olduktan sonra hemen yakındaki Jetstar masasına başvurduk.

Masada ilgili kimse olmadığı için ordaki telefondan içeriyi aradık ve en kısa zamanda bir görevlinin geleceğini söylediler. Gelen görevliye durumu anlattık, kendisi önce bavul ile ilgili bilgileri ve bizim iletişim bilgilerimizi aldı. Normalde, bavulun Sydney’de hemen bulunması durumunda ilk uçakla gönderileceğini, ve otelimize kadar getireceklerini söyledi. Bize günün keyfini çıkarmamızı, endişe etmememizi söyledi.. Tabii benim bütün kıyafetlerim o bavul içinde olduğu için endişe etmemem biraz zordu 🙂

Tek bavulumuz ile birlikte havaalanından çıktık ve bir taksiye atlayarak otelimizin yolunu tuttuk. Cairns sahiline yakın Ibis Styles adlı oteli tercih etmiştik, yaklaşık 22AUD tutan kısa bir taksi yolculuğu sonrası otele vardık. Oteldeki checkin işlemlerinin hemen ardından kalacağımız iki gün boyunca yapmayı planladığımız turlar için resepsiyondan yardım istedik. Biraz stresliydik çünkü Sydney’deyken Great Barrier Reef turu için mail attığım 4-5 tur şirketinin hiçbirinde yer bulamamıştık.

Lafı gelmişken Great Barrier Reef ile ilgili de kısa bir bilgi vermeye çalışayım. Türkçeye “Büyük Bariyer Resifi” şeklinde çevirebileceğimiz bu yapı aslında Avustralya’nın doğu kıyılarında yer alan devasa mercan kayalıklarına verilen isim.. 2300 km boyunca uzanan bu mercanlar dünyanın yaşayan en büyük organizması olarak nitelendiriliyor ve uzaydan bile göründüğü söyleniyor. Bizim de tabii Cairns’e gelme nedenlerimizden en önemlisiydi 🙂

Resepsiyondaki görevli bir kaç yeri aradıktan sonra bize Cumartesi günü için müsait olan bir tur buldu. Quicksilver adlı tur şirketinden Port Douglas limanından kalkacak turu için iki kişilik yeri ayırttık, ödememizi yaptık ve içimizi rahatlattık. Buraya kadar gelip de bu tura çıkamamak epey moral bozucu olabilirdi 🙂 Gerçi akşam ilerleyen saatlerde Cairns sahiline indiğimizde bir çok tur şirketinin ofisi olduğunu görecektik. Genelde 100AUD ile 200AUD arasında değişen fiyatlarla günlük tekne turunuzu almanız mümkün. Ama son güne kalmamanızı öneririm tabii, ne olur ne olmaz 🙂 Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Avustralya’ya Uzun Bir Seyahat (Sydney)

Çin’de her sene Ekim başında ülkenin milli bayramı sebebiyle bir haftalık resmi tatil uygulanıyor. Bu bağlamda Çinliler genelde memleketlerine, yabancılar da tatil mekanlarına gidiş için bir fırsat olarak kullanıyorlar bu tatili. Biz de aynı şekilde düşündük ve aldığımız ek izinlerle bu tatili iki haftaya çıkardık. İki haftalık bu uzun tatil için de hedef olarak Avustralya’yı seçtik. Hazırlıklara aylar önceden başladık çünkü Avustralya’nın pahalı bir ülke olduğunu biliyorduk ve erken alınan biletler ve yapılan rezervasyonlarla mümkün mertebe uygun fiyatlara ulaşmak istiyorduk. Planlamamızı yaparken iki haftada dört yer gezebileceğimizi düşündük ve rotamızı Şanghay –> Sydney –> Cairns –> Uluru (Ayers Rock) –> Melbourne –> Şanghay şeklinde çizdik. Öncelikle Şanghay-Sydney gidiş ve Melbourne-Şanghay dönüş biletlerimizi Air China’nın direk uçuşlarıyla ayırtttıktan sonra Avustralya vizesine başvurduk.

