Posts tagged: turistik

Şanghay’da Geçen Filmler (The Painted Veil)

Geçtiğimiz günlerde başladığım ve “Şanghay’da Geçen Filmler” adını verdiğim bu yazı dizisinin genel konseptini biraz geniş tutmaya karar verdim.. Burada yer vereceğim filmler sadece günümüz Şanghay’ında değil, geçmiş yılların Şanghay’ında da geçiyor olabilecek.. Ayrıca sadece Şanghay’ın değil Çin’in diğer bölgelerinin de filmde yer alıyor olması bu yazı dizisinde yer almasını engellemeyecek.. İtiraf ediyorum, baştan sonra günümüz Şanghay’ında geçen çok fazla film yokmuş zaten :) Bu bağlamda bugün burada yer vereceğim filme gelebiliriz sanırım.. “The Painted Veil” isimli 2006 yapımı bu filmde başrolleri Edward Norton ve Naomi Watts paylaşıyorlar..

Şangay’da Geçen Filmler (The Painted Veil)

Film Walter isimli bir bakteriyolog ile Londra’da tanıştığı ve hızlı bir şekilde evlenip Çin’e beraberinde getirdiği karısı Kitty arasındaki ilişki üzerine kurulu.. Filmin konusu ile ilgili detay vermeyeyim ama bizim hoşumuza giden güzel bir film olduğunu söyleyeyim.. Film 1920′lerin Londrasında başlıyor, hemen sonrasında Şanghay’a bir geçiş yapıyor ve bir süre sonra filmin büyük bir bölümünün geçtiği Guilin’in müthiş manzarasını görmeye başlıyoruz.. Filmin tamamına yakını Şanghay ve Guilin’de çekilmiş, hatta 1920′lerin Londra setini bile burada oluşturmuşlar :) Guilin’de çekim yaptıkları kasaba (Huang Yao) ise herhangi bir görsel değişim geçirmeden  filmde yer almış.. Gerek konusu, akışı; gerekse görüntüleriyle tavsiye edebileceğimiz bir film daha :)

Share

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Blogu biraz boşlayınca insan resmen tembelliğe alışıveriyormuş, onu anladım.. Son bir aydır tüm Şangay yazılarını babama bıraktığım için resmen yazı yazmayı unutmuşum :) Şimdi bizimkiler Türkiye’ye döndü ve ben Şanghay Rehberi’nin güncellenmesini bekleyen milyonlarca insanın beklentilerini boşa çıkarmamalıyım sanırım :) Öncelikle son bir ay içerisinde bizimkilerin neler yaptığını özetlemek istiyorum.. Böylece buraya ailesini, arkadaşlarını vs. getirmeyi planlayanlar varsa onlara da fikir verecektir bizim ailemizin burada yaptıkları.. Şunu da belirtmek lazım ki, Müge ve ben çalışıyor olduğumuzdan, 1-2 gün aldığımız izinler dışında hafta içi gündüzleri bizimkilere pek eşlik edemedik.. Tüm gezdikleri gördükleri yerleri, ellerinde harita ve sabahları bizden aldıkları mini-tarifler sonucunda, çok minik bir İngilizce ve sıfır Çince ile bulmayı, içeri girmeyi başarmışlardır.. Kendileri ile ne kadar gurur duysak az :)

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Şanghay’a geldikleri ilk gece, uzun yolculuğun yorgunluğunun da atlatılmasına yardımcı olur diye hep beraber ayak masajına gittik..  Hemen sonrasındaki günün akşamında ise hedefimiz hep beraber bir Bund yürüyüşüydü..

Sonraki hafta bir gün, kendi başlarına epeyce bir yol katedip önce Tekstil Fuarı‘nı ziyaret ettiler, sonra da ona yakında bulunan Metro Süpermarket’ten alışveriş yaptılar..

Başka bir gün, önce sabahtan beraberce karakola gidip kayıtlarını yaptırdık, sonra ise Jade Buddha Temple‘da onları bıraktım, onlar tapınağı gezdiler, sonra ona yakın mesafede bulunan camiiyi bulup onu da gezdikten sonra eve döndüler.. Aynı camiide bir sonraki gün babamla beraber bayram namazı tecrübesini de yaşadık..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Bir başka günlerini People Square ve yakınında bulunan müzeleri gezmeye ayırdılar, farklı bir günü ise Yuyuan Garden ziyaretine.. Giderken yaya, dönerken metro veya tam tersi gibi farklı yollardan gidip gelerek bu sırada Şangay yol bilgilerini de artırmış oldular..

Haftasonlarından birinin cumartesisini TV Kulesi ve sonrasında Hooters’da akşam yemeğine, pazarını ise karnaval ve Expo Çin Pavyonu gezisine ayırdık hep beraber.. Müge iş gezisinde olduğu için bize eşlik edemedi maalesef.. Oysaki Hooters’ı o da çok sever :)

Daha sonraki hafta bir gün öğle yemeği için bizim şirketin o tarafa geldiler, beraberce bir salaş esnaf lokantasında Hint yemeği yedik ve sonrasında yürüyerek Zhongshan Park‘ı bulup orayı gezdiler..

Bu arada yemek demişken, buradaki Uygur lokantalarının bizimkilerin favori mekanı haline geldiğini de söylemeliyim.. Geçen gelişlerinde favori restoranları McDonalds idi ama artık o tahtta Uygur restoranları oturuyor :)

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Tabii ki Şanghay’a gelip de Fake Market’e uğramamak olmazdı.. Gerek kendi başlarına (bakıcı olarak) gerekse bizimle beraber (alıcı olarak -Mügenin pazarlık yetenekleri sağolsun-) bir kaç defa Nanjing Road üzerindeki Fake Market‘e de uğramayı ihmal etmediler..

Güzel başlayan, stresli devam eden, mutlu ve huzurlu bir şekilde sürerken sırılsıklam sona eren bir günü ise önce Bilim&Teknoloji Müzesi‘ne, daha sonra ise Century Park‘a ayırdılar..

Bir sonraki haftasonunu ise bu sefer Mügenin de katılımı ve ekstra aldığımız izinle birlikte 3 günlük bir Beijing ziyaretine ayırdık.. Burada üç gün içerisinde görülebilecek hemen her yeri görmeye çalıştık.. Örnek vermek gerekirse, Tiananmen Square, Forbidden City, Wangfujing Street, tabiiki Çin Seddi, Ming Tombs, Beijing Hayvanat Bahçesi, Temple of Heaven, Olimpiyat Stadı ve Watercube, Summer Palace, Niujie Camii gibi turistik yerleri bazısını kısa bazısını uzun soluklu olmak üzere gezdik gördük.. Gidişi uçakla dönüşü ise -yataklı kompartmanda- trenle tecrübe ettiğimizi de belirteyim..

Şanghay’dan Bizimkiler Geçti..

Pekin dönüşü hafta içi biraz dinlenmenin ardından bizimkiler  bir günlerini Fuxing Park‘a, bir günlerini ise Şanghay Hayvanat Bahçesi‘ne ayırdılar.. Son haftasonlarının pazar gününü ise (Müge gene iş seyahatindeydi) Şanghaylı dostumuz Mr. Hu ve ikizleriyle beraber (onun eşi de iş nedeniyle katılamadı bize) Xitang isimli suşehrine ayırdık ve güzel bir gün geçirdik..

Bu arada aynı zamanlarda iş için buraya gelen sevgili kuzenimiz Egemen ve arkadaşı Hüseyin’i de alarak bir akşamı Hongmei Lu’da geçirdiğimizi de eklemeliyim.. Babam ve Egemen herhalde bir gün Çin’de beraber yemek yiyeceklerini 40 yıl düşünseler akıl edemezlerdi :)

Velhasıl sayılı günler çabuk geçti ve bizimkilerin de dönüş zamanı geldi.. Son akşamlarında kapanışı Era Akrobasi Gösterisi ile yapmalarını sağladım ve pek de pişman olmadılar :) Geçtiğimiz hafta itibariyle -yanlarına Türkiye’de işi olan Mügeyi de alarak- Şanghay’dan ayrıldılar ve beni yaban ellerde yapayalnız bıraktılar :)

Not: Babam kendi sitesine Çin seyahatleri ile ilgili yeni yazılarını ekledikçe ben de bu yazıda ilgili yerlere link vermeye devam edeceğim.. Misal, gelecek hafta içerisinde Beijing yazılarının siteye eklenmiş olacağını düşünüyorum.. İlgilenenlere duyurulur :)

Not2: Linkler güncellendi :)

Share

Şanghay’dan Seul’e 3 Günlük Kaçamak

Geçtiğimiz hafta perşembe günü itibariyle Çin’de kaplan yılı sona erdi ve tavşan yılına girildi.. Çin Yeni Yılı tatili nedeniyle milyonlarca insan memleketlerine doğru yola çıktı.. Akşamları başlayan ve gecenin geç saatlerine kadar süren havai fişek/maytap/çatapat sesleri ise her sene olduğu gibi bu sene de favorilerdendi.. Ne kadar uzun süre ve ne kadar şiddetli ses çıkarırsan o senenin sana o kadar başarı getireceği gibi bir inanış var yanlış bilmiyorsam, bu nedenle Çin Yeni Yılı haftası epey gürültülü geçiyor buralarda :)

Gerek bir haftaya yaklaşan resmi tatil, gerek de gürültünün şiddeti nedeniyle genelde insanlar ülke dışına çıkıyorlar tatil için bu süre zarfında.. Haliyle tatil fiyatları da bu hafta için normalin 2-3 katına fırlıyor.. Bizim aslında son haftaya kadar bir planımız yoktu.. Daha doğrusu bir ay kadar önce bir Yeni Zelanda hevesi oluşmuştu ama o heves sadece uçak bileti fiyatlarını kontrol edene kadar sürdü :) Normalde zaten yüksek bir fiyatı olan Şanghay-Auckland uçuşlarının Çin Yeni Yılı haftasındaki fiyatları dudak uçuklatıcıydı gerçekten.. En sonunda tüm haftayı bari burada geçirmeyelim dedik ve yakınlara bi yerlere kaçmaya karar verdik.. Hem fiyat hem de lokasyon olarak en uygun yer Güney Kore’nin başkenti Seul gibi göründü..

Şanghay-Seul uçak bileti fiyatları epeyce uygun.. Mesafe epey yakın olduğundan olsa gerek :) Yaklaşık 1.5 saat süren bu uçuş için Çin Yeni Yılı haftası olmasına rağmen 1900küsür RMB’ye gidiş dönüş bileti bulabildik.. Genelde insanlar tatilde sıcağı tercih ettikleri için güneye iniyorlar tabii, bizim gibi kuzeydoğuya giden pek olmasa gerek :) Velhasıl cTrip sitesi aracılığıyla Seul biletlerimizi alarak son dakika kararıyla bu seyahati kesinleştirmiş olduk.. Sonrasında otel seçimi için araştırmalara başladık..