Vize başvuru süreci çok zor olmadı. Konsolosluğun ilgili web sayfasından ilgili dokümanları basıp, doldurup, gene aynı sayfadan alacağınız randevu ile yetkili vize acentesine gidiyorsunuz. Formları ve belgeleri teslim edip ödemeyi yapıyorsunuz. Sonrasında mail adresinize gelecek olan yanıtı/vizeyi bekliyorsunuz. Pasaportunuzu acenteye bırakmanıza gerek yok, göstermeniz yeterli, çünkü Avustralya vizesi elektronik bir vize, online olarak çıkıyor ve ilgili yerlerde (havaalanı, pasaport polisi vs.) de bu şekilde kontrol ediliyor. Vizelerimiz ile ilgili olumlu yanıt içeren emaili yaklaşık 10 iş günü içerisinde aldık ve kalan kısımları planlamaya başladık. Bu bağlamda önce Avustralya içerisinde ulaşımımızı sağlayacak uçuşlar için biletleri aldık. Öncelikli olarak Jetstar havayollarını kullandık çünkü en uygun fiyatlar buradaydı. Sadece Cairns-Uluru arasında çok seçeneğimiz olmadığı için Quantas Havayollarını kullanmak zorunda kaldık.

Uçak biletlerini hallettikten sonra sıra konaklama kısmına geldi. Konaklama için bugüne kadar hep otelleri tercih etmiştik ama bu sefer bir çılgınlık(!) yapalım dedik ve son zamanların popüler sitesi AirBnb aracılığıyla Sydney günlerimiz için bir ev kiraladık. Bilmeyenler için kısaca özetlemek gerekirse AirBnb dünyanın herhangi bir noktasında, insanların evlerini kısa süreli kiralamalarına aracılık yapan bir site. Bizim ilk tecrübemiz olacağı için seyahatimizin Sydney ayağında kullandık sadece, diğer şehirler için uygun fiyatlı otelleri tercih ettik. Sydney’deki tecrübemizden sonra AirBnb’yi sonraki seyahatlerimizde de kullanmaya karar verdik, herkese de tavsiye ederiz 🙂

Yolculuğumuz 26 Eylül Cumartesi akşamı, Air China’nın CA175 sefer sayılı uçağının Pudong Havaalanından hareket etmesiyle başladı. Yaklaşık 10 saatlik yolculuğun ardından Pazar sabah saat 8 gibi Sydney’e vardık. Şanghay ve Sydney arasında sadece iki saat fark olduğundan herhangi bir jetlag problemi yaşamadık. Pasaport kontrolden geçip bavullarımızı aldıktan sonra öncelikle havaalanındaki Optus şubesine gidip iki hafta boyunca kullanabileceğimiz telefon ve Internet paketini satın aldık. Günlük 2AUD ödeyerek alacağınız 15 günlük paket size her gün 500MB Internet ve sınırsız yurtiçi konuşma olanağı sağlıyor. Tabii ki bizim için önemli olan Internet idi 🙂 Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Taipei’e Bayram Seyahati

Şanghay’da yaşamaya başladığımızdan beri (ortalama 6 sene diyelim) Çin’in etrafındaki, özellikle güneyinde ve doğusundaki, bir çok ülkeyi ziyaret etme şansını yakaladık.. Geriye kalan ülkelerden Tayvan’ı da geçtiğimiz hafta görme şansı bulduk.. Çin’de Haziran ayında kutlanan Dragon Bot Bayramı nedeniyle verilen bir günlük resmi tatile bir gün de biz ekleyerek, haftasonuyla da birleştirip, 4 günlük bir kaçış planı yaptık kendimize.. Bu plan için hedefimiz Tayvan’ın başkenti Taipei oldu.. Cumartesi sabahı gidip salı günü öğleden sonra dönecek şekilde biletlerimizi aldık, otel rezervasyonumuzu yaptırdık ve cumartesi sabah havaalanına doğru yola çıktık.. Air China’nın 11:30’da kalkan uçağı ile sıkıntısız bir yolculuk yaparak seyahatimize başladık..