Otel seçiminde tabii ki en önemli kriter lokasyondu.. Hem havaalanında otele ulaşım, hem de otelden şehirdeki atraksiyonlara ulaşım kolay olmalıydı.. İkinci kriter ise fiyatının çok pahalı olmamasıydı tabii ki.. Bir kaç gün süren araştırmanın ardından otel konusunda da kararımızı verdik.. PJ Hotel’i seçtik.. Gecelik oda fiyatı 550RMB civarı idi ve bu fiyata Agoda’dan rezervasyon yaptırdığınızda kahvaltı da dahil oluyordu.. Agoda’dan rezervasyonu yaptırıp, emailimize gelen voucher’ın çıktısını aldığımızda seyahate hazırdık resmi olarak :)

Havaalanından otele ulaşım gerçekten çok kolay.. Bavullarınızı alıp binanın dışına çıkar çıkmaz bekleyen otobüsleri görüyorsunuz.. 6015 no’lu otobüse binmeniz ve Chungmuro durağında inmeniz gerekiyor.. Otobüs şoförü PJ Hotel’i bildiği gibi, otobüsteki ses sistemi de durak ile birlikte otelin ismini de söylüyor gelince.. Otobüsün sizi indirdiği yerden yaklaşık 15-20 metre gerideki sokağa girip aşağı doğru yürümeye başlayın, sokak bitince oteli göreceksiniz.. Bu arada otobüs ring sefer yaptığı için indiğiniz yerden binerseniz 1 saat içerisinde havaalanındasınız..

İndiğiniz durak olan Chungmuro aynı zamanda metro istasyonunun da ismi.. 3 ve 4 no’lu metro hatlarına buradan ulaşabiliyorsunuz.. Otelin yeri aynı zamanda bu istasyon ile Euljiro-4 isimli istasyonun (2 ve 5 no’lu hat) arasında kalıyor.. Yani otelden kuzeye doğru 100 metre yürüseniz bir metro istasyonu, güneye doğru 100metre yürüseniz başka bir metro istasyonu.. Epeyce güzel bir lokasyon yani sonuç olarak :) Ha tabi bu arada otelin kendi servis otobüsü de var, her yarım saatte bir müşteriler ücretsiz olarak belli başlı mekanlara bırakıyor..

İlk gün otele yerleştikten sonra yürüyüş yapmaya karar verdik.. Yürüyüşümüz bizi Seul Kulesi’ne kadar götürdü.. Epeyce bir tırmanış yaptık aslında kuleye ulaşana kadar.. Namsan Parkı içinde geçerek aynı isimli dağa epeyce bir tırmandık.. Ama sonunda gerçekten de o tırmanışa değdi.. 360 derecelik güzel bir Seul manzarası ve o manzaraya karşı içilen kahveler ve yenen tiramisu ilaç gibi geldi, tüm yorgunluğumuzu aldı :) Dönüşte aynı yolu geri yürümeyi tercih etmedik, kule girişinde bekleyen otobüslerden Chungmuro durağından geçen otobüsü bulduk ve ona atlayarak 5-10 dk içinde otele ulaştık..Bu arada bizim tırmandığımız o yol için teleferik de varmış, biz dönüşte farkettik bunu :)

İkinci gün sabahtan kahvaltı sonrası otelin servis arabasıyla yola koyulduk.. İlk durağımız şehrin Mahmutpaşası diyebileceğimiz alışveriş bölgesi Namdaemun oldu.. Yalnız şöyle bir durum farkettik, bu yeni yıl kutlamaları sadece Çin’de değil, Kore’de de yapılıyormuş.. Havai fişek vs. kullanmıyorlar belki ama resmi tatil olduğu için bir çok dükkan kapalıydı ve bir çok kişi de şehri terketmişti tatil için.. Aslında bizim işimize geldi bu, sessiz sakin bir biçimde dolaştık şehrin sokaklarında.. Namdaemun’da tek tük de olsa açık dükkanlara göz gezdirdikten sonra yürüyerek Myung-dong Caddesi’ne doğru ilerledik.. Burası da alışveriş için ideal, çoğunlukla markalı mağazalardan oluşan büyük bir mekan.. Giyim, kozmetik, yiyecek, içecek vs. bir çok mağazayı burada bulabilirsiniz..

Oradan Lotte alışveriş merkezine gittik ama kapalı olduğunu görünce çok fazla oyalanmadan Yeouido Parkı’na doğru metro yolculuğumuza başladık.. Seul’u batı-doğu istikametinde bir nevi ikiye bölen Hangang Nehri kenarında bulunan bu parkta hem güzel bir bisiklet (iki kişilik tandemlerden kiraladık) gezisi yaptık, hem de nehir kenarına kadar inip soğuk ama güzel manzaranın tadını çıkardık :) Sonrasında gene bir metro yolculuğu ve kısa bir süre içerisinde otele ulaştık.. Akşam yemeğini ise resepsiyondan tavsiyesini aldığımız Kore restoranında yedik, restorandaki elemanın Türkiye’den sadece Fenerbahçe’yi tanıyor olması dışında herşey dört dörtlüktü diyebilirim :) Tıka basa doyduktan sonra otele dönmeden bir de Korenin ayak masajını deneyelim dedik ama Çin’dekilerle kıyasladığımızda çok da memnun kaldığımızı söyleyemem..

Üçüncü ve son gün otelden çıkış yaptıktan sonra çantaları orada bıraktık ve Chungmuro metro istasyonunun yakınında bulunan Namsangol Hanok isimli geleneksel Kore köyünü ziyaret ettik.. Epeyce kalabalıktı o gün, bir şeyleri açılışını yapıyorlardı ama anlayamadık :) İçeride geleneksel Kore oyunları oynayan her yaştan insanı, gene geleneksel Kore evlerini ve eşyalarını görmek mümkün.. Açık hava tiyatrosunda ayrıca bir konsere de tanıklık ettik.. Hanok Köyü’nde epeyce vakit geçirdiğimiz için oradan çıkıp direk havaalanına gitmek durumunda kaldık başka bir mekan göremeden.. Hanok böylece Seul gezimizin son durağı olmuş oldu :)

Üç gün Seul için tam olarak yeterli gelmiyor belki ama epeyce bir mekanı güzel bir planlama ile gezebilirsiniz.. Şanghay’a olan yakınlığı nedeniyle haftasonu seyahatleri için bile gayet uygun.. Alternatif olarak, günübirlik kayak turu alabilirsiniz veya Kuzey Kore sınırına heyecanlı bir DMZ gezisine katılabilirsiniz.. Özellikle uzakdoğuda yaşayanlara tavsiye edebileceğim bir şehir..

Share

Şanghay.. Kent Hakkında Özetle.. (2)

Ali İhsan Çam tarafından hazırlanan bu güzel Şanghay yazısının ikinci ve son bölümü..

ÇİN’İN BUGÜNÜNÜ BELİRLEYEN CADDE
Çin’in Şanghay kenti günümüzde ekonomik faaliyetiyle sık sık adından söz ettirirken aslında modern Çin’in temellerinin atıldığı şehir olarak dikkati çekiyor.

Çin Komünist Partisi (ÇKP) temellerinin atıldığı ve ilk kongresinin yapıldığı şehir olan Şanghay’da, kongrenin yapıldığı bölge, tarihiyle olduğu kadar modern kafeteryaları ve Batı mimarisiyle şehrin göz bebeği konumunda bulunuyor.
Şanghay’ın kalbinde bulunan Şin Tien Di “Yeni Cennet Yeni Dünya” adlı caddeyi Çinliler, “gökdelenlerin arasında sıkışmış bir oturma odası” olarak tasvir ediyor.

Mao-Zedong

Mao Zı Dong ve arkadaşlarının ÇKP’nin 23 Temmuz 1921′de ilk ulusal kongresini yaptığı binanın aynı bölgede bulunması, “Yeni Cennet Yeni Dünya”yı Çinliler ve modern Çin’in kuruluşu açısından daha önemli hale getiriyor.

ÇİN’İN KADERİNİ BELİRLEYEN KONGRE

ÇKP’nin ilk manifestosunun da belirlendiği kongreye Çin’deki diğer bölgeleri temsilen birçok delege katılmıştı. Bugün de eski Fransız bölgesi olarak anılan “Yeni Cennet Yeni Dünya”da o yıllarda Fransız polisinin baskısıyla bölgeden ayrılan delegeler kongre toplantısına başka bir şehre giderken kayıkta devam ettiler. Böylelikle Çin Halk Cumhuriyeti’nin temelleri o yıllarda eski Fransız bölgesindeki bir evde ve bir kayıkta atıldı.

First-Congress-shanghai

Yıllarca Fransızların kontrolünde olan bölge, 1949′daki devrimin ardından Şanghay’daki yabancıların diğer imtiyazlı bölgeleri gibi Çinlilere devredildi.

Şin Tien Di’de 1999 yılına kadar Çinli ailelerin yaşadığı Fransızların işgal döneminden kalan Batı tarzı iki üç katlı evler varken, iki yıl içerisinde yapılan restorasyonla gökdelenlerin iş yoğunluğunun arasına bir nefes alma alanı oluşturulmuş. 2001 yılında son haliyle hizmete giren bölge, dünyaca ünlü markaların mağazalarına da ev sahipliği yapıyor ve bunun yanı sıra şehirde “Şin Tien Di stili” adıyla da bir fenomen oluşturdu. 20. yüzyıl Şanghay mimarisi olan “Şı Ku Men” mimarisiyle Batının harmanlandığı bölge, yerel yönetimin koruması altında.

shanghai-xintiandi

İŞGAL YILLARI
Şanghay’a 18. yüzyılda İngilizlerin yerleşmesinin ardından eskiden balıkçı köyü olan şehir, bir asır içinde çok hızlı kalkınarak Çin’in en büyük kentlerinden bir haline geliyor. Çin tarihini ve Şanghay’ı doğrudan etkileyen Afyon savaşlarını Çinlilerin kaybetmesinin ardından 1800′lü yılların sonuna doğru şehir uluslararası bir sömürge ve ticaret şehri haline geliyor.

Bu dönemde İngilizler başta olmak üzere, Fransızlar ve Amerikalılar kendilerine, kendi hukuklarının işlediği ve güvenlik güçlerinin bulunduğu özel imtiyazlı bölgeler kuruyor. Çin’i sömürmek isteyen Batılı güçlere 20. yüzyılda pastadan payını almak isteyen Japonya da katılınca şehir tam anlamıyla kozmopolit ve iç bölgelerden oluşan uluslararası bir dünya kenti haline geliyor.

Yabancıların ağırlıklı olarak şehrin güneyinde, Çinlilerin ise kuzeyde yaşadığı o dönemde şehrin yabancıların olduğu bölümlerine kontrollü giriş yapılıyor. Bölünmüş bir yapıda olan şehirde o dönem Fransızlara ait olan Şin Tien Di adlı bölge, geçmişin izleriyle bugünü bir arada taşıyor.

Çinlilerin deyimiyle Şin Tien Di “Yeni Dünya Yeni Cennet” olarak adlandırılan bölgenin sloganı ise “Dünün yarınla buluştuğu yer”.
ÇKP’nin temellerinin atıldığı yer şimdi şehrin en gözde eğlence mekanlarına, kafeteryalarına ve kitabevlerine de ev sahipliği yapıyor.