Tayvan Taoyuan Uluslararası Havaalanı’na saat 13:00 gibi iniş yaptık. Uçaktan indikten sonra önce çoğunluğu takip ederek, sonra da işaretlere bakarak kolayca Vize Ofisi’ne ulaştık. Vize Ofisi pasaport kontrol noktasından hemen önce konumlandırılmış. İçerdeki görevli bayan bize birer adet başvuru formu verdi, biz de kendisine birer adet vesikalık fotoğraf verdik. Biz formu doldururken o da vizelerimizi hazırlamaya başladı.. İşlem oldukça kısa sürdü, ve ödeme kısmına geldik.. Nakit ödemek isterseniz, iki kişi için, 1600NTD (New Taiwan Dollar – Yeni Tayvan Doları) ödemeniz gerekiyor. Kredi kartı ile ödemek isterseniz 1636NTD oluyor vize ücreti.. Biz kredi kartı ile ödedik, vizeler basılmış şekilde pasaportlarımızı geri aldık ve hemen ilerdeki pasaport kontrol sırasına girdik.. Biraz ilerleyince farkettik ki, “arrival card” yani Tayvana giriş formunu almamışız.. Ben hemen sıradan çıkıp yan taraftaki masalarda bulunan formlardan iki tane alıp getirdim.. Sırada ilerlerken bir yandan da bu minik formları doldurduk, imzaladık.. Pasaport polisine formu, ve pasaportunuzu teslim ediyorsunuz, bu esnada bir de parmak izinizi alıyorlar ve kısa süren süreç sonrası işlemler tamamlanmış oluyor..

Pasaport kontrolünden geçtikten sonra aşağı indik ve bizi beklemekte olan bavullarımızı aldık.. Bavulları alıp dışarı çıkmadan hemen önce gördüğümüz döviz bürosunda para bozdurmaya karar verdik.. USD-NTD kurunun yaklaşık 34 olduğunu gördüm ve bu kurdan bir miktar NTD aldık.. Sonrasında hemen çıkıştaki döviz bürolarında da kurun aynı olduğunu görünce biraz rahatladım 🙂 Bu arada para bozduracaksanız havaalanında bozdurmanızı tavsiye ederim çünkü otellerde ve diğer yerlerde kuru daha düşükten hesaplıyorlar.. Bankalarda durum nedir bilemiyorum tabii, haftasonu gittiğimiz için bankalar kapalıydı.. Yazıda vereceğim fiyatlar NTD cinsinden olacak, RMB olarak hesaplamak için 5’e, TL olarak hesaplamak için ise 12’ye bölebilirsiniz 🙂

Bavulları alıp çıktıktan sonra sağa döndük ve otobüs duraklarına doğru ilerledik.. Bu arada ben raylı sistem kullanmayı düşünüyordum ama sorduğumuz yetkililer şehir merkezine otobüsle gitmenin daha mantıklı olduğunu söyleyerek beni ikna ettiler 🙂 Bunun üzerine 1819 numaralı otobüs için 125 NTDlik biletlerden iki adet aldık ve dışarı çıkarak otobüsün sırasına girdik.. Gelen otobüsler epey konforluydu, usb şarjından tutun da kablosuz internete (çok stabil değil ama olsun) kadar her türlü konfor vardı 🙂 Otobüsle, rotasının son durağı olan Taipei Main Station’a gidip ordan kırmızı metro hattı vasıtasıyla iki durak gitmeyi ve sonrasında otele yürümeyi planlamıştık, ki böyle de yaptık.. Ama daha sonra farkettik ki otobüsün duraklarından “Ambassador Hotel”de inip otele direk ordan yürüyebilirmişiz.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Gençerle Yine Yeni Yeniden

Siteyi uzun zamandır takip eden, ayrıca hafızası da afedersiniz fil gibi kuvvetli olanlar üç sene önce kardeşimin buraya yaptığı ziyareti, o ziyaret sırasında ve sonrasında yazdığım yazılardan hatırlayacaktır 🙂 2011 senesinin Temmuz ayında Şanghay’ı tek başına ziyaret eden sevgili Gençer, Şanghay’ın yazından, dişinin pörtlemesine rağmen, çok memnun kalmış olacak ki, ikinci ziyaretini de gene bir Temmuz ayında yapmaya karar verdi ve geçtiğimiz ayın son haftasını, bu sefer kız arkadaşı ile birlikte Çin’e ayırmaya karar verdi ve bir hafta boyunca Şangay ile Pekin’in altını üstüne getirdiler 🙂 Ben de kısaca neler yaptığımızı burada anlatayım dedim, belki okuyanlara da ileride gelecek misafirleri için bir fikir olur 🙂