24 SAAT HAYATIN DURMADIĞI BöLGE
Yabancıların da gözde mekanlarından olan Şin Tien Di, 24 saat boyunca hareketli. Aynı anda birçok milletten insanın bir arada bulunduğu bölge dünyanın tüm lezzetlerini sunan restoranları da barındırıyor.
Çin’in yakın tarihine tanıklık eden cadde, 10 yıl önce son halini almış. Bölgenin yeniden tasarlandığı dönemde 2 bin 50 civarında ailenin tahliye edildiği belirtilirken, Şanghay’ın eski imtiyazlı bölgelerinin halen konut olarak kullandığı yerler şehir genelinde hala bulunuyor ve yavaş yavaş yeni rekreasyon alanlarına dönüştürülüyor.

shanghai-xintiandi

Eski Fransız bölgesi olması nedeniyle Avrupa mimarisinde olan bölge, dar sokakları, küçük kafeteryaları, sanat galerileri ve Batı tarzı bar ve restoranlarıyla Avrupa’dan bir köşe gibi dikkati çekiyor.
Sokak aralarında dizi ve film çekimlerinin yanı sıra bu tarihi dokunun içerisinde Çinliler de bol bol hatıra fotoğrafı çektiriyor.
İki yakalı şehrin “gökdelen tarlalarının” bulunduğu Pudong bölgesinin karşısındaki eski İngiliz sömürgesi ise 1930′ların Art Nouveau tarzındaki mimarisi ve tüm görkemiyle Şanghay’ı ikiye bölen nehrin kenarında bulunuyor.

Batı mimarisiyle 20. yüzyıl Avrupasını andıran görkemli binaların bulunduğu “Vay Tan” (Dış Sahil Kordonu) ise önceden Avrupa bankalarının Asya şubelerine ev sahipliği yaparken, şimdilerde büyük Çin bankalarının merkez binalarının bulunduğu yer olarak göze çarpıyor. Bu büyük binalarda en dikkat çeken unsur ise hepsinin çatısında Çin bayraklarının sıralı bir şekilde dalgalanması.

shanghai-the-bund

Yerli ve yabancı birçok yazara ilham veren, Doğu ve Batının buluştuğu şehir olarak anılan Şanghay’ın yerlileri kendilerini birçok kültürü bir arada bulunduran bu şehirde yaşamaktan memnun olduklarını her fırsatta dile getiriyor.
Şanghay’lı olan ve Şanghay’ın eski imtiyazlı bölgelerinden birinde kafeterya işleten Şiao Ye de bunlardan biri. Şehrin eski Fransız bölgesinde Batı tarzı bir bina da altı yıldır kafeterya işleten Şiao Ye, dünyanın her yerinden müşterisi olduğunu vurgulayarak, ev tarzındaki sahaf kafesinde Çinlilerle farklı birçok kültürün bir araya geldiğini anlatıyor.

“Tüm dünya burada, başka bir yere gitmeye ihtiyacım yok” diyen Şiao, Şanghay’ın tarihte olduğu gibi bugün de Çin’in dışa açılan penceresi olduğunu ifade ediyor.

TURİSTLERİN İLK UĞRAK YERİ
Çin’in en büyük kenti ve ticari merkezi Şanghay’ın hızlı şehirleşmesinin arasında Çin mimarisinden kalan küçük bir mahalle, şehirdeki Çin mimarisinin topluca görüldüğü bölge olarak dikkati çekiyor.

Şanghay’da şehrin dört bir tarafında türeyen dev gökdelenlerin arasında tarihi özelliği de olan Yü Yüen Bahçesi ve etrafındaki eski mahalle, Çin kültürünün bilinen dokusunu şehirde yansıtan nadir bölgelerden.
Hızlı şehirleşen ve gitgide Batı tarzı bir görünüme bürünen dev metropoldeki “Çin mahallesi”, şehrin tarihi dokusunu ve kültürünü yansıttığı için yerel hükümet tarafından da koruma altına alınmış.

İpek, Çin çayları, yeşim taşı, inci ve kaşmir gibi Çin kültürünü yansıtan ürünlerin yanı sıra geleneksel Çin el sanatlarının tüm örneklerinin yapıldığı ve satıldığı bölge, konuklarına geleneksel Çin mutfağından da örnekler sunuyor.

Ming Hanedanlığı (1368-1644) döneminde geleneksel mimariyle inşa edilen 400 yıllık bölge, aslında dönemin bakanlarından Pan Yüduan’ın babası için yaptırdığı bir bahçe olarak tasarlanmış.

Bakanın daha sonra tüccarlara sattığı bahçe, tarih boyunca birçok işgale ve tahribata uğramasının ardından yerel yönetim tarafından büyük bir bütçeyle onarılıp koruma altına alınmış.

shanghai-yuan-garden

Türkçesi “Mutluluk Bahçesi” anlamına gelen Yü Yüen, 30 hektarlık arazisinde geleneksel Çin bahçe sanatı ve çiçeklerinden de birçok örnek barındırıyor.

Şanghay’da eski İngiliz bölgesi “Vay Tan” adlı dış sahil kordonunun arkasında kalan bölge, kıvrımlı dar sokakları, ejderha motifli klasik Çin taş binaları, Uzakdoğu’ya has doğal güzellikleriyle Çinliler tarafından betonlaşmanın arasındaki eski bir Çin masalı diyarı olarak betimleniyor.
Etrafında irili ufaklı birçok dükkan ve evin bulunduğu mahalle, 1961 yılında halka açılmış ve 1982′de milli anıt olarak koruma altına alınmış.

ÇİN MAHALLESİNDE FAST FOOD İŞGALİ
Şanghay’ı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin ilk uğrak noktalarından olan “Çin mahallesi”, Çin’e ait bir hatıra götürmek isteyenlerin mutlaka uğradığı yerlerden.
Özellikle tatil günlerinde on binlerce kişiyi ağırlayan bölge hatıra ürünlerin satıldığı küçük dükkanlarıyla da şehrin ekonomisine büyük katkı sağlıyor. İlginç fiyat aralıklarında seyreden ürünlerin sıkı pazarlıkla ilk söylenen fiyatın yüzde 10′una alınabildiği Çin mahallesinde, Uzakdoğu kültürünü yansıtan ürünler satılıyor.

Çin genelinde yetişen tüm çayların ikram edildiği ve satıldığı eski Çin kültürü tarzındaki çay evlerinin de bulunduğu Yü Yüen’de, küresel markaların kahve evleri ve fast food şubeleri de dikkati çeken unsurlardan.

Share

Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün (The End)

Yazı dizinin Şanghay’ı kapsayan beş, Xian’dan bahseden bir, yani toplam altı yazısından sonra kapanış için de kısaca bir şeyler yazmak istedim.. Bu yazının ardından Şanghay ile ilgili genel mekan bilgileri içeren yazılarıma geri dönüş yapacağım kısmetse :)

Serkan ve Hemşo, Şanghay’da ve Xian’da beraber geçirdiğimiz yedi günün ardından, bayram sonrası ek olarak aldıkları üç gün iznin ikisini Beijing’de geçirmek istediler.. Daha doğrusu ben onlara bu şekilde bir program yapmıştım, onlar da sağolsunlar beni kırmadılar :) Benim ek iznim olmadığı için onlara eşlik edemedim ama beraber takıldığımız bir haftanın ardından Çin ile ilgili yeterli tecrübeyi dinmişlerdi, o nedenle pazartesi sabahı içim rahat bir şekilde havaalanına yolcu ettim kendilerini :)

Beijing’de de aynen beraber Xian’da yaptığımız gibi bir seyahat gerçekleştirdiler.. Otel seçimini şehir merkezinde, Forbidden City’nin hemen dibindeki bir otelden yana kullandığımız için pazartesi gününü merkezdeki turistik mekanları yürüyerek dolaşarak geçirdiler.. Sadece yemek yiyebilecekleri bir yer bulma konusunda biraz sıkıntıları oldu, onun da kısa bir araştırmanın ardından üstesinden geldik..

Salı gününü ise Çin Seddi turuna ayırdılar.. Otel vasıtasıyla kaydoldukları bir tur onları başta Çin Seddi olmak üzere sanırım toplamda dört ayrı mekana götürdü ve akşam üzeri şehir merkezine bıraktı.. Sonrasında orada biraz daha takıldıktan sonra rotalarını havaalanına çevirdiler ve akşam 21:30 uçağı ile Şanghay’a geri döndüler.. Havaalanından bindikleri taksinin şoförüne bizim evin adresini hiç zorlanmadan söylemeyi bile başarmışlar, ki bu çok rastlanan bir şey değildir buralarda :)

Her güzel şeyin bir sonu olduğunun bilincinde olarak Çarşamba gününe gelmiştik.. Şansımıza bahardan kalma bir gün karşıladı bizi.. Sabahtan kahvaltıyı es geçtik, bavulları hazır hale getirdik.. Öğlen yemeğini kahvaltı ile birleştirdik, ve Burger King’de Evren ile buluşarak Whooper’ları götürdük :) Sonrasında Starbucks’ta içilen kahvenin ardından Evren’i ofisine yolcu ettik ve biz de son kalan alışverişler için fake market’e uğradık..

Sonrasında, eve dönmeden önce, Hemşo’ya iPhone almak için buranın telefon pazarı sayılabilecek mekana götürdüm arkadaşları.. Bu mekanla ilgili ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum, o nedenle burayı kısa geçeceğim.. Mekanı öğrendiğimiz sevgili İlker’e buradan teşekkürlerimi sunuyorum bu arada :) Hemşo’yu güzel telefonuna kavuşturduktan sonra eve döndük ve uçak saatini beklemeye başladık..Ve maalesef o saat geldi.. Hemşo ve Serkan’ı taksiye bindirdik ve Pudong’a doğru yola çıktılar..

Sonuç olarak söylemeliyim ki, kurban bayramı tatili boyunca arkadaşlarımızla çok güzel vakit geçirdik.. Zaten siz de hemen herşeye yazılar vasıtasıyla şahit oldunuz :) Sevgili dostlarım Serkan’a ve Hemşo’ya davetimi kırmayıp buralara kadar geldikleri için şunu söylemek istiyorum (Hemşonun doğaçladığı Çince vasıtasıyla) –> ŞİŞU!

Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün

Share

Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün (Gün-2)

İkinci gün olan Salı gününe bir önceki güne göre biraz daha erken başladık.. Kahvaltının ardından pasaportlar ile birlikte karakolun yolunu tuttuk.. Daha önce de anlattığım gibi, eğer otelde kalmayacaksanız karakola gidip geçici ikametgah belgesi almanız gerekiyor.. Serkan ve Hemşo da bizde kalacakları için bu belgeye ihtiyaçları olacaktı.. Aslında muhtemelen işlerine yaramayacak ama gene de kurallara saygılı insanlar olarak bu riski almak istemedik :) Sabah ilk iş karakola gidip arkadaşların kayıtlarını yaptırdık.. Sonrasında ise tapınak gezimiz başladı..