sangay-gencer-0

İlk gün, yani cumartesi günü, öğleden sonra misafirlerimizi havaalanında karşıladım, taksiye bindirdim, eve getirdim.. Müge evde bekliyordu bizi, hoşgeldinler beşgittinler, kısa bir sohbet muhabbet derken akşam oldu ve akşam yemeği için Wujiang Road’a yürüdük.. Orada, hep gördüğümüz daha önce hiç denemediğimiz Gyu Jin isimli Japon Hot Pot Restoranını denedik ve gayet memnun kaldık.. Sonrasında hemen karşıdaki Starbucks’tan kahvelerimizi aldık ve bir taksiye atlayarak Bund’a, yani nehir kıyısına gittik.. Varınca gördük ki mahşeri bir kalabalık var o akşam, tüm kent akın akın nehri iniyor.. Bunun üzerinde kısaca orada takıldık ve taksi de bulamayınca, önce ara sokaklardan, sonra da East Nanjing yaya yolundan yukarı doğru People Square istikametine yürümeye başladık.. People Square’in oralarda taksi bulabildik neyseki ve yolun masaj salonuna kadar olan son kısmını taksiyle geldik.. Yili Shirley Massage adlı masaj salonunda ayak masajı yaptırdık ve hem akşamki yürüyüşün hem de misafirlerimizin gelddiği uzun yolun verdiği yorgunluğu üzerimizden atmaya çalıştık.. Masaj sonrası tüy gibi olan ayaklarımızla eve kadar yaptığımız kısa yürüyüş hiç kimseyi yormadı.. Saat geç olmuştu ve yatma zamanıydı..

sangay-gencer-1

İkinci gün kahvaltı sonrası Şanghay’ın meşhur Antika Caddesi’ni ziyaret ettik.. Buradaki sokakları uzun uzun gezdikten (detayları için ayrıca bir yazı yazacağım inşallah) sonra yakın mesafedeki Xintiandi’ye yürüdük.. Orada biraz soluklandık, bir cafede oturup pasta/kek yedik, çay/kahve içtik ve sonrasında Xintiandi içerisinde dolaşmaya başladık.. Sonraki hedefimiz akşam yemeği için gideceğimiz Din Tai Fung adlı restoran idi, bunun için Xintiandi girişinden taksi tuttuk ve Portman-Ritz Carlton otelinin ortasındaki avluda bulunan restorana doğru ilerledik.. Restoranın imza ürünü olan dumplinglerden epeyce söyledik ve tıka basa yedik.. Restorandan çıktığımızda yağmur başlamıştı, biraz bekledik ama baktık yağmur durmuyor, başladık yürümeye, neyseki fazla ıslanmadan bir taksi bulduk ve eve döndük.. Evde biraz soluklandıktan sonra The House of Blues&Jazz adlı mekana doğru yola çıktık.. Jazzseverler için ideal bir seçim olan bu barda içeceklerimizi yudumlarken, gecenin süprizi olarak Kervan Restoran’ın işletmecisi sevgili Uğur’un da kısa bir davul gösterisine şahit olduk, kendisini epeyce alkışladık 🙂 Saatler gece yarısını geçerken eve dönme zamanı gelmişti.. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’da Bisiklet Turu (Wheely Bike Tours)

Şanghay’ı alternatif ve biraz da heyecanlı bir şekilde gezmek istiyorsanız, size şehirde bir bisiklet turu yapmanızı önerebilirim.. Bu tur, özellikle kenti gezmek için çok fazla zamanı olmayanlar, öte yandan bu kısıtlı zamanlarında Şanghay’ın gerçek tadını yakalamak, farklı yerlerini görmek isteyenler için çok faydalı olacaktır.. Bugüne kadar burayı ziyaret eden arkadaşlarımızdan dört tanesinin denediği ve hepsinin de gayet memnun kaldığı bu turu sitede de yazmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.. Kısmetse Gençerler geldiğinde onlara da bir tur ayarlayacağım bakalım 🙂