Read more »

Share

Şanghay’da Serkan ve Hemşo ile 5 Epik Gün (Gün-1)

Bu satırları yazmaya başladığım Xian Bell Tower Hotel’in 628 no’lu odasında farkettim ki geçtiğimiz 2 hafta epeyce yoğun geçmiş :) Öncelikle kadim dostum Tuncay ve eşi ile birlikte iki aile olarak yaptığımız bir haftalık bir tatil ve hemen ardından hemşom (nam-ı diğer Mustafa) ve sıkı dostuma (nam-ı diğer Serkan) Şanghay’da yaptığımız ev sahipliği derken zaman su gibi akıp geçmiş.. Beraberce Şanghay’ın altını üstüne getirdikten sonra tatilin son kısımlarını şehir dışı ziyaretlere ayırmaya karar vermiştik.. İlk durağımız hep beraber geldiğimiz Xian oldu.. Haftasonunu burda geçirdikten sonra arkadaşlarımızı kendi başlarına Beijing’e, ardından da maalesef İstanbul’a geri yollayacağız..

Read more »

Share

Şanghay Jin Mao Kulesi

Şanghay’a geleli o kadar zaman olmasına rağmen ancak geçtiğimiz haftasonu Pudong’taki 3 kuleden birine çıkma fırsatı bulabildik.. Oriental TV Tower ve World Financial Center gökdelenlerinden muhtemel bilet kalabalığı nedeniyle uzak duruyorduk, Jin Mao’dan ise emin değildik.. Neyseki Bilim & Teknoloji Müzesi ziyaretimiz esnasında aldığımız Jin Mao giriş biletine güvenerek, bunun üstüne kış mevsimi öncesi son açık havalardan biriyle de karşılaşınca ilk gökdelen ziyaretimizi yapmaya karar verdik..

Henüz Jin Mao’ya yolu düşmemiş olanlar için kısaca adres tarifi yapayım.. En basit ve ekonomik şekilde 2 no’lu metro hattını kullanarak Lujiazui istasyonunda iniyorsunuz.. İstasyonun dışına çıkınca devasa bir yaya üst geçidi göreceksiniz daire şeklinde.. Onu kullanarak Jin Mao binasının olduğu tarafa geçmeniz lazım, yoksa uzun bir yol boyunca oradaki caddeler yayaların geçişine kapalı.. Üst geçidi kullanıp Jin Mao tarafına geçtikten sonra tek yapmanız gereken gökdelene doğru yürümek.. Zaten uzunluğundan ötürü kaybolmanız imkansız :)

Jin Mao’ya turistik amaçlı gelenler, yani 88. kata çıkıp Şanghay’a yukardan bakmak isteyenler için ayrı bir giriş var, “88 Observation Deck” tabelalarını takip etmeniz yeterli bu girişe ulaşmak için.. Gerçi yanlışlıkla Hyatt Otel’in girişinden bile girseniz bir şekilde 88 girişine ulaşmanız mümkün ama ne gerek var o kadar uğraşmaya :) Hemen girişteki yürüyen merdivenlerden bir kat aşağıya iniyorsunuz bilet gişesi ve sonrasında asansör girişi için.. Bizim halihazırda biletimiz olduğundan bilet fiyatlarını kontrol etmeyi unuttum maalesef ama 100RMB civarında olduğunu tahmin ediyorum kişi başı.. Biletiniz elinizde, önce güvenlik sonra asansör sırasını beklemeye başlıyorsunuz..

Asansör sırasında beklerken, Kodak tshirt’ü giymiş elemanlar bir Şanghay resmi önünde herkesin resmini çekiyor.. Yukarıda bu resimleri isterseniz 40RMB verip satın alabiliyorsunuz, isteğe bağlı yani.. Asansör sırası size geldiğinde 45 saniyelik kulak doldurucu asansör yolculuğu başlıyor ve sizi saniyede 9metre’lik bir hızla Jin Mao’nun 88. katına çıkarıyor.. Sonrasında ise 360 derecelik bir mekanda Şanghay’ı istedğiniz açıdan keyifle seyretme şansını yakalıyorsunuz.. Ayrıca, resimlerde de göreceğiniz gibi gökdelen boşluğuna bakıp Hyatt Otel’in katlarını izlemeniz de mümkün :)

Share

Şanghay’da Bir Günlük Yürüyüş Programı

Kullananlar bilirler, Google Buzz aracılığıyla, takip ettiğiniz kişilerle de bağlantılı olarak epeyce faydalı bilgilere ulaşabiliyorsunuz.. Benim listemde bulunan Alman bir arkadaşın yaptığı paylaşımı burada paylaşmak istiyorum.. Yürümeyi sevenler ve bu konuda kendine güvenenler için Şanghay’ın merkezini bir günde turlamanızı sağlayacak bir programdan bahsedeceğim aşağıda kısaca.. Şanghay’ı sabahtan akşama kadar bir elinizde içeceğiniz, diğer elinizde haritanız, boynunuzda fotoğraf makineniz ile geze geze, göre göre dolaşmak istiyorsanız aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz..

* Başlangıç noktamız People Square olacak.. Buradan doğuya, Huangpu Nehri’ne doğru, veya daha popüler ismiyle Bund’a doğru, yürüyüşümüze başlıyoruz.. Yürüyüşümüzde trafiğe kapalı olması, popülerliği ve kalabalıklığıyla bizim İstiklal Caddesi’ne benzeyen East Nanjing Rd.’u takip edebilirsiniz.. Alternatif olarak, daha önce de bahsettiğim kitapçı/kırtasiye dükkanlarıyla dolu olan iki paraleldeki Fuzhou Rd da izlenebilir..

* Bund’a, yani nehir kıyısına ulaştığınızda karşıdaki manzara karşısında etkilenip fotoğraflarınızı çekmeye başlayacaksınız zaten.. Veya buraya yürüyüş yolunda da zaten başlamış olabilirsiniz :) Buradan yürüyüşümüze güneye doğru, nehre paralel olarak devam ediyoruz.. Ta ki Yu Garden’a ulaşana kadar.. Bu tarihi mekan da gene Şanghay’ın “görülmezse olmaz”ları arasındadır..