Kenti size bisiklet üzerinde gezdiren bu tur şirketi Wheely Bike Tours adını taşıyor.. İlk başta tahmin edebileceğiniz [edemezseniz fotoğrafları görünce bisiklet renginden kesin bileceksiniz 🙂 ] üzere Hollandalı arkadaşların verdiği bir hizmet bu.. Aslında kısa bir süre öncesine kadar Şanghay’da bu tür turları düzenleyen iki adet Hollandalı şirket vardı.. Sonrasında güçlerini Wheely Bike Tours adı altında birleştirme kararı aldılar, ki bence gayet iyi yaptılar 🙂 An itibariyle Ellen, Mirka ve Cindy adlı bu üç Hollandalı bayan tur rehberleriyle birlikte sizlere keyifli ve heyecanlı bir şehir turu yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar 🙂

Bu arada bisiklet tecrübesi az olanlar veya hiç olmayanlar için Şanghay’da bisiklet kullanmanın Amsterdam’da bisiklet kullanmaya benzemediğini de belirteyim 🙂 O nedenle tur esnasında dikkatli olmanızı, ellerini bırakıp gitmek, bir yandan bisiklet sürüp bir yanda telefonla konuşmak, kalabalık caddelerde ilerlerken selfie çekmeye çalışmak gibi cambazlıklar yapmamanızı öneririm 🙂 Tur boyunca rehberiniz ve Ellen sizlerin güvenli bir şekilde bisikletinizi sürebilmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar tabii ama sizin de tabii onlara yardımcı olmanız gerekiyor..

Wheely Bike Tours size farklı tur seçenekleri sunuyor.. “Shanghai Highlights”, “Former French Concession”, “Lilong & Shikumen”, “Hongkou” ve “Wake Up Shanghai!” adlı bu turların detaylarını web sitelerinde inceleyip istediğinizi seçebilirsiniz.. Bizim misafirlerimiz Shanghai Highlights turunu almışlardı, ama diğer turlar da gayet güzel görünüyorlar.. Turların fiyatları kişi başı 250-350RMB arasında değişiyor.. Bunun dışında eğer kalabalık bir grupsanız sadece size özel bir tur için Wheely ile konuşup, sizi istediğiniz bölgelerde gezdirmelerini de sağlayabilirsiniz.. Sonuç olarak söyleyebilirim ki, Şanghay’ı bisikletle gezmek isteyenler için Wheely Bike Tours çok başarılı bir hizmet sağlıyor..


Şanghay’dan Huangshan’a 3 Gün 2 Gece

Şangay Rehberi yeni bir misafir yazar kazandı.. Sevgili arkadaşımız Tuba’ya hoşgeldin diyorum öncelikle 🙂 Kendisi geçtiğimiz haftalarda haftasonunu pazartesi ile birleştirerek yaptığı 3 günlük Huangshan kaçamağını anlatacak bizlere.. Tuba’nın yazdıklarını okuduktan ve anlattıklarını dinledikten sonra biz de Müge ile aynı seyahatten, belki iki günlük versiyonundan, yapmaya karar verdik bile.. Ha ne zaman yaparız onu bilemiyorum 🙂 Sizleri Tuba’nın Huangshan izlenimleri ve gezi notları ile başbaşa bırakıyorum,kendisine çok teşekkür ediyorum bu güzel yazıyı hazırladığı için.. Bu arada son bir not, Tuba’nın bilgisayarının klavyesi İngilizce, bundan ötürü yazıda Türkçe karakterleri göremeyeceksiniz, dil takıntılı biri olarak çok içim gitti ama yazı uzun olduğu için tek tek düzeltmeyi gözüm yemedi walla 🙂 

Oncelikle bu siteye yazi yazabildigim icin cok mutluyum, site sahiplerini cok seviyorum o baska ama Asya’ da herhangi bir yere Onlardan once gidebilmis olmanin hakli gururunu da yasiyorum 🙂 Gidilen yerin ismi Huangshan (Yellow Mountain), bolge Anhui, Cin’ de bulunan en guzel daglardan biri. Hersey bir Cinli arkadasim ile acaba 2-3 gunluk bir yerlere gitsek mi muhabbeti ile basladi, oncelikle Harbin soz konusuydu ama hem sogukluk hem de daha fazla zaman gerektigi gerekcesiyle rotamizi cok methini duydugumuz Huangshan’ a cevirdik. Birkac yer ile fiyatlari check ettikten sonra sonunda yanimda Cinli birinin olmasinin verdigi guvenle local turda karar kirdik (fiyat farki cok oldugu icin). Soyle bir fikir vereyim, 3 gunluk tur icin yabancilara servis veren bir agenta 3500 rmb isterken (tabiki Ingilizce bilen tur rehberi ve ozel araclarla servis gibi luksleri var) biz local turla yaklasik 1000 rmb civarinda bir fiyat odedik.