* Buradan yönümüzü batıya çeviriyoruz ve yürümeye devam ediyoruz.. South Huangpi Rd. metro istasyonuna ulaşıncaya kadar.. Burada bir kestirme yapıp, 1 no’lu metro hattına biniyoruz ve Changshu istasyonunda iniyoruz.. Böylece ünlü “French Concession”a ulaşmış oluyoruz.. Buranın da yapısı, mimarisi ilginizi çekecektir..

* Henshan Rd. üzerinden aşağı doğru yürümeye devam ediyoruz ve Xujiahui Parkı’na ulaşıyoruz.. Burası aynı zamanda ünlü elektronik marketin de bulunduğu yer.. Burası bugünlük yürüyüşümüzün son durağı :)

Akşamında ise bu yorgunluğun üzerine Bund tarafına geri dönüp Hyatt’ta bulunan Vue Bar’da günün yorgunluğunu eşsiz Şanghay manzarası eşliğinde atıveriyoruz :)

Yürüyüş rotasını harita üzerinde görmek için buraya tıklamanız yeterli..

Share

Şanghay’ın Ünlü Gökdelenleri

Yaklaşık 2 aylık bir Türkiye ziyaretinin ardından medeni hâli değişmiş biri olarak Şanghay’a geri dönmüş bulunmaktayım :-) Bu da demek oluyor ki siteyi güncellemeye kaldığım yerden devam edeceğim..

Dönüş sonrası ilk yazım, daha önceden planladığım ama bir türlü fırsat bulamadığım bir konu olan Şanghay’ın yüksek binalarıyla ilgili.. Şanghay’ın gelişmesini en iyi gözlemleyeceğiniz noktalardan biri şehirde son yıllarda sayıca büyük artış gösteren gökdelenler olsa gerek.. Bunlardan bir kaç tanesi (bu yazıda bahsedeceklerim de diyebiliriz) diğer gökdelenlerin yanında boy olarak abileri görünümündeler ve yerli/yabancı turistler tarafından da epeyce ziyaret ediliyorlar.. Yükseklik korkusu olanlar bu devasa yapıların önünde resim çektirmekle yetinirken, korkusuzlar ise şehri ayaklarının altındaymışçasına gözlemleme imkanı buluyorlar.. Lokasyon olarak hepsi birbirine çok yakın, Pudong’da nehir kenarında sayılırlar.. Metronun 2 no’lu hattını kullanıp Lujiazui durağında inip, duraktan dışarı çıktıktan sonra kafanızı yukarı kaldırmanız yeterli her birini görmek için :) Şanghay’da görmeniz gereken bu üç gökdelenden kısaca bahsedelim..

1) Jin Mao Tower

Shanghai Kiss filmini seyretmiş olanlar Ken Leung’un (Lost’taki Miles da diyebiliriz) Şanghay’lı taksi şoförü ile arasında geçen sahneyi hatırlayacaklardır.. Bir türlü şoföre doğru tonlama ile Jin Mao diyemiyor ve farklı farklı yerleri gezmek zorunda kalıyordu.. İşte o Jin Mao, bu Jin Mao :) 1999 yılında yapımı tamamlanan bu gökdelen 421 metre uzunluğunda ve 88 kata sahip.. En üst katlar Grand Hyatt Oteli tarafından kullanılmakta.. Şu an kaçıncı katta olduğunu hatırlamıyorum (girişte sorarsanız söyleyeceklerdir) ama otelin cafe’sine gidip cam kenarı bir masada Şanghay manzarasına karşı oturarak  bir şeyler içmenizi tavsiye ederim..

Şangay Jin Mao Tower

2) Oriental Pearl Tower

Uzunluğu 468 metre olan bu yapı aslında bir gökdelen değil.. Temel işlevi gözlem kulesi ve anten hizmeti vermek.. Resimde de gördüğünüz gibi bu kulede aşağıdan yukarıya doğru irili ufaklı 11 adet küre var.. Herbirinde farklı hizmetler veriliyor.. Restoranından tutun da gözlem katına, mini lunaparkına kadar (roller coaster!) epeyce aktiviteye sahip.. Ne zaman önünden geçsek sırada bekleyen kalabalığı görüp girmekten vazgeçiyoruz ama bir gün o roller coaster’a binmeye kararlıyım :)

3) Shanghai World Financial Center

Şanghay’ın şu anki en yüksek binası ünvanına sahip olan işte bu aşağıdaki Dünya Ticaret Merkezi.. 492 metrelik bir yüksekliğe sahip ve 101 katı var bu gökdelenin.. Bir çok ofise, otele, alışveriş merkezine ve tabii turistik gözetleme mekanlarına ev sahipliği yapan bu gökdelen de Şanghay’ın “imza” yapılarından bir tanesi.. Şekil olarak ise bana her zaman gazoz açacağını hatırlatıyor :)

Şanghay Dünya Ticaret Merkezi

Sonuç olarak Şanghay’a yolu düşen herkesin bu binalardan en az birini zaman ayırıp ziyaret etmesi gerektiğini düşünüyorum.. Dünya Ticaret Merkezi gözlem alanına giriş 150RMB diye hatırlıyorum, Jin Mao’yu tercih ederseniz Hyatt’ın cafe’sine girişte ücret yok ama oturup bir şeyler içmek isterseniz gene benzer bir miktarı gözden çıkarmanız gerekecek.. Oriental’e gitmek isterseniz ise ordaki iştirak ettiğiniz aktivitelere göre size biraz daha pahalıya mal olabilir :)

Share

WordPress Themes | Photo by ZaNuDa