Local turun ismi :中国国旅, [maalesef Ingilizce ismi yok 🙂 ]
Odenen miktar : turun bedeli 688 rmb idi ama biz 4 star otelde kalmak istedik o yuzden 140 rmb fark odedik. Bir de sigorta yapiyorlar (yabancilar icin 30 rmb, Cinliler icin 10 rmb)

Yani toplamda odedigim miktar seyahate baslamadan once 858 rmb oldu. Bunun yaninda cable car ve bazi yerlere giris icin ekstra ucret odemeniz gerekiyor, yeri gelince o bilgileri de verecegim. Bu tur fiyatina hicbir yemek ogununun dahil olmadigini belirtmek isterim, herseyi kendiniz karsiliyorsunuz. Bu kismi benim icin biraz zordu cunku hem local turla gidiyorduk hem de nasil bir yerde kalacagimizi bilmiyorduk, bu yuzden seyahate gitmeden once biraz alisveris yaptik, abur cubur seyler. Bir de her zamanki gibi ben yanima ekstra bir suru sey alarak 2 gunluk seyahat icin kucuk bir bavul hazirladim, tabiki o zaman bu bavulu dag basina goturemeyecegimi bilmiyordum 🙂 Hikayenin gerisini asagida bulacaksiniz:

1.gun (Cumartesi, 28 Aralik) : 6.30’ da People Square’de verilen adreste bulusma. Tur otobusleri cok luks degil ama 5-6 saatlik seyahatten sonra herhangi bir bel agrisi falan cekmedim, o yuzden en azindan rahatti diyebilirim. Aslinda dusuk sezon oldugu icin biz kac kisinin tura katilacagi konusunda emin degildik ama Cin’ de herhangi bir yerin dolu olmama ihtimalini atlamisiz, otobus full du ve genellikle biz yasli insanlarla seyahat edecegimizi dusunurken, %90’ ini genc ciftlerden ya da arkadas gruplarindan olusuyordu.
Cok sevimli, Huangshan’ in icinden olan bir tur rehberimiz vardi, Cince ismini soylemek zor oldugu icin ben ona Tomas adini taktim 🙂 Tabiki Tomas uzun bir konusma yapip turla ilgili bilgiler verdi (hepsi Cince). Beni en cok ilgilendiren kismi, bavullari dag tepesindeki otele goturemeyecegimiz ve Anhui icinde bir otele birakmamiz gerektigini soyledigi kisimdi. Benim gibi bir insan icin esyalarim olmadan bir otelde kalmak mumkun degil diye dusunurken bir baktim ki neredeyse ufak bir el cantasi ve ufak bir sirt cantasiyla dag basina cikmisim bile ve Tomas’ in ne demek istedigini ancak dagda merdivenleri cikarken sik sik mola vermek zorunda kaldigimiz zaman anladik. Degil bavul tasimak, ufak bir sirt cantasi bile fazla yuk bayanlar icin 🙂

5-6 saatlik bir yolculuktan sonra bavullari ve ekstra esyalari Anhui’deki bir otele biraktiktan sonra (parca basina 10 rmb oduyorsunuz bunun icin) cable car’a binmek icin once otobuse biniyorsunuz, 25 dakikalik kisa bir yolculuktan sonra cable car’a binip daga dogru cikiyorsunuz, iste bu manzara gorulmeye deger, butun yorgunlugunuzu unutuyorsunuz. (Cable car icin kisi basi 65 rmb odemeniz gerekiyor.) Ama o zaman daha herseyin yeni basladiginin ve bizi nasil bir yolun beklediginin bilincinde degildik. Yazının devamı için tıklayın…


Şanghay’dan Vietnam’a (Hanoi – Ha Long Bay)

Ho Chi Minh City’den Hanoi’ye uçuş yaklaşık olarak 2 saat sürüyor. Acil çıkış koltuğu bulamadığımızdan benim için pek konforlu bir yolculuk olduğunu söyleyemem ama gene de bir şekilde uyuklamayı başardım 🙂 Hanoi’ye indikten sonra hemen bavullarımızı aldık ve dışarı çıktık. Her ihtimale karşı kalacağımız otelden bizi almalarını istemiştik, otelin şoförünü hemen çıkışta bizi beklerken gördük ve kent merkezine doğru yol almaya başladık.

Hanoi Havaalanı’ndan kent merkezine yolculuk yarım saatten fazla sürdü. Otel olarak merkezde yer alan, Tripadvisor notları yüksek, fiyatı ise düşük olan Charming 2’yi tercih ettik ve herkese de kesinlikle tavsiye ederiz. Otele email atarak direk rezervasyon fiyatını da sormanızı tavsiye ederim, bizim şansımıza Agoda‘dan bile uygun fiyat bulduk 🙂 Bir de üzerine odamızı upgrade ettiler, daha ne isteyelim 🙂 Benim en çok hoşuma giden özellikleri odalarında bilgisayar olması, tabii bunun dışında kablosuz internet bağlantısı da mevcut, bir de son olarak tuvaletleri Türk gelenek göreneklerine uygun şekilde tasarlanmış 🙂

Otelin son derece güleryüzlü ve yardımsever personeli tarafından karşılandık, hızlı bir şekilde odamıza yerleştirildik ve hemen esyalarımızı yerleştirip şehir turu amacıyla aşağı indik. Resepsiyondan bir şehir haritası istedik, sağolsun ordaki arkadaş harita vermekle kalmadı, bize nereleri nasıl bir rota ile gezmemiz gerektiği konusunda da güzel bir bilgi verdi. Sonuç olarak, elimizde harita, yola koyulduk..

İlk amacımız bir sonraki gün yapacağımız Ha Long Bay turu için ödeme yapmak üzere Indochina Junks firmasının ofisini bulmaktı. Harita okuma konusundaki üstün yeteneğim sayesinde burayı bulmak hiç de zor olmadı 🙂 Ödemeyi yapıp turla ilgili bilgileri aldıktan sonra şehir turumuza devam ettik. Günü, otel etrafındaki, yani şehir merkezindeki (Old Quarter) yolları yorulana kadar yürümekle geçirdik (en çok Hoan Kiem Gölü etrafında takıldık),  ve sonrasında otelin yolunu tuttuk. Asıl amacımız olan Ha Long Bay turuna yorgun başlamak istemediğimizden dolayı erkenden yattık 🙂

Sabah 7 gibi kalkıp otelin restoranına indik. Açık büfe kahvaltıları yok ama açık büfe kadar, hatta belki de daha doyurucu ve lezzetli bir kahvaltı yaptığımızı söyleyebilirim. Kahvaltı sonrası eşyalarımızı toparlayıp çıkış yapmak üzere aşağı indik. Bu arada otel bize bir güzellik daha yaptı. Ha Long Bay turu sonrası bir gece daha burada kalacağımız için bavullardan birini burada bırakmak istedik. Otelin yaklaşımı gayet pozitif oldu ve bavulumuzu odada bırakmamızın yeterli olacağını söylediler.

Saat 8’de bizi otelden alıp Ha Long limanına götürecek servis minibüsüne bindik. Bizden başka sadece bir çift daha olduğu için rahat ve konforlu bir yolculuk yaptığımızı söyleyebilirim. Hanoi’den Ha Long’a gidiş yaklaşık olarak 3.5 saat sürüyor. Öğlene doğru limana vardık ve kısa bir bilgilendirmenin ardından bizi bekleyen Dragon’s Pearl II adlı tekneye doğru ilerlemeye başladık. Ha Long Bay turu için pek çok seçenek var. Biz seçimimizi gene Tripadvisor yorumlarını okuyup, resimleri ve fiyatları inceleyip yaptık ve sonuç olarak Indochina Junks adlı şirketin 2 gecelik turunda karar kıldık.

Yazının devamı için tıklayın…